İşverenin haklı fesihine rağmen kıdem ihbar ödemek irade fesadına delil oluşturur#
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının, işyerinde ............... isimli müşteriden nakit olarak 20.000,00 TL aldığı, düzenlenen proforma faturanın herhangi bir gerçekliğe dayanmadığı, bu faturanın Şirket tarafından satışa hazırlanan herhangi bir araçla ilişkilendirilmediği, buna rağmen bu peşinatı Şirket hesabına yatırmayarak nezdinde tuttuğu, sonrasında şahsi hesabından müşterinin hesabına, 20.000,00 TL'yi 02.08.2022 tarihinde gönderdiği iddiaları kapsamında davacının savunmasının alındığı, davacının işten çıkışının yapıldığı günün aynı günü arabuluculuk görüşmesi yapıldığı, iptali istenilen 11.08.2022 tarihli arabuluculuk tutanağı incelendiğinde başvurucusunun davacı olduğu, davacının tüm işçilik alacakları yönünden toplam 5.042,50 TL'nin davalı tarafından davacıya ödenmesinin kararlaştırıldığının görüldüğü, tutanakta kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı kalemlerine de yer verilmesi ile yukarıda belirtilen tüm hususlar bir bütün hâlinde nazara alındığında davacının olay akışı itibarıyla usulsüz işlem yaptığı iddiası kapsamında iş sözleşmesinin sonlandırılması aşamasında bu iddia altında arabuluculuk görüşmesinin yapıldığının sabit olduğu, arabuluculuk tutanağının imzalanmaması hâlinde işten ayrılış bildiriminin kod (46)'ya göre yapılacağı belirtilerek arabuluculuk görüşmesinin yapıldığı hususundaki davacı iddiasının olay akışına daha uygun olduğu, iş sözleşmesinin feshi ile aynı gün arabuluculuk görüşmesi gerçekleştirilmesi, arabuluculuk tutanağında alacak kalemlerinin ve miktarın tek tek belirtilmeyip toplu olarak alacak kalemleri yazılarak tek bir miktarın belirtilmesi, haklı fesih olarak yapılan savunmaya ve bildirime rağmen kıdem ve ihbar tazminatı ödemelerine yer verilmesi itibarıyla davacının iddialarının dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle11.08.2022 tarihli ve 2022/275313 sayılı ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının iptaline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 18/5 hükmü kapsamında bir anlaşmanın varlığından söz edebilmek için öncelikle bir uyuşmazlığın ortaya çıkmış olması ve bundan sonra arabulucuya başvurulmuş olması gerektiği, burada sözü edilen uyuşmazlıktan anlaşılması gerekenin, 6325 sayılı Kanun'un 1/2 hükmünde de ifade edildiği üzere tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıkları olduğu, taraflar arasında uyuşmazlık çıktığından söz edilebilmesi için, taraflardan birinin diğer tarafa karşı alacak, tazminat ve işe iade gibi bir hak iddiasında bulunması, bunu ileri sürmesi; ancak karşı tarafın bu iddia ve talebi kabul etmemesi sonucunda kendi aralarında anlaşamamış olmaları gerektiği, davalı tarafın, davacının bir müşteriden kapora adı altında haksız yere para aldığı ve davacının iş sözleşmesinin feshi konusunda haklı neden bulunduğu yönündeki savunmasının doğru olup olmadığının yargılamayı gerektirdiği nazara alınırsa, mevcut belgelere göre, taraflar arasında dava konusu olan 11.08.2022 tarihli ve 2022/275313 dosya numaralı ihtiyari arabuluculuk görüşmesi başlamadan önce herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı, somut uyuşmazlıkta, davacının iş sözleşmesinin feshedildiği 11.08.2022 tarihiyle aynı günde, taraflar arasında henüz gerçek anlamda bir uyuşmazlık hukuken doğmadığı hâlde ihtiyari arabuluculuk görüşmesinin gerçekleştirildiği ve buna göre İlk Derece Mahkemesi kararının dosya kapsamına usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçeleriyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.1
Uzun süreli kıdemi bulunan işçiden istifa dilekçesi alarak, miktarsız arabuluculuk yapılması irade fesadıdır süreç geçersizdir#
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda; davacının davalı işyerinde çalıştığı, 01.03.2021 tarihli el yazısı ile yazılmış "...tarihinden itibaren çalışmakta olduğum şirketinizdeki işimden, başka bir iş bulmam nedeniyle kendi isteğimle istifa ediyorum, gereğinin yapılmasını arz ederim" şeklinde bir istifa dilekçesi sunulmuş ise de davacının hizmet döküm cetveline göre 03.09.2021 tarihinde başka bir işyerinden bildiriminin bulunduğu, 02.03.2021 tarihli son arabuluculuk tutanak tarihi içeriğine göre tarafların arabuluculuk son tutanağının hukuki ve mali sonuçları yönünden anlaştıklarının belirtildiği, ayrıca başvurucunun işe iade talebi olmadığı konusunda anlaşıldığı, uzun süreli kıdemi bulunan davacının durup dururken iş sözleşmesini feshetmesinin, istifa eden ve istifa ettiği işverenden herhangi bir ücret alacağı ya da işe iade talebi olmayan işçinin istifa ettiği gün arabulucuya başvurarak hiçbir alacağı ve talebinin olmadığını anlaşma tutanağına bağlatmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, tanık beyanları dikkate alındığında arabuluculuk sürecinde davacının iradesinin sakatlandığı, bu nedenle davanın kabulü yerine reddinin hatalı olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.2
İşçiden herhangi bir başvurunun olmaması, iş ilişkisi devam ederken arabuluculuk yapılması, gerçek alacakların çok altında miktarda anlaşılması#
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı yanında ....08.2020 tarihinde çalışmaya başladığını, 12.08.2022 tarihinde işveren tarafından herhangi bir haklı neden bildirilmeksizin ... sözleşmesinin feshedildiğini, iptalini talep ettikleri ihtiyari arabuluculuk tutanağının müvekkilinin iradesini yansıtmadığını, müvekkilinin sürekli ve kesintisiz çalışmasına rağmen bilgisi ve rızası dışında giriş çıkışlar yapıldığını, primlerinin eksik ödendiğini, müvekkilinin işten çıkartılma baskısı altında iradesini yansıtmayan evraka imzasının alındığını, müvekkili çalışmaya devam ederken müvekkilinin başvurusu olmaksızın düzenlenen ibra niteliğindeki arabuluculuk tutanağının kesin hükümsüz olduğunu, davalı işverenin arabuluculuk kurumunu kötüye kullanmak sureti ile müvekkilinde olduğu gibi ... sözleşmesi devam etmekte iken işçilerine ihtiyari arabuluculuk kapsamında anlaşma belgesi imzalattıklarını belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle 2022/5988 dosya numaralı arabuluculuk ihtiyari anlaşma evrakının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının iradesinin fesada uğratıldığını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen anlaşma belgesinin borçlar hukuku sözleşmesi niteliği dikkate alındığında, aynı uyuşmazlık hakkında, özellikle bu belgenin sahteliği, anlaşmanın irade fesadı hâlleriyle sakatlandığı, anlaşmanın geçersizliği gibi durumlarda dava açılabileceğinin kabul edilmesi gerektiği, ihtiyari arabuluculuk talebinde bulunanın davacı olmaması, ... ilişkisinin devam etmesi, davacının hizmet süresi ve bordrodaki çıplak ücretine göre arabuluculuk görüşme tarihinde ödenen kıdem tazminatı miktarı, konuya ilişkin mevzuat ve dosya kapsamı birlikte dikkate alındığında davacının serbest iradesi ile anlaşmaya varmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.3
İşçinin usulsüz iş yapması nedeniyle istifa dilekçesi alınarak arabuluculuk yapılması geçersizdir#
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 21.06.2016 tarihinde davalı bünyesinde depo sevkiyat sorumlusu olarak çalışmaya başladığını, davalı Şirkette 26.02.2021 tarihinde araçlara usulsüz yükleme yapıldığının tespit edildiğini, 01.03.2021 tarihinde müvekkilinin bilgisi alındığını, sonrasında söz konusu olay ile ilgisi bulunmamasına rağmen müvekkilinin usulsüz işlemlerden dolayı ceza alacağı ve bir daha iş bulamayacağı iddiaları ile korkutularak tüm haklarından vazgeçmeye zorlandığını, müvekkilinden istifa dilekçesi alındığını ve davalı işveren tarafından arabulucu ...'ye ait büroda ihtiyari arabuluculuk tutanağını imzalamak zorunda bırakıldığını, müvekkilinin herhangi bir başvurusu bulunmamasına rağmen ihtiyari arabuluculuk yoluna kendisi başvurmuş gibi gösterildiğini, müvekkilinin iradesini sakatlayan korku hâli ile ilgili sürece zorlanması nedenleriyle ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı işverenle davacı arasında ihtiyari arabuluculuk tutanağı düzenlendiği, arabuluculuk sürecinin 01.03.2021 - 02.03.2021 tarihleri arasında yapılarak sonuçlandığı, yapılan ihtiyari arabuluculuk ile ilgili sahtelik iddiasında bulunulmadığı, davacının iradesinin fesada uğratıldığına ilişkin iddia söz konusu olsa da görgüye dayalı olmayan soyut tanık anlatımları ile iddiaların sübut bulmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili; İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararında ihtiyari arabuluculuk sürecinin 01.03.2021- 02.03.2021 tarihleri arasında yapılarak sonuçlandırıldığı ve yapılan ihtiyari arabuluculuk ile ilgili sahtelik iddiasında bulunulmadığının belirtildiğini, bu hususun gerçeği yansıtmadığını, davalı Şirketin, davacı aleyhine 05.03.2021 tarihinde güveni kötüye kullanma suçundan şikâyetçi olduğunu, soruşturmanın devam ettiğini, davacının isnat edilen suç nedeniyle işten çıkarma imkânı bulunduğu hâlde davacıyı istifa etmiş gibi göstermesinin iddialarını ispatladığını, arabuluculuk tutanağına göre davacının 0 TL bedel ile anlaştığını, bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dosya kapsamındaki tanık beyanlarının bilgi ve görgüsünün somut ve dava konusu olayı aydınlatmak için yeterli olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.4
İşçilere ülkeye dönüş bileti alınmayacağı baskısı ile Türkiye’ye dönemden yurt dışında telekonferans ile arabuluculuk yapılmışsa süreç geçersizdir#
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; aynı gün benzer içerikte altı dosyanın istinaf incelemesinin yapıldığı, ihtiyari arabuluculuk işlemlerinin yakın tarih aralığında, davacı işçiler henüz yurt dışında iken telekonferans yöntemiyle gerçekleştirildiği, davacının işçilik alacaklarının ödenmeyeceği ve uçak bileti alınmayacağı belirtilerek zorla ihtiyari arabuluculuk tutanaklarının imzalattırıldığı iddiasını tanıklarının beyanları ile ispatladığı, davacının çalıştığı Ülkede başlayan savaş ortamı içerisinde toplu şekilde benzer uygulamayla işçilerle arabuluculuk sürecinin işletilmeye çalışılmasının fesih tarihi ile arabuluculuk süreci ve yurda dönüş arasında geçen süre gözetildiğinde baskı unsuru oluşturabileceği, ayrıca davacıların işçilik alacaklarının tahsili bakımından açtıkları davalarda alınan bilirkişi raporlarında tespit edilen işçilik alacakları tutarlarının arabuluculuk anlaşma tutanağında ödenmesi kararlaştırılan tutarlardan çok daha fazla olduğu, bunun arabuluculuk görüşmelerinin davacının serbest iradesi ile gerçekleşmediği, işveren baskısı altında yapıldığı yolundaki kanaati pekiştirdiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.5
İrade Fesadı İddiası Durumunda Sürecin Geçersizliği Korkunun Geçmesinden İtibaren 1 Yıl İçerisinde İleri Sürülmelidir#
Somut olayda dosya içerisinde mevcut ihtiyari arabuluculuk tutanakları incelendiğinde sırasıyla; 01/04/2020 tarihli Arabulucu Belirleme Tutanağı başlıklı belgede; davacı işçi ile davalı işverenliğin isim ve adreslerinin bulunduğu, ihtiyari arabuluculuk konusunun işçilik alacakları olduğu, tutanakta, “Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve İş Kanunu gereğince ihtiyari arabuluculuk hükümleri çerçevesinde uyuşmazlığın arabuluculuk yolu ile çözümü için tarafımızdan arabulucu olarak 6208 sicil numaralı arabulucu H… Y… belirlenmiştir. Arabulucuk başvuru işlemlerinin bu şekilde yapılmasını talep ederiz…” yazılı olduğu, tutanak altında taraflar ile arabulucu H. Y.’nun ihtirazı kayıtsız imzasının olduğu görülmüştür. Her ne kadar davacı vekilince, davacının arabulucuya başvurusuna dair bir belge bulunmadığı iddia edilmiş ise de, yukarıda açıklanan belgeden, tarafların ihtiyari arabulucu H. Y.’nun tayini konusunda birlikte hareket ettikleri, ortak kararla arabulucuyu seçtikleri anlaşılmaktadır. 01/04/2020 tarihli Arabuluculuk Bilgilendirme Tutanağı başlıklı belgede; taraflara arabuluculuk görüşmeleri ile ilgili taraflara bilgilendirme ve aydınlatma yapıldığı, söz konusu tutanağın taraflarca ve arabulucu tarafından ihtirazi kayıtsız imzalandığı görülmüştür. İhtiyari Arabuluculuk Son Oturum Tutanağı başlıklı belgede; ihtiyari arabuluculuk görüşmelerinin 6325 sayılı Kanun 17.maddesi çerçevesinde 01/04/2020 tarihinde anlaşma ile sona erdiğinin yazılı olduğu, taraflarca ve arabulucu tarafından ihtirazi kayıtsız imzalandığı görülmüştür. Her ne kadar davacı vekilince, ibra niteliğinde arabuluculuk tutanağı düzenlendiği iddia edilmiş ise de, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2022/436 Esas ve 2022/1380 Karar sayılı kararında;” Arabulucu önünde yapılan anlaşmada ibraya ilişkin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 420. maddesinin uygulanması mümkün değildir. Aksi kabulde arabulucu önünde tarafların anlaşması imkansız hale gelir. Nitekim 6325 sayılı Kanunun 18/5 madde hükmünde arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamayacağı öngörülmüş olup, buna göre ibraya ilişkin düzenlemelerden hareketle arabuluculuk anlaşma tutanağının geçerliliği değerlendirilemez.” denilmekte olup, söz konusu anlaşma tutanağının ibra niteliğinde olduğunu söylemek mümkün değildir. Her ne kadar davacı vekilince, iradilik ilkesinin ihlal edildiği, hileli söylemler ile davacının ve arkadaşlarının iradesinin yanıltıldığı ileri sürülmüş ise de, Türk Borçlar Kanunun 39.maddesinde, yanılma veya aldatma sebebi ile ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan tarafın, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak 1 yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmemesi veya verdiği şeyi geri istememesi halinde, sözleşmeyi onadığının kabul edilmiş sayılacağı hükmünün düzenlenmesi, söz konusu ihtiyari arabuculuk anlaşma tutanağının 01/04/2020 tarihinde düzenlenmiş olması, işbu davanın ise 01/04/2022 tarihinde açılmış olması karşısında, kanunda öngörülen 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, kaldı ki davacı işçinin iradesinin fesada uğratıldığına ilişkin somut herhangi bir delilin ileri sürülmediği ve iddianın sübut da bulmadığı kanaatine varılmıştır. 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmaması da bunun bir göstergesidir. İhtiyari arabuluculuk görüşmelerinin, davalı işverenliğe ait işyerinde yapılmış olması, arabuluculuk tutanağını geçersiz hale getirmeyeceği yukarıda zikredilen BAM kararında ifade edilmiştir. Arabuluculuk tutanak ve ekleri ile yukarıda yapılan açıklamalar hep birlikte değerlendirildiğinde; davacı vekilinin müvekkilinin iradesinin fesada uğratıldığı iddiasının usulüne uygun delillerle ispatlanamadığı, Türk Borçlar Kanunu’nun 30. ve devamı ile 39. maddeleri gereğince davanın 1 yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra açıldığı, ihtiyari arabuluculuk tutanak ve eklerinde herhangi bir usule aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:
Davanın REDDİNE,” karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili, davacının irade sakatlığını kendilerine başvurması sonrası öğrendiğini, sözleşmenin TBK 420.madde ibraname hükümlerine aykırı hükümsüz olduğu gerekçeleriyle yerel Mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)355. maddesine göre istinaf incelemesi, istinaf talep edenin sıfatı da gözetilerek istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzenine aykırılık hususlarıyla sınırlı ve HMK 356/1.maddesi gereği incelemenin duruşmalı yapılmasını gerektiren eksik bir husus görülmemekle duruşmasız olarak yapılmıştır.
Davacı tarafça arabuluculuk anlaşmazlık tutanağının iptali talebi yönünden istinaf edilen kararda, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belge ve delillere göre; ilk derece mahkemesinin uyuşmazlık konusu hukuki ilişki ve hususları nitelemesi, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitleri, delilleri takdir ve değerlendirmesi, uyuşmazlığın çözümü için gereken hukuk kurallarını uygulaması, uyuşmazlık konusu hususları gerekçelendirmesi isabetli olup, kamu düzenine aykırı bir husus da tespit edilmediğinden, yerinde bulunmayan istinaf itirazlarının 6170 sayılı HMK’nun 353/1-b.1 ve 355. maddeleri uyarınca esastan reddine ilişkin oy birliği ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nin 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,6
Avukatın Arabulucuya Güvenerek Tutanağı İmzalaması İrade Sakatlığı Oluşturmaz#
Bölge adliye mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihtiyari arabuluculuk görüşmeleri sonrasında davacı vekilinin arabulucuya güvenerek arabuluculuk tutanağını dikkat etmeden sehven imzaladığını beyan ettiği, arabuluculuk tutanağı imzalanırken iradenin sakatlandığı hususunun ispatlanamadığı, davacı vekilince imza inkarı gibi somut içerikli ispata yarar iddia ve delile de dayanılmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.7
Bir Tarafın Korkutulması Durumunda Sürecin Geçersizliği Korkunun Geçmesinden İtibaren 1 Yıl İçerisinde İddia Edilmelidir#
Davacı pasaportuna el konulması nedeniyle arabuluculuk tutanağını imzaladığı ve arabuluculuk görüşmesinin kanunun emredici kurallarına, kamu düzenine, ahlaka ve müvekkilin kişilik haklarına aykırı olduğunu iddiasında bulunduğu, buna göre davacının Türk Borçlar Kanunu 37. maddesi kapsamında korkutma sonucu arabuluculuk tutanağını imzaladığı anlaşılmaktadır. Aynı Kanunun 39. maddesinde korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan itibaren bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez ise sözleşmeyi onamış sayılacağının düzenlendiği anlaşılmaktadır. Davacının kendi beyanına göre de pasaportunun arabuluculuk tutanağını imzalaması sonrası kendisine verildiği ve dosya kapsamında bulunan Türkiyeye giriş çıkış kayıtlarına göre davacının 02.11.2018 tarihinde Türkiyeye giriş yaptığı sabittir. Arabulucuk tutanağının iptaline ilişkin iş bu dava 02.03.2020 tarihinde açılmış olup Kanunda öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca arabuluculuk tutanağının iptali talebinin reddine karar verilmesi gerekli iken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.8
Arabuluculuk Sürecinin İbra Niteliğinde Olması Geçersiz Sayılmasına Neden Olmaz#
Her ne kadar Dairemizin 11.09.2019 tarihli ve 3694-13040 sayılı ilamında arabuluculuk anlaşma tutanağı ibra hükümleri çerçevesinde değerlendirilmiş ise de, Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu’nun 07.07.2020 tarih ve 173 sayılı kararı ile aynı uyuşmazlıkların temyiz incelemesini yapmakla görevli 22. Hukuk Dairesinin kapatılması ve tüm işlerinin Dairemize devredilmesi üzerine yeniden yapılan değerlendirmede yukarıda belirtilen sonuca varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.9
İrade Fesadında Hak Düşürücü Süre 1 yıldır#
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 6325 ... Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 ... Kanun) 18 inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan düzenleme gereği arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamayacağı, söz konusu düzenleme kamu düzenine ilişkin olup, taraflarca aksine bir karar alınması mümkün olmadığı, davacı ile davalı arasında ihtiyari arabuluculuk yolu ile dava konusu alacakların müzakere edilerek anlaşmaya varıldığı, artık 6325 ... Kanun'un 18 inci maddesinin beşinci fıkrası kapsamında aynı alacaklar için dava açılmasının mümkün olmadığı, konuya ilişkin içtihatların da bu yönde olduğu, davacı tarafça iradesinin fesada uğratıldığı iddia edilmiş ise de, davaya konu ihtiyari arabuluculuk tutanağının 25.07.2018 tarihinde düzenlenerek, anlaşılan miktar davacıya ödendiği, anlaşma tutanağının düzenlendiği tarih ile davanın açıldığı tarih arasında yaklaşık dört yıllık bir süre geçtiği, 6098 ... ... Borçlar Kanunu'nun (6098 ... Kanun) 39 uncu maddesinde yer alan düzenleme gereği, yanılma, aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıllık hak düşürücü süre içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmesi gerektiği, davacının, kendi hür iradesiyle arabulucuya giderek sözleşmeyi imzaladığı ve sözleşmede belirtilen miktarı tahsil ettikten sonra, 6098 ... Kanunda bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açtığı, ayrıca dosyadaki bilgi ve belgeler ile arabuluculuk tutanağı incelendiğinde, tutanağın 6325 ... Kanun'a uygun bir şekilde düzenlendiği ve tarafların ... iradeleriyle görüşmelere katıldıkları gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 6098 ... Kanun’un 37 inci ve 39 uncu maddelerinde yer alan düzenlemeler gereği, irade fesadı iddiasının en geç bir yıl içinde ileri sürülmesi gerektiği, somut olayda, ihtiyari arabuluculuk tutanağının 25.07.2018 tarihinde düzenlendiği ve tutanakta yazılı anlaşılan miktar davacının hesabına yatırıldığı, tutanağının iptaline ilişkin ... bu davanın ise yaklaşık dört yıl sonra ikame olunduğu, diğer taraftan 6325 ... Kanun'un 18 inci maddesinin beşinci fıkrası arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamayacağı, İlk Derece Mahkemesince davacının işçilik alacaklarına yönelik taleplerinin de reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.10
Başka işyerinde işe alma vaadi ile arabuluculuk yapmak ve sonra almamak irade fesadı oluşturur#
davacının iddiası ve görgüye dayalı tanık beyanlarından davacının da içinde bulunduğu işçilere toplu hâlde dava dışı ... Şirketi nezdinde işe alınacaklarından bahisle 27.05.2020 tarihinde ihtiyari arabuluculuk tutanağı düzenlendiği, ihtiyari arabuluculuk tutanağında başvurucunun kendi isteği ile davalı ... Kurumsal Şirketinden istifa ettiğini beyan ettiği, ihbar ve kıdem tazminatı hakkı bulunmadığından böyle bir talebinin olmadığını belirttiği, söz konusu arabuluculuk tutanağının davacı tarafından imzalandığı, ancak davacının ... Şirketi nezdinde işe başlatılmadığı, bu şekilde davacının iradesinin fesada uğratıldığı, aslında işten ayrılma iradesinin bulunmadığı, anılan anlaşma ile sonuçlanan 27.05.2020 tarihli arabuluculuk tutanağının geçersiz olduğu
….
nitekim dosyaya sunulan CD’nin incelenmesiyle 5 kişilik bir heyetin bir grup işçiye hitaben konuşma yaptığı ve işin süresi devam ederken işçilerin işten ayrılırken yapmaları gereken konuların anlatıldığı, tüm işçilerin aynı gün aynı arabulucuya başvurmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, istinaf incelemesinden geçen dosya tanık beyanları ile doğrulandığı üzere davacı ve diğer işçilerin bir otobüse doldurulup işveren tarafından nakillerinin sağlandığı bu nedenle davacının serbest iradesi ile arabuluculuk sürecinin tamamlandığının kabul edilemeyeceği yönündeki İlk Derece Mahkemesi kabulünün isabetli olduğu11
Hak düşürücü süre geçmişse dava açılamaz#
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirlenen kararı ile; dosyaya sunulan ve davacının imzası bulunan "Hukuk Uyuşmazlıklarında İhtiyari Arabuluculuk Anlaşma Son Tutanağı" başlıklı belgenin 29.03.2023 tarihinde düzenlendiği, davanın ise 05.06.2024 tarihi itibarıyla açıldığı, irade fesadına dayanarak açılan davada bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, davacı tarafça anılan belgedeki imzaya da itiraz olunmadığı dikkate alındığında Mahkemece davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesinde isabet bulunmadığı, diğer yandan Mahkemece her ne kadar davacının en erken Kütahya 3. İş Mahkemesinin 2023/112 Esas sayılı dosyasında 22.08.2023 tarihli cevap dilekçesinin sunulduğu tarih itibarıyla ihtiyari arabuluculuk düzenlendiğini öğrenmiş olabileceği, bir yıllık hak düşürücü sürenin geçmemiş olduğu belirtilmişse de Mahkemenin anılan yönündeki değerlendirmesinin varsayıma dayalı olmakla somut bilgi ve belge ile desteklenmeyen bu gerekçeye itibar olunmadığı belirtilerek İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.12
Arabulucunun Telefonla Katıldığı Toplu Görüşmede 'Ya Kabul Et Ya Mahkemeye Git' Denmesi İrade Fesadıdır#
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tanıkları S.A. ve İ.K'nın beyanları, asıl işveren farklı olmakla birlikte alt işvereni işbu dosyanın davalısı olan ... (... Yapı Şirketi) ile aynı olan, aynı konuda açılmış tespit davalarında işçilerin iradelerinin fesada uğratılarak ihtiyari arabuluculuk tutanaklarının tutulduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemelerince verilen kabul kararlarının istinaf ve temyiz denetiminden geçerek onandığı, işbu dosyada da davacı ile beraber birçok işçinin görüşmeye çağrıldığı, görüşme esnasında, görüşmenin arabuluculuk toplantısı olduğunun bildirildiği, arabulucunun telefonla toplantıya katıldığı, toplantıya katılan davacı ve diğer işçilere "alacağın bu kadar, ya bunu kabul edersin, ya da mahkemeye gidersin" denildiği, ihtiyari arabuluculuk tutanağındaki imzaların davacının gerçek iradesinin yansıtmadığı, usulüne uygun ihtiyari arabuluculuk görüşmesi yapılmadığı, davacının iradesinin fesada uğratılarak ihtiyari arabuluculuk tutanaklarının imzalatıldığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne ve ihtiyari arabuluculuk son tutanağı ile anlaşma belgesinin iptaline karar verilmiştir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.13
Korkutmada Bir Yıllık Süre Korkunun Etkisinin Kalktığı Tarihten (Yurda Dönüş) İşler#
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı işçinin 13.01.2015-23.11.2018 tarihleri arasında davalı Şirketin Etiyopya'daki şantiyesinde laboratuvar teknisyeni olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin taraflar arasında imzalanan 23.11.2018 tarihli arabuluculuk anlaşma belgesine göre işveren tarafından feshedildiği, dava dilekçesine göre 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 37. maddesi kapsamında korkutma sonucu arabuluculuk tutanağını imzaladığı iddiasında bulunduğunun anlaşıldığı, aynı Kanun'un 39. maddesinde korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan itibaren bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olunmadığı bildirilmez ise sözleşmenin kabul edilmiş sayılacağının düzenlendiği, dosya kapsamında bulunan yurda giriş çıkış kayıtlarına göre davacının 25.11.2018 tarihinde Türkiye'ye giriş yaptığının sabit olduğu, arabuluculuk tutanağının iptaline ilişkin işbu dava 20.03.2020 tarihinde açıldığından Kanunda öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, İlk Derece Mahkemesinin davanın reddine dair kararının usul ve yasa ile dosya içeriğine uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.14
Kaynaklar
- Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 2025/3227 E., 2025/5099 K., 17.06.2025 ↩
- Yargıtay 9. HD 2024/2788 E., 2024/6808 K. ↩
- Yargıtay 9. HD 2024/581 E., 2024/4384 K. ↩
- Yargıtay 9. HD 2023/21027 E., 2024/4339 K. ↩
- Yargıtay 9. HD 2024/229 E., 2024/6741 K. ↩
- İstanbul Bam 31. HD 2023/892 E., 2023/1638 K. ↩
- Yargıtay 9. HD 2022/12050 E., 2022/16346 K. ↩
- Yargıtay 9. HD 2021/5860 E., 2021/16271 K. ↩
- Yargıtay 9. HD, 2022/436 E., 2022/1380 K., ↩
- Yargıtay 9. HD, 2024/2146 E., 2024/4244 K. ↩
- Yargıtay 9. HD, 2023/13430 E., 2023/12333 K. ↩
- Yargıtay 9. HD, 2025/8620 E., 2025/10089 K. ↩
- Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 2024/14404 E., 2025/1746 K., 18.02.2025 ↩
- Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 2025/5248 E., 2025/9295 K., 27.11.2025 ↩