İçeriğe geç
Kale Hukuk KALE HUKUK

Denetim Tutanaklarının Delil Gücü ve Kabahatlerde Genel Usul

İdari Yaptırım Hukuku 7 dk okuma

Genel ve Usül#

Denetim Elemanlarının Tutanak Ve Raporlarının Delil Gücü#

Uyuşmazlığın çözümü açısından özellikle belirtilmelidir ki, 5510 sayılı Kanunun 59 ve 100. maddeleri uyarınca Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından tutulan tutanaklar aksi kanıtlanıncaya kadar geçerlidir. Diğer bir anlatımla; yetkili kişilerce düzenlenen ve tarafların ihtirazı kayıt koymaksızın imzaladığı tutanaklar aksi kanıtlanıncaya kadar geçerli olup, aksi ancak yazılı delille kanıtlanabilir.

Ne var ki, aksi kanıtlanıncaya kadar geçerli olan tutanaklar ile ifade edilen: Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından belgelere dayalı olarak düzenlenmiş olanlar ile belgeye dayalı olmamakla birlikte düzenlenmesinde hazır bulunan işveren, işçi veya üçüncü kişi beyanları uyarınca düzenlenerek doğruluğu ilgili kişilerin imzaları ile tasdik edilen ve imza inkarına konu olmayan tutanaklardır.

Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından yapılan incelemelere dayalı tutanakların değerlendirildiği ve varılan sonucun yazıya geçirildiği raporların, sadece memur veya müfettiş tarafından düzenlenmiş olmaları, anılan raporların 4857 sayılı İş Kanunun 92/son maddesi ile 5510 sayılı Kanunun 59 ve 100. maddeleri kapsamında aksinin yazılı delille kanıtlanması gereken belgeler olarak kabulleri için yeterli değildir.

Buna göre, özellikle, rapor veya ekli tutanaklarda imzası bulunmayanlar yönünden, söz konusu tutanakların aksinin yazılı delille kanıtlanması yükümünden söz etmek mümkün değildir.1

Müfettiş Tutanakları Aksi Sabit Oluncaya Kadar Geçerlidir, Fakat Raporun Böyle Bir Özelliği Yoktur.

Özellikle belirtilmelidir ki, 5510 sayılı Kanun'un 59. ve 100. maddeleri uyarınca Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından tutulan tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerli kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, yetkili kişilerce düzenlenen ve tarafların ihtirazi kayıt koymaksızın imzaladığı tutanaklar aksi kanıtlanıncaya kadar geçerli olup, aksi ise ancak yazılı delille kanıtlanabilir.

Kaldı ki Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları ve iş müfettişi raporlarının, rapora dayanak alınan tutanaklar ile birlikte değerlendirilmesi ve ancak belirtilen nitelikteki ekli tutanakların, anılan Kanun kapsamında aksi sabit oluncaya kadar geçerli belge olduğunun kabulü, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 92/son maddesinde de açıkça hüküm altına alınmıştır. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 14.11.1979 tarihli ve 1014 E., 1364 K. ile 04.02.2009 tarihli ve 2009/9-2 E., 2009/48 K. sayılı kararlarında da aynı hususlar vurgulanmıştır.

Ne var ki, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından yapılan incelemelere dayalı tutanakların değerlendirildiği ve varılan sonucun yazıya geçirildiği raporların, sadece memur veya müfettiş tarafından düzenlenmiş olmaları, anılan raporların 4857 sayılı İş Kanunu’nun 92/son maddesi ile 5510 sayılı Kanun’un 59 ve 100. maddeleri kapsamında aksinin yazılı delille kanıtlanması gereken belgeler olarak kabulleri için yeterli değildir. Ayrıca 5510 sayılı Kanun'un 59/2. maddesinde belirtilen aksi sabit oluncaya kadar geçerli olan tutanakların, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından belgelere dayalı olarak düzenlenmiş olması veya belgeye dayalı olmamakla birlikte hazır bulunan işveren, işçi veya üçüncü kişi beyanları uyarınca düzenlenerek, doğruluğu ilgili kişilerin imzaları ile tasdik edilen ve imza inkârına konu olmayan tutanaklar olması gerekmektedir.

Buna göre, 5510 sayılı Kanun'un 59. ve 100. maddelerinde söz edilen görevliler tarafından düzenlenen tutanaklar üçüncü kişilerin imzalı beyanları alınarak düzenlenmiş ve imza inkârına da konu olmamış ise artık aksi sabit oluncaya kadar geçerli kabul edilecektir. Bu tutanakların aksi ise ancak yazılı delille ispatlanabilir.

İdare Tarafından Tutanakların Aksi Sabit Oluncaya Kadar Geçerli Olduğu Kuralı İdari Para Cezasının İptali İçin Sulh Ceza Hakimliklerine Yapılan Başvurularda Geçerli Olmaz

27. Öte yandan Hâkimliğin idare tarafından tanzim edilen tutanağın içeriğinin aksi ispat edilene kadar geçerli olduğu şeklindeki karineye dayandığı görülmüştür (bkz. § 8). idari işlemlerin ve bu bağlamda idari görevliler tarafından düzenlenen tutanakların içeriğinin hukuka/gerçeğe uygunluk karinesinden yararlanacağı hukukun bilinen bir ilkesidir. Ancak bu karinenin söz konusu işlem ya da tutanağın içeriğinin hukukiliğinin veya gerçekliğinin tartışıldığı bir yargılamada geçerli olması mümkün değildir, idari işlemin hukukiliğinin veya tutanağın içeriğinin gerçekliğinin dava konusu edildiği bir yargılamada hâkimin değinilen karineyi uygulaması davanın açılmasını anlamsız hâle getirir. Bu şekildeki bir yargılamada idare tarafından tanzim edilen belgelerin içeriğinin gerçekliği karinesinin yargılamanın sonucu yönünden belirleyici olması bireyi devlete karşı dezavantajlı bir konuma sokacağından silahların eşitliği ilkesini zedeleyebileceği gibi suç isnadıyla ilgili yargılama söz konusu olduğunda masumiyet karinesini de ihlal edebilir (bazı değişikliklerle birlikte bkz. Gurbet Çoban, § 44).

28.Kamu görevlilerince düzenlenen tutanakla delillendirilen suç isnadı söz konusu olduğunda yargı mercilerinden beklenen, tutanağın içeriğinin güvenilirliği ve doğruluğu ile ilgili olarak sanık tarafından ileri sürülen argümanları tarafsız ve nesnel bir değerlendirmeye tabi tutmalarıdır. Maddi gerçekliğin ortaya çıkarılmasını hedefleyen ceza yargılamasında kamu görevlilerinin düzenlediği tutanakların içeriğinin aksinin ispatında herhangi bir delil sınırlamasının söz konusu olması düşünülemez. Delil sınırlaması, suçun oluştuğunun kabulü İçin tam vicdani kanaatin arandığı, dolayısıyla her türlü şüphenin izalesinin gerektiği suç isnadına ilişkin yargılamaların amacıyla bağdaşmaz. Bu itibarla sanığın delil sunma konusunda tam bir serbestîye sahip olması gerekir. Aksi durumda sanığın masum sayılmasının bir anlamı kalmaz (Gurbet Çoban, § 45).

29.Yukarıda da tespit edildiği üzere somut yargılama, Anayasa'nın. 38. maddesi anlamında suç isnadına ilişkin uyuşmazlık kapsamında kalan bir yargılamadır (bkz. § 15). Başvurucuya isnat edilen ruhsata aykırı şekilde öğrenci yurdu işletme kabahati, görevliler tarafından düzenlenen tutanağa dayanılarak delillendirilmiştir. Hâkimlik de itirazı reddederken işyerinde yapılan denetim üzerine düzenlenen tutanağa vurgu yapmıştır. Başvurucu ise bu tutanağın gerçekliğine İlişkin iddialarını çelişmeli yargılama ilkesine uygun olarak ileri sürmüş, güvenilirliğine şüphe düşürmek için çeşitli iddialar öne sürmüştür. Ancak Hâkimlik bu iddiaları değerlendirmeksizin başvurucunun tutanağın aksini ispatlayacak delil gösteremediği sonucuna ulaşmıştır.

30. Hâkimliğin bu değerlendirmesi ispat yükünü ters çevirecek mahiyettedir. Kuşkusuz adil yargılanma hakkı suç isnadıyla ilgili yargılamalarda bile mahkemelerin fiilî ve hukuki karinelere dayanmasını bütünüyle yasaklamamaktadır. Ancak suç isnadına ilişkin bir yargılamada karinenin adil yargılama hakkım ihlal etmemesi için karineyle kişinin otomatik olarak suçlu ilan edilmemesi, bu bağlamda karinenin aksinin ispat edilebilir nitelikte olması, başvurucunun karinenin aksini ispatlama gayesiyle yaptığı açıklama ve sunduğu delillerin mahkeme tarafından titizlikle ele alındığının gösterilmesi gerekir.2

Ehliyet#

15 Yaşından Küçük Çocuğa İdari Para Cezası Uygulanamaz

suça sürüklenen çocuk ... (...)’in eylemi 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 40/1. maddesinde öngörülen idari para cezasını gerektirmekte ise de; aynı Kanun’un 11/1. maddesindeki “Fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış çocuk hakkında idarî para cezası uygulanamaz.3

Yetki#

1-5326 Sayılı Kabahatler Kanununun 28/1-a maddesi uyarınca "Yetkili olmadığının anlaşılması halinde dosyanın yetkili sulh ceza mahkemesine gönderilmesine" ilişkin düzenleme ve 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 12/1. maddesinde düzenlenen "Davaya bakmak yetkisi, suçun işlendiği yer mahkemesine aittir" hükmü gereğince somut olayda kabahat eyleminin Bozüyük-Kütahya yolu üzerinde Bilecik ili Bozüyük ilçesinde işlendiğinin anlaşılması karşısında, dosyanın yetki yönünden Bozüyük Sulh Ceza Hakimliğine gönderilmesi gerektiği,4

2-5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 6, 22/4 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 12. maddeleri uyarınca kabahat eylemi hakkında idari yaptırım kararı veren Aksaray Trafik Tescil ve Denetleme Büro Amirliğinin bulunduğu yer mahkemelerinin kabahatlinin başvurusunu incelemekle yetkili ve görevli olması karşısında, yetkisizlik kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, başvurunun esastan incelenerek yazılı şekilde karar verilmesinde,5

Soruşturma Zaman Aşımı#

Kabahatte Yanılmışsa Soruşturma Zaman Aşımı Devam Eder#

Bu açıklamalara göre; TCK.nın 268. maddesinde düzenlenen suçun oluşabilmesi için failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanması gerektiği; somut olayda hakkında yakalama kararı verilmiş bulunan sanığın hakkında işlem yapılmasını engellemek için mağdur ...'a ait kimlik bilgileriyle kendini tanıttığı ancak mağdurun isim bilgisiyle herhangi bir tutanak tutulmadığı gibi diğer kişiyi işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği anlaşılmakla, eylemin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 40. maddesine uyduğu ve idari yaptırımı gerektirdiği, ancak anılan Yasanın 20/2-c maddesi uyarınca soruşturma zamanaşımı süresinin 3 yıl olduğu, kabahat tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşılmakla sanığın temyiz itirazı bu nedenle yerinde görülmekle sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,6

Kabahat Ve Suç İlişkisi#

Suçla Karıştırılan Kabahatler#

Kimliği Bildirmeme#

Başkasının Kimlik Bilgilerini Kullanmak eyleminin oluşması için kayıt edilmesi ve kimlik bilgilerinin kullanıldığı kişinin suçun faili olarak gösterilmesi gerekmektedir, yoksa suç değil kabahat oluşur.

Bu açıklamalara göre; TCK.nın 268. maddesinde düzenlenen suçun oluşabilmesi için failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanması gerektiği; somut olayda hakkında yakalama kararı verilmiş bulunan sanığın hakkında işlem yapılmasını engellemek için mağdur ...'a ait kimlik bilgileriyle kendini tanıttığı ancak mağdurun isim bilgisiyle herhangi bir tutanak tutulmadığı gibi diğer kişiyi işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği anlaşılmakla, eylemin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 40. maddesine uyduğu ve idari yaptırımı gerektirdiği, ancak anılan Yasanın 20/2-c maddesi uyarınca soruşturma zamanaşımı süresinin 3 yıl olduğu, kabahat tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşılmakla sanığın temyiz itirazı bu nedenle yerinde görülmekle sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 7

Kaynaklar

  1. Yargıtay HGK 2014/2527 E., 2017/225 K. ↩
  2. Anayasa Mahkemesi Kararı 2020/23006 B., 15.03.2023 Karar Tarihli ↩
  3. 11. Ceza Dairesi 2021/12172 E., 2021/6776 K. ↩
  4. 19. Ceza Dairesi 2020/6814 E., 2021/7112 K. ↩
  5. 19. Ceza Dairesi 2020/852 E., 2021/5340 K. ↩
  6. 8. Ceza Dairesi 2020/16799 E., 2021/18651 K. ↩
  7. 8. Ceza Dairesi 2020/16799 E., 2021/18651 K. ↩
Yasal uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayınıza doğrudan uygulanamaz ve avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Dosyanıza özel değerlendirme için bize ulaşın.
İdari Yaptırım Hukuku

Bu konudaki diğer yazılar

WhatsApp