İçeriğe geç
Kale Hukuk KALE HUKUK

İhtiyari Arabuluculuğun Davalara Etkisi

Arabuluculuk 14 dk okuma

Tutanağın İptali İle İşçilik Alacakları Birlikte İstenebilir#

davacı işçi, dava konusu ettiği işçilik alacaklarını 13.02.2019 tarihine göre talep ettiğinden, söz konusu alacaklara hükmedilebilmesinin ancak 27.12.2018 tarihli ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının iptali ile mümkün olup bu hususta verilecek karar, işçilik alacak taleplerini doğrudan etkileyeceğinden anlaşma tutanağının iptali ve alacağın tahsili istemiyle açılan davaların birlikte görülüp sonuçlandırılması gerekirken1

Tutanağın İptali ile işe iade veya işçilik alacakları birlikte istenebilir#

Dairemizce yapılan değerlendirmede, anlaşma belgesinin veya anlaşmaya dair son tutanağın, anlaşılan hususlarda dava açılmasının önünde hukuki bir engel oluşturduğu sonucuna varılmıştır. 6325 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinde açıkça ve emredici şekilde anlaşılan hususlarda dava açılamayacağı öngörüldüğünden öncelikle bu engelin ortadan kaldırılması gerekmektedir. Kanun, anlaşma belgesinin varlığı karşısında bu belgede anlaşıldığı belirtilen hususlarda dava açılmasına imkân tanımamaktadır. Bu bakımdan anlaşma belgesinin iptaline karar verilmedikçe alacak yahut işe iade talebi ile açılan davaların esasına yönelik inceleme yapılması mümkün değildir. Anlaşma belgesinin geçersizliğini ileri süren taraf, bu belgenin iptalini ayrı bir dava ile talep edebileceği gibi anlaşma belgesinin iptali talebini, alacak veya işe iade talebi ile aynı davada da ileri sürebilir. Davacı tarafından anlaşma belgesinin geçersizliğinin tespiti ile alacak veya işe iade davası birlikte talep edilmediği sürece anlaşma belgesinin iptali hususunun, 6100 sayılı Kanun'un 163 üncü maddesi bağlamında ön sorun olarak ele alınması mümkün değildir.2

İşe iade ile tutanağın iptali birlikte istenemez#

Bölge Adliye Mahkemesinin 25.04.2024 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davacı tarafından işe iade davası ve arabuluculuk tutanağının iptali davalarının ayrı ayrı açıldığı, işe iade davasında, arabuluculuk tutanağının iptali davasının sonucunun bekletici mesele yapılması gerekirken davaların birleştirilerek görülmesinin isabetsiz olduğu, Mahkemece, birleştirilen Ankara 12. İş Mahkemesinin 2023/10 Esas sayılı işe iade dava dosyası asıl davadan tefrik edilerek yeni bir esasa kaydedilmesi ve tefrik edilen davada, arabuluculuk anlaşma belgesinin iptali davasının bekletici mesele yapılması gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozmaya uyularak işe iade ve ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin iptaline ilişkin dava tefrik edilmek suretiyle ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin iptaline yönelik yapılan işbu yargılamada, arabuluculuk faaliyeti sonucunda anlaşmaya varılması durumunda anlaşma belgesi düzenlenmiş ve anlaşmaya varılan hususlar açık ve net bir şekilde ortaya konmuş olsa da çözümlenen uyuşmazlık hakkında irade fesadı hâlinde dava açılmasının mümkün olduğu, taraflar arasında yapılan ihtiyari arabuluculuk görüşmeleri sonucunda imzalanan arabuluculuk tutanağının hata, hile ve ikrah gibi irade fesadına maruz kalınması nedeniyle imzalandığı hususunun dosya kapsamındaki delillerle ispatlanamadığı, davacının haklarını ve imzalama neticesi gelişen sonuçları bilebilecek durumda olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.3

İhtiyari arabuluculuk varken alacak davası açılırsa tutanağın iptal davası açılması için davacıya kesin süre verilmelidir#

Belirtilen sebeple somut uyuşmazlıkta; davacıya, anlaşma belgesinin iptali konusunda ayrı bir dava açmak üzere kesin süre verilmelidir. Kanuna uygun olarak verilen kesin süreye rağmen bu tür bir dava açılmaması hâlinde, ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesine değer verilerek 6325 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca davanın usulden reddine karar verilmelidir. Süresi içinde anlaşma belgesinin iptali istemi ile dava açılması durumunda ise bu dava, bekletici mesele yapılmalıdır. Mahkemece bu husus gözetilmeksizin davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.4

Arabuluculuğun iptali talebi işe iade veya alacak davası açılırken istenmişse mahkeme ön sorun olarak ele almalıdır, arabuluculuğun iptali davası ayrı dava olarak açılıp birleştirme talep edilmişse ön sorun olarak incelenemeyeceğinde birleştirme yapılmamalıdır.#

Somut uyuşmazlıkta davacı vekili, asıl dava dilekçesi ile ödenmeyen kıdem ve ihbar tazminatları ile asgari geçim indirimi, yıllık izin, fazla mesai, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının davalılardan tahsilini istemiş, birleşen davada ise ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının iptaline, dava dosyasının Ankara 58. İş Mahkemesinin 2021/445 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Ankara 27. İş Mahkemesinin 03.06.2021 tarihli ve 2021/174 Esas, 2021/154 Karar sayılı kararı ile aralarında fiilî ve hukuki bağlantı bulunduğu gerekçesiyle ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının iptaline ilişkin davanın, Ankara 58. İş Mahkemesinin 2021/445 Esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar vermiştir.

İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise arabuluculuk sürecinin usule uygun yürütülmemiş olması ve aşırı oransızlık hâli gerekçesi ile kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı bir kısım davalılar vekillerinin istinaf başvurusu da Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir.

Bilindiği gibi 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 18/5 hükmüne göre arabuluculuk faaliyeti sonucunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşılan hususlarda dava açılamaz. Ancak söz konusu anlaşma belgesinin geçersiz olması hâlinde, taraflar arasında arabuluculuk yoluyla yapılan bir anlaşmadan söz edilemeyeceğinden, uyuşmazlık konusu hak ve alacaklarla ilgili dava açılması mümkündür.

Dairemiz uygulamasına göre anlaşma belgesinin geçersizliğini ileri süren taraf, bu belgenin iptalini ayrı bir dava ile talep edebileceği gibi anlaşma belgesinin geçersizliğinin tespiti talebini, alacak veya işe iade talebi ile aynı davada da ileri sürebilir.

Davacının dava dilekçesinde anlaşma belgesinin geçersiz olduğunu ileri sürerek netice-i talep bölümünde alacak veya işe iade talep etmesi yahut dava dilekçesinde anlaşma belgesinin geçersiz olduğunu ileri sürerek netice-i talep bölümünde anlaşma belgesinin iptali ile alacak veya işe iade talep etmesi durumunda ortada tek bir dava vardır. Her iki hâlde anlaşma belgesinin geçersizliği iddiası, açılan davada ön sorun olarak incelenir. Aynı şekilde alacak ya da işe iade davasında, cevap dilekçesinde geçerli bir anlaşma belgesi olduğunun savunulması durumunda da bu husus, aynı davada ön sorun olarak ele alınır. Diğer bir ifade ile davacıya anlaşma belgesinin iptaline yönelik ayrı bir dava açılması için süre verilmesine gerek bulunmamaktadır. Ayrıca belirtmek gerekir ki Mahkemece, alacak veya işe iade davası ile ilgili hükümden ayrı olarak anlaşma belgesinin geçersizliğine ilişkin bir hüküm kurulması da sonucu değiştirmez. Anlaşma belgesinin geçersizliğinin ön sorun olarak ele alındığı böyle bir davada kesinlik hususu belirlenirken ön sorun değil, asıl talep konusunun kendisi dikkate alınmalıdır. Böylece temyiz incelemesi sırasında işe iade davası mahiyeti itibarıyla kesin kabul edilir, alacak davasında ise miktara göre kesinlik belirlenir.

Diğer taraftan anlaşma belgesinin geçersizliğinin tespitine ilişkin bir dava açıldıktan sonra, bu tutanağa konu alacak veya işe iade talebi hakkında bir ayrı dava açılması durumunda artık iki dava mevcut olduğundan, bu davaların birleştirilmesine karar verilmesi dâhi, anlaşma belgesinin geçersizliğinin tespitine ilişkin davayı, ön sorun hâline getirmez. Bu durumda iki ayrı dava bakımından gerek kesinlik gerekse kanun yoluna başvuru hususu ayrı ayrı ele alınıp incelenmelidir.

Şöyle ki anlaşma belgesinin geçersizliğinin tespiti davasında, miktar veya mahiyet yönünden kesinlik söz konusu olmadığından bu davaların temyiz denetimi her zaman mümkün iken asıl talep konusu alacak veya işe iade olan davalar bakımından aynı durumdan söz etmek mümkün değildir. Alacak davalarına konu taleplerin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca miktar bakımından temyiz edilip edilemeyeceği resen gözetilmelidir. İşe iade davaları ise 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun (7036 sayılı Kanun) 8/1-(a) hükmü gereğince temyiz edilemez. Görüldüğü gibi anlaşma belgesinin geçersizliğinin tespiti ile alacak veya işe iade davalarına karşı kanun yolları birbirinden farklı hâle gelebilmektedir.

Arabuluculuk anlaşma belgesinin iptali davası ile alacak veya işe iade davası ayrı ayrı açılmış ise daha sonra bu davaların birleştirilmesine karar verilmesi durumunda, bu karar, sonucu birbirini etkileyebilecek nitelikte iki davadan birinin temyiz denetimini kesinlik nedeniyle hukuken imkansız kılarken, temyize tâbi diğer davanın temyiz incelemesi de etkisiz hâle getirebilir. Hâl böyle olunca ayrı ayrı açılan anlaşma belgesinin geçersizliğinin tespiti davası ile alacak veya işe iade davasının birleştirilmesi yerinde olmaz. Ancak söz konusu davalar biribirinin sonucunu etkileyebilecek nitelikte olduğundan anlaşma belgesinin geçersizliğinin tespitine ilişkin davanın sonucu bekletici mesele yapılarak karar verilmelidir.

Somut uyuşmazlıkta; davacı tarafından alacak davası ve arabuluculuk tutanağının iptali davaları ayrı ayrı açılmış olup alacak davasında, arabuluculuk tutanağının iptali davasının sonucunun bekletici mesele yapılması gerkirken davaların birleştirilerek görülmeleri isabetsizdir.

6100 sayılı Kanun'un 167. maddesi uyarınca yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için aralarında bağlantı bulunsa bile davaların ayrılmasına, davanın her safhasında karar verilebilir.

Hâl böyle olunca Mahkemece, birleştirilen Ankara 27. İş Mahkemesinin 03.06.2021 tarihli ve 2021/174 Esas, 2021/154 Karar sayılı arabuluculuk tutanağının iptali dava dosyası, asıl davadan tefrik edilerek yeni bir esasa kaydedilmeli, asıl dava yönünden, arabuluculuk anlaşma belgesinin iptali davası bekletici mesele yapılmalıdır. Davaların birlikte görülmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.5

İlâm Niteliğindeki Tutanak Kesin Hüküm Gibi Değerlendirilip Dava Usulden Reddedilemez#

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda somut olayda, taraflarca imzalanmış 29.11.2019 tarihli ihtiyari arabulucu anlaşma tutanağının 5. maddesinde; bu anlaşmanın imzalanması için işverenlerin işçiye kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, ücret alacağı, asgari geçim indirimi ve prim alacağı olmak üzere 115.006,25 TL ödeme yapacaklarının kabul, beyan ve garanti ettiğinin, söz konusu ödemenin işçinin ücret hesabına 31.12.2019 tarihinde işverenlerce nakden ve defaten, kayıtsız ve şartsız ödeneceğinin, işverenlerin ödenecek toplam tutardan işçiye karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını kabul, beyan ve taahhüt ettiklerinin, söz konusu ödemenin alt işverence yapılmasının aslolan olduğunun, ancak herhangi bir nedenle asıl işverenler tarafından yapılması hâlinde asıl işverenlerin alt işverenin ilk hak ediş bedelinden ve/veya sair her türlü teminatlarından hiçbir ihtar ve ihbara gerek olmaksızın mahsup edileceğine ilişkin hapis hakkı bulunduğunun, asıl işverenler ve alt işverenin kendi aralarındaki anlaşma öncesinde imzaladıkları sair sözleşme hükümlerinin ve rücu haklarının saklı olduğunun yazıldığı, davacı asıl işverenler tarafından davalı alt işveren firmanın hileli davranışlarının olduğu iddia edilmişse de bu yönde somut delil bulunmadığı, davalı asıl işveren ortaklığı temsilen görüşmelere katılan kişinin yanılması yönündeki iddianın da ispatlanamadığı, diğer taraftan davacı asıl işverenlerden ... Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı AŞ'nin avukatının arabulucu olarak belirlendiği ve görüşmelere katıldığı, ihtiyari arabulucuk anlaşma tutanağının düzenlenmesinde davacı asıl işverenlerin kandırılması, hata, hile ile tutanağı imzalamalarının da söz konusu olmadığı ve ileri sürülen arabuluculuk tutanağının hata (yanılma) veya aldatma yoluyla imzalandığı iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddi gerekirken ilâm niteliğindeki arabuluculuk tutanağının kesin mahkeme kararı gibi değerlendirilerek davanın kesin hüküm nedeniyle usulden reddinin hatalı olduğu, mevcut delil durumu, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni dikkate alınarak davacıların istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan yönlerden kabulüyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.6

Dava Şartı Arabuluculuk Tutanağının İptali İçin Ayrı Dava Açmakta Hukuki Yarar Yoktur#

Değerlendirme ve Gerekçe: Uyuşmazlık, dava şartı arabuluculuk tutanağının iptali istemine ilişkindir Somut uyuşmazlıkta, aynı taraflar arasında görülen Adana 7. İş Mahkemesinin 2021/502 Esas sayılı işe iade davasına sunulan dava şartı arabuluculuk son (anlaşmama) tutanağının, eldeki dava ile iptali talep edilmiştir. Sözü edilen işe iade davasında arabuluculuk dava şartının gerçekleşip gerçekleşmediği Mahkemece resen incelenir. Arabuluculuk tutanağının geçerliliği ile tarafların bu yöndeki iddia ve savunmaları da bu inceleme kapsamında yer aldığından, davacıların somut davayı açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Buna göre davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken esastan reddine karar verilmiş ise de sonucu itibarıyla doğru olan kararın bu gerekçe ile onanması gerekir.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile yukarıda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.7

Geçerli Anlaşma Belgesi Varsa Dava Usulden Değil Esastan Reddedilmelidir#

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tanıklarının arabuluculuk tutanağının imzalanması süreci ile ilgili bilgi ve görgüsünün bulunmadığı, davacının irade fesadı iddiasını ispatlayamadığı, davacının 19.08.2022 tarihinde iş sözleşmesinin de sona erdiği dikkate alındığında hata, hile, baskının ortadan kalkmasından itibaren bir yıl içinde arabuluculuk tutanağının iptali talebinde bulunmadığı, zor durumda kaldığına ilişkin ispat vasıtası getirmediği, davacının arabuluculuk anlaşma tutanağını imzaladığı sıradaki kıdemi, yaptığı işi dikkate alındığında tecrübesizliği ya da deneyimsizliği iddiasının da ispatlanmadığı, belirtilen nedenlerle İlk Derece Mahkemesince geçerli bir arabuluculuk anlaşma tutanağı bulunması nedeniyle anlaşma konusu alacaklar hakkında dava açılmayacağı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesinde bir aykırılık görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Değerlendirme ve Gerekçe: Uyuşmazlık, ihtiyari arabuluculuk son tutanağı ve anlaşma belgesinin geçersizliğinin tespiti istemine ilişkindir Üzerinde anlaşılan hususlar hakkında dava açılamayacağı gerekçe gösterilerek davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi; anlaşma belgesinin geçerli sayılması durumunda davanın esası hakkında ret kararı verilmesi gerektiğinden hatalı olmuş ise de temyiz eden sıfatı da gözetildiğinde sonucu itibarıyla davanın reddedilmiş olması karşısında bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.8

Alacak Davası, İşe iade ile Tutanağın İptali Davası Birleşme ve Önsorun#

Dairemiz uygulamasına göre anlaşma belgesinin geçersizliğini ileri süren taraf, bu belgenin iptalini ayrı bir dava ile talep edebileceği gibi anlaşma belgesinin geçersizliğinin tespiti talebini, alacak veya işe iade talebi ile aynı davada da ileri sürebilir.

Davacının dava dilekçesinde anlaşma belgesinin geçersiz olduğunu ileri sürerek netice-i talep bölümünde alacak veya işe iade talep etmesi yahut dava dilekçesinde anlaşma belgesinin geçersiz olduğunu ileri sürerek netice-i talep bölümünde anlaşma belgesinin iptali ile alacak veya işe iade talep etmesi durumunda ortada tek bir dava vardır. Her iki hâlde anlaşma belgesinin geçersizliği iddiası, açılan davada ön sorun olarak incelenir. Aynı şekilde alacak ya da işe iade davasında, cevap dilekçesinde geçerli bir anlaşma belgesi olduğunun savunulması durumunda da bu husus, aynı davada ön sorun olarak ele alınır. Diğer bir ifade ile davacıya anlaşma belgesinin iptaline yönelik ayrı bir dava açılması için süre verilmesine gerek bulunmamaktadır. Ayrıca belirtmek gerekir ki Mahkemece, alacak veya işe iade davası ile ilgili hükümden ayrı olarak anlaşma belgesinin geçersizliğine ilişkin bir hüküm kurulması da sonucu değiştirmez. Anlaşma belgesinin geçersizliğinin ön sorun olarak ele alındığı böyle bir davada kesinlik hususu belirlenirken ön sorun değil, asıl talep konusunun kendisi dikkate alınmalıdır. Böylece temyiz incelemesi sırasında işe iade davası mahiyeti itibarıyla kesin kabul edilir, alacak davasında ise miktara göre kesinlik belirlenir.

Diğer taraftan anlaşma belgesinin geçersizliğinin tespitine ilişkin bir dava açıldıktan sonra, bu tutanağa konu alacak veya işe iade talebi hakkında bir ayrı dava açılması durumunda artık iki dava mevcut olduğundan, bu davaların birleştirilmesine karar verilmesi dâhi, anlaşma belgesinin geçersizliğinin tespitine ilişkin davayı, ön sorun hâline getirmez. Bu durumda iki ayrı dava bakımından gerek kesinlik gerekse kanun yoluna başvuru hususu ayrı ayrı ele alınıp incelenmelidir.

Şöyle ki anlaşma belgesinin geçersizliğinin tespiti davasında, miktar veya mahiyet yönünden kesinlik söz konusu olmadığından bu davaların temyiz denetimi her zaman mümkün iken asıl talep konusu alacak veya işe iade olan davalar bakımından aynı durumdan söz etmek mümkün değildir. Alacak davalarına konu taleplerin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca miktar bakımından temyiz edilip edilemeyeceği resen gözetilmelidir. İşe iade davaları ise 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun (7036 sayılı Kanun) 8/1-(a) hükmü gereğince temyiz edilemez. Görüldüğü gibi anlaşma belgesinin geçersizliğinin tespiti ile alacak veya işe iade davalarına karşı kanun yolları birbirinden farklı hâle gelebilmektedir.

Arabuluculuk anlaşma belgesinin iptali davası ile alacak veya işe iade davası ayrı ayrı açılmış ise daha sonra bu davaların birleştirilmesine karar verilmesi durumunda, bu karar, sonucu birbirini etkileyebilecek nitelikte iki davadan birinin temyiz denetimini kesinlik nedeniyle hukuken imkansız kılarken, temyize tâbi diğer davanın temyiz incelemesi de etkisiz hâle getirebilir. Hâl böyle olunca ayrı ayrı açılan anlaşma belgesinin geçersizliğinin tespiti davası ile alacak veya işe iade davasının birleştirilmesi yerinde olmaz. Ancak söz konusu davalar biribirinin sonucunu etkileyebilecek nitelikte olduğundan anlaşma belgesinin geçersizliğinin tespitine ilişkin davanın sonucu bekletici mesele yapılarak karar verilmelidir.

Somut uyuşmazlıkta; davacı tarafından alacak davası ve arabuluculuk tutanağının iptali davaları ayrı ayrı açılmış olup alacak davasında, arabuluculuk tutanağının iptali davasının sonucunun bekletici mesele yapılması gerkirken davaların birleştirilerek görülmeleri isabetsizdir.9

Arabuluculuk Tutanağının Kısmi (Nisbi) İptali ve İşe İade Davasında Ön Mesele Olarak Görülmesi#

va açılabilir. " denilmektedir. Bu süre hak düşürücü süre olup, re'sen dikkate alınmalıdır. İş sözleşmesinin önel verilerek feshi halinde, dava açma süresi önelin sona ereceği tarihte değil, işverenin fesih bildirimini tebliğ ettiği tarihten başlar. 6325 sayılı yasanın amacı ve konulan hedefler dikkate alındığında, arabuluculuk sonucunda düzenlenen ve sahteliği ispatlanıncaya kadar geçerli ilam niteliğindeki anlaşma belgesindeki, anlaşılan hususlar hakkında dava açılabilmesi, tutanaktaki ilgili mutabakatın geçersizliğinin ilamla tespitinden sonra mümkündür. Zira arabuluculuk tutanağının nisbi olarak geçersizliği düşünülmediği takdirde, mutlak geçersizlik hali arabuluculuğa süresinde başvurulduğu gerçeğini ortadan kaldırabilecektir. Ayrıca arabuluculuk tutanağındaki anlaşmayla ilgili bölümün iptali halinde sonucun anlaşılamama olarak kabulü de gerekmektedir. 7036 sayılı yasanın dava şartı arabulucuk başlıklı 3. maddesi gereğince işe iadeye konu ihtilaflarda fesih bildiriminin yapıldığı tarihten itibaren 1 ay içinde arabulucuya başvurmak şarttır. Arabuluculuk tutanağı tamamen iptal edildiği takdirde dava şartına ilişkin sürenin kaçırılmış olacağı da 2025/2690 - 2026/281 T.C. BURSA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: aşikardır. Böyle bir durum hak arama özgürlüğünün ve adil yargılanma ilkesinin ihlaline yol açabilecektir. 4857 sayılı Kanunun 21. Maddesinin ilk üç fıkrasında, "İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur. Mahkeme veya özel hakem feshin geçersizliğine karar verdiğinde, işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarını da belirler. Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir." düzenlemesine, 21/son maddesinde "Bu maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri sözleşmeler ile hiçbir suretle değiştirilemez; aksi yönde sözleşme hükümleri geçersizdir." hükmüne yer verilmiştir. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 163. Maddesinde: “Yargılama sırasında, davaya ilişkin bir ön sorun ortaya çıkarsa, ilgili taraf, bunu dilekçe vermek suretiyle yahut duruşma sırasında sözlü olarak ileri sürebilir.” 164.maddesinde ise “(1) Hâkim, taraflardan birinin ileri sürdüğü ön sorunu incelemeye

Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/2690 E., 2026/281 K., 16.03.2026 (Bursa 7. İş Mahkemesi 2025/9 E. - 2025/382 K. kararına karşı)

Kaynaklar

  1. Yargıtay 9. HD, 2021/11813 E., 2021/16019 K. ↩
  2. Yargıtay 9. HD, 2023/1254 E., 2023/4821 K. ↩
  3. Yargıtay 9. HD, 2025/1001E., 2025/2382 K. ↩
  4. Yargıtay 9. HD, 2023/1254 E., 2023/4821 K. ↩
  5. Yargıtay 9. HD 2025/3837 E. 2025/5683 K. ↩
  6. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 2025/3021 E., 2025/4056 K., 05.05.2025 ↩
  7. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 2026/4167 E., 2026/3922 K., 27.04.2026 ↩
  8. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 2025/9051 E., 2026/440 K., 20.01.2026 ↩
  9. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 2025/3837 E., 2025/5683 K., 02.07.2025 ↩
Yasal uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayınıza doğrudan uygulanamaz ve avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Dosyanıza özel değerlendirme için bize ulaşın.
Arabuluculuk

Bu konudaki diğer yazılar

Arabuluculuk Başvurusu ve Başvuru Konuları

Asıl işveren-alt işveren için başvuru, başvuru türünün yanlış seçilmesi, başvuru ile son tutanaktaki konuların farklılığı ve icra dosyaları.

Arabuluculuk15 dk okuma

Arabulucunun Tarafsızlığı

Tarafsızlıktan şüphe hâlinde bildirim, arabulucunun bir tarafın avukatı olması, aynı büroda çalışma ve önceden ayarlanan arabulucu.

Arabuluculuk13 dk okuma

Arabuluculukta Taraflar ve Taraf Sıfatı

İşveren vekilinin yetki belgesi, site yönetimi, adi ortaklık, asıl-alt işveren, işe iadede zorunlu dava arkadaşlığı ve kamu kurumları.

Arabuluculuk14 dk okuma
WhatsApp