İçeriğe geç
Kale Hukuk KALE HUKUK

İşçiden İstenebilecek Alacaklar: Eğitim Gideri, Cezai Şart, Rücu

İş Hukuku 16 dk okuma

Eğitim Ve Öğretim Ücretleri#

Eğitim Ücreti Ödenmesi Sonra Çalışma Şartı, Cezai Şart, Yüklenme Senedi

Davacı İsteminin Özeti: Davacı karşı davalı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı karşı davacının imzasını içeren 28.09.2007 tarihli Yüklenme Senedi uyarınca mecburi hizmet süresini tamamladığını, davalı-karşı davacının işbu senede istaneden ... Öğretim Derneği ... Eğitim Vakfı hesabına örğenim görmek için ...'ya gittiğini, ...'da bulunduğu sürenin üç katı mecburi hizmet yapmayı kabul ve taahhüt ettiğini, davacının 28.07.2007'de ...'ya gittiğini, 01.09.2009 tarihinde yurda döndüğünü, dolayısıyla davacı-karşı davalının 6 yıl daha yani 01.09.2015 tarihine kadar mecburi hizmet vermekle yükümlü olduğunu, davacı-karşı davalının tamamladığı mecburi hizmet süresine karşılık olarak burs, eğitim giderleri ve faizlerine tekabül eden tutar oranında davalı-karşı davacıya tazminat ödemesi gerektiğini, bu nedenlerle davalı-karşı davacının, Temmuz ve Ağustos aylarına ait ücretleri ödemeyerek tazminat alacağından mahsup ettiğini, davacının başka bir işyerinde çalışmak için işten ayrıldığını, ... 'ın ise Yüklenme Senedine ilişkin olarak müşterek ve müteselsil kefil olmayı kabul ettiğini ileri sürerek; eğitim gideri karşılığı cezai şart alacağını talep etmiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı karşı davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı karşı davacının 15 yıl sigortalılılk süresini ve 3600 prim ödeme gün sayısını tamamlaması nedeniyle 1475 sayılı Yasa'nın 14/5 maddesi gereğince işten ayrılabileceğini ve kıdem tazminatına hak kazanacağını, davacı-karşı davalının ...'da davalı/karşı davacı şirketin bursu ile değil kazandığı yurt dışı eğitim bursu ile öğrenim gördüğünü, davalı/karşı davacı şirketin buradaki katkısının davacı-karşı davalıya referans olmakla sınırlı olduğunu, öğrenim harcamalarının söz konusu yurtdışı bursu kapsamında karşılandığını, yüklenme senedinin davacı karşı davalıya davalı karşı davacı şirketin bu yurt dışı bursuna referans olmak için imzalattığı bir belge olduğunu, davacı karşı davalının ... Hükümeti'nin yurt dışı bursu ile yaptığı eğitimini tamamladıktan sonra davalı karşı davacı şirketin işyerinde 5 yıl süre ile çalıştığnı burs süresinin 3 katı bir mecburi hizmet yükümlülüğü yükleyen senedin hakkaniyet ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ve hukuki olmadığını savunarak, davanın reddine ve karşı davasında kıdem tazminatı ve ödenmeyen ücret alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkeme Kararının Özeti:Mahkemece toplanan deliller,tanık beyanları,bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamının değerlendirilmesinde; davalı işçinin davalı iş yerinde; 01.09.2002-31.08.2014 tarihleri arasında öğretmen sıfatı ile çalıştığı, iş akdinin davalı karşı davacı tarafça emeklilik sebebiyle sonlandırıldığının anlaşıldığı,dosyada mevcut, 28.09.2007 tarihli davacı imzası bulunan yüklenme senedi ile aynı senedin yüklenme senedi başlıklı maddesinde, öğrenim yapmak üzere gönderildiği ...'da ilgili kanun, tüzük ve yönetmeliklerle, öğrenim planına göre yapacağı öğrenimi tamamladıktan sonra yurda dönmeyi ve Vakfın ... Lisesi veya Vakfa bağlı herhangi bir öğrenim ve eğitim kurumu emrinde tekmil şartlarına uyarak, ...'da burs ve ödenek alarak bulunduğu sürenin üç katı mecburi hizmet yapmayı kabul ettiği, 12. maddede yükümlülük ihlalinin düzenlendiği, davacının mecburi hizmet yapmayı kabul ve taahhüt ettiği halde mecburi süreyi tamamlamadan işten ayrıldığı, taahhüdün eğitim gideri karşılığı kararlaştırılan bir cezai şart olması nedeniye geçerli olduğu, davacıya dosyada mevcut ... Büyükelçiliği ile davalı işveren tarafından imzalanan 01.01.2002 tarihli temlikname ile her bir öğretmen adayına ... Hükmeti tarafından 16490 Euro eğitim gideri ve diğer giderlerden oluşan burstan kaynaklanan alacaklar temlik edildiğinden bu temlikname gereği ... hükümetinden davalı işçinin aldığı bedelin davacı işverence ödendiği kabul edilerek cezai şart bakımından sadece bu miktar kadar (16490 Euro) sorumluluğunun bulunduğu ancak ıslah dilekçesinde sadece 2.000 TL lik kısmı istendiğinden davacı işveren lehine fazlaya ilişkin hak saklı kalmak kaydıyla bu kısım kadar hükmolunmasına karar verildiği davalı-karşı davacının davasında ise 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14'ncü maddesinin birinci bendinin 4'ncü fıkrasında "Bağlı bulundukları kanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla, feshedilmesi hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet akdinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir." hükmüne yer verildiği,anılan kanun hükümleri uyarınca kıdem tazminatına hak kazandığı,ayrıca davacı karşı davalı işveren tarafından davalı karşı davacıya maaş bordrosu, banka dekontu veya sair herhangi bir belgeyle ispat olunamayan ücret alacağının da kabulüne karar verilmiştir.İstinaf Başvurusu :Davacı karşı davalı vekili ve davalı karşı davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:Bölge Adliye Mahkemesince; Sosyal Güvenlik Kurumun'dan verilen belgeden davacının 03/06/2014 tarihi itibariyle 15 yıl ve 3600 prim gün sayısını doldurduğu ve emekliliğe hak kazandığının anlaşıldığı, davacıya yasal olarak tanınan hakkın yeniden çalışmasına engel olmadığı kıdem tazminatı almaya hak kazandığının anlaşıldığı,tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, mantıksal ve hayatın olağan akışına uygun, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu; ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak, davalı karşı davacı ve davacı/ karşı davalının istinaf başvurularının esas yönünden reddine karar verilmiştir.Temyiz:Kararı davacı-karşı davalı ve davalı-karşı davacı temyiz etmiştir.

Gerekçe:

1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacı-karşı davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-İş sözleşmesinde kararlaştırılan cezai şartın koşullarının oluşup oluşmadığı ve indirim hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.İş sözleşmesinde kararlaştırılan cezai şartın koşullarının oluşup oluşmadığı ve indirim hususu taraflar arasında uyuşmazlığı oluşturmaktadır.

Cezai şart öğretide, mevcut borcun ifa edilmemesi veya eksik ifası halinde ödenmesi gereken mali değeri haiz ayrı bir edim olarak tanımlanmıştır (Tunçomağ, Kenan: Türk Hukukunda Cezai Şart, İstanbul 1963).6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 179-182 nci maddeleri arasında genel anlamda cezai şart düzenlendikten sonra, Kanunun hizmet sözleşmelerine ilişkin altıncı bölümünde iş sözleşmeleri yönünden ceza koşulu adı altında özel bir düzenlemeye yer verilmiştir. İş Kanunlarında cezai şarta ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, Borçlar Kanunundaki hükümlerin İş Kanununa tabi iş sözleşmeleri yönünden de uygulanacağı kabul edilmelidir. Dairemizin yerleşmiş uygulamaları ile, iş hukukunda işçi yararına yorum ilkesinin bir sonucu olarak, sadece işçi aleyhine yükümlülük öngören cezai şart hükümlerinin geçersiz olduğu kabul edilmekte idi. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 420 nci maddesinin birinci fıkrasında, bu uygulama ile aynı doğrultuda bir hükme yer verilerek, hizmet sözleşmesine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulunun geçersiz olacağı açıkça ifade edilmiştir. Kanundaki bu ifadeye göre, iş sözleşmelerine işçi aleyhine konulan cezai şart geçersiz iken, işçi lehine konulan cezai şartın geçerli olacağı kabul edilmelidir. Belirli süreli iş sözleşmesinin süresinden önce feshi koşuluna bağlı cezai şartın geçerli olabilmesi için, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin belirli süreli olması zorunludur. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nun 08.03.2019 tarihli 2017/10 esas 2019/1 karar sayılı kararında, belirli süreli olarak yapılmış, ancak objektif şartları taşımadığı için belirsiz süreli olduğu kabul edilen iş sözleşmesinde yer alan ‘kararlaştırılan süreden önce haksız feshe bağlı’ cezai şart hükmünün geçerli olduğu kabul edilmiştir. Böylece iş sözleşmesi niteliği itibariyle belirsiz süreli olmasına karşın belirli süreli iş sözleşmesi olarak yapılmış olsa bile, bu durumun ‘sözleşmenin süre bitiminden önce haklı bir sebep olmadan feshi şartına bağlı’ cezai şartın geçerliliğine etkisi bulunmamaktadır. Cezai şartın işçi ve işveren hakkında ve iki taraflı olarak düzenlenmesi gerekliliği, işçi aleyhine kararlaştırılan cezai şartın işveren aleyhine kararlaştırılandan daha fazla olmaması sonucunu da ortaya koymaktadır. Başka bir anlatımla işçi aleyhine olarak belirlenen cezai şartın, koşulları ve ceza miktarı bakımından işverenin sorumluluğunu aşması düşünülemez. İki taraflı cezai şartta işçi aleyhine bir eşitsizlik durumunda, cezai şart hükmü tümden geçersiz olmamakla birlikte, işçinin yükümlülüğü işverenin sorumlu olduğu miktarı ve halleri aşamaz.İşçiye verilen eğitim karşılığı belli bir süre çalışması koşuluna bağlı olarak kararlaştırılan cezai şart tek taraflı olarak değerlendirilemez. İşçiye verilen eğitim bedeli kadar cezai şartın karşılığı bulunmakla, eğitim karşılığı cezai şart hükmü belirtilen ölçüler içinde geçerlidir. 4857 sayılı İş Kanununun 21. maddesinde, kesinleşen işe iade kararı üzerine işçinin başvurusuna rağmen bir ay içinde işe başlatılmaması durumunda, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödeneceği öngörülmüştür. Aynı maddenin son fıkrasında ise, sözü edilen düzenlemenin mutlak emredici olduğu ve sözleşmelerle hiçbir şekilde değiştirilemeyeceği hükme bağlanmıştır. Bu itibarla iş güvencesine tabi işçiler yönünden toplu iş sözleşmesinin iş güvencesi sağlayan hükümlerinin kanunun bu düzenlemesi karşılığında bir değeri kalmamıştır. Türk Borçlar Kanununun 182 inci maddesine göre taraflar cezanın miktarını seçmekte serbesttirler. Buna göre belirli süreli iş sözleşmesinin kalan süresine ait ücretlerinin ya da bunun katlarının ödenmesi gerektiği yönünde ceza koşulu belirlenmesi mümkündür. Böyle bir cezai şart hükmü, Türk Borçlar Kanunun 438 inci maddesinin birinci fıkrasına göre talep konusu yapılabilecek olan sözleşmenin kalan süresine ait ücret isteğinden farklıdır. Gerçekten tarafların iradesi özel biçimde cezai şart düzenlemesi yönünde ortaya çıkmış olmakla, iradeye değer verilmeli ve cezai şart hükümlerine göre çözüme gidilmelidir. Bu arada işçinin bakiye süre ücreti ölçüt alınarak kararlaştırılmış olan cezai şarttan başka sözleşmenin kalan süresine ait ücretlerin de Türk Borçlar Kanununun 438 inci maddesine göre talep edilip edilemeyeceği soruna değinmek gerekir ki, ifaya eklenen cezai şart çözüme gidilmesi ve buna göre koşulların varlığı halinde sözleşmenin kalan süresine ait ücretlerin ayrıca talep edilebileceği belirtilmelidir. Gerçekten, Türk Borçlar Kanununun 179 uncu maddesinin ikinci fıkrasına göre borcun belli zaman ve yerde ifa edilmemesi hali için cezai şart kararlaştırılmışsa, alacaklı hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça hem ifa hem de cezai şartı talep edebilecektir.Türk Borçlar Kanununun 182 nci maddesinin üçüncü fıkrasında hakimin aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirebileceği hükme bağlanmıştır. İş Hukuku uygulamasında işçi aleyhine cezai şart düzenlemeleri bakımından konunun önemi bir kat daha artmaktadır. Şart ve ceza arasındaki ilişki gözetilerek işçinin iktisadi açıdan mahvına neden olmayacak çözümlere gidilmelidir. İşçinin belli bir süre çalışması şartına bağlanan cezalardan, sözleşme kapsamında çalışılan ve çalışması gereken sürelere göre oran kurularak indirime gidilmelidir.Somut uyuşmazlıkta davalı-karşı davacının işyerinde öğretmen olarak çalıştığı ve dosya içerisinde bulunan burs belgesinden davalı-karşı davacının 01.10.2007-31.07.2009 tarihleri arasında 22 ay ...’da eğitim aldığı ve döndükten sonra davacı-karşı davalı işyerinde, yüklenme senedine göre burs aldığı sürenin üç katı 66 ay süre ile çalışması gerektiği anlaşılmaktadır.SGK hizmet cetveli ve işe giriş bildirgelerinde davalı-karşı davacının 01.09.20012-28.09.2007 tarihleri arasında ve 01.09.2009-31.08.2014 tarihleri arasında olmak üzere iki dönem halinde çalıştığı görülmektedir.Davalı-karşı davacı Eylül ayı 2009-17.06.2014 tarihleri arasında 58 ay çalıştığını iddia ettiğinden çalışması gerekli 66 ay süre ile çalışılan süre 58 aya göre oran kurularak cezai şartta indirime gidilmesi gerekir. Mahkemece eksik inceleme ile cezai şart alacağı hakkında karar verilmesi hatalı olup,kararın buzulmasını gerektirmiştir.Sonuç:Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ve bu karara karşı istinaf başvurusunu esastan reddeden Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA1

Pilot Eğitimi Karşılığında Ücretinden Kesinti Yapıalcağına Dair Sözleşme Yapılmış İşveren Haksız Nedenle Sözleşmeyi Feshetse Dahi Söz Konusu Sözleşme Farklı Bir Sözleşme Olduğundan Geçerlidir.#

Taraflar arasındaki uyuşmazlık eğitim masrafları noktasında toplanmaktadır.İşçiye işverence verilen eğitim, işçinin işyerinde mal ve hizmet üretimine katkı sağlanması sebebiyle işveren yararına olmakla birlikte, verilen eğitim sayesinde işçi daha nitelikli hale gelmekte ve ileride daha kolay iş bulabilmektedir. Bu nedenle işçiye masrafları işverence karşılanmak üzere verilen eğitim karşılığında, işçinin belli bir süre çalışmasının kararlaştırılması mümkündür. İşçinin de verilen eğitim karşılığında işverene belli bir süre iş görmesi işverene olan sadakat borcu kapsamında değerlendirilmelidir. Bununla birlikte verilen eğitimin karşılığında yükümlenilen çalışma süresinin de eğitimin türü ve masrafları ile uyumlu olması gerekir. Buna karşın, işçiye 4857 sayılı İş Kanunun 78 ve devamı maddeleri hükümlerine göre iş sağlığı ve güvenliği önlemleri kapsamında verilmesi gereken eğitimlere ait giderlerin işçiden talebi mümkün görülmemelidir.

Somut uyuşmazlıkta, davalı-karşı davacı işveren, 01.12.2014 tarihli karşı dava dilekçesinde; davacı-karşı davalı işçiden aralarında imzalanan 01.03.2016 tarihli eğitim sözleşmesi kapsamında işçiye verilen II’inci Pilot eğitiminden kaynaklanan eğitim masraflarının tahsilini talep etmiştir. Davacı-karşı davalı işçi ise iş sözleşmesinin işverence bildirimli olarak feshedildiğini, bu nedenle aralarındaki eğitim sözleşmesi hükümleri uyarınca işverenin eğitim masrafı talep edemeyeceğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince; işverenin iş sözleşmesini feshederek işçinin 15 yıllık zorunlu hizmet süresi tamamlamasını engellediği gibi anılan feshin geçersizliğine karar verilmesine rağmen işçiyi işe başlatmayarak zorunlu hizmet süresinin tamamlanmasına imkân tanımadığı, işçinin çalıştığı dönemde sözleşmenin 9’uncu maddesindeki düzenleme gereğince eğitim giderlerine karşılık ücretinden belli bir miktarda kesinti yapılmak suretiyle ödeme yapmış olması, işverenin iş sözleşmesinin sona ermesinde kusurlu davranması ve kusurlu davranışından yararlanamayacağı, iş sözleşmesinin zorunlu hizmet süresi bitiminden önce sona ermesinde kusuru bulunmayan işçiden eğitim gideri talep edilemeyeceği gerekçesi ile karşı davada talep edilen eğitim masraflarının reddine karar verilmiştir. İşverenin istinaf itirazı üzerine bölge adliye mahkemesince yapılan incelemede; iş sözleşmesi herhangi bir haklı veya geçerli bir sebep olmaksızın davalı-karşı davacı işverenlikçe feshedilmek suretiyle işçinin zorunlu 15 yıllık hizmet süresi tamamlamasının engellendiği gibi mahkemece de feshin geçersizliğine karar verilmesine rağmen işçinin işe başlatılmayarak zorunlu hizmet süresinin tamamlanması imkânı da sağlanmadığını, kimsenin kendi kusurlu davranışından yaralanamayacağı ilkesine göre, işçinin eğitim sözleşmesinde belirlenen 15 yıllık mecburi hizmetini tamamlamasının ve bu çalışmaları karşılığı alacağı aylık ücretinden eğitim giderlerinin kesilmesi imkanının işverenin kendi kusurlu davranışlarıyla engel olunduğu, buna göre iş sözleşmesinin mecburi hizmet süresinden önce ve eğitim giderlerine ilişkin kesintiler tamamlanmadan feshinde herhangi bir kusur ve sorumluluğu bulunmayan işçinin, eğitim gideri alacağından sorumlu tutulamayacağı gerekçesi ile işveren vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiş ise de taraflar arasında imzalanan 01.03.2016 tarihli eğitim sözleşmesinin 9’uncu maddesinde; II’inci pilot adayı olarak işe başlayan personelin göreceği tip eğitiminden sonra II’inci pilot olarak istihdam edileceği ve kendisine yapılan eğitim giderlerinin aylık ücretinden 1/4’ü geçmemek üzere kesilerek 15 yıl (180 ay)'lık periyotta geri alınacağı hükme bağlandığı, bu hüküm uyarınca tarafların karşı dava konusu eğitim masraflarını iş sözleşmesinden bağımsız olarak düzenledikleri, işverence verilen eğitime dair masrafların, eğitim sözleşmesinde belirlenen 15 yıllık mecburi hizmet süresi tamamlandığı takdirde işçiden alınmayacağına ilişkin bir düzenlenme olmadığı gibi aksine eğitim sözleşmesinin 9’uncu maddesi uyarınca işçinin söz konusu eğitimin masraflarına ilişkin borcunu aylık taksitler halinde ödemeyi kabul ettiği ve borcu işverene 180 ayda ödeyeceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmış olup dava tarihi itibari ile işçinin eğitim masrafından doğan ve 180 aylık ödeme periyoduna göre vadesi gelen alacak hesaplanarak sonucuna göre karşı dava hakkında bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.2

Eğitim giderleri#

taraflar arasındaki iş sözleşmesine göre iş sözleşmesinin yürürlük tarihinden itibaren 2 yıl içinde haklı nedenler olmaksızın feshedilmesi veya işveren tarafından haklı nedene veya davranışlardan kaynaklanan geçerli nedenle feshine yol açması durumunda eğitim giderinin talep edileceğinin düzenlenmiş olması nedeniyle davalı- karşı davacının eğitim giderine ilişkin karşı davasının kabulüne karar verilmiştir….

davacı-karşı davalıya ilişkin yapılan eğitimler mesleki gelişim için yapılmışsa buna ilişkin giderlerin istenebileceği, ancak bankadaki işin yürütümüne ilişkin ise istenemeyeceği, …

dosyaya kazandırılan belgeler ile davacı- karşı davalının 18.02.2020 günlü beyanları birlikte değerlendirilerek eğitimlerin mesleki gelişime yönelik olduğu tespit edildiğinden yapılan hesaplama doğrultusunda karşı davanın kısmen kabulüne…3

Trafik Cezaları#

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının hafta içi 5 gün 08.00-18.30 saatleri arasında, günlük 1 saat ara dinlenmesi vermek suretiyle çalıştığı ve haftalık 5 saat fazla süreli çalışma yapmış olmasına rağmen fazla süreli çalışma ücretinin ödenmediği; dosyada davacının jestiyon primine hak kazanmaya yeterli olmadığına ilişkin somut delil mevcut olmadığından davacı tarafından emsal işçi oldukları belirtilen ...... ile .........’a ait 2011 yılı 5. Ayda brüt ücretin % 30 u kadar ikramiye ödendiği dikkate alınarak, davacının da jestiyon primi alacağına hak kazandığı ; dosya içeriğinden davacının güvenlik görevlisi olarak araç kullanma görevinin bulunmamasına rağmen işveren tarafından verilen talimatla araç kullandığı esnada davacıya 12.04.2011 tarihinde ceza kesildiği, buna ilişkin davalı tarafın davacıya gönderdiği elektronik postada .... plakalı araca kesilen 49,50 TL trafik cezasının davacıdan tahsil edileceğinin bildirildiği, davacının bu tutarı 02.06.2011 tarihinde banka aracılığıyla ödememesi gerekli bu miktarı davalıya ödediği ve yasal süresi içerisinde geri istediği anlaşılmış bu itibarla davacı tarafından ödenen 49,50 TL nin iadesi gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

D) Temyiz:

Kararı davalı temyiz etmiştir.

E) Gerekçe:

1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Mahkemece hüküm altına alınan trafik cezası ücret alacağı davacının kişisel kusurundan kaynaklanmıştır. Bu miktardan davalının sorumlu tutulması hukuki değildir. Davanın bu alacak talebi yönünden reddi gerekirken kabulü hatalıdır.4

İşverenin İşçisine Rücu Hakkı#

İşverenin Rücu Hakkı#

Mahkemece davacı ... şirketinin dava konusu maddi hasarlı trafik kazasının oluşumunda %50 kusuru bulunduğu kabul edilerek, kalan %50 kusur oranı yönünden davalıların sorumlu bulundukları yönünde sonuca gidilmiş ise de, özellikle kök ve ek bilirkişi raporlarından olayın oluşumunda davacı ... şirketine kusur yüklenip yüklenmediği, bir başka anlatımla davalı sürücü ...'na verilen %50 kusur dışında kalan kusur oranının davalı alt işveren ...ye mi yoksa davacı şirkete mi ait olduğu veya bu %50 kusurdan davacı şirket ile davalı alt işverenin birlikte mi sorumlu oldukları, birlikte sorumlu iseler her birine düşen kusur miktarının ne olduğu tam olarak anlaşılamamaktadır.

Mahkemece davaya konu edilen trafik kazası sonucu oluşan maddi hasarın meydana gelmesinde davalıların ve varsa davacı ... şirketinin kusur oranlarının tereddüte yer vermeyecek şekilde ve denetime elverişli olarak belirlenmesi gerekirken, davacı şirkete kusur yüklenip yüklenmediği anlaşılamayan ek ve kök bilirkişi raporlarına itibarla karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.5

İrtibat bürosu için işçi üzerine alınan araç#

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının 2009-01.10.2012 tarihleri arasında davacı Şirketin ... irtibat ofisinde çalıştığını, bedelleri davacı Şirket tarafından karşılanan ve Şirket adına satın aldığı iki araçtan bir tanesini ihbar olunan Ş.Ö. adına diğerini ise kendi adına tescil ettirdiğini belirterek 34.350,00 Euro bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının davacı Şirketin irtibat ofisi yetkilisi olarak çalıştığını, görevi sona erdiğinde davacı Şirketin yetkilisi tarafından noter huzurunda verilen ibraname ile ibra edildiğini, dava konusu yapılan araçlardan birinin davalının eşi ihbar olunan Ş.Ö'ye diğerinin ise davalıya ait olduğunu, bu araçlarla ilgili olarak davacı Şirketin hiçbir hak ve alacağının bulunmadığı savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı işyerinde 31.10.2009-30.09.2012 tarihleri arasında çalıştığı, ... 5. Noterliğinin 13.09.2012 tarihli ve 11106 yevmiyeli ibranamede ...’nin ... ... İrtibat Bürosu olarak faaliyet gösteren ...’in, 6098 sayılı ... Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 132 nci maddesinde yer aldığı şekilde en geniş şekilde ibra edildiğinin belirtildiği, ibranamenin Türkçe metin şekli ile imzasız olduğu, belgenin düzenlenme tarihi itibarıyla ...’yi temsile yetkisi sona ermiş olan önceki yetkili müdür F.M. adıyla imzalanmış olduğu, bu nedenle ibranameye itibar edilmediği, davacı Şirket tarafından gönderilen bedellerle araçların satın alındığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili; kararın gerekçesinin olmadığını, raporun yetersiz olduğunu, davalının davacı Şirket yetkilisi tarafından ibra edildiğini, ibranamedeki imzanın davacı Şirket yetkilisine ait olduğunu, bu konuda kesinleşmiş Mahkeme kararı bulunduğunu, kesinleşmiş Mahkeme kararının aksine hüküm verilmesinin hatalı olduğunu, geçerli olan ibra kapsamında davacının hiçbir hakkının olmadığını, savcılığa yapılan suç duyurusunun ibranamenin gerçek olduğunun noterden tespit edilmesi, iddianın soyut ve delilsiz olması, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmaması nedeniyle takipsizlik kararı ile sonuçlandığını, bu karara itirazın reddedildiğini, buna göre, dava konusu araçların teslimi ile ilgili iddianın hiçbir somut kanıta dayalı olmadığını, kesinleşen ceza mahkemesi kararlarında ibranamenin aslı celbedilerek, üzerindeki imzanın davacı Şirket yetkilisine ait olduğunun da tespit edildiğini, davacı dava konusu yapılan Opel Insıgnıa marka araçla ilgili olarak 92.000,00 TL ve 3.891,00 Euro'yu araç alış satışı amacıyla gönderdiğini ispat edemediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının irtibat bürosunun ihtiyaçları için iki adet otomobil alımına karar verdiği, araçların alınması için irtibat bürosunu çalışanı davalıya talimat verildiği, ilgili araçların satın alındığı, irtibat bürosunda kullanılan diğer aracın da satışının talimatı verildiği, elde edilen gelirin de banka hesabına kaydedildiği ve diğer alınan araçlarının giderinden düşüldüğü, söz konusu araçların alımı için davalıya gönderilen araç bedellerinin banka kanalıyla davacı hesabından gönderildiği ve söz konusu araçların davacıya ait olduğu, davalıya ait olmadığı, davacı Şirketin yapılan işlemlerden dolayı zararının bulunduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.6

Kaynaklar

  1. 9. Hukuk Dairesi 2020/4315 E., 2021/1455 K. ↩
  2. Yargıtay 9. HD 2019/5144 E., 2021/2771 K. ↩
  3. Yargıtay 9. HD 2023/8605 E., 2023/8374 K. ↩
  4. 9. Hukuk Dairesi 2014/11288 E., 2015/23568 K. ↩
  5. 9. Hukuk Dairesi 2017/23605 E., 2017/13500 K. ↩
  6. Yargıtay 9. HD 2023/12395 E., 2023/16365 K. ↩
Yasal uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayınıza doğrudan uygulanamaz ve avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Dosyanıza özel değerlendirme için bize ulaşın.
İş Hukuku

Bu konudaki diğer yazılar

İş Sözleşmesi: Tanımı ve Sona Erme Halleri

İş sözleşmesinin 4857 sayılı Kanun'daki tanımı, fesih dışında sona erme halleri, fesih türleri ve süreli fesih üzerine Yargıtay kararları ışığında açıklamalar.

İş Hukuku5 dk okuma

İş Hukukunda Rekabet Yasağı Sözleşmesi

Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerlilik şartları, yer ve sektör sınırlaması, haklı fesih hâlinde sona ermesi ve ihlalin ispatına ilişkin Yargıtay kararları.

İş Hukuku5 dk okuma
WhatsApp