Rödovans Sorumluluk Maden kanunu#
Dava nitelikçe işletme hakkı ... Gn Müd.ne ait olup 28/12/2004 tarihli rödövans sözleşmesi ile ... Madencilik...Ltd. Şti. ye bırakılan sahada 19/02/2014 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu vefat eden sigortalının yakınlarının maddi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davacıların davalı şirkete yönelik maddi tazminat talebinin kabulü ile, davalı ...'ya yönelik davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, davacılar murisinin, işletme hakkı ... Gn Müd.’ne ait olup, işletilmesi 28/12/2004 tarihli rödövans sözleşmesi ile 10 yıl süreyle davalı ...Madencilik...Ltd. şirketine bırakılan maden sahası içerisinde davalı ... Madencilik...Ltd. şirketinin işçisi olarak çalışmakta iken çalıştığı maden ocağında meydana gelen iş kazası sonucu vefatına neden olan olayda davalı ... Gn. Müd.nün kusuru olmasa bile tazminattan sorumlu olup olmayacakları noktasında toplanmaktadır. Rödövans sözleşmesine ilişkin Maden Kanunu’nda özel bir tanım bulunmamakla birlikte Maden Yasası’nın 28. maddesi gerekçesinde “ diğer taraftan bu süre zarfında madenci kendisine maddi destek arayabileceği gibi, işletme iznini bir başkasına kiralayabilecek ve kanun karşısında teknik ve mali yönden tek sorumlunun ruhsat sahibi olacağı esası getirtilmektedir “ denilmek suretiyle dolaylı da olsa rödövans sözleşmesine işaret edilmekle davanın Mevzuatımızdaki dayanağının Maden Yasası olduğunun kabulü gerekir. Rödövans sözleşmesi maden ruhsatının devri anlamına gelmediğinden devir sözleşmesinin Maden İşleri Genel Müdürlüğünde yetkili memur huzurunda yapılması zorunluluğu yoktur. Maden ruhsat sahibi (madenci) ile rödövansla sahayı işletecek olan (rödövansçı) rödövans sözleşmesini isterlerse adi yazılı şekilde, isterlerse noter de düzenleme şekilde yapabilirlerse de Maden Yönetmeliğinin 32. maddesine göre üçüncü kişi ve kuruluşların rödövans, kira, taşeron ve benzeri sözleşmelere dayanarak ruhsat sahasında madencilik faaliyetinde bulunabilmeleri, Maden işleri Genel Müdürlüğünün iznine bağlıdır. Ruhsat sahibi rödövans sözleşmesini yapıldığı tarihten itibaren bir ay içinde Maden İşleri Genel Müdürlüğüne bildirmek ve uygun görüş olmak zorundadır. Beyanda bulunma yetkisi ve zorunluluğu ruhsat sahibine aittir. Ruhsat sahibinin bir başvurusu olmadan, salt rödövansçının başvurusuna dayanılarak işlem yapılamaz. Rödövans sözleşmesinde ruhsat sahibi madenci, rödövansçının sahada maden işletmesi için gerekli bütün ortamı sağlamak zorundadır. Maden sahasında ruhsat sahibine ait olup da rödövans sözleşmesine dahil demirbaş eşya, iş makineleri, ulaşım araçları ve işletme tesisatı varsa bunların bir listesinin çıkarılarak listede yer alan alet ve makinelerin tamamı rödövansçıya teslim edilir. Maden Yasası ve diğer mevzuat uyarınca ruhsata bağlı bütün yükümlülükler ruhsat sahibine aittir.5995 sayılı Maden Kanunu'nda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 10, 11 ve 12. maddeleri ile değiştirilmeden önceki Maden Kanunu'nun 17., 24., ve 29. maddelerinde öngörülen yükümlülükler ruhsat sahibi tarafından yerine getirilir. Bu yükümlülüklerin ihmali maden ruhsatının iptali sonucunu doğurur. Rödovansçının maden sahasının iyi bir şekilde işletme borcu vardır. Maden rezervini daha sonraki kullanımlar için ulaşılamayacak şekilde tahrip eden rödovansçı ruhsat sahibine karşı sorumlu olur. Maden Yasası’nın 31. maddesi gereğince işletme ruhsat sahibinin maden işletme faaliyetinde bulunabilmesi ve cevher istihracı yapabilmesi için fenni nezaretçi görevlendirme zorunluluğu vardır. Maden işletmesi rödovans yoluyla yapılıyor olsa dahi fenni nezaretçi atama yükümlülüğü ruhsat sahibine aittir. (Maden ve Taşocakları Hukuku, Doç. Dr. Mustafa Topaloğlu)
5995 sayılı Yasayla 24.06.2010 tarihinde yürürlüğe 3213 sayılı Maden Kanunu'nun ek 7. maddesinin son fıkrasında ise “Maden ruhsat sahiplerinin, ruhsat sahalarının bir kısmında veya tamamında üçüncü kişilerle yapmış oldukları rödövans sözleşmelerinde, bu alanlarda yapılacak madencilik faaliyetlerinden doğacak İş Kanunu, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili idari, mali ve hukuki sorumluluklar rödövansçıya aittir. Ancak bu durum ruhsat sahibinin Maden Kanunundan doğan sorumluluklarını ortadan kaldırmaz.” düzenlemesi yeralmaktadır. Yukarıdaki açıklamalardan sonra, mahkemece yapılacak iş; kazanın meydana geldiği maden ocağı işyerinde, davalı ...’nün kanunda tarif edilen teknik nezaretçisi dışında, ayrıca nezaretçilerinin olup olmadığının, aynı sahada ... Genel Müdürlüğü’nün işçilerinin çalışıp çalışmadığının, rödövans sahasında ... Genel Müdürlüğü’ne ait olan işletme alet ve teçhizatların bulunup bulunmadığının, rödövans veren davalının işten el çekip çekmediğinin ve sonuç olarak, başka bir deyişle, davalının rödövansı aşan bir faaliyetinin olup olmadığının araştırılması, aşan kısım var ise hükmedilen tazminatlardan davalı ... nın sorumlu tutulması, aksi takdirde ise bahse konu davalı yönünden davanın reddedilmesinden ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK'nun 373/1. maddeleri uyarınca (KALDIRILMASINA), ilk derece mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle (BOZULMASINA),1
Maden sahibinin rödovans sahasında sorumluluğunun sınırları#
Rödovansçının sorumluluğu konusunda 24.06.2010 tarih 27621 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5995 sayılı Kanunun 17. maddesi ile Maden Kanununa eklenen Ek 7. maddesi ile yeni düzenleme yapılmıştır. Anılan madde de; maden ruhsat sahiplerinin, ruhsat sahalarının bir kısmında veya tamamında üçüncü kişilerle yapmış oldukları rödovans sözleşmelerinde, bu alanlarda yapılacak madencilik faaliyetlerinden doğacak İş Kanunu, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili idari, mali ve hukuki sorumluluklarının rödovansçıya ait olacağı, ancak bu durumun ruhsat sahibinin Maden Kanunu'ndan doğan sorumluluklarını ortadan kaldırmayacağı belirtilmiştir.
Asıl işveren taşeron ilişkisinin varlığı için öncelikle işin başka bir işverenden alınmış olması, bir başka ifade ile asıl işverenin işverenlik sıfatına devredilen iş dolayısıyla sahip olması, asıl işyeri ya da işyerinden sayılan yerlerde kendi adına işçi çalıştırıyor olması gerekir.
İşin belirli bir bölümünde değil de tamamının bir bütün halinde ya da bölümlere ayrılarak başkalarına devredildiği, işten bu yolla tamamen el çekildiği, sigortalı çalıştırılmadığı için işveren sıfatının haiz olunmadığı durumda ise, bunları devralan kişiler alt işveren, devredenler de asıl işveren olarak nitelendirilemeyecektir.
Aracı sıfatının kazanılmasında diğer koşullar ise asıl işverenden istenilen işin, asıl iş ya da işyeriyle ilgili işin bir bölümünde veya işyeri eklentilerinde alınmış olması ve bu işte işi alanın kendi işçilerinin çalıştırılması ve bu nedenle de işveren sıfatına sahip olunmasıdır.
Yapılan açıklamalar ışığında aşağıda, mahkemece, iş kazasının meydana geldiği olayın gerçekleştiği maden ruhsat alanının belirlenip, iş kazası tarihi itibariyle ruhsat sahibinin kim olduğu, .... ve ... ile arasındaki, yine davalıların birbirleri ile aralarındaki hukuki ilişkinin nitelikleri, işverenlik sıfatları, iş kazasının meydana geldiği ruhsat alanındaki olay tarihinde ruhsat sahibi ile davalılar ve davalıların birbirleri arasındaki yapılan sözleşmeler, ile sigortalının bildirim yapıldığı işyerine ilişkin Kurum Denetmenin ve/veya Kurum müfettişlerinin raporları dahil Kurum işyeri dosyası araştırılıp, irdelenmeli, sigortalı tarafından açılan tazminat dosyası da dikkate alınarak, ... kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman bilirkişi heyetinden; kusur oran ve aidiyeti konusunda yeniden rapor alınarak, varılacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır.2
Sorumsuzluk geçmişe yönelik yürümez kanun değişmeden önce idare borçlardan ve iş güvenliğinden sorumludur.#
Her ne kadar 3213 sayılı Maden Kanunu'na 10.6.2010 tarihinde 5995 sayılı Kanunun 17.maddesi ile eklenen Ek 7.maddesinde maden ruhsat sahiplerinin, ruhsat sahalarının bir kısmında veya tamamında üçüncü kişelerle yapmış oldukları rödovans sözleşmelerinde, bu alanlarda yapılacak madencilik faaliyetlerinden doğacak İş Kanunu, İş Sağlığı ve Güvenliği ile ilgili idari, mali ve hukuki sorumluluklar rödovansçıya aittir. Ancak bu durum ruhsat sahibinin Maden Kanunundan doğan sorumluluklarını ortadan kaldırmaz." hükmünü öngörmüş ise de, davacının çalışma süresinin bir kısmı Maden Kanunundaki değişiklik öncesi dönem olduğundan davalı TTK. Genel Müdürlüğünün davacının işcilik alacaklarından söz konusu yasal değişikliğe kadar olan dönem bakımından asıl işveren olarak sorumlu tutulması gerekir. Mahkemenin bu yönü gözetmeden davalı TTK. Genel Müdürlüğü yönünden davanın reddine karar vermesi usul ve yasaya aykırı olup bu durum davacı ile davalı şirketin hak alanını ilgilendirdiğinden bozmayı gerektirmiştir.3
Maden sahalarında işverenlik sıfatı ve sorumluluk#
5510 sayılı Kanunun 12. maddesinin son fıkrasına göre ise, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde, iş alan ve bu iş için görevlendirdiği sigortalıları çalıştıran üçüncü kişiye alt işveren denir. Sigortalılar, üçüncü bir kişinin aracılığı ile işe girmiş ve bunlarla sözleşme yapmış olsalar dahi, asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile birlikte sorumludur.”. şeklinde düzenlenmiştir.
Bu hâlde, bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal ve hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve görevlendirdiği işçileri sadece bu işyerinde çalıştıran gerçek yada tüzel kişiye alt işveren, alt işverenin iş aldığı gerçek yada tüzel kişiye ise asıl işveren olarak tanımlanabilir.
Bilindiği üzere madenler, Anayasanın 168. maddesi ve 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 4. maddesi gereği devletin hüküm ve tasarrufu altında olup, arama ve işletme hakkının gerçek ve tüzel kişilere devri ancak kanunun öngördüğü şartlarda mümkündür.
Madenler üzerindeki hakların bölünmezliğini, devir ve intikalini düzenleyen anılan Yasa'nın 5. maddesinde, madenler üzerindeki hakların hiç birisinin hisselere bölünemeyeceği ve her bir hakkın bir bütün halinde muameleye tabi tutulacağı hüküm altına alınmıştır. Anılan Yasal düzenleme çerçevesinde, ruhsat sahibi tarafından maden sahası üzerinde, ruhsatın verdiği yetkilerin tamamının yada bir bölümünün sözleşme ile 3. kişilere devri mümkün değildir. Ancak, uygulamada, ruhsat sahipleri özel hukuk alanına giren kimi sözleşmelerle ve belirli bir bedel karşılığında maden çıkarma ve satış haklarını özel kişilere bırakmaktadırlar. Rödovans olarak adlandırılan bu yöntemle ruhsat sahipleri, taşeron olarak üretim yapan üçüncü kişilere süreli sözleşmeler ile maden çıkarma ve satış haklarını kiralamaktadırlar.
Günümüz literatüründe rödovans, “maden ruhsat alanlarının, hukuki hak ve sorumlulukları kendisinde kalması koşuluyla hak sahibi tarafından sözleşme ile özel veya tüzel bir kişiye, bir süre tahsis edilmesi durumunda, maden ocağının işletilmesini üstlenen özel veya tüzel kişinin, esas ruhsat sahibine, ürettiği her bir ton maden için ödemeyi taahhüt ettiği meblağ” olarak tanımlanmaktadır.
Rödovans sözleşmesine Maden Kanunu'nda özel bir düzenleme olmadığı için Borçlar Kanunu'nun 270 ve devamı maddelerinde düzenlenen "hasılat kirasına" ait hükümler uygulanır (Tandoğan 1985). Türk Borçlar Hukuku'nda sözleşmelerde şekil serbestisi geçerlidir. Yasada özel olarak bir şekle bağlanmayan sözleşmeleri taraflar istedikleri şekilde yapabilirler (Eren 1998). Rödovans sözleşmesi maden ruhsatının devri anlamına gelmediğinden, devir sözleşmesinin Maden İşleri Genel Müdürlüğü'nde yetkili memur huzurunda yapılması zorunluluğu yoktur.
1990 yılında Maden Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 32. maddesinin son fıkrası değiştirilerek, üçüncü kişi ve kuruluşların ruhsat sahipleri ile yapmış oldukları rödovans, kira, taşeron vb. Sözleşmelere dayanılarak ruhsat
sahasında faaliyette bulunabilmesi ... iznine bağlanmıştır. Ruhsat sahiplerinin, sözleşmeleri bir ay içinde Maden Dairesi’ne bildirerek uygun görüş alması şartı getirilmiştir. Ancak 03.02.2005 tarihinde yayımlanan Maden Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin geçici 2. maddesindeki “Bu Yönetmeliğin yayımı tarihinden sonra, ruhsat sahiplerinin Kanun kapsamındaki faaliyetleri ile ilişkili olarak üçüncü kişi ya da kuruluşlarla yaptığı sözleşmelerin Genel Müdürlüğe bildirilmesine ve görüş alınmasına gerek yoktur. Ancak ruhsat sahasındaki tüm faaliyetlerden Genel Müdürlüğe karşı ruhsat sahibi sorumludur.” hükmü gereği bildirim yükümlülüğü kaldırılmıştır. Anılan yönetmelik, 06.11.2010 tarihinde yayımlanan Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliğinin 168. maddesi ile yürürlükten kaldırılarak, Rödovans sözleşmeleri ile ilgili olarak geçici 1. maddesinde aynı düzenlemeye yer verilmiştir.
Rödovansçının sorumluluğu konusunda 24.06.2010 tarih 27621 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5995 sayılı Kanunun 17. maddesi ile Maden Kanununa eklenen Ek 7. maddesi ile yeni düzenleme yapılmıştır. Anılan madde de; maden ruhsat sahiplerinin, ruhsat sahalarının bir kısmında veya tamamında üçüncü kişilerle yapmış oldukları rödovans sözleşmelerinde, bu alanlarda yapılacak madencilik faaliyetlerinden doğacak İş Kanunu, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili idari, mali ve hukuki sorumluluklarının rödovansçıya ait olacağı, ancak bu durumun ruhsat sahibinin Maden Kanunu'ndan doğan sorumluluklarını ortadan kaldırmayacağı belirtilmiştir.
Asıl işveren taşeron ilişkisinin varlığı için öncelikle işin başka bir işverenden alınmış olması, bir başka ifade ile asıl işverenin işverenlik sıfatına devredilen iş dolayısıyla sahip olması, asıl işyeri ya da işyerinden sayılan yerlerde kendi adına işçi çalıştırıyor olması gerekir.
İşin belirli bir bölümünde değil de tamamının bir bütün halinde ya da bölümlere ayrılarak başkalarına devredildiği, işten bu yolla tamamen el çekildiği, sigortalı çalıştırılmadığı için işveren sıfatının haiz olunmadığı durumda ise, bunları devralan kişiler alt işveren, devredenler de asıl işveren olarak nitelendirilemeyecektir.
Aracı sıfatının kazanılmasında diğer koşullar ise asıl işverenden istenilen işin, asıl iş ya da işyeriyle ilgili işin bir bölümünde veya işyeri eklentilerinde alınmış olması ve bu işte işi alanın kendi işçilerinin çalıştırılması ve bu nedenle de işveren sıfatına sahip olunmasıdır.
Yapılan açıklamalar ışığında aşağıda, mahkemece, davanın yasal dayanağının 01.10.2008 tarihinden sonra meydana gelen iş kazasına istinaden açılan eldeki davada 5510 sayılı Kanunun 21. maddesi olduğu gözetilerek, sigortalının vefatına neden olayın gerçekleştiği maden ruhsat alanının belirlenip, ruhsat sahibinin kim olduğu, dava dışı ... Hafriyat Nakliyat madencilik...ile hukuki ilişkinin nitelikleri, işverenlik sıfatları, iş kazasının meydana geldiği ruhsat alanındaki olay tarihinde ruhsat sahibi, anılan dava dışı şirket ve ... Erek arasındaki yapılan sözleşmeler, ile sigortalının bildirim yapıldığı işyerine ilişkin Kurum işyeri dosyası araştırılıp, irdelenmeli, ceza dosyası da dikkate alınarak, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman bilirkişi heyetinden; kusur oran ve aidiyeti konusunda yeniden rapor alınarak, temyiz etmeyen davalılar yönünden davacı Kurum lehine doğan usuli kazanılmış hak gözetilerek, hüküm kurulmalıdır.
Kabule göre ise; hakkında dava açılmayan dava dışı ... hakkında hüküm kurulması ve dava dilekçesindeki istemin teselsüle dayanıp dayanmadığı irdelenerek, sonucuna göre teselsüle dayanılması halinde teselsül hükümlerine göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmemesi isabetsizdir.4
Rödovans sözleşmesi varsa kusur verirken sözleşme göz önünde bulundurulmalıdır#
Mahkemece dava dışı TTK ile davalı .... arasında rödovans sözleşmesi olup olmadığı araştırılarak, rödovans sözleşmesinin varlığı halinde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman bilirkişi heyetinden; rödovans sözleşmesi de gözetilmek suretiyle tarafların kusur oran ve aidiyeti konusunda yeniden rapor alınarak hüküm kurulmalı; şayet taraflar arasında rödovans sözleşmesi yoksa tarafların kusur oran ve aidiyeti hususunda aldırılan 26.05.2015 tarihli kusur raporu esas alınmak suretiyle karar verilmelidir.5
Kaynaklar