İçeriğe geç
Kale Hukuk KALE HUKUK

İş Hukukunda Dava Şartı Arabuluculuk

Arabuluculuk 16 dk okuma

İşçilik Alacakları#

İş Sözleşmesi Askıdayken Feshe Bağlı Konularda Arabuluculuk#

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; işe iade ve kıdem ve ihbar tazminatları talebiyle arabulucuya başvurduktan sonra kesinleşen işe iade kararı akabinde işe başlatılmama üzerine kıdem ve ihbar tazminatları davası açıldığından yeniden arabulucuya başvurulması gerekip gerekmediğinin uyuşmazlık konusu olduğu, sonradan geçersiz de olsa arabuluculuk tarihinde bir feshin mevcut olduğu, buna dayalı olarak kıdem ve ihbar tazminatlarının arabuluculuk görüşmesine konu edilmiş olduğu, davacı tarafın mahkemeye erişim ... kapsamında hareket ettiği, İlk Derece Mahkemesi tarafından da 24.05.2023 tarihli ön inceleme duruşmasında 10.03.2021 tarihli arabuluculuk tutanağının usulüne uygun ve eksiksiz olduğunun tespit edildiği, bu aşamadan sonra davanın arabuluculuk şartı yokluğundan usulden reddinin hukuki güvenilirlik ilkesiyle bağdaşmayacağı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (6) ncı alt bendi uyarınca ortadan kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.1

Arabuluculuktan Sonra Muaccel Hale Gelen Alacaklar İçin Yeniden Arabuluculuk Yapılmalıdır#

Somut olayda, davacı tarafından aylık ücretinin eksik belirlendiği bu bakımdan fark ücret alacaklarının bulunduğu gerekçesiyle arabulucuya başvurulmuş olup 12.04.2021 tarihli anlaşamama nedeniyle tutulan son tutanak dava dilekçesine eklenerek dava açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporunda, hesaplamalar 01.01.2019 ile 11.08.2021 tarihleri arasındaki dönem için yapılmış olup davacı vekilince raporda belirlenen alacak miktarlarına göre ıslah dilekçesi sunulmuştur. Mahkemece ıslah dilekçesindeki tutar üzerinden alacağa hükmolunmuşsa da arabuluculuk faaliyeti tarafların anlaşamadığına ilişkin düzenlenen 12.04.2021 tarihli son tutanak öncesinde muaccel olan alacaklar için gerçekleştirilmiştir.

Arabuluculuk son tutanak tarihinden sonra muaccel hâle gelen talep dönemi için arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği dikkate alındığında, bu dönem yönünden dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.2

İşe iade davası öncesi yapılan işçi alacaklarına dair başvuruda kıdem ihbar yıllık izin konuları işe iade davası sonrası açılacak davada dava şartı olarak kullanılamaz yeni başvuru gerekir.#

Bu açıklamalara göre uyuşmazlık; işe iade talebinin yanında kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti gibi sözleşmenin sona ermesine bağlı alacaklar bakımından arabuluculuğa başvurmuş olan işçinin, kesinleşen işe iade kararı üzerine başvurusuna rağmen işe başlatılmaması durumunda açtığı alacak davasından önce yeniden arabuluculuk başvurusunda bulunması gerekip gerekmediği noktasındadır.

4857 sayılı Kanun'un 20 nci maddesine göre iş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurmak zorundadır. Bu başvurunun yapılması ve anlaşmama üzerine işe iade davası açılması hâlinde feshin geçerli olup olmadığı konusunda Mahkemece bir değerlendirme yapılmalıdır.

4857 sayılı Kanun'un "...mahkemece veya özel hakem tarafından feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işverenin, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorunda olduğu" yönündeki 21 inci maddesinde sözü edilen geçersizlik ise mutlak anlamda bir geçersizlik olmayıp kendine özgü bir geçersizlik hâlidir. Çünkü mahkemenin kararı ile geçersizlik kendiliğinden ve hemen devreye girmez (Sarper Süzek, İş Hukuku, İstanbul, Yenilenmiş 21. Baskı, 2021, s.652). Bir diğer ifade ile mahkeme kararıyla geçersizliği askıda olan fesih, kendiliğinden hükümsüz hâle gelmez. Buna karşılık feshin geçersiz hâle gelmesinde tarafların davranışı önemli bir rol oynar.

Askı hâlinin ortadan kalkmasında belirleyici olan unsur, işçinin süresinde yaptığı işe iade başvurusudur. Buna göre işe iade kararı üzerine işçi Kanun'da öngörülen süre içinde işverene başvurmamışsa fesih geçerli hâle gelecek, başvurması durumunda ise fesih hükümsüz hâle gelerek sözleşme hiç son bulmamış gibi bir durum ortaya çıkacaktır (... Mollamahmutoğlu, Muhittin Astarlı, Ulaş Baysal, İş Hukuku, Ankara, Güncellenmiş 7. Baskı, 2022, s.1111).

İşçinin süresinde işe iade başvurusunda bulunması hâlinde, feshin hükümsüz hâle geldiği ve iş sözleşmesinin devam ettiği noktasında tereddüt bulunmadığından işverenin işe iade başvurusunda bulunan işçiyi işe başlatmaması işverenin feshi olarak değerlendirilmelidir. Dairemizce işe iade davası ile birlikte sözleşmenin feshine bağlı kıdem ve ihbar tazminatı gibi alacakların birlikte açılması hâlinde işe iade davasının sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiği yönünde karar verilmesi de bu kabulün doğal bir sonucudur (22HD, 2016/32395 E, 2020/4288 K).

Diğer taraftan arabuluculuk bir yargılama faaliyeti olmadığından, başvurucunun işe iade talebinin yanında sözleşmenin sona ermesine bağlı alacaklarını talep etmesine engel bir durum bulunmamaktadır. Ancak, bu alacak talepleri ancak işe iade talebine konu edilen ve geçersiz olduğu iddia edilen fesih anına kadar doğmuş alacakları kapsar.

İşe iade talebiyle arabuluculuk faaliyetine konu edilen feshin geçersiz olup olmadığı, geçersizliği durumunda işçinin işe iade başvurusunda bulunup bulunmayacağı ve sonuç olarak işverence işe başlatılıp başlatılmayacağı henüz belirsiz olduğundan, bu aşamada sözleşmenin başlatmama suretiyle feshine bağlı alacaklar üzerinde müzakere edildiğini söylemek fiilen imkânsızdır. Çünkü henüz hak doğmamıştır. Hâl böyle olunca iş sözleşmesinin işe başlatılmamak suretiyle feshedildiği iddiasında olan işçinin bu feshe bağlı alacaklarını talep edebilmesi için, öncelikle sözleşmenin usulüne uygun işe iade başvurusuna rağmen işçinin işe başlatılmaması suretiyle sona ermesi ve ardından doğmuş alacakların arabuluculuk faaliyetine konu edilmeleri gerekmektedir.

Somut olaylarda işe iade talebiyle arabuluculuk başvurusunun yapıldığı tarihte henüz feshin geçerli olup olmadığı belirsiz olduğu gibi iş sözleşmesinin akibeti de belirsizdir. Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına konu davaların sonucunda işe iade kararı verildiği ve işçilerin yasal süre içinde işverenlere başvurdukları uyuşmazlık dışıdır. Böylece her iki davada işçilerin başvurusu ile feshin hükümsüz hâle geldiği ve iş sözleşmelerinin hiç feshedilmemiş gibi devam ettiği ortadadır. İşverenlerin başvuruya rağmen işçileri işe başlatmamaları ise işveren feshi niteliğinde olup işe iade davasından önceki arabuluculuk faaliyetinin sonradan ortaya çıkan feshe bağlı alacakları kapsadığından söz edilemez.

Açıklanan nedenlerle, işe iade davasından önce düzenlenen ve işe iade talebi ile birlikte kıdem tazminatı, ihbar tazminatı veya yıllık izin ücreti taleplerini içeren arabuluculuk tutanağı; işçinin işe başlatılmaması suretiyle iş sözleşmesinin feshine bağlı kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarını talep ettiği alacak davasında dava şartının sağlanması bakımından yeterli değildir.3

Menfi Tespit#

Menfi Tespit Davaları Dava Şartı Arabuluculuğa Tabi Değildir

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 106. maddesinde düzenlenen tespit davasının özel bir şekli olan menfi tespit davası, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat davası olarak nitelendirilemez. Bu dava sonucunda, borçlunun borçlu olmadığının anlaşılması halinde borçlu olunmayan kısım belirtilmek suretiyle olumsuz tespit hükmü kurulmaktadır. Menfi tespit davasının istirdat davasına dönüştüğü hâllerde dahi olumsuz tespit hükmü kurulması gerekmektedir. Başka bir deyişle, menfi tespit davasının niteliği gereği verilen kararlarda, yalnızca davacının borçlu olup olmadığı belirlenmekte, borçlu olmadığı kısma ilişkin olumsuz tespit hükmü kurulmaktadır. Bu hüküm, herhangi bir alacağın tahsilini gerektirir nitelikte bir ilam olmadığından esasa yönelik olarak İİK m. 32 uyarınca doğrudan ilamların icrası yolu ile takibe konulamaz. Oysa arabuluculuk sonucu verilen kararlar ilam hükmünde olup, cebri icra yoluna başvurulabilecek niteliktedir. Ancak yukarıda açıklandığı gibi menfi tespit davaları sonucunda verilen hükümler esasa yönelik olarak cebri icraya konu edilip infaz edilemeyeceğinden, işçilik alacaklarına ilişkin davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan Yasa Koyucu’nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.

Kanun maddesinin metni ve gerekçesi bu kadar açık ve net olup zorlamayla da olsa genişletici bir yorum yapılmasına elverişli değildir. Zaten ileri ve özgürlükçü hukuk düzenlerinde zorunlu ve emredici kuralların dar yorumlanması esastır. İcra İflas Kanunun 72. maddesinde düzenlenen menfi tespit davası , parasal bir mahkumiyeti içeren eda davası niteliğinde alacak ya da tazminatı konu almadığından dava şartı arabulucuğun uygulama alanı dışında kalır. (TANRIVER,Süha Dava Şartı Arabuluculuk Üzerine Bazı Düşünceler, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Mart-Nisan 2020, Yıl: 32, Sayı: 147, s. 111-141; EKMEKÇİ, Ömer/ ÖZEKES, Muhammet / ATALI, Murat / SEVEN, Vural, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk, Oniki Levha Yayınları, 2. Baskı, ..., Kasım 2019, s. 189-191.)

Somut olayda, davacı işçi tarafından davalı işverene işi bırakmaması amacıyla 95.000 TL bedelli teminat senedi verildiği iddia edilmiş olup, yukarıda yapılan açıklamalar da dikkate alındığında, işçi işveren arasındaki uyuşmazlıklardan kaynaklanan menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığı ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığı kabul edilmelidir. Aksi düşüncenin kabulü, kanun metninin zorlamayla da olsa genişletici bir yorumlanmasına ve davacının mahkemeye erişim hakkının önlenmesine neden olacaktır. Bu nedenle işçi işveren arasındaki uyuşmazlıklardan kaynaklanan menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığı ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığı kabul edilerek işin esasının incelenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.4

Menfi Tespit Talebini İçerir Davanın Dava Şartı Arabuluculuğa Tabi Olmadığı Gözetilerek Davaya Devam Edilmesi Gerekirken Usulden Redde Karar Verilmesi Hatalıdır.5

Menfi Tespit Dava Şartı Arabuluculuğa Tabidir

İşveren tarafından işçiye karşı açılan menfi tespit talebini içerir davanın dava şartı arabuluculuğa tabi olması nedeniyle ilk derece mahkemesince dava şartı yokluğundan verilen usülden red kararı yerindedir.6

Davanın iş akdinden kaynaklanan işveren alacağının bulunmadığına ilişkin menfi tespit davası niteliğinde olduğu, davacı tarafından arabuluculuk başvurusu yapılmadan dava açıldığı, mahkemece dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.7

Menfi tespit talebini içerir davada arabulucuya başvuru dava şartıdır ve bu nedenle verilen usulden red kararında davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmelidir.8

İşçiye Verilen Disiplin Cezasının İptaline İlişkin Talep Dava Şartı Arabuluculuğa Tabi Değildir#

İşçiye verilen disiplin cezasının iptaline ilişkin talebin dava şartı arabuluculuğa tabi değildir.9

Disiplin cezasının iptaline ilişkin talep dava şartı olarak arabuluculuk kapsamında değildir.10

Staj Ücreti Dava Şartına Tabi Değildir#

Öğrenim sırasında ödenmesi gereken zorunlu staj ücreti talepli dava genel mahkemede görülür ve dava şartı olarak arabuluculuğa tabi değildir.11

İşçiye Verilen Bono Sonrası İşçinin Açtığı Menfi Tespit Dava Şartı Arabuluculuğa Tabi Değildir#

Davacının iş sözleşmesinin kurulduğu aşamada alındığını ileri sürdüğü bononun icra takibine konulması nedeniyle işçi tarafından açılan menfi tespit davasında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığı ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığının kabul edilmesi yerindedir.12

Tazminat Talebi İş Kazası Kaynaklı Değilse Dava Şartı Arabuluculuğa Tabidir#

Davacı tarafın manevi tazminat talebi iş kazından kaynaklı olmayıp, iş yerindeki aşağılayıcı muamele nedenine dayandığından zorunlu arabuluculuk kapsamındadır.13

İlave Tediye Ücreti De Dava Şartı Arabuluculuğa Tabidir#

Zorunlu arabuluculuk son tutanağında mahkemece tefrikine karar verilen ilave tediye ücretine ilişkin alacak belirtilmediğinden dava şartının gerçekleşmediği kabul edilerek davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.14

Şua İzin Ücreti De Dava Şartına Tabidir#

Arabuluculuk Son Tutanağında davaya konu şua izin ücreti alacağının uyuşmazlık konuları arasında gösterilmediği anlaşılmakla mahkemece dava şartının gerçekleşmediği kabul edilerek davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.15

Son Tutanakta Yazmasa da Başvuru Formunda Yer Alan Alacak Kalemi İçin Dava Şartı Gerçekleşmiştir#

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; her ne kadar İlk Derece Mahkemesince arabuluculuk son tutanağında yer almaması sebebiyle ilave tediye alacağının dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş ise de aynı konuya ilişkin olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 14.12.2022 tarihli ve 2022/16310 Esas, 2022/16734 Karar sayılı ile "...Taraflar arasındaki uyuşmazlık bireysel iş sözleşmesinde yer alan asgari ücretle bağlantılı ücretten doğan fark alacaklara ilişkin olup ilave tediye alacağına ilişkin uyuşmazlık da bu farktan kaynaklanan alacakla ilgilidir. Dolayısıyla arabulucu önünde yapılan müzakerenin ilave tediyeyi kapsamadığı söylenemez. Kaldı ki, davacı tarafça “Arabuluculuk Başvuru Formu” ile dava konusu alacaklardan ilave tediye alacağına da yer verildiği açıktır. Bu doğrultuda ilave tediye alacağı yönünden, arabuluculuğa başvuru şartının gerçekleştiği kabul edilerek esasa dair inceleme yapılması gerekirken davanın bu talep yönünden dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi hatalıdır." şeklindeki güncel içtihat uyarınca davacının ilave tediye alacağının hüküm altına alınması gerektiği, karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre seri davalarda ilk on dosya için tam vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği, davalının harçtan muaf olduğu belirtilmesine karşın aleyhine harca hükmedildiği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Bakanlık vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.16

İşe İade#

Arabulucuya Başvuru Son Günü Tatile Denk Geliyorsa Tatilden Sonraki Gün Son Gündür#

İşe iade talepli başvuruda, başvuru süresinin son günü kamu kurumlarına tatil olan 27.10.2018 Cumartesi tarihine rastlamaktadır. 28.10.2018 günü Pazar günü,29.10.2018 günü Pazartesi Ulusal Bayramdır. Bu durumda arabulucuya başvuru süresinin son günü resmî tatil gününe rastladığından, süre tatili takip eden ilk iş günü olan 30.10.2018 günü çalışma saati sonunda bitecektir. Arabulucuya başvuru tarihi 30.10.2018 günü olup, süresinde arabulucuya başvurulduğunun kabulü ile dosyanın esası incelenmek, taraf delilleri toplanmak sureti ile karar verilmesi gerekirken arabuluculuk dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.17

Telekonferans Varsa Süre İmzaların Fiilen Tamamlandığı Tarihten İtibaren Dava Açma Süresi Başlar#

Telekonferans yöntemi ile yapılan görüşme sonrası tüm imzaların 09.04.2018 tarihinde tamamlandığı ve imzası tamamlanan son tutanağın davacı vekiline 11.04.2018 tarihi itibariyle teslim edildiği dikkate alındığında 19.04.2018 tarihinde açılan işe iade davasının yasal iki haftalık süre içinde açıldığı halde yerel mahkemece hak düşürücü süreden sonra açılan davanın reddine yönelik karar usul ve yasaya aykırıdır.18

Telekonferans Olsa Da Tutanak Tarihi Dikkate Alınır#

Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren, iki hafta içerisinde iş mahkemesinde dava açılmasına ilişkin yukarıda anılan hüküm emredici olup bu süre hak düşürücü niteliktedir ve resen gözetilir. Arabuluculuk son tutanağının veya düzenlenme tarihinin gerçeğe aykırılığı iddia ve ispat edilmedikçe bu tarihe itibar edilmesi zorunludur ve taraflardan birisinin veya her ikisinin görüşmeye telekonferans, telefon ve benzeri şekilde katılmasının önemi bulunmamaktadır. Önemli olan yön, son tutanakta belirtilen tarihte görüşmelerin anlaşmazlıkla sonuçlanması olduğundan ve taraflar bu tarihte arabuluculuk görüşmelerinin anlaşmazlıkla sonuçlandığını bildiklerinden düzenlenen son tutanağın ayrıca tebliğine de gerek yoktur. Esasen tutanağın ayrıca tebliğ edilmesi gerektiğinin kabul edilmesinin, işin sürüncemede kalmasına yol açabileceği bunun ise kanunun amacı ve arabuluculuk kurumunun ruhuna aykırı olacağı da açıktır. Açıklanan nedenlerle davanın, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren yasada öngörülen süre içerisinde açılması gerekmektedir.19

Arabulucuya Başvurmadan İşe İade Davası Açılması Durumunda Süreler#

Arabulucuya Başvurmadan Doğrudan İşe İade Davası Açılması Halinde Verilen Ve Kesinleşen Usulden Ret Kararının Resen Tebliğinden İtibaren İki Hafta İçinde Arabulucuya Başvurulabilir.20

İşe İade Davasında Asıl İşveren Alt İşveren Varsa İkisine Birlikte Arabuluculuk Yapılmalıdır#

Mahkemece verilecek hükmün etkisi bakımından mecburi dava arkadaşlığı, maddi ve şekli (usûlî) bakımdan mecburi dava arkadaşlığı olarak ikiye ayrılmaktadır. Maddi bakımdan mecburi dava arkadaşlığı, maddi hukuka göre bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi zorunlu hallerde söz konusu olur(6100 sayılı HMK.m.59). Şekli (usûlî) bakımdan mecburi dava arkadaşlığı ise, kanunun özel hükümleri ve davanın niteliğinden kaynaklanan, birden fazla kişiye karşı dava açılmasının ve yürütülmesinin zorunlu olduğu hallerde oluşan dava arkadaşlığına denir(PEKCANITEZ Hakan/ATALAY Oğuz/ÖZEKES Muhammet, Medeni Usul Hukuku, 12. Bası, Ankara 2011, s.223). Şekli dava arkadaşlığı, gerçeğin tam olarak ortaya çıkarılması ve taraflar arasındaki ilişkinin doğru karara bağlanmasını sağlamak için kabul edilmiştir. Bu durumda, dava konusu hukuki ilişki hakkında bütün dava arkadaşlarına yönelik tek ve aynı doğrultuda bir karar verme zorunluluğu yoktur. Ayrıca dava arkadaşlarının yaptıkları usulî işlemler birbirinden bağımsızdır.

Buna göre, işe iade davalarına özgü olarak asıl işveren-alt işveren ilişkisinin söz konusu olduğu davalarda davalı taraf yönünden bir çeşit şekli (usûlî) bakımdan mecburi dava arkadaşlığının mevcut olduğu kabul edilmelidir.

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3.maddesinin 15.fıkrası;

“Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin varlığı hâlinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurulduğunda, anlaşmanın gerçekleşebilmesi için işverenlerin arabuluculuk görüşmelerine birlikte katılmaları ve iradelerinin birbirine uygun olması aranır.” düzenlemesine yer vermiştir.

Somut olayda, güncel Yargıtay kararları doğrultusunda dosya kapsamına göre davalı belediyenin asıl işveren davalı Şirketin alt işveren olduğu, bu durumda arabuluculuk görüşmeleri sadece alt işverenle yapılıp son tutanakta sadece alt işverenle imzalandığı ve asıl işveren yönünden arabuluculuk başvuru yapılmadığının anlaşılması karşısında mahkemece usulden ret kararı verilmesi gereklidir. Bu itibarla sonuç olarak davanın reddine karar verilmesi yerindedir.

Dairemizce verilen kesinleşen kararın tebliğinden itibaren 7036 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile değişik 4857 sayılı İş Kanununun 20. maddesi gereğince iki haftalık süre içerisinde davacı tarafından asıl ve alt işverenlere karşı birlikte yeniden arabulucuya başvurmak suretiyle yeniden dava açılabilmesi mümkündür.21

İşe İadenin Tam Islahla Alacak Davasına Dönüştürülmesi#

İşe iade talepli davanın tam ıslahla tazminat ve alacak davasına dönüştürülmesi halinde, işe iade için yapılan arabuluculuk başvurusu ve anlaşamama tutanağı yeterli olmaz, tazminat ve alacak talepleri yönünden de arabuluculuk dava şartı yerine getirilmelidir.22

İşe İade Davası Açmadan Önce Asıl İşverenle Arabuluculuk Yapılmamış Sadece Alt İşverenle Arabuluculuk Yapılmışsa Yeniden Başvuru Yapılabilir#

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının davacı Şirket ... Lain Sa ... ... Şubesi aleyhine ....07.2022 tarihli 2022/170060 arabuluculuk numaralı dosyasıyla, "Alt İşveren Şirket arasında akdedilen ... Sözleşmesinden kaynaklanan işe iade, boşta geçen süre ücreti ,işe başlatmama tazminatı, bakiye kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, ... ve genel ... tatil(...) ücreti, hafta tatili ücreti, yıllık izin ücreti, kötü niyet tazminatı, ayrımcılık tazminatı, asgari geçim indirimi (agi), ücret farkı, zam farkı, sair diğer alacaklar (eksik gün nedeni/işten ayrılış kodundaki yanlışlık iddiasına dayalı olarak bakiye işsizlik ödeneği ve nakdi ücret desteği)’ne ilişkin işçilik ... ve alacaklarının ödenmesi" istemi ile arabuluculuk başvurusunda bulunduğu, 03.08.2022 tarihinde anlaşmama tutanağı düzenlenerek arabuluculuk sürecinin sona erdiğini, davalının, davacı Şirket aleyhine daha evvel 26.07.2021 tarihli ve 2021/165827 No.lu dosyası üzerinden aynı taleplerle arabuluculuk başvurusunda bulunduğunu ve söz konusu arabuluculuk görüşmelerinin anlaşmazlık ile sonuçlandığını, dolayısıyla davalı yanın ....07.2022 tarihli arabuluculuk başvurusunun, müvekkili Şirkete karşı yapılan mükerrer bir başvuru olduğunu, yasal düzenlemelere aykırı olarak yapılan ....07.2022 tarihli arabuluculuk başvurusunun öncelikle mükerrer olduğunun tespiti ve akabinde 03.08.2022 tarihli anlaşmama tutanağının iptali gerektiğini belirterek davalının ....07.2022 tarihli ve 2022/170060 arabuluculuk dosya numaralı başvurusunun mükerrer bir başvuru olduğunun tespitine, 03.08.2022 tarihli anlaşmama tutanağının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili; davacı işverene karşı işe iade talebi ile başvurduğu arabuluculuk süreci neticesinde, 16.08.2021 tarihli anlaşamama tutanağı düzenlendiğini akabinde ... 7. ... Mahkemesinin 2021/468 Esas ... dosyası ile görülen işe iade davasının dava dışı asıl işverene karşı zorunlu arabuluculuk başvurusunda bulunulmadığı gerekçesiyle usulden reddedildiğini, usuli eksikliğin yerine getirilebilmesi maksadıyla asıl işveren de taraf gösterilerek yeniden arabuluculuk başvurusu yapıldığını davacı tarafın haksız menfaat sağlamaya yönelik taleplerini içerir işbu davanın reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl işveren alt işveren ilişkisinin söz konusu olduğu işe iade davalarında, asıl işveren ve alt işveren arasında, bir çeşit şeklî (usuli) bakımdan mecburi dava arkadaşlığının mevcut olduğu ve bu kabule bağlı olarak da, işe iade davasının alt işverenle birlikte asıl işverene de yöneltilmesi gerektiği esasının benimsendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; alt işveren ve asıl işverene birlikte dava şartı arabuluculuk başvurusu yapılmaması sebebiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddinden sonra bu kez hem alt işveren davacı hem de asıl işveren işe iade olarak uyuşmazlık konusu zorunlu arabulucu başvurusu yapmasında usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı, davacı yönünden mükerrer bir başvuru bulunduğundan söz edilemeyeceği, dava şartı arabuluculukta son oturum tutanağının iptalini gerektirecek yasal şartların da oluşmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.23

Arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği tarih; son tutanaktaki tüm imzaların tamamlandığı veya tamamlanmış sayıldığı tarihtir#

Hâl böyle olunca, arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği tarih; son tutanaktaki tüm imzaların tamamlandığı veya tamamlanmış sayıldığı tarihtir.

Belirtilen nedenlerle uyuşmazlığın aynı yöndeki Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 13.10.2022 tarihli ve 2022/3109 Esas, 2022/3386 Kararı doğrultusunda giderilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.24

Başvurudan Vazgeçilerek Sonlanan Arabuluculukta Dava Şartı Gerçekleşmez#

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının yapmış olduğu arabuluculuk görüşmesinin başladığı tarihin 06.02.2024 günü olduğu, arabuluculuk son tutanağının ise 26.02.2024 tarihinde, başvurucunun vazgeçmesi ile sonuçlandırıldığı, dolayısıyla davacının arabuluculuk sürecinde iken başvurusundan vazgeçmesi sonucunda arabuluculuğa konu edilen alacak kalemlerine yönelik arabuluculuk faaliyetinin usulüne uygun şekilde tamamlanmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyada bulunan arabuluculuk belgelerine göre arabulucu tarafından arabuluculuk sürecinin başvurucunun vazgeçmesi şeklinde sonlandırıldığı, davacı tarafça anılan arabuluculuk tutanağına dayanılarak dava açıldığı, İlk Derece Mahkemesince dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiği, ortada arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına dair son tutanak/anlaşmama belgesi bulunmadığı, bu hâlde İlk Derece Mahkemesince davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine dair karar verilmesinde bir hata bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Değerlendirme ve Gerekçe: Uyuşmazlık, arabuluculuk faaliyetinin davacı tarafından başvurudan vazgeçilmesi üzerine sonlanması hâlinde, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3/1 hükmünde öngörülen arabuluculuk dava şartının gerçekleşip gerçekleşmeyeceği noktasındadır

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.25

Kaynaklar

  1. Antalya BAM 10.HD, 2023/2265 E, 2023/2311 K. ↩
  2. Yargıtay 9. HD 2024/4720 E., 2024/9407 K. ↩
  3. Yargıtay 9. HD 2024/5116 E., 2024/7086 K. ↩
  4. Yargıtay 9. HD 2021/2740 E., 2021/6513 K. ↩
  5. Bursa BAM 9.HD, 2021/3591 E, 2021/2650 K. ↩
  6. Bursa BAM 3.HD, 2019/5073 E, 2020/71 K. ↩
  7. Bursa BAM 9.HD, 2019/1516 E, 2019/1294 K. ↩
  8. İstanbul BAM 24.HD, 2018/4521 E, 2018/2274 K. ↩
  9. Diyarbakır BAM 7. HD, 2020/227 E, 2020/270 K. ↩
  10. Ankara BAM 8.HD, 2019/147 E, 2019/2266 K ↩
  11. Samsun BAM 6.HD, 2018/1911 E, 2018/1899 K. ↩
  12. Ankara BAM 6.HD, 2019/1504 E, 2021/2965 K. ↩
  13. Ankara BAM 8.HD, 2019/2665 E, 2020/88 K. ↩
  14. Ankara BAM 7.HD, 2019/4532 E, 2019/3623 K. ↩
  15. Konya BAM 8.HD, 2019/3698 E, 2019/1865 K. ↩
  16. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 2024/13362 E., 2025/1149 K., 06.02.2025 ↩
  17. İstanbul BAM 32.HD, 2019/1144 E, 2019/2278 K. ↩
  18. İzmir BAM 9.HD, 2019/104 E, 2019/894 K. ↩
  19. Bursa BAM 9. HD 2023/83 E., 2023/273 K. ↩
  20. Sakarya BAM 9.HD, 2019/2697 E, 2019/1302 K. ↩
  21. Gaziantep BAM 7.HD, 2022/1036 E, 2023/258 K. ↩
  22. İstanbul BAM 28.HD, 2019/1943 E, 2019/1694 K. ↩
  23. Yargıtay 9. HD 2023/16549 E., 2024/751 K., ↩
  24. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 2025/1242 E., 2025/5080 K., 16.06.2025 ↩
  25. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 2025/4143 E., 2025/5831 K., 03.07.2025 ↩
Yasal uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayınıza doğrudan uygulanamaz ve avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Dosyanıza özel değerlendirme için bize ulaşın.
Arabuluculuk

Bu konudaki diğer yazılar

Arabuluculuk Başvurusu ve Başvuru Konuları

Asıl işveren-alt işveren için başvuru, başvuru türünün yanlış seçilmesi, başvuru ile son tutanaktaki konuların farklılığı ve icra dosyaları.

Arabuluculuk15 dk okuma

Arabulucunun Tarafsızlığı

Tarafsızlıktan şüphe hâlinde bildirim, arabulucunun bir tarafın avukatı olması, aynı büroda çalışma ve önceden ayarlanan arabulucu.

Arabuluculuk13 dk okuma

Arabuluculukta Taraflar ve Taraf Sıfatı

İşveren vekilinin yetki belgesi, site yönetimi, adi ortaklık, asıl-alt işveren, işe iadede zorunlu dava arkadaşlığı ve kamu kurumları.

Arabuluculuk14 dk okuma
WhatsApp