İçeriğe geç
Kale Hukuk KALE HUKUK

Anlaşma Tutanağındaki Çelişkiler

Arabuluculuk 5 dk okuma

Anlaşma bölümünde önce işverenin açıklamasına yer verilmiş ve davalı şirket yönetim kurulu üyesinin beyanı “çalışan işçiyi çıkarmak istemediğini, kendisinin istifa ederek ayrılmak istediğini bu nedenle işçi alacağı bulunmadığını” olarak tutanağa geçmiştir.

Anlaşma tutanağında davacının açıklaması ise “grevde geçen 11 ay gibi süreden dolayı mağdur olduğunu mağduriyetin giderilmesi için en azından kıdem tazminatı hesaplaması yapılarak tarafına ödenmesi” şeklinde yer almıştır.

Anlaşma tutanağında davacı içinin istifa ettiği belirtilmiş, diğer yandan kıdem tazminatı olarak 10.437,33 TL’nin üç taksitte ödenmesi yönünde anlaşmaya varıldığı açıklanmıştır. Tutanakta iş ilişkisinin istifa ile sona erdiği bir alt paragrafta tekrarlanmış, 2'nolu bentte ise kıdem ve ihbar tazminatı hakkı bulunmadığı belirtilmiştir.

Anlaşma tutanağında başka bir işçilik alacağı yönünden anlaşmaya varıldığı yönünde bir açıklamaya yer verilmediği halde, “iş ilişkisinden kaynaklanan her ne ad altında olursa olsun hiçbir hak ve alacağın bulunmadığı”, “prim gün sayılarının eksiksiz ve tam olarak Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirildiği”, “iş ilişkisinden ile TİS kaynaklanan tazminat, işe iade vb dava ve şikayet haklarından geri dönülmez biçimde kesin ve külliyen feragat ettiği” , “çalıştığı süre buyunca maaşlarını aldığı, ulusal bayram ve genel tatil çalışması aldığı ya da izni kullandığı, hafta tatillerini kullandığı, yıllık izin hakkı, kıdem ve ihbar tazminatı hakkı ve fazla çalışmasının bulunmadığı, psikolojik tacizle karşılaşmadığı”, "şirkete karşı tüm hak ve taleplerinden feragat etmiş olduğu bu nedenle şirketi gayri kabili rücu kayıtsız ve şartsız ibra ettiği” açıklanmıştır.

Anlaşma belgesinin “mahkeme onayına sunulsun veya sunulmasın, onaylansın veya onaylanmasın” taraflar arasında kati delil ve hüküm ifade edeceği de tutanakta ifade edilmiştir.

Dosya içinde davacının arabulucuya başvurusuna dair bir belgeye rastlanmamıştır. Bununa aksine davacı işçi iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiğini, bu iradesini gizlemek için arabuluculuk sözleşmesi yapmak istediğini, belgeye Türk Borçlar Kanunu’nun 420. maddesine aykırı şekilde ibraname niteliği kazandırılmak istendiğini iddia etmiştir.

Anlaşma tutanağında davacının istifa ettiği belirtilmiş olsa da, dosyaya davacının istifa ettiğine dair bir belge sunulmadığı gibi, istifa etmesine rağmen kıdem tazminatı konusunda anlaşmaya varıldığı, kıdem ve ihbar hakkı bulunmadığı gibi birbiri ile çelişen açıklamalara yer verilmiştir.

…

Dosya içindeki bilgi ve belgeler ile aynı mahiyette olan ve aynı gün temyiz incelemesine tabi tutulan dört dosya kapsamından, davacının arabulucuya usulüne uygun bir başvurusunun olmadığı, yapıldığı belirtilen görüşmelerin tutanakta geçen adresten farklı yerde gerçekleştiği, üç yüz kadar işçiye aynı şekilde sırayla işyerinde belgelerin imzalatıldığı, anlaşma metninde yer aldığı halde davacı işçinin istifasına dair belgenin bulunmadığı, anlaşma belgesinin içeriğinin işçinin istifa ettiği/kıdem ihbar tazminatına hak kazanmadığı/kıdem tazminatının ödeneceği şeklinde çelişkiler içerdiği, sadece kıdem tazminatı ödenmesi öngörüldüğü halde diğer tazminat ve işçilik alacakları bakımından hakkın gerçekleşmediği veya karşılığının zamanında tam olarak ödendiği şeklinde sözcüklere yer verilerek Türk Borçlar Kanunu’nun 420. maddesinde aykırı şekilde ibra etkisi kazandırılmaya çalışıldığı, kıdem tazminatı dışındaki tazminat ve alacaklarla ilgili olarak delil oluşturma ve dava açma yasağı oluşturma yönünde çaba içine girildiği anlaşılmaktadır.

Bütün bu işlemlerin davalı şirketin kayden avukatının arabuluculuğunda gerçekleştiği, arabulucunun davacı tarafı diğer tarafın avukatı olduğu konusunda bilgilendirdiğinin tespit edilemediği, emsal dosyalarda dinlenen tanık anlatımlarına göre, arabuluculuk görüşmelerinin hiç yapılmadığı, hatta arabulucunun da işçilerin imzaladığı aşamada işyerinde olmadığının beyan edilmesi karşısında; usulüne uygun bir arabuluculuk başvurusunun ve görüşmesinin yapılmadığı gibi mevzuat hükümleri çerçevesinde arabuluculuk anlaşma belgesinin düzenlenmediği sonucuna varılmaktadır.

Tüm bu tespitler karşısında; dava tarihi itibariyle taraflar arasında 6325 sayılı Kanun hükümleri dikkate alındığında, yapılan işlemler geçerli ihtiyari arabuluculuk faaliyeti olarak nitelendirilemez.

Kanun hükümlerine göre usulüne uygun bir başvuru olmadığı, arabuluculuk görüşmelerinin hiç yapılmadığı ve mevzuat hükümleri çerçevesinde usulüne uygun, geçerli bir tutanak düzenlenmediği ve dava tarihi itibari ile zorunlu arabuluculuk şartının henüz yürürlüğe girmediği de dikkate alınarak, davaya konu ihbar ve kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti yönünden işin esasına girilerek sonuca gidilmesi gerekirken, hukuken geçerli bir anlaşmanın varlığı kabul edilerek "arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılan konularda dava açılamayacağı" yönündeki gerekçeyle davanın usulden reddi hatalı olup, bu yönde ilk derece mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının BOZULMASINA karar vermek gerekmiştir.1

Alacak Net Denmemişse Brüt Olduğu Kabul Edilir#

Uyuşmazlık; arabuluculuk tutanağında anlaşıldığı belirtilen miktardan ödeme sırasında gelir vergisi ve damga vergisi kesintisi yapılıp yapılamayacağı, bu kapsamda davacının bakiye alacak talep edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

Tarafların 12/07/2018 tarihli arabuluculuk son tutanağında, davacının kısa çalışma prim ve fazla mesai alacağı olarak arabuluculuk başvuru tarihinden geriye dönük 5 yıllık alacak için 29.000 TL üzerinden anlaşmaya vardıkları ancak miktarın net mi brüt mü olduğunun belirtilmediği, açıkça net olduğu belirtilmediğinden kararlaştırılan miktarın brüt olarak değerlendirilmesi gerektiği ve kesintilerin infaz sırasında dikkate alınacağı2

Alacaklarının Bulunmadığına Dair İbare Geçerlidir#

Anlaşma belgesinde işçinin herhangi bir fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti olmadığının belirtilerek kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, sosyal yardım ödemeleri adı altında toplam 104.598,35-TL net ödeme yapılması konusunda tarafların anlaştığı ve davacı işçinin banka hesabına nakden yatırıldığı vedavacının anlaşma belgesinde fazla çalışma ücret alacağının bulunmadığı yönündeki beyanı na göre dava açılamayacağı halde işçinin fazla çalışma ücreti için açtığı davanın reddedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.3

Anlaşma Tutanağında Taksitle Ödeme Geçerlidir#

Somut olayda, tarafların kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı konusunda arabulucuya başvurdukları, arabuluculuk sürecinin anlaşma ile sonuçlandığı, anlaşma uyarınca davalının yetkilisi olduğu şirketin davacıya kıdem ve ihbar tazminatı olarak 6.500,00 TL'nin iki taksit halinde ödenmesi, ilk taksit 3.250,00 TL'nin 25/03/2019 tarihinde ikinci taksit 3.250,00 TL'nin 25/04/2019 tarihinde ödenmesi konusunda anlaştıkları anlaşılmaktadır. Arabuluculuk tutanağının incelenmesinde, anlaşma içeriğinin arabuluculuğa elverişli ve cebri icraya elverişli olduğu anlaşılmış olup, ilk derece mahkemesince talebin kabul edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.4

Cebri İcraya Elverişli Anlaşma Belgesinde Bulunması Gerekenler#

Somut olayda; Arabuluculuk Anlaşma Belgesi incelendiğinde; arabuluculuk konusu uyuşmazlıkların belirlendiği, yapılan görüşme sonucunda belirlenen uyuşmazlık konularında anlaşmaya varıldığı belirtilerek ücret alacağı, yıllık izin ücreti, kıdem tazminatı, manevi tazminat, ihbar tazminatı, UBGT ve hafta tatili ücretleri konusunda karşı taraf … İnşaat Turizm Şirketinin davacıya ödeme yapacağı miktarın belirtildiği ve ödeme tarihlerinin ve miktarlarının ayrı ayrı yazıldığı, arabuluculuk anlaşmasının cebri icraya elverişli ve anlaşma içeriğinin arabuluculuğa uygun olduğu, davalı taraf ödeme yaptığını ileri sürmüşse de, ödemeye ilişkin belgelerin icra dosyasında değerlendirileceği, mahkemenin bu yöndeki tespit ve değerlendirmelerinin dosya içeriğine uygun olduğu, davalı vekilinin istinaf itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.5

Kaynaklar

  1. Yargıtay 9. HD 2019/3694 E. 2019/1304 K. ↩
  2. Ankara BAM 8.HD, 2019/2686 E, 2019/3067 K. ↩
  3. İzmir BAM 3.HD, 2018/1207 E, 2019/272 K. ↩
  4. Erzurum BAM 2. HD, 2019/3083 E, 2020/28 K. ↩
  5. İstanbul BAM 26. HD, 2019/676 E, 2019/839 K. ↩
Yasal uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayınıza doğrudan uygulanamaz ve avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Dosyanıza özel değerlendirme için bize ulaşın.
Arabuluculuk

Bu konudaki diğer yazılar

Arabuluculuk Başvurusu ve Başvuru Konuları

Asıl işveren-alt işveren için başvuru, başvuru türünün yanlış seçilmesi, başvuru ile son tutanaktaki konuların farklılığı ve icra dosyaları.

Arabuluculuk15 dk okuma

Arabulucunun Tarafsızlığı

Tarafsızlıktan şüphe hâlinde bildirim, arabulucunun bir tarafın avukatı olması, aynı büroda çalışma ve önceden ayarlanan arabulucu.

Arabuluculuk13 dk okuma

Arabuluculukta Taraflar ve Taraf Sıfatı

İşveren vekilinin yetki belgesi, site yönetimi, adi ortaklık, asıl-alt işveren, işe iadede zorunlu dava arkadaşlığı ve kamu kurumları.

Arabuluculuk14 dk okuma
WhatsApp