Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının Dar Es Salaam-Morogoro Tanzanya'da bulunan şantiyesinde 08.03.2018 tarihinde inşaat formeni demir ustası olarak işe başladığını, davacının iş sözleşmesinin 24.03.2022 tarihinde işveren tarafından işin azalmış olması gerekçe gösterilerek feshedildiğini, davacının davalı Şirket bünyesinde 08.03.2018-24.03.2022 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığını, ilgili çalışma dönemi boyunca davacının işçilik alacaklarının kendisine eksik ödendiğini, fazla çalışma alacağına ve hafta tatili alacağına ilişkin olarak çalışma süresi boyunca hiçbir ücret ödenmediğini, müvekkili ile Şirket yetkilisinin birlikte katıldığı ayrıca işyerine ait ofiste yapılan arabuluculuk görüşmesinin müvekkili açısından baskı ve korkutma altında, davacının sürecin neye ilişkin olduğunu, haklarının neler olduğunu bilmeden sadece "Tazminatlarını bu görüşmeden sonra alacaksın." beyanına dayanarak kendi iradesi dışında bu sürece zorla dâhil edildiğini, hukuka ve usule aykırı olarak düzenlenen ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptaline, fazla çalışma ve hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; alacak davasının tefriki ile arabuluculuk anlaşma belgesinin iptali talebi yönünden yargılamaya devam edilmiş ve taraflar arasında düzenlenen ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağı ve gerçekleştirilen arabuluculuk sürecine ilişkin olarak dinlenen tanıkların beyanlarından, kendilerine arabuluculuk süreci hakkında herhangi bir bilgi verilmediği, davacının iş sözleşmesinin 24.03.2022 tarihinde sona erdirildiği ve aynı gün arabuluculuk tutanağı düzenlendiği, işveren tarafından arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunun belirtildiği, arabulucuyu belirleme tutanağı, arabuluculuk ilk oturum tutanağı ve son oturum tutanağının hepsinin aynı gün gerçekleştirildiği buna göre, işveren ve işçi arasında, işçilik alacakları konusundaki uyuşmazlığa ilişkin arabuluculuk tutanağının düzenlendiği tarih, tutanak ve ibra beyanının içeriği dikkate alındığında, arabuluculuk tutanağının tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri bir zamanda uyuşmazlık konusu olmadan ve işçinin başvurusu bulunmadan Tanzanya'da ve ibra niteliğinde düzenlendiği, bu nedenle kanuna uygun şekilde bir ihtiyari arabuluculuk görüşmesi yapılmadığı, dinlenen tanıkların sunulan belgelerin imzalanmaması hâlinde haklarını alamayacaklarını söylediklerini beyan ettikleri hususları da dikkate alınarak kanuna uygun şekilde bir ihtiyari arabuluculuk görüşmesinin gerçekleştiğinin kabulunun mümkün bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne ve davacının imzalamış olduğu 24.03.2022 tarihli arabuluculuk tutanağının iptaline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının işten çıkışının yapıldığı tarih ile ihtiyari arabuluculuk görüşmelerinin tarihinin aynı olduğu, davacıya süreç ve içerikle ilgili bilgilendirme yapılmadığı, davacının işverenin baskısı altında tutanağı imzaladığı yönündeki tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas bakımından hukuka uygun olduğu gerekçeleriyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.1
Arabuluculuk süresinin çok kısa olması#
Tüm dosya kapsamına göre yapılan değerlendirmede, davacı tarafından Şirketin isteği üzerine arabuluculuk talebiyle arabulucuya saat 14.22'de e-posta gönderildiği, bu e-postaya istinaden düzenlenen arabuluculuk anlaşma tutanağında görüşmenin 14.30'da başladığı ve yine 14.30'da bittiğinin belirtildiği, görüşmenin Şirket merkezinde yapıldığı tutanak ile sabit olup düzenlenen tutanağın yukarıda İlgili Hukuk kısmında yer alan 6325 sayılı Kanun hükümlerine uygun olmadığı anlaşılmaktadır.2
Kaynaklar