İçeriğe geç
Kale Hukuk KALE HUKUK

Arabuluculukta İmza Süreci ve Telekonferans

Arabuluculuk 10 dk okuma

Taraflar Telekonferans Yöntemi İle Yapılan Arabuluculuk Görüşmesinde Kendisine Kargo İle Gönderilen Tutanağı Yok Ederse Resmi Belgeyi Bozmak Ve Yok Etmek Suçunu İşler#

Katılanın .... sicil sayılı Arabulucu olarak görev yaptığı, 19/11/2019 tarihinde başvurucu ........ ve vekili Avukat ..... karşı taraf ........ tazminat talepli dosyaya arabulucu olarak atandığı, 09/12/2019 günü ilk oturumun yapıldığı, sanık ....... diğer tarafların huzurunda telekonferans ile görüşmeye katıldığı, hazır bulunanlar tarafından imzalanan arabuluculuk ilk oturum tutanağının katılan tarafından kargoyla sanığa gönderildiği, sanığın tutanakları teslim aldığını, imzalayıp kargoyla göndereceğini bildirdiği ancak bir süre beklenmesine rağmen tutanakların geri gönderilmediği, katılanın tekrar aradığında sanığın evrakları göndermeyeceğini söylediğini söylediği, tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde sanığın resmi belge niteliğinde olan arabuluculuk ilk oturum tutanağını yok etmek suretiyle üzerine atılı resmi belge niteliğinde olan arabuluculuk ilk oturum açılış tutanağını yok etmek suretiyle üzerine atılı resmi belgeyi bozmak yok etmek suçunu işlediği sübuta erdiğinden eylemine uyan TCK’nun 205/1, 53. Maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur, dedi.

….

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Ekli gerekçeli kararda açıklanacağı üzere:

Sanık ........ üzerine atılı resmi belgeyi bozmak ve yok etmek suçunu işlediği sabit olduğundan, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, failin güttüğü ve amaç saiki dikkate alınarak eylemine uyan TCK‘nın 205/1 maddesi uyarınca takdiren 2 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA1

Telekonferans Varsa Süreç İmzaların Tamamlanma Tarihinde Biter#

Arabuluculuk görüşmesinin telekonferansla yapılması nedeniyle arabuluculuk süreci imzaların tamamlandığı tarihte sona ermiş olacağından sürenin bu tarihten itibaren işlemeye başlayacağı, arabulucunun imzaların tamamlanma sürecine ilişkin yazılı beyanı, tanık anlatımı ve mesaj kayıtlarının birlikte değerlendirilmesi sonucu; davanın son tutanağın imzalarının tamamlanmasından sonra yasal 2 haftalık süresi içinde açıldığı belirlenmekle süresinde açılan davanın usulden reddi yanlış olmuştur.2

Telekonferans Yöntemiyle Yapılan Arabuluculukta Son Tutanak Tarihi İmzanın Fiili Olarak Atıldığı Tarihtir#

Mahalli mahkemesinden verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiş olup, dosya incelendi.

Tarafların Talep Ve Cevaplarının Özeti:

TALEP :

Davacı vekili; davacının iş sözleşmesinin geçerli bir neden yokken feshedildiğini iddia ederek feshin geçersizliğinin tespiti ile davacının işe iadesine karar verilmesini, işe iadenin mali sonuçlarının tespitini istemiştir.

CEVAP :

Davalı vekili, hak düşürücü süre itirazları olduğunu, davacının iş sözleşmesinin geçerli nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Iı-İlk Derece Mahkemesi Kararı Özeti:

Mahkemece dosya kapsamındaki delillere göre; davacının iki haftalık hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açtığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

Iıı- İstinaf Sebepleri:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davanın süresinde açıldığını, anlaşamama tutanağının tamamlandığı tarihin davalı temsilcisinin tutanağı imzaladığı tarih olduğunu ileri sürmüştür.

Iv-Dairemiz Gerekçesi:

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355/1. maddesi uyarınca başvuranın sıfatına göre istinaf sebepleri ve kamu düzenine aykırılık halleriyle sınırlı olarak yapılan incelemede;

Arabuluculuk 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesinde dava şartı olarak düzenlenmiştir. Kanun'a göre 3/1. madde kapsamında yer alan bir uyuşmazlıkta arabuluculuk aşaması geçilmeden açılan davaların dava şartı yokluğundan reddi gerekmektedir. Dava dilekçesine arabuluculuk anlaşamama tutanağının eklenmesi zorunludur.

İşe iade davaları bakımından da dava açma süresi 7036 sayılı Kanunla değişik 20/1. maddesinde özel olarak düzenlenmiştir. Bu itibarla "İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle, İş Mahkemeleri Kanunu hükümleri uyarınca arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren, iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir."

Somut olayda davacı tarafından arabulucuya yasal süresi içinde başvurulduğu, arabuluculuk görüşmesinin telekonferans yoluyla yapıldığı, arabulucu tarafından 09/01/2019 tarihinde anlaşamama tutanağının düzenlendiği, ancak işveren vekilinin imzasının telekonferans yoluyla katılması nedeniyle sonraki tarihte ancak tutanakta imza tarihi yazılı olmadığından söz konusu tutanağın arabulucuya gönderildiği tarih olan 17/01/2018 tarihine kadar atılmış olduğu, imzalarının tamamlanmasıyla beraber anlaşamama tutanağının arabulucu tarafından davacıya 22/01/2019 tarihinde gönderildiği ve davanın ise 25/01/2019 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır..

Kanunda tarafların telefonla arabuluculuk toplantısına katılabileceklerine dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Aksine düzenlemelerden yüz yüze katılıma göre hükümlerin konulduğu anlaşılmaktadır. Burada her şeyden önce telefonla katılan kişinin ehil ve yetkili olup olmadığı ve bunun tespiti problemdir. Somut olayda yasal olarak tanımlanan ve hukuken geçerli olan bir ses tanımlama sisteminin bulunmadığı da dikkate alındığında konuşulan kişinin kim olduğunun yasal olarak tespitinde problem bulunduğu açıktır.

Öte yandan toplantıya katılanlar yönünden bir itiraz bulunmasa dahi toplantının düzenlenme tarihi de çelişkilidir. Zira davalı vekili iddia olunan avukatın imza tarihinin son tutanak düzenleme tarihinden sonra olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla anlaşamama tutanağının usulüne uygun olmadığı görülmektedir.

Hak düşürücü sürelerin tereddüt olması durumunda aleyhine bu süre konulan kişi lehine yorumlanması gerektiği dikkate alındığında tutanağın düzenleme tarihinin davalı vekili olduğunu iddia eden avukatın imza tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği ve buna göre de davanın süresinde açıldığının kabulü zorunludur. Bu itibarla mahkemece davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi isabetsizdir. Mahkemece verilen kararın niteliğine göre hiç delil toplanmadığı ve değerlendirilmediği anlaşılmaktadır.

Diğer taraftan kabule göre de 7036 sayılı Kanun'u 3/14. maddesi uyarınca arabuluculuk ücretinin hüküm altına alınmaması da isabetsizdir.

Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6maddesi gereğince mahkemece davanın esasıyla ilgili olarak belirtilen deliller toplanmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması sebebiyle 6100 sayılı Kanunun sistematiği ve üç dereceli yargılamanın gereği olarak öncelikle ilk derece fonksiyonunun yerine getirilmesi, ardından istinaf incelemesi yapılması için ve Bölge Adliye Mahkemesi hukuk dairesinde davanın esası incelenmeksizin kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.

V-Hüküm:

Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi KARARININ KALDIRILMASINA,

Davanın Dairemiz kararı doğrultusunda yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının davacıya mahkemesince iadesine,

İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,

Dairemiz kararının ilk derece mahkemesince tebliğine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda kesin olmak üzere 10/09/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi.3

Arabuluculuğun sonlanma tarihi fiili olarak imza işlemlerinin bittiği tarihtir#

2. Bölge Adliye Mahkemeleri kararlarına konu somut olaylarda, telekonferans yöntemi ile gerçekleştirilmiş olan arabuluculuk faaliyetleri sonucunda, tarafların anlaşamaması üzerine düzenlenen arabuluculuk son tutanaklarının düzenlendiği tarih uyuşmazlık konusudur.

Bilindiği üzere Ülkemizde bireysel hukuk uyuşmazlıklarında alternatif bir uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak arabuluculuk, ilk defa 07.06.2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu (6325 sayılı Kanun) ile kabul edilmiştir. Daha sonra başta 12.10.2017 tarihli ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu (7036 sayılı Kanun) olmak üzere bazı kanunlarla dava şartı arabuluculuk ihdas edilmiştir.

6325 sayılı Kanun'un 2. maddesine göre arabuluculuk; sistematik teknikler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak aracılığıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, uzmanlık eğimi almış olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla ve ihtiyari olarak yürütülen uyuşmazlık çözüm yöntemidir.

6325 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereği “Arabulucu, tarafların her biri ile ayrı ayrı veya birlikte görüşebilir ve iletişim kurabilir.”. Aynı Kanun'un 15. maddesinin 1, 2 ve 3. fıkralarına göre “Arabulucu, seçildikten sonra tarafları en kısa sürede ilk toplantıya davet eder. Taraflar, emredici hukuk kurallarına aykırı olmamak kaydıyla arabuluculuk usulünü serbestçe kararlaştırabilirler. Taraflarca kararlaştırılmamışsa arabulucu, uyuşmazlığın niteliğini, tarafların isteklerini ve uyuşmazlığın hızlı bir şekilde çözümlenmesi için gereken usul ve esasları göz önüne alarak arabuluculuk faaliyetini yürütür.” Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin (Yönetmelik) 10/1 hükmüne göre ise “Arabulucu, tarafların her biri ile ayrı ayrı veya birlikte görüşebilir. Bu amaçla her türlü iletişim aracını kullanabilir.”

Sözü edilen yasal düzenlemelere göre arabuluculuk görüşmelerinin telekonferans ya da çeşitli görüntülü görüşme araçları ile gerçekleştirilebilmesi mümkündür. Dairemizce de telekonferansla gerçekleştirilen arabuluculuk görüşmelerine değer verilmektedir( Örneğin; Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 23.01.2025, 2024/13420 Esas, 2025/985 Karar sayılı; 11.12.2024, 2024/11418 Esas, 2024/15980 Karar sayılı; 15.10.2024, 2024/8908 Esas, 2024/13583 Karar sayılı kararları).

Uygulamada da arabuluculuk görüşmeleri telekonferans yöntemi ile yapılabilmekte, bu hâlde arabuluculuk görüşmesine bir tarafın katıldığı durumda, arabulucu ve katılan taraf ilk tutanak ve son tutanağı ıslak imza ile düzenlemekte, telekonferans ile katılım sağlayan tarafa da düzenlenen tutanaklar ıslak imza alınması için kargo, posta vb. yollarla gönderilmekte, eksik olan imzanın tamamlanmasından sonra son tutanak arabulucuya tekrar gönderilmektedir. Ayrıca arabulucu tarafından e-posta ile gönderilen tutanaklara vekiller tarafından e-imza ile imzalama işlemi de gerçekleştirilebilmektedir. E-imza ile imzalanan tutanaklar, ıslak imza ile imzalanan tutanaklar ile hukuki anlamda aynı nitelikte sayılmakta ve arabulucu tarafından görüşmenin tamamlandığını belirtir şekilde sisteme yüklenebilmektedir.

Diğer yandan 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3/11 hükmünde arabulucunun taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması yahut yapılan görüşmeler sonucunda anlaşmaya varılması veya varılamaması hâllerinde arabuluculuk faaliyetini sona erdireceği ve son tutanağı düzenleyerek durumu derhâl arabuluculuk bürosuna bildireceği düzenlenmiştir.

7036 sayılı Kanun'un 3/1 hükmüne göre kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Maddeye eklenen cümle uyarınca aynı durum bu alacak ve tazminatla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları hakkında da geçerlidir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20/1 hükmünde ise arabuluculuk faaliyetinin anlaşmama ile sona ermesinden sonra yani son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde işe iade davası açılmak zorunda olduğu belirtilmiştir.

7036 sayılı Kanun'un 3/2 ve 6325 sayılı Kanun'un 18/A-2 hükümlerine göre "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir."

Görüldüğü üzere arabuluculuk faaliyetine başvurulması gerektiği belirtilen durumlarda dava açabilme şartı, arabuluculuk son tutanağının düzenlenmiş olmasına bağlanmıştır. Arabuluculuk son tutanağı, kısaca "arabuluculuk faaliyetinin ne şekilde sona erdiğini belgeleyen bir tutanak" olarak tanımlanabilir (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 21.03.2022 tarihli ve 2022/3222 Esas, 2022/3813 Karar sayılı kararı).

Arabuluculuk görüşmeleri sonunda yapılacak işlemler, 7036 sayılı Kanun'un 3/21 hükmü atfıyla uygulanan 6325 sayılı Kanun'un 17/2 ve 17/3 hükümlerinde düzenlenmiştir. Bu hükümlere göre "Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaştıkları, anlaşamadıkları veya arabuluculuk faaliyetinin nasıl sonuçlandığı bir tutanak ile belgelendirilir. Arabulucu tarafından düzenlenecek bu belge, arabulucu, taraflar, kanuni temsilcileri veya avukatlarınca imzalanır. Belge taraflar, kanuni temsilcileri veya avukatlarınca imzalanmazsa, sebebi belirtilmek suretiyle sadece arabulucu tarafından imzalanır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen tutanağa, faaliyetin sonuçlanması dışında hangi hususların yazılacağına taraflar karar verir. Arabulucu, bu tutanak ve sonuçları konusunda taraflara gerekli açıklamaları yapar ve taraflar hazır değilse her türlü iletişim vasıtasını kullanarak hazır bulunmayan tarafları bilgilendirir."

Şu hâlde arabuluculuk müzakeresi telekonferansla yapılmış ve taraf, kanuni temsilci veya avukatları katılmış ise kural olan, 6325 sayılı Kanun’un 17. maddesine göre son tutanağın bu kişiler tarafından imzalanmasıdır. Bu nedenle öncelikle telekonferans ile müzakereye katılan tarafa imza hakkı tanınması gerektiği açıktır. Ancak belirtilen yasal düzenlemeler çerçevesinde taraf, kanuni temsilci veya avukatları son tutanağı imzalamaz ise sebebi belirtilerek tutanağın arabulucu tarafından imzalanması mümkündür.

7036 sayılı Kanun’un 3/2 hükmünde ise son tutanağın aslının veya onaylı bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi gerektiği; aksi hâlde verilen bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulmazsa davanın usulden reddedileceği belirtilmiştir. Dolayısıyla dava açtığında davacının elinde son tutanağın aslının ya da onaylı örneğinin bulunması zorunludur.

Yapılan açıklamalara göre uyuşmazlığın giderilmesi istemi değerlendirildiğinde; anlaşamamaya ilişkin son görüşmenin yapılıp tutanağın arabulucu tarafından düzenlendiği tarihin, son tutanağın düzenlendiği tarih olarak kabul edilmesi; arabuluculuk son tutanağının aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış bir sureti elinde olmayan davacı bakımından hak arama hürriyetinin ihlaline, mahkemeye erişim hakkının kısıtlanmasına ve hak kaybına neden olacaktır. Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü Arabuluculuk Daire Başkanlığının Ticari Davalarda Dava Şartı Arabuluculuk Kitapçığında da "arabuluculuk sürecinin tüm imzaların tamamlanması ile sona ereceği" ve dava açma süresinin "son tutanaktaki son imzanın tamamlanması ile başlayacağı" belirtilmektedir (https://adb.adalet.gov.tr/Resimler/SayfaDokuman/1512021090954Ticari%20Uyu%C5%9Fmazl%C4%B1klarda%20Dava%20%C5%9Eart%C4%B1%20Arabuluculuk.pdf).

Hâl böyle olunca, arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği tarih; son tutanaktaki tüm imzaların tamamlandığı veya tamamlanmış sayıldığı tarihtir.4

Kaynaklar

  1. İstanbul Anadolu 13. Asliye Ceza Mahkemesi ↩
  2. Ankara BAM 8.HD, 2019/2701 E, 2019/3094 K. ↩
  3. Ankara BAM 9. HD 2019/2485 E., 2019/1674 K. ↩
  4. Yargıtay 9. HD 2025/1242 E. 2025/5080 K. ↩
Yasal uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olayınıza doğrudan uygulanamaz ve avukat–müvekkil ilişkisi doğurmaz. Dosyanıza özel değerlendirme için bize ulaşın.
Arabuluculuk

Bu konudaki diğer yazılar

Arabuluculuk Başvurusu ve Başvuru Konuları

Asıl işveren-alt işveren için başvuru, başvuru türünün yanlış seçilmesi, başvuru ile son tutanaktaki konuların farklılığı ve icra dosyaları.

Arabuluculuk15 dk okuma

Arabulucunun Tarafsızlığı

Tarafsızlıktan şüphe hâlinde bildirim, arabulucunun bir tarafın avukatı olması, aynı büroda çalışma ve önceden ayarlanan arabulucu.

Arabuluculuk13 dk okuma

Arabuluculukta Taraflar ve Taraf Sıfatı

İşveren vekilinin yetki belgesi, site yönetimi, adi ortaklık, asıl-alt işveren, işe iadede zorunlu dava arkadaşlığı ve kamu kurumları.

Arabuluculuk14 dk okuma
WhatsApp