ilk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 6325 sayılı Kanun ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin ilgili hükümleri çerçevesinde yapılan değerlendirmede, arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen anlaşma belgesinin borçlar hukuku sözleşmesi niteliği de dikkate alındığında, aynı uyuşmazlık hakkında, özellikle bu belgenin sahteliği, anlaşmanın irade fesadı hâlleriyle sakatlandığı, anlaşmanın geçersizliği gibi durumlarda dava açılabileceğinin kabul edilmesi gerektiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "aşırı yararlanma" başlıklı 28. maddesine göre, bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar görenin, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebileceği, somut olayda; davacının 21.06.2016-01.03.2021 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığı, 01.03.2021 tarihli el yazısı ile yazılmış istifa dilekçesi ile "çalışmakta olduğum şirketinizdeki işimden, başka bir iş bulmam nedeniyle kendi isteğimle istifa ediyorum, gereğinin yapılmasını arz ederim." şeklinde yazılı dilekçe verdiği; 02.03.2021 tarihli arabuluculuk son tutanak içeriğine göre başvurucu davacının ücret alacağı, yıllık izin ücreti alacağı, kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, prim ve ikramiye alacağı, asgari geçim indirimi, haksız fesih tazminatı, cezai şart alacağı, dinî bayram çalışma alacağı, bakiye süre ücret alacakları yönünden görüşme sonucunda anlaştıkları, ayrıca başvurucu tarafın işe iade talebi olmadığı konusunda anlaştıkları anlaşılmış ise de istifa eden ve istifa ettiği işverenden herhangi bir ücret alacağı ya da işe iade talebi olmayan işçinin istifa ettiği gün arabulucuya başvurarak hiçbir alacağı ve talebinin olmadığını anlaşma tutanağına bağlattığı dosya kapsamında dinlenen tanık beyanları da dikkate alındığında arabuluculuk sürecinde davacının iradesinin sakatlandığı kanaatine varılarak Mahkemece davanın kabulü yerine reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne ve ihtiyari arabuluculuk son tutanağının ve anlaşma belgesinin iptaline dair karar verilmiştir.1
Kaynaklar
- Yargıtay 9. HD, 2024/14607 E., 2025/2004 K., ↩