İçeriğe geç
Kale Hukuk KALE HUKUK

Ücret Hesap Pusulası ve Bordronun İspat Gücü

İş Hukuku 12 dk okuma

Ücret Hesap Pusulası Ve Bordro#

İşveren Ücret Hesap Pusulasının Gerçeği Yansıtmadığını İddia Edemez#

4857 sayılı İş Kanununda 32. maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine; dönemlere uyularak ödenmelidir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32. maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir. İş sözleşmesinin tarafları, asgari ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunun 323. maddesinin 2. fıkrasına göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçiler o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 8. maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma koşullarını temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı yasanın 37. maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusunun mahkemece resen araştırılması gerekmekle, mahkemenin belgeye değer vermeden önce muvazaa şüphesini ortadan kaldırması ve kendiliğinden gerekli araştırmaya gitmesi gerekir. Çalışma belgesinde yer alan bilgilerin gerçek dışı olmasının da yaptırıma bağlanmış olması, belgenin ispat gücünü arttıran bir durumdur. Asıl sorun, yasal yükümlülüğe ve cezai yaptırıma rağmen 8. ve 37. madde hükümlerine aykırı şekilde belgelerin hiç verilmemesi noktasında ortaya çıkar. Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak bu noktada, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 8. ve 37. maddelerinin işverene bu konuda bazı yükümlülükler de göz ardı edilmemelidir. Bahsi geçen kurallar, İş sözleşmesinin taraflarının ispat yükümüne yardımcı nitelikte olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dışılığı önlenmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu yönde belgenin verilmiş olması ispat açısından işveren lehine olmakla birlikte, belgenin düzenlenerek işçiye verilmemiş oluşu, işçinin ücret, sigorta pirimi, çalışma koşulları ve benzeri konularda yasal güvencelerini zedeleyebilecek durumdadır. Çalışma belgesi ile ücret hesap pusulasının düzenlenerek işçiye verilmiş olması, iş yargısını ağırlıklı olarak meşgul eden, işe giriş tarihi, ücret, ücretin ekleri ve çalışma koşullarının belirlenmesi bakımından da önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bu bakımdan ücretin ispatı noktasında taraflar delillerinin değerlendirilmesi sırasında, işverence düzenlenmesi gereken bu tür belgelerin düzenlenmiş olup olmamasının da gözetilmesi gerekir. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta primi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir. 1

Ücret Hesap Pusulasında Az Bile Gösterilse Tanık Beyanları İle Daha Fazla Ücret Aldığı İspat Edilebilir.#

Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta primi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.

Somut olayda, davacı davalı iş yerinde gümrük takip işlerinde çalıştığını ve net 2500,00 TL ücret aldığını ancak kayıtlarda asgari ücret olarak gösterildiğini iddia etmiş, davalı ise davacının ofis boy olarak asgari ücretle çalıştığını savunmuştur. Davacı tanıkları davacıyla birlikte aynı iş yerinde çalıştıklarını , davacının liman operasyon sorumlusu olduğunu ve 2500 TL ücretle çalıştığını beyan etmiş, davalı tanıkları ise davacının ofis boy olarak evrak getir götür işlerini yaptığını ve asgari ücretle çalıştığını beyan etmiştir. Mahkemece Sosyal İş sendikasından yapılan ücret araştırmasında liman operasyon sorumlusunun alabileceği ücret sorulmuş olup aylık net 2500,00-2750,00 TL, gümrük müşavirleri derneğine ise ofis boy olarak çalışan işçinin alabileceği ücret olarak sorulmuş olup azami 1500 TL ücret alabileceği bildirilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda 1500,00 TL net ücret üzerinden hesaplamalar yapılmıştır. Davacının sendikalı bir işçi olduğuna dair dosya içerisinde bilgi olmadığı gibi iş yeri kayıtlarının bir kısmında ( iş sözleşmesi, yıllık izin belgeleri) davacının görevinin liman operasyon sorumlusu olarak yazılı olduğu görüldüğünden mahkemece yapılan ücret araştırmasının yeterli olmadığı anlaşılmıştır. İş yeri kayıtları ve davacı tanık beyanlarına göre davacının gümrük takip işlerinde liman operasyon sorumlusu olarak çalıştığı kanaatine ulaşıldığından yapılacak emsal ücret araştırmasında davacının liman operasyon sorumlusu olduğu ve sendikalı olarak çalışmadığı hususu belirtilmelidir. Buna göre davacının ücretinin, yaptığı iş, meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler bildirilerek, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği sorulmalı; Türkiye İstatistik Kurumu'nun resmi internet sitesindeki “kazanç bilgisi sorgulama” kısmındaki bilgiler ve tanık beyanı da birlikte değerlendirilerek, davacının ücret seviyesi hakkında yeniden karar verilmelidir. Eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olmuştur. Mahkemece bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. 2

Ücret Hesap Pusulasında İmza Varsa Hesap Yapılırken O Dönem Dışlanmalıdır#

Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükmün davacı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 13.12.2018 tarihli 2015/29524 esas ve 2018/23140 karar sayılı ilamı ile; “ davacı ile yapılan iş sözleşmesinin 12/3. maddesinde günlük 1,5 saatlik fazla çalışmanın ücrete dahil olduğu belirtilmişse de Dairemiz uygulamasına göre fazla çalışmanın ücrete dahil olduğu yönündeki bu tür sözleşme hükümlerine yıllık 270 saat, aylık 22,5 saat, haftalık 5,2 saat ile sınırlı olarak değer verilmesi gerektiği, hesaplama yapılırken davacının imzasını taşıyan bir kısım bordrolarda fazla çalışma tahakkuku yer aldığından bu dönemlerin fazla çalışma ücreti hesabından dışlanması ancak tahakkuk bulunmayan bordro dönemleri bakımından tanık beyanları ile ispatlanan süreler itibarıyla fazla çalışma ücretinin hesaplanması ve ayrıca tahakkuk içeren ancak imza taşımayan bordroların karşılığı bankaya ödenmiş ise bu defa ödenen kısmın mahsubuna gidilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş, Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar veren mahkemece yeniden bilirkişi raporu aldırılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Temyiz:

Kararı, davalı vekili yasal süresinde temyiz etmiştir.

Gerekçe:

1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Mahkemece her ne kadar bozmaya uyma kararı verilmiş ise de bozma gerekleri tam olarak yerine getirilememiştir. Şöyle ki, kural olarak bozma kararına uyan mahkeme, artık bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır.

Bozma ilamında davacının imzasını taşıyan bir kısım bordrolarda fazla çalışma tahakkuku yer aldığından bu dönemlerin fazla çalışma ücreti hesabından dışlanması gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmişse de hükme esas alınan bilirkişi raporunda tahakkuk bulunan imzalı bordroların hesaplamada dışlanmadığı sadece banka kaydıyla ödenen tutarın mahsup edildiği anlaşılmaktadır. Tahakkuk bulunan imzalı bordroların dışlanması gerekmektedir.3

Bordro İmzalı Olsa Bile Sembolik Fazla Çalışma Gösterilmişse Hesap Yapılır#

Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.

Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.

İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir.

İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda ise işçinin ihtirazi kayıt ileri sürmesi beklenemeyeceğinden, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının her türlü delil ile ispatı mümkündür.

Dairemizin yerleşmiş içtihatlarına göre işverence imzalı ücret bordrolarında işçilerin fazla çalışma ücreti talep etmesine engel olacak şekilde sembolik fazla çalışma tahakkukları yapılırsa bu aylar imzalı olsa bile fazla çalışma hesabından dışlanmaz ancak yapılan fazla çalışma ödemeleri tespit edilen fazla çalışma ücreti alacağından mahsup edilir.

Somut olayda, davacının imzasını taşıyan bordrolarla birlikte her aya ilişkin yine davacının imzasını taşıyan puantajlar da dosya arasına sunulmuştur. Bu durumda imzası itiraza uğramayan puantaj kayıtları dikkate alınarak hesaplama yapılması gerektiği halde tanık beyanlarına göre hesaplama yapılması yerinde olmamıştır. Mahkemece yapılması gereken, davacının imzasını taşıyan puantaj kayıtları dikkate alınarak hesaplama yapmak ve davacı ile davalı arasında imzalanan iş sözleşmesinde haftalık çalışmanın 48 saat olarak (6x3=48) kararlaştırıldığı da dikkate alınarak haftalık 3 saatlik fazla mesai karşılığını da hesaplamadan mahsup etmektir. Ayrıca hesaplama yapılırken davacının Türkiye’de olduğu dönemlerin de dikkate alınması gerekmekte olup hesaplamaların belgeye dayandığı gözetilerek tespit edilen fazla mesai alacağından indirim de yapılmamalıdır.4

Bordronun Baskı Altında İmzalatılması Veya Bordro Hilesi Durumlarında İmzalı Bordro Geçersizdir, Diğer Durumlarda Geçerlidir#

Davacı işçinin fazla mesai ücreti alacağı bulunup bulunmadığı konusunda uyuşmazlık mevcuttur.

İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. Bordrolarda tahakkuk bulunmasına rağmen bordroların imzasız olması halinde ise, varsa ilgili dönem banka ve tüm ödeme kayıtları celp edilmeli ve ödendiği tespit edilen miktarlar yapılan hesaplamadan mahsup edilmelidir.Somut olayda; İlk Derece Mahkemesi tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davalı işyerinde 21.10.2006-27.04.2015 tarihleri arasında soğuk demir ustası olarak çalışan davacının tanık anlatımları ve emsal ücret araştırmasına göre aylık brüt ücretinin 3.776,69 TL olduğu, buna göre asgari ücret üzerinden düzenlenen bordroların gerçek ücreti yansıtmadığı, tanık beyanlarına göre haftalık 8,5 saat fazla mesai yaptığı kabul edilen davacının imzalı bordrolarının bir kısmında fazla mesai ücret tahakkukları olmasına karşın, haftalık çalışma düzenini karşılamaması nedeniyle söz konusu dönemlerin dışlanmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle; zamanaşımına uğramayan hizmeti bakımından davacının belirlenen gerçek ücreti üzerinden haftalık 8,5 saat fazla mesai süresine göre hesaplama yapılmış ve bordrolarda görünen tutarlar mahsup edilmiştir. Karara yönelik davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından; dosyaya sunulan imzalı ücret bordrolarında Nisan 2013 ayından önceki dönemlere ait tahakkukların aylık bazda cüz’i miktarlar olduğu, işverence imzalı ücret bordrolarında işçinin fazla çalışma ücreti talep etmesine engel olacak şekilde sembolik ve kendini tekrarlayan şekilde gösterildiği ve gerçek durumu yansıtmadığı, bu nedenle bu aylarda fazla mesai alacaklarının işçiye ödendiğinin düşünülemeyeceği, ancak Nisan 2013 sonrası (Temmuz 2013-Kasım 2014 ayrık olarak) bordrolarda aylık 16-20 saat arası tahakkuklar olduğu görüldüğünden, bu sürelerin sembolik olduğunun kabulü mümkün olmadığı, bordrolarda gösterilen ücretin davacının gerçek ücretini yansıtmadığı ve davacının bordrolarda görünen ücretten daha fazla ücret aldığı kabul edildiğine göre, bordrolardaki süreler nazara alınarak, yargılama sırasında tespit edilen gerçek ücret üzerinden fazla çalışma ücretinin hesaplanılarak bulunan tutarlardan bordrolarda tahakkuk ettirilen miktarlar mahsup edilerek aradaki fark hüküm altına alınması gerektiği açıklanılarak, re’sen yapılan hesaplamaya göre hüküm kurulmuştur.Ne var ki, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 2013 Nisan ayı sonrasına ilişkin dönem bakımından isabetli olarak, davacının imzalı ücret bordrolarında görünen fazla mesai sürelerine göre gerçek ücreti üzerinden hesaplama yapılarak, bordrolarda bulunan fazla mesai ücret tahakkuklarının mahsubu ile alacağın belirlenmesi gerektiği yönünde değerlendirmede bulunulmuş ise de, 2013 Nisan ayı öncesi dönem bakımından imzalı bordrolardaki tahakkukların sembolik olduğu gerekçesiyle, İlk derece Mahkemesi tarafından alınan bilirkişi raporunda belirlenen haftalık fazla mesai süresine göre yeniden hesaplama yapılması yerinde değildir. Davacının, kendisinden baskı ile imza alındığı yönünde bir iddiasının veya bordro hilesi yapıldığına dair bir bulgunun bulunmadığı gözetildiğinde, 2013 Nisan ayı öncesi çalışmaları bakımından da ihtirazı kayıt bulunmayan aylık imzalı bordrolarda yer alan fazla çalışma sürelerine göre Mahkemece belirlenmiş olan gerçek ücret üzerinden yeniden hesaplama yapılarak, ödenen tutarların mahsubu suretiyle alacağın belirlenmesi ve tahakkuk olmayan aylar bakımından ise şimdiki gibi değerlendirme yapılması gerektiği anlaşılmakla, aksi yönde yazılı şekilde verilen karar hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.5

Bordro Hilesi#

Bordroda Temel Ücret Bölünerek Fazla Mesai Gösterilemez#

Dairemizin 22.02.2021 tarih 2020/1240 esas ve 2021/4621 karar sayılı bozma ilamında; tazminat ve alacakların hesabına esas ücretin hatalı belirlendiği, işverence imzasız ücret bordrolarının banka ödemeleri ile uyumlu hale getirilerek temel ücretin bölünmek suretiyle işçilik alacaklarının ödendiği şeklinde bir uygulama geliştirildiği ve bankaya yatan miktarların sadece maaş açıklaması ile yatırıldığı dolayısıyla işçinin aylık ücretinin 1500 USD olduğunun kabul edilmesi ve imzasız ücret bordrolarının tahakkuk içermediği sonucuna varılması gerektiği ifade edilerek bu esaslar dahilinde gerekirse yeniden bilirkişi raporu alınıp 1500 USD üzerinde ödeme olan aylar bakımından o dönem muaccel olan fazla çalışma ve tatil alacaklarından mahsup yapılması gerektiği açıklanmıştır.

Davacı, açıkça imzasız belgelere ya da ücret bordrolarına delil olarak dayanılmasına itiraz etmektedir. Mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamına göre de; bankaya yatan tutar ile uyumlu hale getirilmek için hazırlanan imzasız ücret bordrolarına, imzasız personel cari kartına ya da bu belgelerde yazan tahakkuk ya da avans miktarlarına değer verme imkanı bulunmamaktadır. Buna karşın, Bölge Adliye Mahkemesince imzasız ücret bordrolarına değer verecek şekilde "bordro net" ve "ödenecek tutar" şeklinde bir ayrıma gidilmesi doğru olmamıştır. Şu halde; fazla çalışma ücreti alacağı bakımından varsa sadece kabul edilen ücrete göre ödenmesi gereken aylık tutarı aşan miktarda bankaya yatan tutarın mahsubu yerine denetime elverişli şekilde de gösterilmeyen ve imzasız ücret bordrolara değer verir şekilde yapılan bir hesaplama ile sonuca gidilmesi yanılgılı değerlendirmeye dayalı olup bozmayı gerektirmiştir.

Aynı şekilde; somut uyuşmazlıkta, yıllık ücretli izin kullandırdığını ispatla yükümlü olan işveren tarafından dosyaya imzalı yıllık ücretli izin cetveli ya da eşdeğerde bir belge sunulmamış olup yıllık ücretli izin tahakkuku bulunan ücret bordroları da imzasızdır. Buna göre, yıllık ücretli izin ödemesinin olduğu 2011 Kasım ve 2014 Eylül ayları bakımından ancak o ay için bankaya yatması gereken ücret miktarını aşan ve fazla çalışma ücreti alacağından da mahsup edilmemiş olan bir tutar varsa bu tutarın yıllık ücretli izin alacağından mahsup edilmesi aksi halde mahsup yapılmadan bu alacak kaleminin hesaplanması gerekmektedir. Bu husus gözetilmeden karar verilmesi de bozmayı gerektirmiştir.6

Kaynaklar

  1. (Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2017/30434 E., 2020/8780 K. ↩
  2. (Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2017/30434 E., 2020/8780 K. ↩
  3. 9. Hukuk Dairesi 2021/10313 E., 2021/14186 K. ↩
  4. 9. Hukuk Dairesi 2021/430 E., 2021/4932 K. ↩
  5. 9. Hukuk Dairesi 2019/5896 E., 2021/2706 K. ↩
  6. 9. Hukuk Dairesi 2021/11732 E., 2021/15885 K. ↩
Yasal uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayınıza doğrudan uygulanamaz ve avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Dosyanıza özel değerlendirme için bize ulaşın.
İş Hukuku

Bu konudaki diğer yazılar

İş Sözleşmesi: Tanımı ve Sona Erme Halleri

İş sözleşmesinin 4857 sayılı Kanun'daki tanımı, fesih dışında sona erme halleri, fesih türleri ve süreli fesih üzerine Yargıtay kararları ışığında açıklamalar.

İş Hukuku5 dk okuma

İş Hukukunda Rekabet Yasağı Sözleşmesi

Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerlilik şartları, yer ve sektör sınırlaması, haklı fesih hâlinde sona ermesi ve ihlalin ispatına ilişkin Yargıtay kararları.

İş Hukuku5 dk okuma
WhatsApp