Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dosya kapsamından anlaşılan ve işverenin muvazaaya dayalı olarak işçilerden dilekçe almış olduğuna dikkat edilmediğini, davalı yan tanıkları dâhil, tüm tanıkların ortada istifa değil de işveren tarafından yapılan fesih olduğunu açıkça beyan ettiğini, müvekkilinin 1 ay içinde 2 kere disiplin sürecine konu edilerek disiplin cezası ile cezalandırıldığını, görev değişikliğini kabul etmemesi hâlinde haklı feshe maruz kalacağı hususunda korkutulduğunu, bu suretle iradesi sakatlanarak işveren tarafından belirlenmiş sözde ihtiyari arabulucu vasıtasıyla, müvekkilinin aleyhine ve gerçek değerde olmayan bedelleri kabul etmeye ve davalı Şirketten ayrılmaya zorlandığını, korkutma sebebiyle irade sakatlığının unsurları oluştuğunu, müvekkilinin hakkını alamayacağı, malvarlığı yönünden zarara uğratılacağı hususunda dolaylı olarak işveren Şirket tarafından korkutulduğunu, işverenin ise önceden beri danışmanlık aldığı ihtiyari arabulucu vasıtasıyla müvekkili aleyhine düşük bedelle ödeme yaparak durumdan müvekkili aleyhine faydalandığını, bu hususun işveren tarafın dinlettiği tanık anlatımlarıyla da ispatlandığını, bir an için işverenin, müvekkilinin iradesini sakatlayarak işten ayrılmaya değil de müvekkilinin gerçekten istifa etme iradesinde olduğu ve gerçekten istifa ettiği varsayımında davalı Şirketin, görev değişikliğini kabul etmeyip bu nedenle istifa eden bir personelini disiplin kuruluna sevk ettiği sonucunun ortaya çıktığını ki bu durumun hayatın olağan akışına tamamen aykırı olduğunu, davacının iradesinin covid döneminde tazminatsız işten çıkartılmak korkusu ile fesada uğratıldığını, somut olayda arabulucunun zaten şirketin danışmanlık aldığı birisi olduğunun tanık beyanları ile sabit olduğunu, tarafsız olduğundan bahsedilemeyeceğini, maktu tutanaklar tutulduğunu ve, işçinin içeriğe karışamadığını, işverenin buna imkân vermediğinin de tanık anlatımları ile sabit olduğunu, ortada özgürce açıklanan irade ve beyan olduğundan bahsedilemeyeceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
Gerekçe
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyetine ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; ihtiyari arabuluculuk son tutanağı ve anlaşma belgesinin iptal edilip edilemeyeceği noktasındadır.
İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6325 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinin beşinci fıkrası.
Değerlendirme
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.1
İbraya İlişkin Hükümlerden Hareketle Anlaşma Tutanağının Geçerliliği Değerlendirilemez#
nünde tarafların anlaşması imkansız hale gelir. Nitekim 6325 sayılı Kanunun 18/5 madde hükmünde arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamayacağı öngörülmüş olup, buna göre ibraya ilişkin düzenlemelerden hareketle arabuluculuk anlaşma tutanağının geçerliliği değerlendirilemez. Her ne kadar Dairemizin 11.09.2019 tarihli ve 3694-13040 sayılı ilamında arabuluculuk anlaşma tutanağı ibra hükümleri çerçevesinde değerlendirilmiş ise de, Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu’nun 07.07.2020 tarih ve 173 sayılı kararı ile aynı uyuşmazlıkların temyiz incelemesini yapmakla görevli 22. Hukuk Dairesinin kapatılması ve tüm işlerinin Dairemize devredilmesi üzerine yeniden yapılan değerlendirmede yukarıda belirtilen sonuca varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. " şeklindedir. Mahkememiz 2025/8 E sayılı dosyanın işbu dosyayla irtibatlı olduğu, davalı işverenliğin ve talep sonucunun aynı olduğu, davacı işçinin farklı kişi olduğu görülmüştür. Dinlenen davacı tanık beyanlarından; görüşmelere herkesin ayrı ayrı alındığı, arabulucunun yapılan iş ile ilgili yeterli bilgiyi verdiği hatta okumak isteyenlere süre tanıdığı, herhangi bir baskı uygulamadığı belirtilmiştir. Hal böyle olunca arabuluculuk tutanağında davacının imzasının inkar edilmediği, iş akitleri benzer mahiyette feshedildiği anlaşılan her iki davacı ve davalı tanığının da bizzat davacının arabuluculuk görüşmeleri sırasında iradesinin fesada uğratıldığına dair bir beyanda T.C. BURSA 7. İŞ MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/9 Esas - 2025/382 bulunmadıkları görülmüştür. Arabuluculuk anlaşma tutanağı sahteliği ispat edilinceye kadar geçerli olup ilam niteliğindedir. Dolayısıyla somut olayda delil durumu dikkate alındığında davacının anlaşma tutanağı tanzim edilirken iradesinin fesada uğratıldığına dair iddiası ve arabulucunun tarafsız olmadığının somut olarak ispat edilemediği, giderek davacının dava süreçleri yerine arabuluculuk yoluyla anlaşmayı kendi menfaatine görüp anlaşma yolunu tercih ettiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle arabuluculuk görüşmeleri sırasında davacının iradesinin fesada uğratıldığına dair ispat yükümlülüğü yerine getirilmediğinden başka bir deyişle anlaşma tutanağının aksi ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekmiş, arabuluculuk tutanağının iptaline karar verilmediğinden feshin geçersizliği ve işe iade talebi ileri sürülemeyeceğinden işe iade isteminin de, giderek davanın tümden reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
Bursa 7. İş Mahkemesi, 2025/9 E., 2025/382 K. (aynı yönde 2026/57 E. - 2026/158 K.)
Alacakların Yazılış Şekli#
Arabuluculuk Anlaşma Belgesi’nde arabuluculuk konusu uyuşmazlıkların belirlendiği, ücret alacağı, yıllık izin ücreti, kıdem tazminatı, manevi tazminat, ihbar tazminatı, UBGT ve hafta tatili ücretleri konusunda karşı tarafın davacıya ödeme yapacağı miktarların ve ödeme tarihlerinin ayrı ayrı yazıldığı, arabuluculuk anlaşmasının cebri icraya elverişli ve anlaşma içeriğinin arabuluculuğa uygun olduğu belirlenmekle mahkemece davanın kabulü yönündeki kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır.2
Kaynaklar