İçeriğe geç
Kale Hukuk KALE HUKUK

İdari Para Cezasında Tebligat

İdari Yaptırım Hukuku 3 dk okuma

4857 sayılı İş Kanunu'na muhalefet eyleminden dolayı kabahatli ...’nun, anılan Kanun’un 91, 92 ve 108. maddeleri gereğince 14.160,00 Türk lirası idarî para cezası ile cezalandırılmasına dair Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü İzmir Çalışma Ve İş Kurumu İl Müdürlüğü'nün 04/01/2017 tarihli ve 76020743-309.3-722 sayılı idarî yaptırım kararına yönelik başvurunun reddine ilişkin İzmir 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 28/02/2017 tarihli ve 2017/356 Değişik İş sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine dair İzmir 7. Sulh Ceza Hâkimliğinin 22/03/2017 tarihli ve 2017/1241 Değişik İş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 03/01/2018 gün ve 9562 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekinde bulunan dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10/01/2018 gün ve KYB-2018-1798 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize gönderilmekle okundu.

Anılan ihbarnamede;

Dosya kapsamına göre, iş akdi sona eren muteriz çalışanı ...’in şikayetine ilişkin olarak yapılacak inceleme için, istenilen belge, defter ve kayıtlarla birlikte 21/12/2016 tarihinde iş kurumu müdürlüğünde hazır olmasına yönelik davetin muterizin adresinde bulunan güvenlik görevlisi ...’e 24/11/2016 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmış ise de, benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 24/12/2015 tarihli ve 2013/30256 esas, 2015/40800 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, tebliğat sırasında kendisinin evde olmaması nedeniyle muhtarlığa teslim edilen tebliğ evrakının bir suretinin kapısına yapıştırıldığı, ancak bir komşusuna haber verildiği halde imzasının alınmaması nedeniyle tebligatın Kanunun 21. maddesi ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30. maddesinde belirtilen esaslara uygun yapılmadığı, bahse konu olayda da tebligatı alan güvenlik görevlisinin imzasının bulunmaması karşısında yapılan tebligatın usulüne uygun yapılmadığı cihetle, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla, gereği görüşülüp düşünüldü;1

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.06.2016 tarihli ve 2016/20 Esas ve 2016/273 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, şikâyetçiler ..., ..., ...'na yönelik eylemi sebebiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının d bendi, 35,52,53 ve 58 inci maddeleri uyarınca ayrı ayrı 3 kez 1 yıl 6 ay hapis ve 60,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına; resmi belgede sahtecilik suçundan aynı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 ve 58 inci maddeleri gereğince 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanığın temyiz isteği, cezaya itiraz ettiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Sanığın şikâyetçiler ait inşaatlara farklı zamanlarda giderek, sahte kimliği gösterip iş müfettişi olduğunu söyleyerek, inşaatları inceleyip, eksiklikler bulunduğunu ve yüksek miktarda cezalar yazması gerektiğini söyleyerek, şikâyetçilerin eksiklikleri gidermek için süre istemeleri üzerine, ceza yazmamak için şikâyetçi ...'dan 1.500,00 TL, K.K.'den 800,00 TL, ...'den ise bir miktar para istediği, ancak isteğinin şikâyetçiler tarafından kabul edilmediği ve olay yerinden ayrılmak zorunda kaldığı, sanığın başka bir inşaata giderek, kendisini yine iş müfettişi olarak tanıttığını öğrenen şikâyetçi ...'ın sanığın inşaattan ayrılmasına izin vermeyerek yakaladığı ve sanığın üzerinde ele geçirilen kendi adına düzenlenmiş Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettiş kimlik kartının tamamen sahte olduğu ve aldatma kabiliyetini haiz olduğunun tespit edildiği iddia ve kabul olunan olayda temyize konu mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.

IV. GEREKÇE

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,2

Kaynaklar

  1. 19. Ceza Dairesi 2018/648 E., 2019/8534 K. ↩
  2. Yargıtay 11. CD 2021/33286 E., 2024/7884 K. ↩
Yasal uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayınıza doğrudan uygulanamaz ve avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Dosyanıza özel değerlendirme için bize ulaşın.
İdari Yaptırım Hukuku

Bu konudaki diğer yazılar

WhatsApp