Son tutanağın delil niteliği, sigortasız olduğunu iddia eden tanık dinlenmez#
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ile davalı işveren arasında ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağı imzalandığı, ilgili anlaşma tutanağı ve gerçekleştirilen arabuluculuk sürecine ilişkin olarak dinlenen davacı tanıklarının sigortasız olarak çalıştıklarını beyan ettikleri, arabuluculuk görüşmelerine dair bilgilerinin bulunmadığı, sigortasız çalıştıklarını belirtmeleri nedeniyle davalı nezdinde çalışıp çalışmadıklarının dahi tespit edilemediği, davacı tarafça irade fesadı iddiasında bulunulmuş ise de; irade fesadına dayalı iddiaların ancak somut ve kesin delillerle ortaya konulması gerektiği, dosyada irade fesadını ispata yönelik somut ve kesin delil bulunmadığı ve kanuna uygun şekilde bir ihtiyari arabuluculuk görüşmesi yapılmadığı iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle arabuluculuk tutanağının iptaline yönelik davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Dairemizin 2022/436 Esas ve 2022/1380 Karar sayılı ilâmında belirttiği üzere, arabulucu önünde yapılan anlaşmada ibraya ilişkin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 420 nci maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığı, aksi kabulde arabulucu önünde tarafların anlaşmasının imkânsız hâle geleceği, nitekim 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 18 nci maddesinin beşinci fıkrasında arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamayacağının öngörüldüğü, buna göre ibraya ilişkin düzenlemelerden hareketle arabuluculuk anlaşma tutanağının geçerliliğinin değerlendirilemeyeceği, bunun yanında arabuluculuk son tutanağının sahteliği ispatlanıncaya kadar geçerli belgelerden olduğu, davacının arabuluculuk son tutanağının sahteliği konusunda iddiası olmadığı gibi, fiil ehliyetsizliği, kısıtlılık hâlleri dışında irade fesadına dayalı iddiaların ancak somut ve kesin delillerle ortaya konulması gerektiği, dosyada irade fesadını ispata yönelik somut ve kesin delil bulunmadığı, davacının dinlettiği tanıkların beyanı ile irade fesadı iddiasını ispat edemediği, İlk Derece Mahkemesinin davanın reddine dair kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.1
Sürecin geçersizliğini iddia eden ispat etmelidir#
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 07.02.2023 tarihli kararıyla; arabuluculuk bürosundan ve Arabuluculuk Daire Başkanlığından gelen yazılar birlikte değerlendirildiğinde; davacının ve diğer emsal gösterilen işçilerin arabulucuyu bizzat kendilerinin seçtiği, arabuluculuk görüşmelerine bizzat katıldığı, davacının arabulucunun seçimi konusunda ... iradesini kullandığı ve arabuluculuk görüşmelerinin de arabulucunun bürosunda yapıldığı, arabuluculuk anlaşma belgesinin tarafsız bir arabulucunun önünde ve tarafların ... iradelerine uygun bir şekilde düzenlenerek hüküm altına alındığı, arabuluculuk anlaşma tutanağının kanun hükümlerine uygun olarak düzenlendiği, aksinin davacı tarafından ispat edilemediği, her ne kadar davacı iradesinin sakata uğratıldığını iddia etmiş ve bu iddiasını kanıtlamak için tanık göstermiş ise de; söz konusu tanıklarla aynı tarihte arabuluculuk görüşmelerinin yapılmadığı, farklı zamanlarda yapıldığı, tanıkların kendilerine ilişkin beyanda bulundukları, söz konusu beyanlarının doğru olup olmadığının bu dosya yönünden denetlenmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle beyanlarına itibar edilmediği, kaldı ki verilecek bir iptal kararının kendileri yönünde de emsal teşkil edeceğini düşünerek beyanda bulundukları kanaatine varıldığı, gerek davacı gerekse tanıklarının gizlilik ilkesine uymakla yükümlü oldukları, davacının ve tanıklarının kendi arabuluculuk sürecine ilişkin yapılan işlemler konusunda gizliliği ihlal edecek beyanda bulunmalarının mümkün olmadığı, arabulucunun taraflı davrandığına dair davacının iddiası dışında herhangi bir delil elde edilemediği yine arabulucunun davalı işverenle iş ilişkisinin bulunduğuna dair herhangi bir belge sunulmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 23.05.2023 tarihli kararıyla; taraflar arasında düzenlenen dava şartı arabuluculuk tutanağındaki edimlerin belirtilmemiş olduğu, 18.05.2021 günü davacının yaptığı arabuluculuk görüşmesinin aynı gün işverene ulaşıp alacakların tartışılarak aynı gün anlaşma ile sonuçlandırılması ve birçok işçinin işverene karşı aynı arabulucuya yönlendirilmesi, ayrıca arabuluculuk tutanağının özellikle aşırı yararlanma olup olmadığını imkânsız kılacak şekilde tutanağa bağlanması nedenleriyle, tutulan arabuluculuk tutanağının usulüne uygun olmadığı gerekçeleriyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairemizin 18.12.2023 tarihli bozma ilâmı ile; davacının arabulucuya kendisinin başvurduğu ve taraflarca arabulucu belirleme tutanağı ile arabulucunun ortak irade ile seçildiği, arabuluculuk faaliyeti sırasında arabulucu tarafından iş sözleşmesinin sona ermesi ve hakları konusunda bilgilendirildiği hususları; dosya içinde bulunan arabuluculuk ilk oturum açılış tutanağı, anlaşma tutanağı ve son anlaşma tutanağından anlaşıldığı, bu durumun aksinin davacı tarafından usulüne uygun olarak ispat edilemediği gibi iradenin fesada uğratıldığının da ispat edilemediği, ispatlanamayan davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek bozma kararı doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir.2
Anlaşma Belgesinin Geçersizliği İddiasında İspat Yükü Davacıdadır#
Değerlendirme ve Gerekçe: Uyuşmazlık, ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 18/5 hükmü uyarınca geçerli bir anlaşma belgesi olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Arabuluculuk anlaşma belgesi, borçlar hukuku anlamında bir maddi hukuk sözleşmesi olup bu sözleşmenin 6325 sayılı Kanun'un 18/5 hükmü bağlamında geçerli olmadığı ileri sürülebilir. Böyle bir durumda, arabuluculuk faaliyetinin hiç yapılmadığı veya usulüne uygun yapılmadığı ya da irade fesadı iddiası ileri sürüldüğünde, ispat yükü davacıya aittir. Somut uyuşmazlıkta davacı vekili tarafından, müvekkilinin iş sözleşmesinin davalı tarafından feshedilmesi akabinde rızası dışında müvekkiline ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağı imzalatıldığı, bu süreçte iradesinin fesada uğratıldığı ve usulüne uygun arabuluculuk görüşmesi yapılmadığı ileri sürülmüş; davalı tarafından ise davacının serbest iradesi ile arabuluculuk tutanaklarını imzaladığı savunulmuştur. Dosyada davacı tarafça tanık dinletilmemiş, tek bir davalı tanığı dinlenmiş bu tanık da davalı savunması yönünde beyan vermiştir. Dosya kapsamındaki delil durumuna göre davacının ihtiyari arabuluculuk tutanağına yönelik irade fesadı ve arabuluculuk sürecinin usulüne uygun yürütülmediği iddiasını ispat edemediği anlaşılmıştır. Davacının arabuluculuk faaliyeti sırasında arabuluculuğun esasları, süreci ve hukuki sonuçları konusunda bilgilendirildiği, dosyada mevcut arabuluculuğa dair belgelerden anlaşılmaktadır. Bu durumun aksi de ispat yükü üzerinde olan davacı tarafından yöntemince ispat edilemediğine göre, ihtiyari arabuluculuk tutanağı geçerli kabul edilerek bu tutanağın iptaline yönelik davanın reddi yerine yanılgılı değerlendirme ile ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptaline karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.3
Arabuluculuk Ücreti#
Ücretin Az Yazılması Yanlıştır#
Arabuluculuk Ücret Tarifesine göre son tutanağın düzenlendiği 2019 yılı için hazine tarafından karşılanan ilk iki saatlik ücretin 680,00 TL yerine 280,00 TL olarak hüküm altına alınması yanlıştır.4
Ücret Tarifeden Az Olamaz#
Taraflar arasında imzalandığı ileri sürülen anlaşma tutanağında kıdem tazminatının 10.437,33 TL olarak kararlaştırılmasına rağmen, 2017 yılı Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin 2. Kısım 1. maddesine göre nispi %6 oranında arabuluculuk ücreti ödenmesi gerektiği halde asgari tarifeye aykırı biçimde arabuluculuk ücreti 200 TL olarak belirlenmiştir.5
Kaynaklar