Tacirler Arası Kira İlişkisinden Kaynaklanan Menfi Tespit Davasında Arabuluculuk Dava Şartıdır#
Davacılar; davacı şirket ile davalı arasında 15/02/2020 başlangıç tarihli kira sözleşmesi imzalandığını, diğer davacının sözleşmede kefil olarak imzasının bulunduğunu, kiralananda tadilat yapılması ve araya pandemi sürecinin de girmesi nedeniyle 15/06/2020 tarihi itibariyle kiralananda faaliyete başlayabildiklerini, 27/11/2020 tarihinde işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı talebinin, yapı ile ilgili 04/05/2006 tarihli yıkım kararı bulunduğu gerekçesiyle, belediye tarafından 30/11/2020 tarihli cevapla reddedildiğini, kiralananın hiç kullanılamadığından sözleşmenin 28/12/2020 tarihli ihtar ile feshedildiğini ileri sürerek, taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklı davalıya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
İlk derece mahkemesince; davacıların menfi tespit davası açmasında hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmiş; karar, davacılar tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince; takipten önce açılan menfi tespit davasında borçlunun borcu olmadığının hemen tespitinde korunmaya değer bir hukuki yararı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesinin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
18/12/2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7155 sayılı Kanun’un 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na (TTK) eklenen 5/A maddesinde; “(1) Bu kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması davası şartıdır.
(2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hallerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir.” düzenlemesi ile;
6102 sayılı TTK’nın geçici 12. maddesinde; “(1) Bu kanunun dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümleri, bu hükümlerin yürürlüğe girdiği tarih itibari ile ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtayda görülmekte olan davalar hakkında uygulanmaz.” düzenlemesi getirilmiştir.
Ayrıca, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’na (HUAK’) “Dava Şartı Olarak Arabuluculuk” başlığı ile 18/A maddesi eklenmiş olup, 6325 sayılı HUAK’nın 18/A maddesinin 2. fıkrasında; “Davacı arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği , aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.” düzenlemesi bulunmaktadır.
Bu düzenlemelere göre; 01/01/2019 tarihinden sonra konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında açılan davalarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Dava açılmadan önce uyuşmazlıkla ilgili arabulucuya başvuru halinde, son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunludur. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilecektir.
Yapılan bu açıklamalar ile yasal düzenlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; menfi tespit istemine ilişkin davanın, tacirler arasındaki ticari nitelikteki kira sözleşmesinden kaynaklandığı, davanın konusunun bir miktar para alacağına ilişkin olduğu, davanın 30/12/2020 tarihinde 6325 sayılı HUAK’nın 18/A maddesinin 2. fıkrasına göre arabulucuya başvurulmadan, doğrudan açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, bölge adliye mahkemesince; ilk derece mahkemesinin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden red kararının gerekçesinin, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, şeklinde değiştirilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki, temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararı sonucu itibariyle doğru olduğundan, gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması, HMK’nın 370 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle bölge adliye mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilmiş ve düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 10/11/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.1
Konkordato Talepli Davalarda Arabuluculuk Dava Şartı Değildir#
Benzer bir davada Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2021/4402 Esas - 2022/1359 Karar sayılı kararın da; '' ...1) Eldeki uyuşmazlık, İcra ve İflas Kanunu’nun 308/b. Maddesinde düzenlenen ve anılan maddede “alacakları itiraza uğramış”kavramı ile ifade edilen konkordato talep eden borçlunun alacağa itiraz etmesi sonucu “çekişmeli alacak” haline gelen alacaklarla ilgili alacaklının yasada belirtildiği üzere tasdik kararının ilanı tarihinden itibaren bir ay içinde açması gereken alacak davasının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A. Maddesi kapsamında dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa tabi olup olmadığı ve dava şartı olan zorunlu arabuluculuğun dava açıldıktan sonra Hukuk Muhakemeleri Kanununun 115/2.maddesi kapsamında mahkemece davacıya arabulucuya başvurmak için süre verilmesi suretiyle giderilip giderilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. İcra ve İflas Kanunu’nun 301.maddesine göre, konkordato projesinin hazırlanıp alacakların bildirilmesi ve tahkikinden sonra, komiser tarafından yapılacak ilanda yer alan alacaklının bir başka deyişle, konkordato projesine alacağı kaydedilen alacaklının alacağına borçlunun itiraz etmesi halinde bu alacak “çekişmeli alacak” vasfını kazanır. İcra ve İflas Kanunu’nun 302/IV. Bendi gereği mahkeme, çekişmeli alacağın hesaba katılıp katılmamasına ve ne oranda katılacağına yaklaşık ispat ölçüsünde ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırarak karar verecektir. Bu şekilde inceleme yapan mahkemenin vereceği karar, maddi hukuk bakımından sonuç doğurmaz. Çekişmeli alacağın oylamaya katılmasına ve katılacağı orana karar veren mahkeme, İİK’nın 308/b-II. Bendi gereği tasdik kararında konkordato projesi uyarınca çekişmeli alacaklara isabet eden payın kararın kesinleşmesine kadar borçlu tarafından mahkemece belirlenen bir bankaya yatırılmasına karar verebileceği gibi çekişmeli alacağın oylamaya hiç katılmamasına da karar verebilir. Ancak ne yönde karar verilirse verilsin bu karar bağlayıcı olmayıp tasdik kararının ilanından itibaren İİK’nın 308/b-I. Bendi gereği alacağı itiraza uğrayan alacaklı tasdik kararından itibaren bir ay içinde dava açmak zorundadır.Külli bir tasfiye prosedürü olan konkordato, hem bu özelliği hem de tasdik halinde İİK’nın 308/c maddesi gereğinde konkordatoya katılsın katılmasın kural olarak konkordato talebinden önce veya komiserin izni olmaksızın mühlet içinde doğan tüm alacaklar için mecburi olduğundan, 3.kişilerin de haklarını etkileyecek nitelikte kamusal bir karaktere sahiptir. Bu nedenle, hakimin tasdik koşulları bakımından resen inceleme ve araştırma yapması gerektiği gibi sürecin başarıya ulaşması bakımından yasada kısa ve kesin süreler öngörülmüştür. Arabuluculuk, tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin yardımı ile bir araya gelen tarafların kendi iradelerine tabi başka bir deyişle üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri hukuki uyuşmazlıkları birlikte müzakere ederek çözümü kendi menfaatlerine göre sağladıkları yine alternatif bir uyuşmazlık çözümü yöntemidir. Arabuluculukta yapılan anlaşma taraflar arasında sonuç doğurur. Nitekim; Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A-1. maddesi uyarınca arabuluculuk faaliyeti sonunda varılan anlaşmanın kapsamı taraflarca belirlenir. Anlaşma belgesi düzenlenmesi halinde bu belge taraflar ve arabulucu tarafından imzalanır. Taraflar arabuluculuk faaliyeti sonunda bir anlaşmaya varırsa bu anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesini talep edebilirler ve bu şerhi içeren anlaşma ilam niteliğinde belge sayılarak ilamların icrasına ilişkin genel hükümlere göre yerine getirilir. Çekişmeli alacaklar hakkındaki açılacak dava, görevli ve yetkili mahkeme ile yargılama usulleri ve ispat hukuku kuralları bakımından genel hükümlere tabi olacaktır. Örneğin çekişmeli alacak olacak kira sözleşmesi ise kaynaklı uyuşmazlık Sulh Hukuk Mahkemesi’nde işçilik alacaklarına ilişkin uyuşmazlık İş Mahkemesinde, ticari olmayan bir alacağa dayalı uyuşmazlık ise Asliye Hukuk Mahkemesi’nde, ticari nitelikte bir alacak ise Asliye Ticaret Mahkemesi’nde görülecektir. Kanun koyucu burada her uyuşmazlığın uzman mahkemelerde görülmesine ilişkin genel ilkeden ayrılmamıştır. Genel hükümlere tabi olma sadece bu konularda söz konusudur. Buna karşılık, aşağıda anlatılacağı üzere alacağın tahsili genel hükümlere tabi değildir. Yukarıda değinildiği üzere tasdik edilen konkordato genel olarak bütün alacaklılar için mecburi ve bağlayıcı olduğundan çekişmeli alacağın mukadderatı da konkordato hükümlerine tabiidir. Bir başka deyişle çekişmeli alacak hakkında karar veren mahkeme, konkordato projesini göz önünde bulundurarak alacağın tasdik edilen vade, tenzilat ve diğer ödeme koşullarına göre tahsil edilmesi yönünde hüküm kuracaktır. Aksi halde hem ödemeler dengesi bozulur hem de alacaklılar arasında eşitsizlik yaratılmış olur. Bu nedenle, çekişmeli alacak davası ile konkordato prosedürü arasında sıkı bir ilişki olması ve korunan menfaat nedeniyle de doktrinde de zorunlu arabuculuğa tabi olmadığı sonucuna varılmıştır. (ERMENEK, İbrahim/AZAKLI ARSLAN, Betül “İcra ve İflas Hukuku Açısından Ticari Davalarda Arabulucuya Başvuru Zorunluluğu”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Sayı:148,2020, s:152.) Konkordato davasında hem davanın kabulü hem de davanın reddi alacaklıları etkileyecektir. Davanın kabulü halinde projede öngörülen ödemeler yönünden etki doğuracağı gibi reddi halinde ise dava açan çekişmeli alacaklılara ödenmek üzere bir miktar paranın bankaya bloke edilmesine karar verildiği hallerde bu para masaya iade edilecektir. Tarafların çekişmeli alacağın miktarı ve ödenmesi konusunda arabulucuda serbestçe anlaşmaları alacaklılar arasında eşitliği bozduğu gibi konkordato tasdik projesinden farklı ödeme koşulları kabul edilmesi de yasal düzenleme ile kabul edilen konkordatonun tüm alacaklılar için mecburi olduğu ilkesine aykırı olacaktır. Çekişmeli alacakların bu yönü itibariyle de zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığı görüşü ileri sürülmüştür. (YAZICI, Çiğdem “Adi Konkordatoda Çekişmeli Alacaklar Hakkında Dava”, Bankacılar Dergisi, Sayı: 116, 2021, s:13) Çekişmeli alacak hakkında hiç kaynak ayrılmamış veya konkordato mahkemesince yaklaşık ispat ölçüsünde yapılan incelemede daha az bir alacak belirlenerek kaynak ayrılmışsa çekişmeli alacaklıları ile borçlunun arabuluculuk sürecinde daha yüksek bir miktarda alacak belirlemeleri veya farklı koşullarda anlaşmaları konkordato hükümlerinin bütün alacaklılar için bağlayıcı ve zorunlu olması kuralını ihlal edeceğinden ve alacaklılar arasında eşitliği bozacağından kabul edilemez. Aksi takdirde, diğer alacaklılar bakımından İİK 308/f hükmü gereği konkordatonun feshi hakkı doğar. Dolayısıyla, böyle bir anlaşmanın sadece taraflarını bağlaması ve tarafları arasında sonuç doğurması gerekirken tüm alacaklıları etkileyecek sonuçlar doğurur. Bununla birlikte, yine çekişmeli alacaklının arabulucuya başvuru için süre verilmeden davanın usulden reddi kararı verilmesinin yasaya aykırı olduğu hususuna gelince; 6235 Sayılı HUAK’nın 18/A-2. Bendine göre, “Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın, davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.” hükmüne aykırıdır. Bu hüküm uyarınca “herhangi bir işlem yapılmadan” tabirinden kasıt arabulucuya başvuru için taraflara süre verilmeyeceği, başka hiçbir usuli işlem yapılmadan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğidir. Bu nedenle, yasanın çok açık hükmü karşısında zorunlu arabuluculukta arabulucuya başvuruya ilişkin dava şartı davadan önce gerçekleştirilmek zorunda olup HMK’nın 115/2.maddesi kapsamında tamamlanabilir bir dava şartı olarak görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, İİK’nın 308/b. maddesinde düzenlenen çekişmeli alacaklarla ilgili davanın açılmasından önce arabuluculuğa başvurulması zorunluluğu konkordato hukukunun kamusal karakteri, tüm alacaklıları ilgilendirmesi, tarafların iradeleri ile kendi aralarında yapacakları anlaşmanın konkordato alacaklıları arasında eşitsizlik yaratacak nitelikte olması, konkordatoda ödemeler dengesini bozacak olması nedeniyle yasal düzenlemelere uygun görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir, '' gerekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 2021/307 Esas, 2021/336 Karar sayılı ve 18.03.2021 günlü kararının kaldırılarak ilk derece mahkemesi hükmünün BOZULMASINA, karar verilmiştir. Yukarıda yazılı Yargıtay ilamında açıkça belirtildiği üzere İİK’nın 308/b. maddesinde düzenlenen çekişmeli alacaklarla ilgili davanın açılmasından önce arabuluculuğa başvurulması zorunluluğu konkordato hukukunun kamusal karakteri, tüm alacaklıları ilgilendirmesi, tarafların iradeleri ile kendi aralarında yapacakları anlaşmanın konkordato alacaklıları arasında eşitsizlik yaratacak nitelikte olması, konkordatoda ödemeler dengesini bozacak olması nedeniyle, yasal düzenlemelere göre İİK. 308/b maddesi uyarınca açılan alacak davasında, dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesi zorunlu olmadığından, mahkemece dava şartı yokluğu nedeniyle usulden red kararı verilmesi hatalı olmuştur.2
İflas Arabuluculuğa Elverişli Değildir#
Yukarıda ifade edildiği üzere, İflas davasının kendine özgü nitelikleri mevcut olmakla birlikte, İİK 165/2. fıkrada belirtildiği üzere, iflasa karar verilmesinden sonra İflas davasından feragat geçersizdir. Bu düzenleme dahi İflasın arabuluculuk kanununun amaç ve kapsamına uygun olmadığını göstermektedir. Bu sebeple mahkemenin uyuşmazlığın arabuluculuğa tabi olduğu yönündeki kararı isabetli olmamıştır.3
Ecrimisil Ve Müdahalenin Meni Beraber Talep Edilmişse Ecrimisil Talebi Arabuluculuğa Tabi Değildir#
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı kooperatif ile arasında yaptığı sözleşme sonucu kooperatife üye olduğunu ve sözleşmede belirtilen Konya ili, … İlçesi, … Mh. … ada … parselde kayıtlı taşınmazdaki … numaralı dairenin müvekkili üzerine kaydedildiğinin belirtildiğini, sözleşmede görüleceği üzerine müvekkilinin bir borcu bulunmadığını, bu üyelik sonucu alacağı dairenin parasını peşin ödediğini ve 2 yıldır bu dairede ikamet ettiğini, ancak kooperatif yöneticilerinin söz konusu dairenin tapusunu müvekkiline devretmediğini, dairenin … adına kayıtlı olduğunu belirterek; dava konusu taşınmazın davalı … adına olan tapunun iptali ile müvekkili adına tapuya tesciline, bu mümkün olmadığı taktirde dava konusu taşınmazların rayiç bedelinin tespit edilerek müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … Kooperatifi vekili asıl davaya sunduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının üyeliğinin olmadığını, üye kayıt sözleşmesi var ise bunun geçersiz olduğunu, Kooperatifler Kanununun 23. maddesine aykırı üye kaydı yapılamayacağını, tercihli üyeliğin geçersiz olduğunu, üyelerin kur’a ile daire sahibi olabileceklerini, tercihli üyelik konusunda herhangi bir genel kurul kararının olmadığını, davacının dayandığı sözleşmedeki peşin bedelin kooperatif kayıtlarında gözükmediğini, sözleşmede bir miktar dahi yazılı olmadığını, sözleşmede imzası bulunan kooperatif yöneticileri … ve …’ün şahsi sorumluluklarının gündeme gelme ihtimalinin olması nedeniyle davacı ile işbirliği içinde olan adı geçen yöneticilere işbu davanın ihbarını istediklerini, dava konusu … nolu bağımsız bölümün davacıdan çok önceki bir tarihte diğer davalı …’a tahsis edildiğini, davacıya satılmasının ve tahsisinin mümkün olmadığını, davacının yaptığı bir ödeme varsa bunun ispatı halinde ödediği parayı geri isteyebileceğini, Konya Cumhuriyet Başsavcılığının … Sor. sayılı dosyası üzerinden defterleri iade etmeyen yöneticiler hakkında soruşturma yürütüldüğünden bahisle haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … davaya cevap vermemiş, duruşmadaki beyanlarında davanın reddine karar verilmesini, halen daireyi davacının kullandığını beyan etmiştir.
Davacı … Kooperatifi vekili dava dilekçesinde özetle; Konya İli, … İlçesi, … Mh. … ada … parselde kayıtlı … Blok … kat … nolu bağımsız bölüm sayılı daireyi 2 yılı aşkındır kira ilişkisi olmaksızın davalının kullandığını, malik olan müvekkilinin zarara uğratıldığını, daireyi boşaltmadığını, davalının haksız şagil sıfatıyla daireyi kullandığından bahisle daireye yönelik davalının müdahalesinin meni ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 5.000,00 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kök dava dosyasındaki davalarından da anlaşılacağı üzere dava konusu dairenin tercihli üye olan müvekkiline ait olduğunu, müvekkilinin haksız şagil olmadığını, müvekkilini kandıran davalı kooperatif yöneticilerinin taşınmazın tapusunu müvekkiline vermediklerini, işbu davanın kök davayı etkisiz hale getirmek için açıldığından bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Yapılan yargılama sonucunda; …Birleşen meni müdahale ve ecrimisil davasında davalı/birleşen dosya davacısı kooperatifin arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanak aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini sunmadığı ve arabuluculuk yoluna başvurmadıklarını bildirdiği, ecrimisil davasının tazminat niteliğinde ve davanın ticari dava olduğu, TTK nun 5/A maddesi ile HMK nun 114/2. maddesi ve HMK nun 115/2. maddesi gereğince dava şartlarından olan bu hususun sonradan giderilmesi mümkün olmadığından bu konuda davalı kooperatife ek süre vs. verilmesine gerek olmaksızın dava şartı yokluğu nedeniyle birleşen davanın usulden reddine karar vermek gerektiği,
Ayrıca birleşen davaya konu edilen … bağımsız bölüm numaralı meskenin 04/06/2009 tarihinden beri davalı … adına tapuda kayıtlı olduğu, taşınmazın birleşen dosya davacısı kooperatif adına kayıtlı olmadığı, tapu maliki olmayan kooperatifin meni müdahale davası açamayacağı ve dava açma hak ve ehliyeti ile davacılık sıfatının bulunmadığı, HMK nun 114/1-d maddesi ve HMK nun 115/2. maddesi gereğince dava şartlarından olan bu hususun sonradan giderilmesinin mümkün olamayacağı, bu nedenle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerektiği,
Kök … Esas sayılı dosyadaki davacı … ın davalılara yönelik tapu iptali tescil veya bedel tahsili davası yönünden,
Tarafların duruşmada dava konusu dairenin dava tarihi itibariyle piyasa rayiç değerinin 200.000,00 TL olduğunu bildirdikleri, mahkemece bu rakamın rayicine uygun görüldüğü, davacı … vekiline dava dilekçesinde gösterdiği 2.000,00 TL lik dava değeri üzerinden alınan harcın yetersiz olduğu ve 200.000,00 TL üzerinden eksik harcı tamamlaması gerektiği hususunda 07/09/2020 tarihli duruşmada müteakip 02/11/2020 tarihli duruşmaya kadar süre verildiği ancak davacının eksik harcı tamamlamadığı, bu nedenle 02/11/2020 tarihli duruşmada davası işlemden kaldırıldığı, Harçlar Kanunu 30. Maddesi ile HMK 150. Maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasından itibaren 3 ay içerisinde taraflarca yenileme talebinde bulunulmadığı ve davacı vekilince eksik harcın da tamamlanmadığı, bu nedene davacı …’ın … Esas sayılı dosyasındaki kök davasının açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği…” gerekçeleriyle;
… Esas sayılı dava dosyasındaki davacı … ‘ın davalılar … Kooperatifi ve … ‘a yönelik tapu iptali tescil veya daire bedelinin tahsili davasının; HMK’nın 150. maddesi gereğince dava dosyasının işlemden kaldırıldığı 02/11/2020 tarihinden itibaren üç aylık sürenin dolduğu 03/02/2021 tarihi itibariyle davanın açılmamış sayılmasına ve davanın kaydının kapatılmasına.
Birleştirilen Konya … Asliye Ticaret Mahkemesinin … Esas sayılı dava dosyasındaki davacı … Kooperatifinin davalı … ‘a yönelik meni müdahale ve ecrimisil davasının; dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, şeklinde karar verilmiştir.
… Koop. istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili kooperatifin davalı …’a açmış olduğu müdahalenin meni ve ecri misil davası yönünden yerel mahkemenin vermiş olduğu kararın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, yerel mahkemenin 07/09/2020 tarihli ara kararı ile taraflarına arabuluculuğa başvurmak için bir ay süre verdiğini, taraflarınca 16/07/2020 tarihinde arabuluculuğa başvurduklarını, Konya Arabuluculuk Bürosunun … dosya numaralı analaşamama tutanağı ile 14/08/2020 tarihinde arabuluculuğun sonlandırıldığını ve son tutanağın mahkemeye sunulduğunu, mahkemece istenen dava şartı olan arabuluculuk görüşmesinin gerçekleştiğini, yine yerel mahkemece davaya konu …numaralı bağımsız numaralı meskenin 04/09/2009 tarihinden beri davalı … adına tapuda kayıtlı olması nedeniyle tapuda malik olmayan kooperatifin meni müdahale davası açma hak ve ehliyeti ve davacılık sıfatı olmaması nedeniyle usulden reddine karar verildiğini, ancak davaya konu … ada … parsel, … numaralı daire … Kooperatifine ait olup tapuda kooperatif üzerine kayıtlı bir daire olduğunu, dava dilekçesinde de … ada … parsel, … Numaralı daire için meni müdahale ve ecrimisil davası açıldığını, fakat mahkemenin müvekkil … Kooperataifinin davacılık sıfatı olmaması nedeniyle usulden reddine karar verdiğini, bu nedenle yerel mahkeme kararının yanlış olduğunu, …’ın ise … ada, … parsel, … Numaralı daire için … ve … Kooperatifine tapu iptali ve tescil davası açtığını, taraflarınca açılan davadaki dava konusu daire ile …’ın açmış olduğu tapu iptali davasına konu dairelerin farklı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, istinaf mahkemesinde davanın yeniden görülmesini, istinaf mahkemesinde yeniden görülmesi mümkün değilse, hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl dava tapu iptali ve tescil, birleşen dava meni müdahale ve ecrimisil talebine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Asıl davada mahkemece HMK 150. Madde uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, bu karara karşı taraflarca istinaf yoluna başvurulmamıştır. Birleşen dava yönünden birleşen dosya davacısı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Birleşen meni müdahale ve ecrimisil davası 30/01/2019 tarihinde Asliye hukuk mahkemesine açılmış olup, Kooperatifler Kanunundan kaynaklanan davaların çözüm yerinin Asliye ticaret mahkemesi olduğu gerekçesiyle Konya … Asliye Hukuk Mahkemesinin … Esas- … karar Sayılı görevsizlik kararıyla dosya Asliye Ticaret Mahkemesine gelmiş, Mahkemece arabulucuya başvurulmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Davacı, sonradan 14/08/2020 tarihinde arabuluculuk başvurusu yapmıştır.
Birleşen dava, meni müdahale ile ecrimisil talebine ilişkindir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununa 19/12/2018 tarih 30630 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7155 Sayılı Kanunun 20. maddesi ile eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı TTK nun 5/A maddesi; “(1)Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” şeklindeki düzenlemesi ile ticari davalarda arabuluculuk dava şartı olarak getirilmiştir. Maddedeki düzenlemeye göre konusu para alacağı ile tazminat taleplerinde arabuluculuya başvuru zorunluluğu bulunmaktadır. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevine giren davada, davanın daha önceden Asliye Hukuk Mahkemesince açılmasının zorunlu arabulucuya tabi olduğu sonucunu değiştirmeyeceği, ilgili yasal düzenleme gereğince arabuluculuk şartının sonradan giderilebilecek bir eksiklik olmadığı, ticari davalarda arabuluculuk anlaşamama son tutanağının dava dilekçesine eklenmesi gerektiğinin şart koşulduğu, davacının dava açılırken arabuluculuk son tutanağı aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış suretine dava dilekçesine eklenmediği anlaşıldığından ecrimisil talebi yönünden ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasa ile dosya içeriğine uygundur. (Örn. Dairemizin 26/05/2022 tarih ve 2022/330 E.- 2022/908 K. sayılı kararı)
Somut olayda; Birleşen dosya davacısının taleplerinden birisi de meni müdahale talebi olup, meni müdahale, temelini TMK’daki mülkiyet hakkına ilşikin hükümlerden almaktadır. Ecrimisil ise doktrin ve yargı kararlarında bir nevi haksız kullanım tazminatı olarak kabul edilmektedir. Birleşen davada 6100 sayılı HMK’nın 110. maddesiyle düzenleme altına alınan “davaların yığılması” durumu söz konusu olup uyuşmazlık, meni müdahale ve ecrimisil talebi olmak üzere iki ayrı dava içermektedir. Konusu bir miktar paranın ödenmesi veya tazminat davası arabuluculuğa tabi ise de, müdahalenin men’i talebi, TTK 5/A maddesi kapsamında konusu bir miktar paranın ödenmesi olan bir alacak ya da tazminat davası olmadığından arabuluculuğa tabi değildir. Yargıtay … Hukuk Dairesinin … E- … K. Sayılı kararında da belirtildiği gibi, arabuluculuğa tabi olmayan meni müdahale davası ile birlikte açılan ecrimisil davası da arabuluculuk dava şartına tabi olmayacaktır. Bu nedenle mahkemece arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır.4
Çek İstirdatı Davası Arabuluculuğa Tabi Değildir#
Somut olayda ise uyuşmazlık TTK 792.m. uyarınca istirdatı istemine ilişkin olup, konusu bir miktar para alacağı değildir. Dava devam ederken çekin bedelinin davalı tarafça tahsil edilmesi halinde davanın çek bedelinin istirdatına dönüşmesinde de durum değişmeyecektir. Zira çek bedelinin istirdatı istemi, çek istirdatı isteminin kabul edilmesine bağlıdır ve terditli bir talep olarak ileri sürülmektedir. O halde ilk derece mahkemesince davacının asıl talebi olan çek istirdatı talebinin 6102 sayılı TTK 5/A maddesi gereğince arabuluculuk dava şartına tabi olmadığı dikkate alınarak işin esasına girilip bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.5
Konusu Bir Miktar Para Olmayan Talepler Dava Şartı Arabuluculuğa Tâbi Değildir#
GSM hattının iadesi, hesaptaki blokenin kaldırılması, araç üzerindeki rehin şerhinin kaldırılması, malın iadesi ve tapu iptal-tescil gibi konusu bir miktar paranın ödenmesi olmayan talepler TTK m.5/A kapsamında değildir; terditli davada asli talep arabuluculuğa tâbi değilse fer'i talep tâbi olsa dahi dava bir bütün olarak arabuluculuğa tâbi sayılmaz.6
Konkordatoda İİK m.308/b Uyarınca Açılan Çekişmeli Alacak Davası Arabuluculuğa Tâbi Değildir#
Alacağı itiraza uğrayan alacaklının tasdik kararının ilânından itibaren bir ay içinde açtığı çekişmeli alacak davası, konkordato prosedürüyle sıkı ilişkisi ve korunan menfaat dengesi gözetildiğinde arabulucuya başvuru zorunluluğuna tâbi değildir.7
Kayıt Kabul Davası Arabuluculuğa Tâbi Değildir ama bu nedenle davayı reddetmek hak arama hürriyetini engeller bu nedenle durdurur#
Kayıt kabul davasında, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilemeyeceği, ne var ki, bir çok mahkeme tarafından yasanın farklı yorumlanması neticesinde bu konuda farklı kararlar çıktığı ve buna dair çelişkilerin giderilmediği, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 36. maddesinde "Hak arama hürriyeti"ne yer verildiği, farklı uygulama neticesinde, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvuranlar yönünden, mahkemeye erişim hakkının ihlali gibi bir sonuçla karşılaşmamak ve hak kaybının önüne geçilmesi açısından, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu kapsamında sürelerin değerlendirilmesinin hakkaniyetli olacağı, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun 16/2. fıkrasının "Arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçirilen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz" hükmünü içerdiği, hak kaybının önüne geçmek ve mahkemeye erişim hakkının ihlalinin önlenmesi bakımından, TBK 158. madde kapsamında, davadan önce dava şartı olarak arabuluculuğa gidilmesinin, düzeltilecek bir yanlışlık olarak değerlendirilmesi ve 60 günlük ek sürenin tartışılmasında da bir isabetsizlik olmayacağı, sıra cetvelinin davacıya 18.12.2019 tarihinde tebliğ edildiği, bu tebliğ esas alındığında dava, İcra İflas Kanunun 235. maddesinde belirtilen hak düşürücü süre içerisinde açılmamışsa da, davacının hak düşürücü süre içerisinde 16.12.2019 tarihinde arabuluculuğa başvurduğu, arabuluculuk son tutanağının 04.02.2020 tarihinde tutulduğu, 16.12.2019-04.02.2020 tarihleri arasında arabuluculukta geçen sürede, hak düşürücü sürenin işlemeyeceği, dava 07.02.2020 tarihinde açıldığına göre hak düşürücü süre içerisinde açıldığının kabulünün dosya içeriğine uygun düşeceği, bu sebeplerle işin esasının incelenerek uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmıştır. 8
Kaynaklar
- Yargıtay 3. HD Esas: 2022/6323 Karar: 2022/8692 ↩
- İstanbul BAM 13. HD 2022/746 E., 2022/648 K. ↩
- İstanbul BAM 17. HD 2021/248 E., 2021/390 K., ↩
- Konya BAM 6. HD 2021/1038 E., 2022/2170 K. ↩
- İstanbul BAM 12. HD 2019/855 E., 2019/1108 K., ↩
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2026/532 E., 2026/946 K., 04.06.2026; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 2023/2140 E., 2026/743 K., 21.04.2026; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2025/67 E., 2025/647 K., 03.06.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2024/270 E., 2026/500 K., 26.03.2026; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2024/240 E., 2025/1336 K., 23.10.2025; Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi, 2025/650 E., 2025/958 K., 21.05.2025; Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/136 E., 2025/238 K., 06.02.2025; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2025/793 E., 2025/940 K., 14.10.2025 ↩
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2022/2850 E., 2026/256 K., 09.03.2026; Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2025/2217 E., 2026/678 K., 15.04.2026; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2024/1766 E., 2025/233 K., 12.02.2025 ↩
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, ‘020/2202 E, 2020/2199 K. ↩