Miktarı Olan Ve Olmayan Davaların Yığılmasında Arabuluculuğa Tabi Değildir#
Mahkemece tefrik kararı ile ayrılan şirket kar payına ilişkin alacak davasında, dava açılmadan önce arabulucuya başvuru yapılmış olmasının dava şartı olduğu gerekçesiyle HMK’nin 115/2 maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verilmiştir. Dairemizin 10.02.2020 tarih ve 2019/3048 Esas – 2020/1093 Karar sayılı içtihadında, aralarında bağlantı bulunan ve miktara tabi olan ve olmayan talepleri bir arada içeren, talep yığılmasının söz konusu olduğu davaların arabuluculuğa tabi olmaksızın mahkemece çözüme kavuşturulması gerektiği belirtilmiştir. Buna göre, somut olayda, davanın ticari nitelikte olmadığı ve zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığı da gözetilerek, davaların bir bütün olarak işin esasına girilerek mahkemece çözüme kavuşturulması yada tefrik kararı verilen esas dosyanın sonucunun bekletici mesele yapılarak varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken , İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine, Bölge Adliye Mahkemesince de aynı gerekçeyle davalı vekilinin istinaf talebinin usulden reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.1
Arabuluculuğa Tabi Olmayan Bir Dava İle Birlikte Açılan Tahsil Davası Da Arabuluculuk Şartına Tabi Değildir#
Dava, geçerli bir ortaklık ilişkisi kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince, dava türü itibariyle dava açılmadan önce arabulucuya müracaat edilmesinin dava şart olduğundan bahisle davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu da bölge adliye mahkemesince aynı gerekçeyle esastan reddedilmiştir. Davanın 7115 sayılı yasanın 20. maddesi ile TTK’nin 5. maddesine eklenen 5/A maddesinin yürürlüğe girmesinden sonra açıldığı uyuşmazlık konusu değildir. Bahse konu maddeye göre, TTK’nin 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Somut olayda, 6100 sayılı HMK’nın 110. maddesiyle düzenleme altına alınan “davaların yığılması” durumu söz konusu olup, uyuşmazlık, verilen paranın tahsili ve ortak olmadığının tespiti olmak üzere iki ayrı dava içermektedir. Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan tahsil davası arabuluculuğa tabi ise de, geçerli bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespitine ilişkin dava, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan bir alacak ya da tazminat davası olmadığından arabuluculuğa tabi değildir. Bu durumda, arabuluculuğa tabi olmayan bir dava ile birlikte açılan tahsil davası da arabuluculuk dava şartına tabi olmayacağından aksi yöndeki mahkeme gerekçesi isabetli görülmemiştir.2
Terditli Davalarda İlk Talep Bir Miktar Paranın Ödenmesi Olmadığından Arabuluculuk Zorunlu Değildir#
Bu hukuki açıklamalar ışığında, davacı tarafların ortağı olduğu şirkete ait taşınmazların şirketin müdürü olan davalı tarafından usulsüz ve muvazaalı bir biçimde satıldığı iddiasına dayalı olarak dava konusu taşınmazların satış işlemlerinin ve taşınmazların tapu kayıtlarının iptal edilerek şirket adına tescili, tapu iptal ve tescil talebi kabul edilmediği takdirde, terditli olarak; zarar-ziyanın ve normal şartlarla satış olsa idi elde etmesi gereken gelirin tahsilini istemiştir. Görüldüğü üzere şirket ortakları arasında ortaklık ilişkisi ve şirket müdürlüğü sıfatından kaynaklanan davada TTK'da düzenlenen şirketler hukukuna dayanıldığından dava mutlak ticari dava niteliğindedir. Ancak davacının ilk talebi tapu iptal tescil, terditli talebi ise tazminat talebine ilişkindir. Terditli olarak açılan davalarda arabuluculuk dava şartının ilk talebe göre değerlendirilmesi gerekmekte olup davacının esas ilk talebi tapu iptal tescil talebi olmakla bir miktar paranın ödenmesine yönelik alacağın tahsili talebi bulunmadığından arabuluculuk dava şartına tabi değildir. Bu nedenle davada arabulucuya başvuru zorunluluğu bulunmadığından mahkemece, davanın arabuluculuk dava şartına tabi olmadığı gözetilerek yargılamaya devamla ortaya çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken dava şartına aykırı olarak arabulucuya başvuruya ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.3
Terditli Davalar Arabuluculuğa Tabi Olmayan Talep İçin Esasa Girilmelidir#
Yukarıda yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere, taraflar arasında dava konusu taşınmaz ile ilgili taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin devri sözleşmesi yapıldığı, davacılar vekilince dava dilekçesinde tapu iptali ve tescil, bunun mümkün olmaması halinde taşınmaz bedelinin tahsili talep edilmekle terditli talepte bulunulduğu, ilk talep olan tapu iptali ve tescil yönünden, davanın konusunun bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talebine ilişkin olmadığı, dolayısıyla davanın TTK'nın 5/A maddesinde düzenlenen arabuluculuk dava şartına tabi bulunmadığı dikkate alınarak, taraf delilleri toplanılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkeme kararının HMK 353/1-a4 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. 4
Terditli Davalarda Arabuluculuk Şartı Yerine Getirilmemiş Bile Olsa Tespit Kısmı İçin Değerlendirme Yapılmalıdır#
Davacının taşınmazın rayiç bedelinin tahsiline yönelik talebinin 1163 sayılı yasanın 99. maddesi nazara alındığında; arabuluculuk dava şartına tabi olduğuna yönelik mahkeme kanaatinde bir isabetsizlik bulunmasa da; yukarıda metni verilen HMK 111/2 maddesi gereğince davacının asli talebi olan tapu iptal tescil ile ilgili deliller toplanıp değerlendirilmeden feri nitelikteki terditli ikinci talebi ile ilgili delillerin değerlendirilmesi hukuka uygun olmadığından istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının tapu iptal tescil talebine yönelik deliller toplanıp değerlendirilmek üzere dava dosyasının HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesine gönderilmesine5
Kaynaklar