İşyeri Kavramı, Alt İşveren, Bağımsız İşveren#
Taraflar arasında uyuşmazlık davalı şirkete ait işyerinin İş Kolları Yönetmeliğinin 20 sıra numaralı “Genel İşler” iş kolunda mı yoksa 17 sıra numaralı “Sağlık ve Sosyal Hizmetler” iş kolunda mı olduğu noktasındadır.
İşkolu tespitinde birim olarak işyerinin esas alınacağı normatif düzenlemelerin tartışmasız bir sonucudur. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesinin gerekçesinde, işyeri, teknik bir amaca, diğer bir deyişle mal ve hizmet üretimine yönelik ve değişik unsurlardan meydana gelen bir birim olarak tanımlanmıştır. İşyerinin sınırlarının saptanmasında “işyerine bağlı yerler” ile “eklentiler” ve “araçların” bir birim kapsamında oldukları belirtildikten sonra özellikle bir işyerinin mal ve hizmet üretimi için ayrı bir alanı da kullanması halinde bunların tek işyeri mi yoksa birbirinden bağımsız işyerleri mi sayılacağı konusunda “amaçta birlik”, aynı teknik amaca bağlı olarak üretimde bulunma, nitelik yönünden bağlılık ile “yönetimde birlik”, aynı yönetim altında örgütlenmiş olma şartlarının aranacağı düzenlenmiştir.
İşkolu tespit davalarında her işverenin işyerinin bağımsız işyeri olarak kabul edilip o işyerinde yapılan işlerin niteliği itibarıyla işkolu tespiti gerekir. Mülga 2821 sayılı Kanun'un 60. maddesinde yer alan “Bir işyerinde yürütülen asıl işe yardımcı işler de, asıl işin girdiği işkolundan sayılır” kuralı ise, bir işyeri sınırları ve organizasyonu içerisinde yürütülen işler için önem taşır. Bununla birlikte birbirinden ayrı işyerlerinde asıl iş yardımcı iş kavramı geçerli olmaz. Bu noktada ifade etmek gerekir ki, alt işverenin işkolu tespiti, asıl işverenin yaptığı işe göre belirlenemeyeceği gibi, alt işverenin işkolu tespitinin asıl işverenden ayrı olarak yapılması gerekmektedir. Alt işverene ait işyerinde yapılan işlerin, asıl işverene ait işyerinde yapılan işlere yardımcı iş olarak değerlendirilmesi de mümkün değildir. Zira böyle bir durumda, coğrafi olarak aynı alanda faaliyet yürütülse de, hukuki olarak, iş organizasyonu kapsamında alt işverene ait farklı bir işyeri, asıl işverene ait farklı bir işyeri söz konusudur. Nitekim 07.11.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 4. maddesinin gerekçesinde “Bir işyerinde yürütülen yardımcı işin alt işveren tarafından üstlenilmesi halinde, bu iş artık asıl işveren yönünden yardımcı iş olarak kabul edilemez. Bu işler alt işveren bakımından asıl iş kabul edilir ve işkolu buna göre belirlenir” şeklinde anılan durum açık olarak belirtilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta ilk derece mahkemesince dosya üzerinden aldırılan bilirkişi raporları doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir. Karar gerekçesinde ve hükme esas alınan bilirkişi raporlarında hizmet alım ihalesinde ve ihaleye ekli şartnamelerde yazan hususlar değerlendirilmiştir. Halbuki işkolu tespitine itiraz davalarında tespite konu işyerinde uzman bilirkişiler eşliğinde keşif yapılarak işyerinde davalı şirkette çalışan işçilerin fiilen hangi işi yaptıkları, birden fazla iş yapıyorlarsa “sağlık ve sosyal hizmetler” iş koluna girecek iş yapıp yapmadıkları, yapıyorlar ise yaptıkları işe bunun oranı, başka bir anlatımla yapılan ağırlıklı iş tespit edilerek iş kolu konusunda karar verilmesi gerekir. Eksik araştırmayla karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.1
İşyerinin Belirlenmesi
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun (6356 sayılı kanun) 4 üncü ve 5 inci maddeleri kapsamında işkolu tespitine itiraz istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 17.02.2022 tarihli ve 2022/940 Esas, 2022/1969 Karar sayılı kararında işkolu kavramı ile işkolu tespiti konusu şu şekilde açıklanmıştır:
"...
İşkolu, toplu iş hukukumuzun en önemli kavramlarındandır. 6356 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince, sendikalar kuruldukları işkolunda faaliyette bulunurlar. Bu anlamda toplu iş hukukumuzda işkolu esasına göre sendikalaşma ilkesinin kabul edildiği ve işkolu kavramı ile sendikaların hukuki olarak faaliyet sınırının belirlendiği ifade edilebilir.
6356 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre, işkolları, Kanuna ekli (1) sayılı cetvelde gösterilmiştir. Maddenin ikinci fıkrasına göre ise, bir işyerinde yürütülen asıl işe yardımcı işler de, asıl işin girdiği işkolundan sayılır. Yine aynı maddede, bir işkoluna giren işlerin neler olacağının, işçi ve işveren konfederasyonlarının görüşü alınarak ve uluslararası normlar göz önünde bulundurularak, yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir.
İşkolu tespiti ve bu tespite karşı dava açma hakkının düzenlendiği 6356 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrası “Bir işyerinin girdiği işkolunun tespiti Bakanlıkça yapılır. Bakanlık, tespit ile ilgili kararını Resmî Gazete’de yayımlar. Bu tespite karşı ilgililer, kararın yayımından itibaren on beş gün içinde dava açabilir. Mahkeme iki ay içinde kararını verir. (Ek cümle: 12/10/2017- 7036/29 md.) Karar hakkında istinaf yoluna başvurulması hâlinde bölge adliye mahkemesi iki ay içinde kararını verir. (Değişik cümle: 12/10/2017-7036/29 md.) Bu karara karşı temyiz yoluna başvurulması hâlinde Yargıtay, uyuşmazlığı iki ay içinde kesin olarak karara bağlar.” şeklindedir.
İşkolu kavramı ile çalışma yaşamında benzer nitelikte olan faaliyet türleri gruplandırılmak suretiyle tasnif edilmektedir. Hukukumuzda, bu suretle oluşturulan işkolu sayısı yirmi olarak belirlenmiştir.
İşkolu tespitinde birim olarak işyerinin esas alınacağı normatif düzenlemelerin tartışmasız bir sonucudur. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2 nci maddesinin gerekçesinde, işyeri, teknik bir amaca, diğer bir deyişle mal ve hizmet üretimine yönelik ve değişik unsurlardan meydana gelen bir birim olarak belirtilmiştir. İşyerinin sınırlarının saptanmasında “işyerine bağlı yerler” ile “eklentiler” ve “araçların” bir birim kapsamında oldukları belirtildikten sonra özellikle bir işyerinin mal ve hizmet üretimi için ayrı bir alanı da kullanması halinde bunların tek işyeri mi yoksa birbirinden bağımsız işyerleri mi sayılacağı konusunda “amaçta birlik”, aynı teknik amaca bağlı olarak üretimde bulunma, nitelik yönünden bağlılık ile “yönetimde birlik”, aynı yönetim altında örgütlenmiş olma koşullarının aranacağı düzenlenmiştir.
İşyeri kavramının unsurları da nazara alındığında, teknik amaç doğrultusunda yapılan işin niteliğine göre işkolunun belirlenmesi gerektiği ifade edilebilir. Bununla birlikte, aynı işyerinde farklı nitelikte mal veya hizmet üretimlerinin söz konusu olması durumunda, birden fazla teknik amaç mevcut olabilir. Bu ihtimalde, işyerinde yürütülen faaliyet kapsamındaki ağırlıklı işin niteliğine göre işkolunun tespit edilmesi gerekmektedir (ŞAHLANAN, Fevzi: Toplu İş Hukuku, ... 2020, s.50; TUNCAY, A. Can/SAVAŞ KUTSAL, Burcu: Toplu İş Hukuku, ... 2019, s.50)..."
3. Değerlendirme
1. Somut uyuşmazlıkta; ... tarafından 08.07.2018 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 2018/41 sayılı işkolu tespit kararına göre “......Şubesi unvanlı işyerinde kabuklu fındığın alınması, kırılması ve seçilmesi işlemlerinin neticesinde iç fındığın ortaya çıkarılması işlerinin yapıldığı, çalışan işçilerin büyük çoğunluğunun fındık kırma ve seçme işinde, diğer işçilerin ise genel olarak destek elemanı ve büro elemanı olarak çalıştığı, bu nedenle yapılan işlerin İşkolları Yönetmeliğinin 01 sıra numaralı “Avcılık, balıkçılık, tarım ve ormancılık” işkolunda yer aldığı” belirlenmiştir.
2. İş müfettişi tarafından mahallinde yapılmış olan tespitlere dayalı düzenlenmiş olan raporda “İşverenlik tarafından Müfettişliğimize sunulan belgelerin incelenmesi, işyeri sahasının fiili olarak gezilmesi sonucunda işyerinde yapılan işin kabuklu fındığın alınması, kırılması ve seçilmesi işlemlerinin neticesinde iç fındığın ortaya çıkarılması olduğu, işyerinde çalışan işçilerin büyük çoğunluğunun yine fındık kırma ve seçme işinde çalıştığı ve diğer işçilerin genel olarak destek elemanı ve büro elemanı olduğu” hususları belirtilmiştir.
3. Esas itibarıyla işyerinde yürütülen faaliyet bakımından bilirkişi raporlarında yer alan tespitler de aynı yöndedir. Bununla birlikte asıl uyuşmazlık işkolu tespitine konu ...’de yer alan birimin bağımsız bir işyeri olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
4. Yukarıda da ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere işyerinin sınırlarının ve bağlı yerlerin belirlenmesi bakımından önemli unsurlardan birisi de amaçta birlik unsurudur. Buna göre birden fazla birimin tek bir işyeri olarak değerlendirilebilmesi için aynı teknik amaç doğrultusunda faaliyet yürütülmesi gerekmektedir.
5. Dosya kapsamında mevcut bilgi ve belgelerden,...biriminde kabuklu fındığın alınması, kırılması ve seçilmesi işlemlerinin neticesinde iç fındığın ortaya çıkarıldığı, bu şekilde ortaya çıkan iç fındığın ise 24.02.2020 tarihli bilirkişi raporundaki tespitlere göre “2015 - 2018 (27 Temmuz 2018 tarihine kadar) yıllarına kapsayan sürede...Şubesinden gönderilen toplam 145.753.312 Kg fındığın; %22.82'sinin ... şirketinin ...,... ve ...'da bulunan tesislerine, %39.90'ının ... şirketinin Türkiye'de bulunan ve yukarıda açıklanan diğer tesislerine, %24.04'ünün ... şirketinin Yurt dışında bulunan kuruluşlarına, %13.24'ünün de ...'lar dışında kalan şirketlere gönderilmiş bulunduğu”nun belirlendiği anlaşılmaktadır.
6. 24.02.2020 tarihli bilirkişi raporuna ekli 02.03.2020 tarihli endüstri mühendisi bilirkişi raporunda da “... ...'nun kadro ünvanları, kadro sayısı, görev tarifleri ve yaptığı faaliyetler incelendiğinde, teknik olarak ......özerk bir işletmedir.......; ...'nun diğer işletmeleri ile aynı alan veya bölgede faaliyet gösteren Entegre veya Kompleks veya Continiyu(Sürekli-Kesintisiz) bir tesisin parçası değildir. İç fındık...... da mamuldür....... İç fındığı işleyip farklı mamulleri üretebilen Continiyu bir tesis olmuş olsaydı bu işletmede iç fındık yarı mamul konumunda olacaktı. İç fındığın ülkemizde direk çerez olarak tüketilmesi, ... dışındaki işletmelere pazarlaması ve pazarlanabilmesi, iç fındık ihraç ettiği ve ihraç etmesinin de mümkün olmasından anlaşılacağı üzere...... kabuklu fındıktan iç fındığı üreten ve bunu her şekilde pazarlayabilecek teknik olarak özerk bir işletmedir. İç fındığın ihraç edilebildiğini de Devlet İstatistik Kurumu verileri doğrulamaktadır.” hususları belirtilmiştir.
7. Bu açıklamalar karşısında...biriminin bağımsız bir işyeri olarak değerlendirilmesi gerektiği ve bu işyerinde yürütülen kabuklu fındığın alınması, kırılması ve seçilmesi işlemlerinin neticesinde iç fındığın ortaya çıkarılması faaliyeti dikkate alınarak işkolunun tespit edilmesi gerektiği tartışmasızdır.
8. 19.12.2012 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren İşkolları Yönetmeliği'ne ekli cetvelde 01.63.02 işkolu kodu ile “sert kabuklu ürünlerin kabuklarının kırılması ve temizlenmesi ile ilgili faaliyetler” 01 sıra numaralı “Avcılık, balıkçılık, tarım ve ormancılık” işkolu başlığı altında düzenlenmiştir.
9. Açıklanan bu maddi ve hukuki olgulara göre ... tarafından yayımlanan işkolu tespit kararı isabetli olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir.
10. Belirtilen sebeplerle, 6356 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca hükümlerin bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.2
İrtibat bürosu#
İrtibat bürosu işçileri sendikaya üye olabilir toplu sözleşme yapılabilir#
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Türk hukukunda irtibat bürosu işveren olmadığından yetki koşullarının sağlanmadığını, müvekkilinin, ... Services ...'nin, Türkiye'de kurduğu, tüzel kişiliği olmayan ve ticari faaliyet yasağı olan irtibat bürosu olduğunu, müvekkilinin faaliyet izin süresinin 14.02.2023 tarihinde dolduğunu, tespitin hatalı olduğunu belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle ... Çalışma Genel Müdürlüğünün 13.02.2023 tarihli ve 225270 sayılı yetki tespitinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; iddialara katılma imkânı bulunmadığını, verilen kararın hukuka uygun olduğunu belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının bir yabancı şirketin irtibat bürosu olmasının, bu organizasyonun toplu iş hukuku anlamında işyeri olma niteliğini ortadan kaldırmayacağını, müvekkili Sendikanın gerekli sayısal çoğunluğu sağladığını belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yurt dışında çalışan davacı Şirket işçilerinin çoğunluk tespitinde dikkate alınmasının mümkün olmadığı, yetki tespitine itiraz davalarının başvuru tarihindeki durum ve koşullara göre değerlendirilmesi gerektiğinin açık olduğu, davalı Sendikanın toplu iş sözleşmesi yapabilmek için gerekli çoğunluğu sağladığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, dava dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı Sendikanın toplu iş sözleşmesi yapabilmek için gerekli çoğunluğu sağladığı, Mahkeme kararının isabetli olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; dava ve istinaf dilekçelerinde belirttiği sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun (6356 sayılı Kanun) 41 inci ve devamı maddeleri kapsamında yetki tespitine itiraz istemine ilişkindir.
İlgili Hukuk
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Toplu iş sözleşmesi ve toplu sözleşme ...” kenar başlıklı 53 üncü maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler.”
6356 sayılı Kanun'un “Yetki” kenar başlıklı 41 inci maddesinin birinci fıkrası da şöyledir:
“Kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerin en az yüzde birinin üyesi bulunması şartıyla işçi sendikası, toplu iş sözleşmesinin kapsamına girecek işyerinde başvuru tarihinde çalışan işçilerin yarıdan fazlasının, işletmede ise yüzde kırkının kendi üyesi bulunması hâlinde bu işyeri veya işletme için toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkilidir.”
6356 sayılı Kanun'un “Yetki Tespiti İçin Başvuru” kenar başlıklı 42 nci maddesi ise şöyledir:
“(1) Toplu iş sözleşmesi yapmak isteyen işçi sendikası Bakanlığa başvurarak yetkili olduğunun tespitini ister. İşveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işveren de Bakanlığa başvurarak yetkili işçi sendikasının tespitini isteyebilir.
(2) Bakanlık, kayıtlarına göre başvuru tarihi itibarıyla bir işçi sendikasının yetkili olduğunu tespit ettiğinde, başvuruyu, işyeri veya işletmedeki işçi ve üye sayısını, o işkolunda kurulu işçi sendikaları ile taraf olacak işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işverene altı iş günü içinde bildirir.
(3) İşçi sendikasının yetki şartlarına sahip olmadığının ya da işyerinde yetki şartlarına sahip bir işçi sendikasının bulunmadığının tespiti hâlinde, bu bilgiler sadece başvuruyu yapan tarafa bildirilir.
(4) Sigortalılığın başlangıcı ile sona ermesine ilişkin bildirimlerden yasal süresi içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılmayanlar, yetkili işçi sendikasının tespitinde dikkate alınmaz.
(5) Yetki tespiti ile ilgili usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenir.”
6356 sayılı Kanun'un “Yetki İtirazı” kenar başlıklı 43 üncü maddesi de şöyledir:
“(1) Kendilerine 42 nci madde uyarınca gönderilen tespit yazısını alan işçi veya işveren sendikaları veya sendika üyesi olmayan işveren; taraflardan birinin veya her ikisinin yetki şartlarına sahip olmadığı veya kendisinin bu şartları taşıdığı yolundaki itirazını, nedenlerini de göstererek yazının kendilerine tebliğ edildiği tarihten itibaren altı iş günü içinde mahkemeye yapabilir.
(2) İtiraz dilekçesi görevli makama kayıt ettirildikten sonra mahkemeye verilir. Kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerin yüzde birinden daha az üyesi bulunan işçi sendikası, yetki itirazında bulunamaz.
(3) İtiraz dilekçesinde veya ekinde somut delillerin yer almaması hâlinde itiraz incelenmeksizin reddedilir. İşçi ve üye sayılarının tespitinde maddi hata ve süreye ilişkin itirazları mahkeme altı iş günü içinde duruşma yapmaksızın kesin olarak karara bağlar. (Değişik cümle: 12/10/2017-7036/34 md.) Bunların dışındaki itirazlar için mahkeme, duruşma yaparak karar verir ve bu karar hakkında istinaf yoluna başvurulması hâlinde bölge adliye mahkemesi bir ay içinde kararını verir. (Ek cümle: 12/10/2017-7036/34 md.) Bu karara karşı temyiz yoluna başvurulması hâlinde Yargıtay bir ay içinde kesin olarak karar verir.
(4) 42 nci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca kendisine yetki şartlarına sahip olmadığı bildirilen işçi sendikası, altı iş günü içinde yetkili olup olmadığının tespiti için dava açabilir. Mahkeme açılan davayı o işkolunda çalışan işçilerin en az yüzde birini üye kaydeden işçi sendikaları ile işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işverene de bildirir. Mahkeme davayı iki ay içinde sonuçlandırır.
(5) İtiraz, karar kesinleşinceye kadar yetki işlemlerini durdurur.”
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
Değerlendirme
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Kaynaklar