Bilerek yetkisiz mahkemeede dava açmak dava ocak 2020 karar aralık 2021#
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, ...'nın 08/01/2020 tarih, 57461 sayılı yetki tespitinin iptaline karar verilmesine talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalılar, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
Mahkemece ... İş Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir.
İstinaf Başvurusu:
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı davacı vekili temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
Gerekçe:
Toplu iş sözleşmesi kavramı Anayasa'nın 53 üncü maddesinde düzenlenmiştir. “Toplu iş sözleşmesi ve toplu sözleşme hakkı” başlıklı maddenin birinci fıkrasına göre “İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler.”
Toplu iş sözleşmesi yetkisi ise, toplu iş sözleşmesi ehliyetine sahip kuruluş veya kişinin belli bir toplu iş sözleşmesi yapabilmesi için Kanunun aradığı niteliğe sahip olmasını gösterir (GÜNAY, Cevdet İlhan: İş Hukuku Yeni İş Yasaları, ... 2013, s.942).
6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun “Yetki” başlıklı 41 inci maddesinin birinci fıkrasına göre “Kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerin en az yüzde birinin üyesi bulunması şartıyla işçi sendikası, toplu iş sözleşmesinin kapsamına girecek işyerinde başvuru tarihinde çalışan işçilerin yarıdan fazlasının, işletmede ise yüzde kırkının kendi üyesi bulunması hâlinde bu işyeri veya işletme için toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkilidir.”
6356 sayılı Kanun'un “Yetki İtirazı” başlıklı 43 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre de “Kendilerine 42 nci madde uyarınca gönderilen tespit yazısını alan işçi veya işveren sendikaları veya sendika üyesi olmayan işveren; taraflardan birinin veya her ikisinin yetki şartlarına sahip olmadığı veya kendisinin bu şartları taşıdığı yolundaki itirazını, nedenlerini de göstererek yazının kendilerine tebliğ edildiği tarihten itibaren altı iş günü içinde mahkemeye yapabilir.”
6356 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında ise “İtiraz dilekçesinde veya ekinde somut delillerin yer almaması hâlinde itiraz incelenmeksizin reddedilir. İşçi ve üye sayılarının tespitinde maddi hata ve süreye ilişkin itirazları mahkeme altı iş günü içinde duruşma yapmaksızın kesin olarak karara bağlar. Bunların dışındaki itirazlar için mahkeme, duruşma yaparak karar verir ve bu karar hakkında istinaf yoluna başvurulması hâlinde bölge adliye mahkemesi bir ay içinde kararını verir. Bu karara karşı temyiz yoluna başvurulması hâlinde Yargıtay bir ay içinde kesin olarak karar verir.” düzenlenmesine yer verilmiştir.
Belirtmek gerekir ki, yetki tespiti ve toplu görüşme sürecine dair 6356 sayılı Kanun’da yer alan hükümlerin bir çoğunda kesin ve düzenleyici süreler öngörülmüştür. Kanun koyucunun amacının, toplu iş sözleşmesinin en kısa sürede imzalanması ve işçilerin toplu iş sözleşmesinde kararlaştırılacak haklarına kavuşmaları olduğu gözetildiğinde, kesin ve düzenleyici süreler aracılığı ile toplu iş sözleşmesinin ivedi şekilde imzalanmasının amaçlandığı ifade edilebilir. Ayrıca yetki tespitine itirazın somut deliller veya olgulara istinaden yapılması gerektiğine dair hükmün de, aynı amacın gerçekleşmesi için düzenlendiği şüphesizdir.
Diğer taraftan, 6356 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin son fıkrasında yer alan “İtiraz, karar kesinleşinceye kadar yetki işlemlerini durdurur.” düzenlemesi sebebiyle de, yetki tespitine itirazın ivedi şekilde sonuçlandırılmasının öneminin açık olduğu da belirtilmelidir.
Bu genel açıklamalar ışığında değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, somut uyuşmazlıkta işyeri toplu iş sözleşmesi yetki tespitine itiraz edildiğinden, 6356 sayılı Kanun’un 79 uncu ve 2 nci maddeleri gereğince kesin yetkili mahkemenin Bilecik İş Mahkemesi olduğu açıktır. Nitekim İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında da bu hususlar açıklanmıştır.
Hal böyle olmakla birlikte, ivedi şekilde sonuçlandırılması gereken yetki tespitine itiraz istemine ilişkin somut uyuşmazlıkta, açık bir şekilde mahkemenin yetkisiz olmasına göre, davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulması kötüniyetlidir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Kötüniyetle temyiz” başlıklı 368 inci maddesine göre “Temyiz talebinin kötüniyetle yapıldığı anlaşılırsa Yargıtay'ca 329 uncu madde hükümleri uygulanır.” 6100 sayılı Kanun’un 329’uncu maddesinin ikinci fıkrasına göre ise “Kötüniyet sahibi davalı veya hiçbir hakkı olmadığı hâlde dava açan taraf, bundan başka beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar disiplin para cezası ile mahkûm edilebilir. Bu hâllere vekil sebebiyet vermiş ise disiplin para cezası vekil hakkında uygulanır.”
Bu açıklamalar karşısında İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararı isabetli olmakla birlikte, davacı vekili tarafından temyiz talebinin kötüniyetle yapıldığının anlaşılmasına göre davacının 3.000,00 TL disiplin para cezasına mahkum edilmesi gerekmiştir.
Sonuç:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddeleri uyarınca ONANMASINA,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 368'inci maddesi yollaması ile 329'uncu maddenin ikinci fıkrası gereğince davacının 3.000,00 TL disiplin para cezası ile CEZALANDIRILMASINA, para cezasının infazının İlk Derece Mahkemesince sağlanmasına, 02/12/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.1
Yetkisiz Mahkemede Dava Açmak Dava tarihi: 13/02/2020 karar tarihi 04/11/2021#
Öncelikle belirtmek gerekir ki, somut uyuşmazlıkta işyeri toplu iş sözleşmesi yetki tespitine itiraz edildiğinden, 6356 sayılı Kanun’un 79 uncu ve 2 nci maddeleri gereğince kesin yetkili mahkemenin ... İş Mahkemesi olduğu açıktır. Nitekim İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında da bu hususlar açıklanmıştır.
Hal böyle olmakla birlikte, ivedi şekilde sonuçlandırılması gereken yetki tespitine itiraz istemine ilişkin somut uyuşmazlıkta, açık bir şekilde mahkemenin yetkisiz olmasına göre, davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulması kötüniyetlidir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Kötüniyetle temyiz” başlıklı 368 inci maddesine göre “Temyiz talebinin kötüniyetle yapıldığı anlaşılırsa Yargıtay'ca 329 uncu madde hükümleri uygulanır.” 6100 sayılı Kanun’un 329’uncu maddesinin ikinci fıkrasına göre ise “Kötüniyet sahibi davalı veya hiçbir hakkı olmadığı hâlde dava açan taraf, bundan başka beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar disiplin para cezası ile mahkûm edilebilir. Bu hâllere vekil sebebiyet vermiş ise disiplin para cezası vekil hakkında uygulanır.”
Bu açıklamalar karşısında İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararı isabetli ise de, davacı vekili tarafından temyiz talebinin kötüniyetle yapıldığı anlaşıldığından, davacının 3.000,00 TL disiplin para cezasına mahkum edilmesi gerektiği açıktır.2
Yetki Tespiti Sonrası işe alım yapmak#
Davacı vekili tarafından muhtelif sebeplerle temyiz başvurusunda bulunulduğundan, bu hususlar ayrı ayrı irdelenmelidir.
İlk olarak davacı sendikanın, kendilerinin çalışanı olan 46 işçinin yetki tespitinde dikkate alınması gerektiğine dair itirazı değerlendirilmelidir. Dosya kapsamı ile sabit olduğu ve bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, itiraz konusu 46 işçi bakımından işe giriş bildirgelerinin yetki başvuru tarihinden sonra Sosyal Güvenlik Kurumuna verildiği anlaşıldığından bu işçilerin yetki tespitinde dikkate alınması mümkün değildir.3
İşçilerin Sendika Üyeliğine İtiraz Etmek#
İkinci olarak sendika üyeliğine itiraz edilen dokuz işçi bakımından itiraz değerlendirilmelidir. ... ve ... isimli işçiler, yetki prosedür dosyasında başvuru tarihinde çalışan işçiler arasında yer almadığından, bu işçiler bakımından yapılan itiraz sonuca etkili değildir. ... isimli işçi bakımından da sendika üyeliğinin geçersiz olduğu gerekçesiyle itiraz edilmiş ise de, bu konuda Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ve söz konusu iddia kanıtlanamadığından, bu işçi bakımından ileri sürülen itiraz da yersizdir. ... isimli işçinin ise işten ayrılış bildirgesi 07/03/2016 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumuna verildiğinden, yetki tespitinde dikkate alınması yerindedir.4
Üyelik kayıtlarında çelişki olması#
Bununla birlikte, sendika üyelik tarihlerine ilişkin kayıtlarda çelişki söz konusu olan ..., ..., ..., ... ve ... isimli işçiler bakımından ise, esasen mahkemece bu konuda yapılan araştırma yetersizdir.5
İtirazlarda haklı olunsa dahi sonuç değişmiyorsa dava reddedilmelidir#
Diğer taraftan her ne kadar bilirkişi raporunda yetki başvuru tarihinde çalışan işçi sayısı 462 olarak tespit edilmiş ise de, esasen yetki prosedür dosyasında çalıştığı gözükmeyen işçiler bakımından işe giriş bildirgeleri getirtilmediğinden bu tespit de eksik incelemeye dayanmaktadır.
Hal böyle olmakla birlikte, işverenin ... ve ...’daki (isimleri belirtilmeyen) iki işçinin listeye eklenmesi gerektiğine dair itirazı kabul edilip başvuru tarihinde çalışan işçi sayısı 464 kabul edildiğinde dahi toplu iş sözleşmesi yapabilmek için gereken çoğunluk 186 olduğundan, yukarıda ayrıntısı belirtilen ve sendika üyelikleri bakımından araştırma yapılması gereken 5 işçi de sendika üye sayısından mahsup edilse dahi başvuru tarihindeki sendika üye sayısı 188 olduğundan, davanın reddine karar verilmesi sonucu itibariyle isabetlidir.6
Bakanlığı taraf göstermemek#
Belirtmek gerekir ki, 6356 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi gereğince, yetki başvurusu üzerine bir işyeri yahut işletmede sendikanın toplu iş sözleşmesi yapabilmek için gerekli çoğunluğu sağlayıp sağlayamadığının tespitine dair görev ve yetki Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında olduğundan, yetki tespitine itiraz edilmesi durumunda da, Bakanlığın davada taraf olarak yer alması gerekmektedir.
Bununla birlikte somut olayda davanın sadece sendikaya karşı açıldığı ve yargılamanın da bu şekilde sonuçlandırıldığı görüldüğünden, taraf teşkili sağlanmaksızın hüküm kurulması doğru olmamıştır. Buna göre mahkemece, davayı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına da yöneltmesi için davacıya kesin süre verilmeli, taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esası incelenmelidir.
Anılan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme sonucunda İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde hüküm tesisi ve bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddi kararı hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.7
Talep Edilecek Belgeler#
1) Dava konusu 30/11/2020 tarih ve 2724842 sayılı yetki tespitine esas alınan işçi ve üye isimlerini gösterir liste dahil yetki prosedür dosyasının eksiksiz bir şekilde ... Çalışma Genel Müdürlüğünden temini,
2) 26/11/2020 tarihi itibariyle (2.2562.01.01.1145753.045) sicil numaralı işyerindeki çalışanları gösterir dönem bordrosunun Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürlüğünden temini,
3) 26/11/2020 tarihi itibariyle (1145753.045) sicil numaralı işyerindeki sendika üyelerini gösterir kayıtlar ile sendika üyelik dökümlerine dair belgelerin eksiksiz olarak gönderilmesinin davalı sendikadan temini,8
Kaynaklar
- 9. Hukuk Dairesi 2021/11639 E., 2021/16107 K. ↩
- 9. Hukuk Dairesi 2021/10912 E., 2021/15446 K. ↩
- 9. Hukuk Dairesi 2021/10258 E., 2021/15654 K. ↩
- 9. Hukuk Dairesi 2021/10258 E., 2021/15654 K. ↩
- 9. Hukuk Dairesi 2021/10258 E., 2021/15654 K. ↩
- 9. Hukuk Dairesi 2021/10258 E., 2021/15654 K. ↩
- 9. Hukuk Dairesi 2021/10665 E., 2021/15657 K. ↩
- 9. Hukuk Dairesi 2021/11163 E., 2021/15447 K. ↩