Aynı Alanda Birden fazla İşveren Çalışmasının Birbirini etkilemesi#
sanık ...'ın ise işveren vekili sıfatıyla fiilen yürüttüğü bina inşaatında, sıva işlerinin yazılı bir sözleşme olmaksızın sanık ...'a verildiği, kalıp işlerinin ise yine sözlü anlaşmaya bağlı olarak sanık ...'a verildiği, olay tarihinde ...'ın işçisi olarak çalışan sıva işçisi ...'nın harç kararak inşaatın dışında bulunan asansör ile üçüncü kata harç gönderdiği sırada, olay yeri inceleme raporu ve tanık beyanları ile sabit olduğu üzere inşaatta kullanılan 5x10 tabir edilen kalasın kafasına düşmesi neticesinde yaralandığı ve tedavisinin devam ettiği 05/05/2012 tarihinde öldüğü olayda;
Sanık hakkında yapılan yargılama sonucunda "kalıp ustabaşısı sanık ...'ün sanık ... ile inşaatın kalıp işleri için aralarında anlaşma yaptıkları, ifadelerinden anlaşılmakla asıl iş veren-alt işveren durumunu ortaya çıkarmasına rağmen meydana gelen olayda atfı kabil kusurunun olmadığı" gerekçesiyle hakkında beraat kararı verilmiş ise de, dosya kapsamında bulunan olay yeri inceleme raporu ve olay yeri krokisine göre olay günü inşaatın 11. katında kalıp işlerinin devam ettiği ve 11. kat iskele kalıp tahtalarının çakılı olduğunun görüldüğü, inşaatta çalışan tüm tanık işçilerin soruşturma aşamasında alınan ilk ifadelerine ölenin kurulan asansör ile yalnızca kardığı harcı taşıdığını beyan ettikleri, ancak sonradan sanığın idaresinde çalışan kalıp işçilerinin beyanlarını değiştirerek, ölenin sıva işçilerinin iskele olarak kullanımı amacıyla asansör ile kalas da taşıdığını ve bu kalasın düşerek ölümüne sebebiyet verebileceğini belirttikleri ancak bu beyanlarının sanığı ve kendilerini suçtan kurtarmaya yönelik olduğu kanaati oluştuğu, ölenin yaralanmasının niteliği, tanıklar ... ve ...'ün aşamalarda değişmeyen şekilde ölenin asansör ile yalnızca harç taşıdığı, kalas taşımadığı, kendilerinin çalıştığı 4. Katta iskele bulunduğu fakat bunun bina içerisinde olduğu yönündeki beyanları ve dosya kapsamına göre, kazanın 11. katta çalışan kalıpçıların kullandığı 5x10 tabir edilen kalasın düşmesi sonucunda meydana geldiği, soruşturma aşamasında alınan 21/05/2012 tarihli iş sağlığı ve güvenliği uzmanı raporu, 28/12/2012 tarihli SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı inceleme raporu ve Kayseri 4. İş Mahkemesine hitaben elektrik mühendisi ve makine mühendisleri tarafından düzenlenen raporda da kazanın bu şekilde meydana geldiğinin kabul edildiği anlaşılmakla, kalıp işlerini alt işveren sıfatıyla sanık ...'dan alan ve gerekli güvenlik tedbirlerini almayan, malzeme düşmesini engelleyecek uygun yerler yapmayan, malzeme düşmesine karşı önlemler almayan, koruyucu ekipman kullanmayan, iş güvenliği konusunda çalışanlara bilgilendirme yapmayan ve gerekli denetim görevini yerine getirmeyen sanığın kusurlu olduğu ve mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hatalı ve yetersiz gerekçe ile beraatine karar verilmesi1
İşverenin Yeni Bina Temizliği Yaptırması (3. Kişilerle anlaşırken mutlaka sözleşme yapılmalıdır)#
Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede;13.09.2014 tarihinde 15:00 sıralarında ... İlçesi İstasyon Mah. Taşköprü Caddes, 40 nolu adreste Kanpolat Sabun sanayi isimli işyerinin, Sanık ... tarafından kiralanmış olup, ilgili işyerinde tadilat ve temizlik işlerini yaptırma sırasında tanıklar Abdurrezak El Keser ve ... isimli iki Suriyeli işçi ile anlaştığı, tanık işçilerden olan Abdurrezak El Keser'in akrabası olan ...’in işyerini ziyaretinde yaklaşık 15 metre yükseklikteki çatıdan dikkatsizlik ve tedbirsizlik sonucu düşmesiyle meydana gelen ölümlü kazada, sanığın soruşturma aşamasında alınan savunması ile tanık beyanlarının uyumlu olduğu, sanığın söz konusu iş yerinin tadilat aşamasında meydana gelen kazada, iş alanında herhangi bir uyarı ve ikaz levhasının bulunmadığı, kişisel koruyucuların kullanılmadığı, denetimin yapılmadığı, korkuluk ve benzeri koruyucu önlemlerin alınmadığı, iş sağlığı ve güvenliği mevzuat hükümlerine aykırı davranışları nedeniyle asli kusurlu olduğu kabul edilerek, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.2
Eser Sözleşmesi#
Sanık ...’in, mülkiyeti babası sanık ...’e ait Bornova’da bulunan binanın iç ve dış cephe boyasını yapması konusunda serbest boyacılıkla geçimini sağlayan ... ile 3.000 TL karşılığında anlaştığı, aralarında yazılı bir sözleşme düzenlemedikleri, ölen ...’ın 14/08/2018 günü saat 17.30 sıralarında 3 katlı binanın teras katından yukarıdan aşağıya doğru sarkarak dış cephenin boyasını yaptığı sırada alüminyum malzemeden yapılmış teleskopik saplı fırçanın binanın yakınından geçen elektrik tellerine temas etmesi üzerine elektrik çarpması neticesi binadan düşerek öldüğü olayda;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 01.03.2023 tarihli, 2018/12-222 Esas, 2023/118 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere sanık ... ile ölen arasında yapılan sözleşmeye ve beyanlara göre, binanın iç ve dış cephe boyasının yapılması şeklinde belirlenen somut çalışma ilişkisinde, belirli bir süre çalışmanın değil, bir sonucun meydana getirilerek bağımsız bir varlığı değiştirmeye, işlemeye veya biçimlendirmeye yönelik edimin amaçlanmış olması, hizmet sözleşmesinin ayırt edici ve belirleyici özellikleri olan ücret, bağımlılık ve zaman unsurlarının somut iş görme ilişkisinde bulunmaması karşısında, sanık ile ölen arasındaki ilişkinin hizmet sözleşmesine değil eser sözleşmesine dayandığının kabul edilmesi gerektiği, çalışma ilişkisinin eser sözleşmesine dayanması nedeniyle iş sahibi olan sanığın, işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatının gerektirdiği bir önlemin alınmamasından sorumlu tutulamayacağı gibi meydana gelen ölüm olayının da iş kazası olarak nitelendirilemeyeceğinden, kazanın meydana gelmesinde sanıkların kusurunun bulunmadığı, sanıklara kusur yükleyen bilirkişi raporlarının da, somut olayın yukarıda anlatılan gerçekleşme biçimi dikkate alındığında isabetli olmadığı gibi mahkemeyi bağlayıcı niteliğinin de bulunmadığı anlaşıldığından, tebliğnamede sanıkların tali kusurlu olduğu gerekçesiyle bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.3
Eser Sözleşmesi Unsurları Çatı Tamiri Eser Sözleşmesidir#
Olay tarihi itibarıyla yürürlükte bulunması nedeniyle somut olayda uygulanması gereken TBK'nın 470. maddesinde tanımlanan eser sözleşmesi (istisna akdi) ise, iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olup, eser ve bedel olmak üzere iki temel unsuru barındırmaktadır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri kanun ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yaparak ve zamanında tamamlayarak iş sahibine teslim etmekle; iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemekle yükümlüdür.
Türk Hukuk Lûgatı'nda da eser sözleşmesi kısaca “Yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 353).
Yüklenicinin borçlarının düzenlendiği TBK’nın 471. maddesindeki hüküm uyarınca yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır. Yüklenici, basiretli bir tacir/iş insanı ve işinin ehli gibi davranmak suretiyle, eser sözleşmesi ilişkisine girerek bir işi üstlenirken ekonomik gücünü, ekipmanını ve uzmanlığını en iyi biçimde değerlendirip yeterli görmemesi durumunda o işi üstlenmekten kaçınmak zorundadır. Aksi hâlde, bunun sonuçlarına katlanır ve meydana gelen zarardan sorumlu tutulur. Başka bir şekilde ifade etmek gerekir ise; eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici üstlendiği edimin sonucunu garanti etmiş sayılmalıdır.
Eser sözleşmesi ilişkisinde konunun uzmanı yükleniciler olduğundan gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü de yüklenicilere aittir. TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi hükümlerine göre, zararlandırıcı olayın gerçekleşmesine etkili olan yüklenici kusurunun tespitinde, iş güvenliği mevzuatından da yararlanılması olanaklı ise de, sadece bu mevzuata göre yüklenicinin kusuru belirlenemez. Çünkü yüklenici işinin uzmanı sayılan, sorumlu meslek adamıdır. Yüklenici, eser sözleşmesi ile yüklendiği edimini yerine getirirken veya sözleşmenin hazırlanması aşamasında gerekli tüm tedbirleri almakla ödevlidir. Yüklenici, işçi sayılamayacağından iş sahibinin denetimine de tâbi değildir (Hukuk Genel Kurulunun 15.12.2022 tarihli ve 303-1761 sayılı ile 13.12.2022 tarihli ve 111-1714 sayılı kararları).
Öte yandan bir sözleşme ilişkisinin kurulabilmesi için sözleşme yapmaya ehil olanlar arasında öneri ve kabulün gerçekleşmesi yani tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamaları gerekmektedir. Her sözleşme türünün kendine özgü unsurları bulunmaktadır. Eser sözleşmesinin de kendine özgü olan iki temel unsuru vardır. Bunlar eser ve bedeldir. Bu sözleşme ile bir taraf (yüklenici) istenen özellikte sonucu (eser) meydana getirmeyi, diğer taraf (iş sahibi) ise bu çalışma karşılığında ivaz (bedel) ödemeyi üstlenmektedir. Eser sözleşmesinde tarafların edimleri birbirinin karşılığını oluşturmakta olduğundan tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmedir. Ayrıca niteliği itibariyle sürekli bir sözleşme olmayıp ani edimli bir sözleşmedir. Bu sözleşmenin unsuru olan meydana getirilecek eser, aynı zamanda sözleşmenin konusunu oluşturur. Ayırt edici diğer bir temel unsuru ise bedeldir. Meydana getirilecek bir sonuç bulunmasına rağmen bedel ödenmeyeceği kararlaştırılmış ise eser sözleşmesinin varlığından söz edilemez. Bedel, eser sözleşmesinin unsuru ise de tarafların anlaşırken bedeli kararlaştırmamış olmaları sözleşmenin kurulmasına etki etmez. Taraflar kararlaştırmamış olsa da bedel ödeneceğini taraflar biliyor veya bilmesi gerekiyor ise eser sözleşmesinin bulunduğu yine kabul edilecektir. Eser sözleşmesinin konusu, meydana getirilmesi istenen sonuçtur. İstenen sonuç, bir şeyin yapılmasına ilişkin olabileceği gibi ortadan kaldırılmasına, iyileştirilmesine veya montajına ilişkin de olabilecektir. Diğer bir ifadeyle baştan yeni bir eser meydana getirilmesine ilişkin olabileceği gibi mevcut bir eserde yapılacak değişiklik veya ilavelerle farklı bir hâle getirilmesine de ilişkin olabilir. Eser sözleşmesi tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamaları ile kurulur ve sözleşmenin geçerliliği kanunda aksi öngörülmedikçe hiçbir şekle bağlı değildir (Hukuk Genel Kurulunun 14.11.2019 tarihli, 627-1192 sayılı kararı).
Bir sözleşme ilişkisinin eser sözleşmesi mi yoksa hizmet sözleşmesi mi olduğunun belirlenmesine gelince; hizmet sözleşmesi emek ağırlıklı iken, eser sözleşmesi beceriye dayalı sonuç ağırlıklıdır. Hizmet sözleşmesinde ortaya konan emek nedeniyle ücrete hak kazanılır. Eser sözleşmesinde ise ortaya konan beceri ile oluşturulan eser nedeniyle ücret alınır. Hizmet sözleşmesinde zamana bağlı süreç ağırlıklı çalışma söz konusu iken eser sözleşmesinde sonuca bağlı çalışma esastır.
Eser sözleşmesinde yüklenici, iş sahibinin istemi üzerine kural olarak bir şey meydana getirmeyi ve bedel karşılığında teslim etmeyi üstlenmektedir. Sözleşmede beceriye dayalı sonuç unsuru yerine emek verilmesi üstün ise eser sözleşmesi değil, hizmet sözleşmesi söz konusu olacaktır.
Açıklanan nedenlerle, yüklenici, üstlendiği iş konusunda uzman olup, iş sahibine karşı bağımsızdır. İş sahibinden işin nasıl yapılacağı konusunda talimat almaz, talimat alsa bile bu talimat sadece iş sahibinin istediği sonucun (eserin) nasıl olması gerektiği hususundadır. Eser sözleşmesinin konusu olan her çeşit imal veya inşa ticari bir iş olduğundan yüklenici, basiretli bir tacir gibi davranmak, gereken özeni göstermek ve gereken güvenliği kendisi sağlamak durumundadır. Yüklenici işin ifası sırasında yanında işçi çalıştırıyorsa, çalıştırdığı işçiyle aralarındaki hizmet akdine ilişkin olarak işçisine karşı işveren durumunda olup, çalıştığı yerin ve çalıştırdığı işçilerin güvenliğinden ve güvenliğin nasıl sağlanması gerektiğinden işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatına göre sorumludur. Anılan mevzuatın gerektirdiği bir önlemin alınmamasından dolayı hizmet akdinde işveren sorumlu ise de eser sözleşmesinin tarafı olan iş sahibi bu mevzuata göre sorumlu tutulamaz. Ancak iş sahibinin bunun dışında kusuru varsa ondan sorumlu olur (Hukuk Genel Kurulunun 29.03.2006 tarihli ve 84-121 sayılı kararı; 15. Hukuk Dairesinin 11.03.2008 tarihli ve 4780-1576 sayılı ile 03.07.2006 tarihli 4201-4117 sayılı kararları).
B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme
Sanık ile ölen arasında sanığın kiraladığı tek katlı iş yerinin çatısının tamirinin bedel karşılığı yapılması için sözlü anlaşma sağlandığı, olay günü tamir yapmak amacıyla çatıya çıkan ölenin, tamir sırasında üzerine bastığı eternit levha olarak adlandırılan çatı kaplama malzemesinin kırılması neticesinde aşağı düşerek hayatını kaybettiği olayda;
Sanık ile ölen arasında yapılan anlaşmanın içeriği ve tanık beyanlarına göre, iş yerinin çatısının tamir edilmesi şeklinde belirlenen somut çalışma ilişkisinde, belirli bir süre çalışmanın değil bir sonucun meydana getirilerek bağımsız bir varlığı değiştirmeye, işlemeye veya biçimlendirmeye yönelik edimin amaçlanmış olması ve hizmet sözleşmesinin ayırt edici ve belirleyici özellikleri olan ücret, bağımlılık ve zaman unsurlarının somut iş görme ilişkisinde bulunmaması karşısında, sanık ile ölen arasındaki ilişkinin hizmet sözleşmesine değil eser sözleşmesine dayandığının kabul edilmesi gerektiği, çalışma ilişkisinin eser sözleşmesine dayanması nedeniyle iş sahibi olan sanığın, işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatının gerektirdiği bir önlemin alınmamasından sorumlu tutulamayacağı gibi meydana gelen ölüm olayının da iş kazası olarak nitelendirilemeyeceği, kazanın meydana gelmesinde sanığın kusurunun bulunmadığı, sanığa kusur yükleyen bilirkişi raporlarının, somut olayın yukarıda anlatılan gerçekleşme biçimi dikkate alındığında isabetli olmadığı ve mahkemeyi bağlayıcı nitelik de taşımadığı anlaşıldığından sanığın, unsurları itibarıyla oluşmayan taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan CMK'nın 223/2-a maddesi gereğince beraatine karar verilmesi gerekmektedir.4
Eser Sözleşmesi Unsurları#
Olay tarihi itibarıyla da yürürlükte bulunan ve somut olayda uygulanması gereken mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 355. maddesinde ve 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 470. maddesinde tanımlanan eser sözleşmesi (İstisna akdi) ise iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olup eser ve bedel olmak üzere iki temel unsuru bulunmaktadır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yaparak ve zamanında tamamlayarak iş sahibine teslim etmekle; iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemekle yükümlüdür.
Türk Hukuk Lûgatında da eser sözleşmesi kısaca “Yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir” şeklinde tanımlanmıştır (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 353).
Yüklenicinin borçlarının düzenlendiği mülga BK’nın 356. maddesindeki (TBK m. 471) hüküm uyarınca yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır. Yüklenici, basiretli bir tacir/iş adamı ve işinin ehli teknik adam gibi davranıp eser sözleşmesi ilişkisine girerek bir işi üstlenirken ekonomik gücünü, ekipmanını ve uzmanlığını en iyi biçimde değerlendirip yeterli görmemesi durumunda o işi üstlenmekten kaçınmak zorundadır. Aksi hâlde, bunun sonuçlarına katlanır ve meydana gelen zarardan sorumlu tutulur. Başka bir şekilde ifade etmek gerekir ise; eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici üstlendiği edimin sonucunu garanti etmiş sayılmalıdır.
Eser sözleşmesi ilişkisinde konunun uzmanı yükleniciler olduğundan gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü de yüklenicilere aittir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi hükümlerine göre, zararlandırıcı olayın gerçekleşmesine etkili olan yüklenici kusurunun tespitinde, iş güvenliği mevzuatından da yararlanılması olanaklı ise de sadece bu mevzuata göre yüklenicinin kusuru belirlenemez. Çünkü yüklenici işinin uzmanı sayılan, sorumlu meslek adamıdır. Yüklenici, eser sözleşmesi ile yüklendiği edimini yerine getirirken veya sözleşmenin hazırlanması aşamasında gerekli tüm tedbirleri almakla ödevlidir. Yüklenici, işçi sayılamayacağından iş sahibinin denetimine de tâbi değildir (Hukuk Genel Kurulunun 15.12.2022 tarihli, 303-1761 sayılı ve 13.12.2022 tarihli, 111-1714 sayılı kararları).
Öte yandan, bir sözleşme ilişkisinin kurulabilmesi için sözleşme yapmaya ehil olanlar arasında öneri ve kabulün gerçekleşmesi yani tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamaları gerekmektedir. Her sözleşme türünün kendine özgü unsurları bulunmaktadır. Eser sözleşmesinin de kendine özgü olan iki temel unsuru vardır. Bunlar eser ve bedeldir. Bu sözleşme ile bir taraf (yüklenici) istenen özellikte sonucu (eser) meydana getirmeyi, diğer taraf (iş sahibi) ise bu çalışma karşılığında ivaz (bedel) ödemeyi üstlenmektedir. Eser sözleşmesinde tarafların edimleri birbirinin karşılığını oluşturmakta olduğundan tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmedir. Ayrıca niteliği itibariyle sürekli bir sözleşme olmayıp ani edimli bir sözleşmedir. Bu sözleşmenin unsuru olan meydana getirilecek eser, aynı zamanda sözleşmenin konusunu oluşturur. Ayırt edici diğer bir temel unsuru ise bedeldir. Meydana getirilecek bir sonuç bulunmasına rağmen bedel ödenmeyeceği kararlaştırılmış ise eser sözleşmesinin varlığından söz edilemez. Bedel, eser sözleşmesinin unsuru ise de tarafların anlaşırken bedeli kararlaştırmamış olmaları sözleşmenin kurulmasına etki etmez. Taraflar kararlaştırmamış olsa da bedel ödeneceğini taraflar biliyor veya bilmesi gerekiyor ise eser sözleşmesinin bulunduğu yine kabul edilecektir. Eser sözleşmesinin konusu, meydana getirilmesi istenen sonuçtur. İstenen sonuç, bir şeyin yapılmasına ilişkin olabileceği gibi ortadan kaldırılmasına, iyileştirilmesine veya montajına ilişkin de olabilecektir. Diğer bir ifadeyle baştan yeni bir eser meydana getirilmesine ilişkin olabileceği gibi mevcut bir eserde yapılacak değişiklik veya ilavelerle farklı bir hâle getirilmesine de ilişkin olabilir. Eser sözleşmesi tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamaları ile kurulur ve sözleşmenin geçerliliği kanunda aksi öngörülmedikçe hiçbir şekle bağlı değildir (Hukuk Genel Kurulunun 14.11.2019 tarihli, 627-1192 sayılı kararı).
Bir sözleşme ilişkisinin eser sözleşmesi mi yoksa hizmet sözleşmesi mi olduğunun belirlenmesine gelince; hizmet sözleşmesi emek ağırlıklı iken, eser sözleşmesi beceriye dayalı sonuç ağırlıklıdır. Hizmet sözleşmesinde ortaya konan emek nedeniyle ücrete hak kazanılır. Eser sözleşmesinde ise ortaya konan beceri ile oluşturulan eser nedeniyle ücret alınır. Hizmet sözleşmesinde; zamana bağlı süreç ağırlıklı çalışma söz konusu iken eser sözleşmesinde sonuca bağlı çalışma esastır.
Eser sözleşmesinde yüklenici, iş sahibinin istemi üzerine kural olarak bir şey meydana getirmeyi ve bedel karşılığında teslim etmeyi üstlenmektedir. Sözleşmede beceriye dayalı sonuç unsuru yerine emek verilmesi üstün ise eser sözleşmesi değil, hizmet sözleşmesi söz konusu olacaktır.
Açıklanan nedenlerle, eser sözleşmesinde yüklenici üstlendiği iş konusunda uzman olup iş sahibine karşı bağımsızdır. İş sahibinden işin nasıl yapılacağı konusunda talimat almaz, talimat alsa bile bu talimat sadece iş sahibinin istediği sonucun (eserin) nasıl olması gerektiği hususundadır. Eser sözleşmesinin konusu olan her çeşit imal veya inşa ticari bir iş olduğundan yüklenici, basiretli bir tacir gibi davranmak, gereken özeni göstermek ve gereken güvenliği kendisi sağlamak durumundadır. Yüklenici işin ifası sırasında yanında işçi çalıştırıyorsa, çalıştırdığı işçiyle aralarındaki hizmet akdine ilişkin olarak işçisine karşı işveren durumunda olup çalıştığı yerin ve çalıştırdığı işçilerin güvenliğinden ve güvenliğin nasıl sağlanması gerektiğinden İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Mevzuatına göre sorumludur. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Mevzuatının gerektirdiği bir önlemin alınmamasından dolayı hizmet akdinde işveren sorumlu ise de, eser sözleşmesinin tarafı olan iş sahibi bu mevzuata göre sorumlu tutulamaz. Ancak iş sahibinin bunun dışında kusuru varsa ondan sorumlu olur (Hukuk Genel Kurulunun 29.03.2006 tarihli, 84-121 sayılı kararı; 15. Hukuk Dairesinin 11.03.2008 tarihli 4780-1576 sayılı ve 03.07.2006 tarihli 4201 -4117 sayılı kararları).
B. Somut Olayda Hukukî Nitelendirme
Sanığa ait üç katlı yapının kalıp ve demir işçiliğini 9.500 TL karşılığında yapmayı üstlenen inşaat ustası ölenin, olay günü binanın ikinci katının dış cephesinde kalıp çaktığı sırada merdivenden kayarak düşmesi neticesinde hayatını kaybettiği olayda;
Sanık ile ölen arasında düzenlenen sözleşme içeriği ve tanık beyanlarına göre, binanın kalıp ve demir işçiliğinin yapılması şeklinde belirlenen somut çalışma ilişkisinde, belirli bir süre çalışmanın değil, bir sonucun meydana getirilerek bağımsız bir varlığı değiştirmeye, işlemeye veya biçimlendirmeye yönelik edimin amaçlanmış olması, hizmet sözleşmesinin ayırt edici ve belirleyici özellikleri olan ücret, bağımlılık ve zaman unsurlarının somut iş görme ilişkisinde bulunmaması karşısında, sanık ile ölen arasındaki ilişkinin hizmet sözleşmesine değil eser sözleşmesine dayandığının kabul edilmesi gerektiği, çalışma ilişkisinin eser sözleşmesine dayanması nedeniyle iş sahibi olan sanığın, işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatının gerektirdiği bir önlemin alınmamasından sorumlu tutulamayacağı gibi meydana gelen ölüm olayının da iş kazası olarak nitelendirilemeyeceğinden, kazanın meydana gelmesinde sanığın kusurunun bulunmadığı, sanığa kusur yükleyen bilirkişi raporlarının da, somut olayın yukarıda anlatılan gerçekleşme biçimi dikkate alındığında isabetli olmadığı gibi mahkemeyi bağlayıcı niteliğinin de bulunmadığı anlaşıldığından, sanığın atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerekmektedir.5
Kaynaklar