Davanın Tefrik Edilmesi Durumunda Alacak Talebi İçin Dava Şartı Arabuluculuk Aranır#
Somut davada; markaya müdahale, haksız rekabet ve markanın hükümsüzlüğü, maddi manevi tazminat istemleri ile dava açılmış olup mahkemece maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden dosya tefrik edilerek davacı vekiline arabuluculuk anlaşmazlık tutanağını sunması için süre verilmiştir. Davacı vekili, dava tarihinden sonra arabuluculuğa başvurmuş ve 05.09.2019 Tarihli anlaşmazlık tutanağını sunmuştur. Uyuşmazlık; arabuluculuk, dava şartının uygulanıp uygulanamayacağı ve arabuluculuğun tamamlanabilir dava şartı olup olmadığına ilişkindir.01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Kanun'un 5/A. maddesinde "dava şartı olarak arabuluculuk" başlığı ile; "Bu Kanun'un 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalarda konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır" şeklinde düzenleme yapılmıştır.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi uyarınca, 2.fıkrası son cümlesine göre ise; "(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin sure içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir.
Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. "Markaya müdahalenin meni, haksız rekabet, markanın hükümsüzlüğü iddiası ile birlikte açılan maddi manevi davaları niteliği itibarı ile ayrı değerlendirilebileceği gibi mahkemece tefrik edilen tazminat istemleri yönünden dava tarihinden sonra arabuluculuğa başvurulmuş olması nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmesi yerindedir.1
Maddi Ve Manevi Zarar İle Birlikte Haksız Rekabet Fiilinin Tespiti Ve Tecavüzün Ortadan Kaldırılması Birlikte İstenmişse Davaların Arabuluculuğa Tabi Olan Ve Olmayan Davaların Yığılması Olduğundan Arabuluculuğa Tabi Değildir
Somut olayda davacı taraf, bir nispi ticari dava olarak, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında, maddi ve manevi tazminat talepleri yanında, haksız rekabet oluşturan fiilin tespiti ve tecavüzün ortadan kaldırılması (ref’i) talepleri bir arada ileri sürdüğünden, bu nitelikteki davaların bir bütün olarak ve işin esasına girilerek mahkemece çözüme kavuşturulması gerektiği halde, İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine, Bölge Adliye Mahkemesince de aynı gerekçeyle davalı vekilinin istinaf talebinin usulden reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.2
Kaynaklar