İçeriğe geç
Kale Hukuk KALE HUKUK

Eser Sözleşmesi ile Alt İşverenlik Ayrımı

İş Hukuku 19 dk okuma

Eser Sözleşmesi Kapsamında Verilmiş İş Örnekleri#

Bina Bakım Onarımı, Çatı Tamiri#

Davalı RM K. A:Ş:’nin mülkiyetinde bulunan tersanenin hangarlarının çatılarının eternit onarım işinin aralarındaki sözleşme ile diğer davalı D... Limited Şirketi’ne verildiği ve onarım işi,

Olayımıza bu madde de belirtilen hükümler ışığında baktığımızda, iş verenin asıl işinin gemi inşası ve taşıma olduğu, hangarın çatı yapım işinin diğer davalı D...Ltd. şirketine verildiği görülmektedir. Şayet işveren kendi yaptığı iş dışında başka bir işi anahtar teslimi, 3. bir şahsa vermişse, asıl işveren sorumlu olmayacaktır, örneğin bir ayakkabı fabrikası veya bir tekstil fabrikası çatı onarımını 3. bir şahsa anahtar teslimi vermişse sorumlu olmayacaktır. Anahtar tesliminden kasıt, asıl işverenin yapılacak işte hiçbir şeye karışmayacak malzemesiyle işçiliği ile, işçisi ile tüm iş işi üstlenen tarafından yapılacaktır. …

Madde gerekçesinde, “bir işyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin ‘asli işin bir bölümünde’ veya ‘yardımcı işlerinde’ iş alan diğer işverenler, işçilerini sadece bu işyerinde çalıştırdıklarında asıl işveren-alt işveren ilişkisi doğmuş olacak, buna karşı işyerine yürütülen asli ve yardımcı işler dışında iş alan bir işveren, örneğin işyerinde ek inşaat yapılması yada bina onarım işini alan diğer işverenin alt işveren kapsamında nitelendirilmesi mümkün olmayacaktır.1

Bina İnşaatı#

Madde gerekçesinde, “bir işyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin ‘asli işin bir bölümünde’ veya ‘yardımcı işlerinde’ iş alan diğer işverenler, işçilerini sadece bu işyerinde çalıştırdıklarında asıl işveren-alt işveren ilişkisi doğmuş olacak, buna karşı işyerine yürütülen asli ve yardımcı işler dışında iş alan bir işveren, örneğin işyerinde ek inşaat yapılması yada bina onarım işini alan diğer işverenin alt işveren kapsamında nitelendirilmesi mümkün olmayacaktır.2

Hidroelektrik Santral inşaatı#

Somut olayda davalı ... A.Ş. ile davalılar ... Ltd. Şti-... Sanayi ve Ticaret A.Ş. iş ortaklığı arasında arasında ...Hidroelektrik Santrali Projesi İnşaat ve Hidromekanik işlerin yapımı amacıyla sözleşme yapılmış olup, davacı bu sözleşme kapsamında iş ortaklığının işçisi olarak çalışmıştır. Davalı ... Enerji Üretim A.Ş.’nin asıl faaliyet konusunun enerji üretimi olduğu, diğer davalılara yaptırılan inşaat işinin davalı faaliyet konusuna girmediği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.Sözleşme konusu Hidroelektrik Santrali yapımının bir bütün olarak davalılar ... Ltd.Şti-... Sanayi ve Ticaret A.Ş. ’in yönetimi altında gerçekleştirilmesi ve santralın ... A.Ş. tarafından bir bütün olarak faydalanabileceği hale getirilmesi taahhüt edilmiştir. Bu nedenle davalılar arasında anahtar teslim bir inşaat sözleşmesi ilişkisi bulunduğu kabul edilmelidir.3

Çelik Konstruksiyon, Boru Boyama işi#

Dosyada mevcut olmamakla birlikte (davacı ile aynı dönemleri de kapsayan çalışması olan) davacı ... ...’ın Yargıtay (kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 2017/26755 Esas sayılı temyiz incelenmesinden geçen emsal dosyasında bulunan ve davalılar arasında 06.03.2012 tarihinde imzalanan “Çelik Kontruksiyon, Montaj, Mekanik Montaj, Çelik ve Mekanik Demontaj, Çatı ve Cephe Kaplama İşleri, Mevcut Boru Hatlarının Yenilenmesi, Yeni Boru Hatlarının Çekilmesi İşleri Yaptırılması” başlıklı sözleşmede; işin konusu, “İşletmelerimizde yapılacak, yatırım yenileme ve bakım çalışmaları kapsamında; çelik konstrüksiyon montaj, mekanik montaj, çelik ve mekanik demontaj, mevcut çelik konstruksiyon ve yeni yapılan binalar ile boru hatlarının boyanması gibi işler” şeklinde özetlenmiştir. Sözleşmenin 2. maddesinde, işin kapsamının, çelik konstrüksiyon montaj işleri, mekanik montaj işleri, boru hatlarının değiştirilmesi veya yeni hatların çekilmesi (gaz, su, hava, oksijen, azot, argon, hidrolik, pnömatik), çelik konstrüksiyon binaların çatı ve cephe kaplamalarının yapılması, çelik konstrüksiyon bina ve tesislerin demontajı, mevcut ya da yeni yapılan çelik konstrüksiyonun ve boru hatlarının boyanması işleri olduğu belirtilmiştir.

Yine sözleşmenin ilgili maddelerinde, hak ediş usulü ile çalışılacağı, müteahhitten kesin teminat alınacağı ve işin süresinin “1+1 yıl” olduğuna ilişkin düzenlemeler bulunmaktadır.

Somut olayda, sözleşme kapsamı ve yapılan iş itibariyle, davalılar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. 4

Sanayi Tesisi İnşaatı İşi#

Dosya içeriğine göre, davalı ...Ş.’nin ... Organize Sanayi Bölgesinde ... santral inşaatı yaptırdığı, bu inşaatın bir bölümünün davalı şirket ile diğer davalı ... Taah. ve Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan sözleşme gereğince davalı ... Taah. ve Tic. Ltd. Şti 'nin üstlendiği, davacının da davalı ... Taah. ve Tic. Ltd. Şti'nin işçisi olarak ... santral inşaatında çalıştığı, davalı şirketin asıl işinin ise ... santral ile elektrik enerjisi üretmek olduğu anlaşılmaktadır.

Davalı şirketler arasında imzalanan 03.05.2012 tarihli sözleşmede işin konusu; “... Enerji Üretim ... ... Santralı sahasında ekli şartnameye ve projelere uygun olarak; denizden sualma ve verme sistemi dahilindeki pompa / klorlama / elektrik binaları ve terfi/dönüş boru hatları inşaat teknik şartnamesinde tariflenen işler, denizden sualma ve verme sistemi dahilindeki deşarj havuzu inşaatı ve deniz içi boruların döşenmesi teknik şartnamesi, karadaki boruların montaj teknik şartnamesi ile tariflenen işlerin müteahhit tarafından yapılmasıdır.” şeklinde düzenlenmiştir.

Dosyadaki tüm bilgi ve belgeler ile davalı şirketler arasında yapılan sözleşme ve ekleri nazara alındığında taraflar arasında belirli bir işin yapılıp teslim edilmesine ilişkin anahtar teslim işi konu alan bir eser sözleşmesi bulunduğu, davalı ...Ş. ile diğer davalı ... Taah. ve Tic. Ltd. Şti arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davalı ...Ş. aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerekirken asıl işveren olarak kabulü ile davacının taleplerinden sorumlu tutulması hatalıdır.5

Depolama Tesisi İnşaatı#

Taraflar arasında, davalı şirketler arasındaki hukuki ilişkinin niteliği ve bunun sonucu olarak davalıların dava konusu alacaklardan sorumlu olup olmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.

4857 sayılı Kanun'un 2. maddesinde "bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur." denilmektedir.

Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin varlığı için öncelikle işin başka bir işverenden alınmış olması, bir başka ifade ile asıl işverenin işverenlik sıfatına devredilen iş dolayısıyla sahip olması, asıl işyeri ya da işyerinden sayılan yerlerde kendi adına işçi çalıştırıyor olması gerekir.

İşin belirli bir bölümünde değil de, tamamının bir bütün halinde ya da bölümlere ayrılarak başkalarına devredildiği, işten bu yolla tamamen el çekildiği, sigortalı çalıştırılmadığı için işveren sıfatının haiz olunmadığı durumda ise, bunları devralan kişiler alt işveren, devredenler de asıl işveren olarak nitelendirilemeyecektir.

Alt işveren sıfatının kazanılmasında diğer koşullar ise, asıl işverenden istenilen işin, asıl iş ya da işyeriyle ilgili işin bir bölümünde veya işyeri eklentilerinde alınmış olması ve bu işte işi alanın kendi işçilerinin çalıştırılması ve bu nedenle de işveren sıfatına sahip olunmasıdır.

Dosya içeriğine göre, davalı ... ile dava dışı ... şirketi arasında ... Rafinerisi Fuel Oil Dönüşüm Projesi (RUP) Mühendislik İşleri ve Hizmetleri, Tedarik ve Yapım işine ilişkin 17.12.2009 tarihli sözleşme bulunduğu, yine dava dışı Ark İnşaat Anonim Şirketi ile davalı... arasında ... ... Rafineri Müdürlüğünün 28.05.2010 tarihli İnşaat İşleri Proje Yönetim Hizmeti Sözleşmesi kapsamında yaptırılacak olan yeni atık su arıtma tesisi yapılması işine ait 29.05.2014 tarihli protokolün düzenlendiği, protokolün konusunun, tesis yapımı işinin alt yüklenicilere yaptırılması ve adı geçen işle ilgili tüm proje yönetim hizmetlerinin sağlanması işi olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. Dava dışı Ark İnşaat Anonim Şirketi ile davalı ... İnşaat İzolasyon San. Tic. A.Ş. arasında ise 27.06.2014 tarihli 150 günlük alt yüklenici sözleşmesi bulunduğu, sözleşme konusunun da yeni atık su arıtma tesisi yapılmasının kaba inşaat ve mimari işleri olduğu, davacının da son olarak bu iş kapsamında çalıştığı dosya kapsamı ile sabittir.

Davalı..., tabi olduğu mevzuat uyarınca ilgili kurum ve kuruluşlardan gerekli izin, lisans vb.’nin alınması kaydıyla, her çeşit ham petrol, petrol ürünleri ve kimyasal ürünleri temin ve rafine etmek, üretilen ve ithal edilen ham petrol, petrol ve kimyasal ürünlerin ihracat dahil her türlü ticari faaliyeti ile beraber üretim ve satış aşamasında depolama ve taşıma faaliyetlerinde ve enerji üretimiyle ilgili her türlü faaliyette bulunmak amacıyla kurulmuştur.

Dosyadaki tüm bilgi ve belgeler ile davalı şirketler ile dava dışı sirketler arasında yapılan sözleşme ve ekleri nazara alındığında, davalı... ile dava dışı Ark İnşaat Anonim Şirketi arasında belirli bir işin yapılıp teslim edilmesine ilişkin anahtar teslim işi konu alan bir eser sözleşmesi bulunduğu, asıl işveren ve alt işveren ilişkisi bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ancak davacının çalışma süresi, dava dışı Ark İnşaat Anonim Şirketi ile davalı ... İnşaat İzolasyon San. Tic. A.Ş. arasındaki alt yüklenici sözleşmesi süresi ile sınırlı olmayıp daha önce de farklı işverenler nezdinde ... Rafinerisi Fuel Oil Dönüşüm Projesi kapsamında çalıştırıldığı da dosya kapsamı ile sabittir. Bu durumda, davacının daha önceki çalışma dönemler yönünden davalı... ile dava dışı şirketler arasındaki tüm sözleşmeler ile varsa alt yüklenici sözleşmeleri getirtilerek her bir dönem yönünden işin anahtar teslim iş olup olup olmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır. Davacının daha önceki çalışmalarının da...’tan anahtar teslim alınan işler kapsamında geçtiğinin anlaşılması halinde ... yönünden pasif husumet yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verilmeli, davalı ... İnşaat İzolasyon San. Tic. A.Ş.’nin sorumluluğu da şartları varsa işyeri devri kurallarına göre, yoksa kendi dönemi ile sınırlı olarak belirlenmelidir. Bu yönler dikkate alınmadan eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.6

Hangi İşler Eser Sözleşmesi İle Verilebilir#

Mahkemece, davacıların murisinin iş kazası sonucu ölümü sebebiyle uğradıkları maddi ve manevi zarardan yalnızca davalılardan D..L..Ş.. sorumluluğuna gidilmesi, diğer davalı R.M.K. A.Ş. i yönünden davanın reddine karar verilmesi aşağıdaki gerekçelerle doğru görülmemiştir.

Dosyadaki bilgilerden, davalı RM K. A:Ş:’nin mülkiyetinde bulunan tersanenin hangarlarının çatılarının eternit onarım işinin aralarındaki sözleşme ile diğer davalı D... Limited Şirketi’ne verildiği ve onarım işi sırasında D... Limited Şirketi işçisinin eternitin kırılmasıyla yere düşerek vefat ettiği anlaşılmaktadır.

Bir iş kazası sonucu zarara uğrayan işçinin tazminat davası, işveren veya kusurlu 3. kişilere karşı yöneltilir. Bundan başka aracı olarak nitelendirilen kişilerce işe alınan işçilerin uğrayacakları zarardan dolayı asıl işverenin aracı ile birlikte sorumlu olacağı 4857 sayılı İş Kanun’un 2. maddesi gereğidir.

Somut olayda çözümlenmesi gerekli sorun, davalı şirketler arasındaki hukuki ilişkinin işveren- aracı veya üst-alt işveren biçiminde olup olmadığıdır. İş Yasası’nın 2. ve 506 sayılı Yasa’nın 87. maddelerindeki açıklamalar ışığında aracıdan (taşeron) söz edebilmek için öncelikle üst işveren ve bunun tarafından ortaya konulan bir iş olmalı ve görülmekte olan bu işin bölüm ve eklentilerinden bir iş alt işverene devredilmelidir. Buna karşın bir işin bütünüyle bir işverene devri durumunda veya anahtar teslimi denilen biçimde işin verilmesi durumunda artık üst-alt işveren ilişkisi söz konusu olamaz.

Olayımıza bu madde de belirtilen hükümler ışığında baktığımızda, iş verenin asıl işinin gemi inşası ve taşıma olduğu, hangarın çatı yapım işinin diğer davalı D...Ltd. şirketine verildiği görülmektedir. Şayet işveren kendi yaptığı iş dışında başka bir işi anahtar teslimi, 3. bir şahsa vermişse, asıl işveren sorumlu olmayacaktır, örneğin bir ayakkabı fabrikası veya bir tekstil fabrikası çatı onarımını 3. bir şahsa anahtar teslimi vermişse sorumlu olmayacaktır. Anahtar tesliminden kasıt, asıl işverenin yapılacak işte hiçbir şeye karışmayacak malzemesiyle işçiliği ile, işçisi ile tüm iş işi üstlenen tarafından yapılacaktır.

Oysa olayımızda, dosyada mevcut asıl işveren ve D... .Şti. arasında imzalanan sözleşmenin taşeron’un yükümlülükleri başlığını taşıyan paragrafında eternit ve mahya bağlantıları malzemelerinin asıl işveren R.. Tersanesince verileceği, sadece işçiliğin D....Şti.ce karşılanacağı açıkça belirtilmiştir. Somut olayda kazaya uğrayan işçi eternit kırılması sonucu düşmüştür. Sosyal Sigorta Müfettişince tutulan raporda dinlenen K... Ş... de açıkça Eternitlerin çürük olduğunu, kırılan eternit nedeni ile düştüğünü bildirmiştir. Zaten bu maddi olguda da bir tartışma yoktur. Bu nedenle de gerek iş müfettiş raporunda ve gerekse, Sigorta Müfettiş Raporunda, her iki işverenin birlikte sorumlu olacağı vurgulanmıştır.

Mahkemece alınan 13.01.2004 ve 14.10.2004 tarihli tek ve üç kişilik iş güvenliği uzmanlarından alınan kusur raporları da, her iki işverene de ayrı ayrı kusur vermişlerdir.

Öte yandan dikkat çeken bir hususta gemi hangarının çatı onarım işini üstlenen diğer davalının yaptığı iş de asıl işverenin iştigal sahası olan, Gemi İnşaat Sn. Ltd. Şirketidir. Yani her iki şirkette Gemi İnşaat Sn. ile iştigal etmektedir. Bu nedenle, gerek işin anahtar teslimi olmaması ve gerekse asıl işverenle aynı işi yapan diğer bir şirketin onarım işini üstlenmesi kaza geçiren işçiye karşı birlikte sorumluluğu gerektirir.

Bu durumda davalı Şirketler arasındaki 19.09.2002 tarihli sözleşme ve ekindeki teklif yazısında, bağlayıcı olmasa da taşeron sıfatından söz edilmekte, hangar çatısında kullanılacak malzemelerin işveren RMK A.Ş. tarafından sağlanacağı, işçiliğin ise D... Ltd.Şti.’nce gerçekleştirileceği belirtilmektedir. Bu durumda işin bütünüyle devri söz konusu olmadığına göre işi devreden şirketin işverenlik sıfatının ortadan kalkmayacağı buna ilaveten, tamir yapılacak, hangarın davalı RMK. A.Ş.’ne ait olması, ceza dosyasındaki beyanlar ve diğer deliller dikkate alındığında, işin A.Ş.’nin kontrol ve gözetiminde yapılıyor olması da birlikte değerlendirildiğinde davalı RMK A.Ş.’nin sorumluluğuna gidilmesi gerektiği ortadadır.

Davalılar arasındaki ilişkiyi işveren ve taşoron ilişkisi olarak değerlendirerek taraflar arasındaki kusur oranlarını belirleyen ve aralarında çelişki bulunmayan 22.01.2003 tarihli iş müfettişi raporu ile 13.01.2004 ve 04.10.2004 tarihli bilirkişi raporları gözardı edilerek, yeniden kusur incelemesi yaptırılıp, davalı RMK.A.Ş.’ni kusursuz gören yetersiz bilirkişi raporu hükme dayanak tutularak sonuca gidilmesi uygun görülmemiştir.

Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulunmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan bozmayı gerektirir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN : Davalı D... Lmt.Şt. ve Davacılar vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, iş kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Yerel mahkemece, davalılardan RMK.A.Ş.nin iştigal konusunun gemi, yat yapımı ve onarımı, deniz taşımacılığı ve buna bağlı faaliyetler olduğu, diğer davalı D... Gemi Ltd.Şti. ile hangar çatılarının onarımı hususunda anlaştıkları, her iki şirket arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunmadığı gerekçesiyle, RMK A.Ş.ye yönelik davanın reddine karar verilmiştir.

Yüksek Dairenin yukarıda yazılı bozma kararı üzerine yerel mahkemece direnme kararı verilmiştir.

Uyuşmazlık, davalılar arasındaki hukuki ilişkinin “asıl işveren-alt işveren” niteliğinde olup olmadığının belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.

506 sayılı Kanunun 87. maddesinde “aracı”, 4857 sayılı İş Kanununun 2/6. maddesinde ise “asıl işveren-alt işveren” ilişkisinin tanımına yer verilmiştir.

Hemen belirtilmelidir ki, “aracı” olarak nitelenen üçüncü kişi, gerek mevzuatta, gerekse öğreti ve yargı kararlarında; alt işveren, taşeron, tali işveren, alt müteahhit, alt ısmarlanan vb. adlarla anılmaktadır.

Bunlardan; asıl işverenin yanında “taşeron” olarak adlandırılan başka işverenlerinde işyerinden iş almaları ve kendi sigortalılarını çalıştırmaları ile uygulama kazanmış olan “asıl işveren-alt işveren” ilişkisini Sosyal Sigortalar Kanunu açısından ele alan 506 sayılı Kanunun 87. maddesi hükmü, tıpkı mülga 1475 sayılı İş Kanununun 1/son, 4857 sayılı İş Kanununun 2/6. maddelerinde olduğu gibi, aracının yanında asıl işvereni de sorumlu tutan bir içerik taşımaktadır. Amaç, işçinin sosyal güvenlik hakkı yanında, İş sözleşmesi ve İş Kanunundan kaynaklanan bir kısım haklarının daha geniş koruma-güvence altına alınmasını sağlamaktır.

506 sayılı Kanunun “Üçüncü kişinin aracılığı” başlıklı 87. maddesi; “Sigortalılar üçüncü bir kişinin aracılığı ile işe girmiş ve bununla sözleşme yapmış olsalar bile, bu kanunun işverene yüklediği ödevlerden dolayı, aracı olan üçüncü kişi ile birlikte asıl işveren de sorumludur. Bir işde veya bir işin bölüm veya eklentilerinde işverenden iş alan ve kendi adına sigortalı çalıştıran üçüncü kişiye aracı denir.” hükmünü içermektedir. Bu hüküm ile asıl işverenin sorumluluğunun kapsamı belirlenmeye çalışılmıştır.

Sosyal Sigortalar Kanununa göre, aracıdan söz edebilmek ve asıl işvereni, aracının borçlarından ötürü sorumlu tutabilmek için, maddenin tanımından ortaya çıkan bir takım zorunlu unsurlar bulunmaktadır. Aracı kavramı her şeyden önce “asıl işveren”in varlığını, bir başka işverenin asıl işverene ait işin bir bölümünü yapmayı üstlenmesini ve nihayet, asıl işverene ait işyerinde veya işyerinin bir bölümünde iş alanın kendi adına sigortalı çalıştırmasını gerektirir. Asıl işverenle, aracı arasındaki sözleşmenin hukuki niteliğinin önemi yoktur. Önemli olan yön, asıl işverene ait işin aracı tarafından yapımının sağlanmasıdır.

Aracının asıl işverenden bir bölüm iş alması ve bu işte kendi adına sigortalı çalıştırması, aracı kavramının belirleyici özelliğini oluşturmaktadır. Aracı her şeyden önce bir “asıl işveren”in varlığını zorunlu kılmaktadır. Maddede belirtilen koşullardan birisinin dahi yokluğu durumunda aracıdan söz edilemez.

İşveren; 506 sayılı Kanunun 4/1.maddesinde, “... bu Kanunun 2.maddesinde belirtilen sigortalıları çalıştıran gerçek yada tüzel kişi...”, 4857 sayılı İş Kanununun 2.maddesinde “Bir iş sözleşmesine dayanarak ... işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi, yahut tüzel kişiliği olmayan kurum veya kuruluşlar...” olarak tanımlanmakta olup, işveren niteliği işçi çalıştırmanın doğal sonucudur. Yasanın tanımından hareketle, “asıl işveren-alt işveren” ilişkisi için, işyerinde iş sahibinin de işçi çalıştırıyor olması koşulu aranır. Sigortalı çalıştırmayan “işveren” sıfatını kazanamayacağı için, bu durumdaki kişilerden iş alanlarda aracı sayılmayacak ve anılan madde kapsamında dayanışmalı sorumluluk doğmayacaktır.

İşverenden alınan iş, işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir işyeri olarak değerlendirilebilecek nitelikte ise, iş alan kimse aracı değil, bağımsız işveren niteliğinde bulunacaktır. İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, gerek Sosyal Sigortalar Kanunu, gerekse İş Kanunu açısından bir alt işverenlik, dolayısıyla dayanışmalı sorumluluk hali söz konusu olmayacaktır. Benzer şekilde, işveren kendisi sigortalı çalıştırmaksızın işi bölerek, ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) Yasanın tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.05.1995 gün ve 1995/9-273-548 sayılı kararı da aynı yöndedir.) Burada önemli olan yön, “devir” olgusunun somut olayda gerçekleşmesidir. Bu kapsamda, devirden amaçlanan, yapılmakta olan işin, bölüm ve eklentilerinden tamamen bağımsız bir sonuç elde etmeye yönelik, işi alana bağımsız bir işveren kimliği kazandıracak bir işin devridir. Ekonomik olarak birbirleriyle bağlantılı bulunsalar da, bu işyerleri bağımsız sonuç elde etmeye yöneliktirler. İşin devri söz konusu değilse, bu kişiler işveren vekili olarak kabul edilebilecek, bu durumda Yasanın öngördüğü ödevlerden, işi bölüp dağıtan iş sahibi, işveren niteliği ile sorumlu olacaktır.

Diğer işyerlerinde sigortalı çalıştırması nedeniyle “işveren” sıfatına sahip olan kimse de, işverenlik sıfatına (devredilen iş dolayısıyla) sahip olmadığı için, asıl işveren olarak sorumlu bulunmayacaktır.

Aynı şekilde, işi alan kişinin de işverenlik sıfatını, alınan işte ve o iş nedeniyle sigortalı çalıştırılması sonucunda kazanmış olması aranacaktır. Alınan işte sigortalı çalıştırmayıp, tek başına yada ortakları ile işi yürüten kişi alt işveren olarak nitelendirilemeyecektir. Bu kişinin diğer bir takım işyerlerinde çalıştırdığı sigortalılar nedeniyle kazandığı işverenlik sıfatının sonuca etkisi ise bulunmamaktadır.

Yasa, alt işverenlik için, bir işte, bir işin bölüm yada eklentilerinde işverenden iş almayı aramaktadır. 87.madde anlamında aracıdan söz edebilmek için, aracının aldığı iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi yada yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Bir diğer anlatımla, bir işverene ait işyerindeki üretim sürecine, başka bir işverenin dahil olması durumunda “aracıdan” söz edilebilecektir. Bu anlamda bir bağlantının varlığı için işyerinde üretilen mal yada hizmetin niteliğine bakılması gerekir. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin bütünleyici, yardımcı parçası olup olmadığıdır. İşyerindeki üretimle ilgili olmayan, ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi halinde, 506 sayılı Yasa uygulaması yönünden aracıdan söz etme olanağı kalmayacak, ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır.

4857 sayılı İş Kanununun 2/6.maddesinde asıl işveren-alt işveren ilişkisi “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” Şeklinde tanımlanmıştır.

Asıl işveren-alt işveren ilişkisinde yasa koyucu konuyu işçi yararı yönünden ele almıştır. Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin en önemli sonucu her iki işverenin, alt işverenin işçilerine karşı birlikte sorumlu olmaları ise de, 4857 sayılı İş Kanunu ile yapılan düzenleme bu ilişkiyi daraltıcı niteliktedir.

Anılan düzenlemede, asıl işveren-alt işveren ilişkinin varlığı, “bir işyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı iş veya asıl işin bir bölümünde iş alma” önkoşuluna bağlanmıştır.

Madde gerekçesinde, “bir işyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin ‘asli işin bir bölümünde’ veya ‘yardımcı işlerinde’ iş alan diğer işverenler, işçilerini sadece bu işyerinde çalıştırdıklarında asıl işveren-alt işveren ilişkisi doğmuş olacak, buna karşı işyerine yürütülen asli ve yardımcı işler dışında iş alan bir işveren, örneğin işyerinde ek inşaat yapılması yada bina onarım işini alan diğer işverenin alt işveren kapsamında nitelendirilmesi mümkün olmayacaktır. Ayrıca, asıl işverenin alt işverenden iş alabilmesi işyeri gereklerine ve teknolojik nedenlere bağlandığı” ifade edilmektedir.

Davaya konu somut olaya gelince; asıl işi gemi yapım ve onarımı olan davalı RMK.A.Ş.nin, hangar çatılarının onarımı hususunda diğer davalı D... Gemi Ltd.Şti. ile anlaştıkları, çatının yapımı sırasında, D... Ltd. Şti işçisi olan davacılar murisinin iş kazası sonucu vefat ettiği anlaşılmaktadır.

Sözleşmede bir kısım malzemenin iş sahibi tarafından karşılanacağının belirtilmesi, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğine etkisinin ne olacağı da uyuşmazlık konusudur.

Öncelikle belirtilmelidir ki, yapılmış olan eser sözleşmesinde işin kalitesi ve işyeri disiplini amacıyla bir kısım hükümlerin yer alması, inşaat sahipliği dışında asıl işverenlik sıfatını doğuracak, işi alanın bağımsız işveren kimliğini ortadan kaldıracak bir etmen değildir.

Borçlar Kanununun 357.maddesi uyarınca, eserin imalinde kullanılacak malzemeyi yüklenici temin edebileceği gibi tarafların kararlaştırmaları üzerine malzeme iş sahibi tarafından da sağlanabilir. Bu durum, malzemelerin özenli kullanılması, hesap verme ve artan kısımlarını iade borcu, ihbar yükümlülüğü gibi konularda mükellefiyet yüklemekte olup, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğine etkisi bulunmamaktadır.

Borçlar Kanununun 1.maddesinde belirtildiği üzere, bir sözleşme karşılıklı ve birbirine uygun iradelerin birleşmesi ile oluşur. Kural olarak bir irade beyanında, irade ile bildirimin birbirine uyumlu olması aranır. Anılan Kanunun 18.maddesinde ise, bu alanda “irade teorisi”nin hakim olduğu anlamı çıkmaktadır. Bu nedenle de, sözleşmenin tarafların gerçek irade ve arzularına uygun bulunması gerekir. Tarafların, sözleşmede yer alan kimi ifadelere karşın, yasanın tanımladığı anlamda bir üst işveren-alt işverenlik ilişkisi yaratmayı amaçlamadıkları da ortadadır.

Belirtilen bu maddi ve yasal olgular karşısında somut olayda, işin niteliği ve yürütümü bakımından gemi yapım ve onarım işinden tamamen farklı ve bağımsız nitelikte olduğu belirgin bulunan çatı onarım işinde sigortalı çalıştırmayan gemi yapım ve onarım işvereni davalı RMK. AŞ’nin asıl işveren olarak nitelendirilerek, sorumluluğuna karar verilmesi mümkün değildir. Davalı D... Gemi Ltd. Şti’nin yüklenimindeki işin, “asli işin bir bölümünde” veya “yardımcı işlerinde” olduğu söylenemez.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 02.06.2004 gün ve 2004/21-326-328 sayılı ilamı, 05.05.2004 gün ve 2004/10-233-262 sayılı ilamı, 04.04.2001 gün ve 2001/10-309-332 sayılı ilamında da aynı ilkeler benimsenmiştir.

Belirtilen bu maddi ve yasal olguları dikkate alan yerel mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.

S O N U Ç : Taraflar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda açıklanan gerekçelerle ONANMASINA ve davacıdan gerekli temyiz ilam harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, (291,50 YTL.) fazla harcın iadesine, davalıdan aşağıdaki dökümü yazılı (911.30) YTL. bakiye temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 20.12.2006 gününde oyçokluğu ile karar verildi.7

Kaynaklar

  1. Hukuk Genel Kurulu 2006/21-796 E., 2006/812 K. ↩
  2. Hukuk Genel Kurulu 2006/21-796 E., 2006/812 K. ↩
  3. 9. Hukuk Dairesi 2021/1555 E., 2021/5388 K. ↩
  4. 9. Hukuk Dairesi 2020/7415 E., 2020/15943 K. ↩
  5. 22. Hukuk Dairesi 2017/33768 E., 2020/7074 K. ↩
  6. 9. Hukuk Dairesi 2018/561 E., 2020/20348 K. ↩
  7. Hukuk Genel Kurulu 2006/21-796 E., 2006/812 K. ↩
Yasal uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayınıza doğrudan uygulanamaz ve avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Dosyanıza özel değerlendirme için bize ulaşın.
İş Hukuku

Bu konudaki diğer yazılar

İş Sözleşmesi: Tanımı ve Sona Erme Halleri

İş sözleşmesinin 4857 sayılı Kanun'daki tanımı, fesih dışında sona erme halleri, fesih türleri ve süreli fesih üzerine Yargıtay kararları ışığında açıklamalar.

İş Hukuku5 dk okuma

İş Hukukunda Rekabet Yasağı Sözleşmesi

Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerlilik şartları, yer ve sektör sınırlaması, haklı fesih hâlinde sona ermesi ve ihlalin ispatına ilişkin Yargıtay kararları.

İş Hukuku5 dk okuma
WhatsApp