Dava Teselsül Hükümlerine Göre Açılmazsa Herkes Kendi Kusuruna Göre Hesaplanır#
c) İş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahibi annesine bağlanan ilk peşin değerli gelirin, davalı işverenden rücuan tahsili istemine ilişkin olan davada; davanın teselsül hükümlerine dayalı şekilde açılmamış olması karşısında, davalı işverenin sorumluluk tutarının %80 kusur üzerinden belirlenmesi gerekirken; dava dışı ...’a verilen %10’luk kusurun, işveren kusuruna ilavesi suretiyle sonuca gidilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.1
İşveren ve 3. Kişinin Birlikte Sorumluluğu#
İşveren Ve 3. Kişinin Kusurlu Olması Durumunda Müteselsil Sorumluluk Hesabı#
Üçüncü kişinin rücu alacağından sorumluluğu kusur sorumluluğu esasına dayanır. Bir başka ifadeyle; üçüncü kişi, ancak kusurlu bir hareketinin varlığı halinde rücu alacağından sorumludur.
İşveren veya üçüncü kişiye karşı açılan davalarda 5510 sayılı Kanunun 21. maddesine göre rücu alacağından sorumluluk belirlenirken kural olarak, işveren yönünden 1. fıkraya göre gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri ile yargılamada yöntemince hesaplanacak gerçek (maddi) zarar karşılaştırması yapılıp düşük (az) olan tutar esas alınmalı, üçüncü kişi bakımından 4. fıkra gereğince gerçek zarar gözetilmeksizin gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı benimsenmeli ve bunlara kusur oranları uygulanmalı ise de işveren ve üçüncü kişinin birlikte taraf olarak yer aldığı, başka anlatımla aynı anda 1. ve 4. fıkralara dayalı uyuşmazlıklarda, fıkralarda yer alan hükümlerin nasıl anlaşılması ve giderek ne şekilde uygulama yapılması gerektiği önem arz etmektedir.
Sigortalının iş kazası veya meslek hastalığına uğramasına birden çok kişinin birlikte kusurlarıyla neden olmaları durumunda, anılan 50. ve 51. maddeler (6098 sayılı Kanunun 61. ve 62. maddeleri) gereğince teselsül hükümleri kapsamında bu kişilerin birlikte sorumlulukları vardır ve 146. maddeye (6098 sayılı Kanunun 62. maddesine) göre, kendi payından fazlasını ödeyenin diğer müteselsil borçlulara karşı rücu hakkı saklı kalmak kaydıyla, her bir borçlu yönünden kusurlarına karşılık gelen miktar ayrılmaksızın teselsül kurallarına göre sorumluluklarına karar verilmelidir. İş kazası veya meslek hastalığına birlikte sebebiyet veren sorumluların işveren ve üçüncü kişi olması durumunda ise, işverenin müteselsilen sorumlu olacağı tutar, 1. fıkra gereğince kendi kusur payı gözetilerek sorumlu tutulacağı miktarın (gelirin ilk peşin sermaye değeri X işverenin kusur oranı), üçüncü kişinin 4. fıkraya göre sorumlu olacağı tutar (gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı X üçüncü kişinin kusur oranı) ile toplamı kadar olmalı, kanun koyucunun getirdiği “gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı” sınırlaması karşısında üçüncü kişinin müteselsilen sorumlu tutulacağı miktarın ise, gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı ile işveren de dahil olmak üzere tüm davalıların kusurları toplamının çarpımı sonucu elde edilecek tutar kadar olması gerekmektedir. Bu yaklaşım ve uygulama, işvereni, iç ilişkide üçüncü kişiye rücu edemeyeceği miktarı Kuruma ödemek zorunda bırakmadığından da hakkaniyete uygundur.
Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ışığında eldeki davada, iş kazasının meydana gelmesinde davalı işveren ... %75, üçüncü kişi konumundaki davalı ... %10 ve kazalı %15 oranında kusurlu bulunmuş, üçüncü kişi gelirin yarısı ile tüm davalıların kusurları toplamının çarpımı üzerinden sorumlu olması nedeniyle gelirin yarısının %85 kusur oranı karşılığı üzerinden hüküm vermek gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.2
Müteselsil Sorumlulukta Hesap Şekli#
Dava, sigortalının iş kazası sonucu sürekli iş göremezliği nedeniyle maddi ve manevi zararların giderilmesi istemine ilişkindir.Mahkemece, 48.778,29 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre, davacının davalı işveren nezdinde presçi olarak çalışırken, kaza tarihi olan 06/07/2005 tarihinde, üretilen traktörün motor üst kapak deliğinin açılması işlemi sırasında parçanın kalıba tam oturmaması üzerine usta başı ... ’ın işaretleme yaparak delinecek yerin presin delici kısmına denk getirmeye çalıştığı, bu işlem sırasında usta başı ... ’ın talimatı ile davacı ve iki işçinin daha sac malzeme parçayı sabit tutmaya çalıştıkları, usta başı ... ’ın da presi çalıştırıp parçadaki delik yapma işlemini ayarlamaya çalıştığı, bu esnada davacı işçinin sağ elinin prese sıkışması sonucu %7 oranında malul kaldığı, olayın SGK tarafından iş kazası olarak kabul edildiği, iş kazasının gerçekleşmesinde işveren davalı şirketin %90, dava harici usta başı ... ’ın %10 oranında kusurlu, davacı kazalının ise kusursuz olduğunun tespit edildiği, mahkemece sadece davalı işverenin kusuru olan %90 oranındaki kusur üzerinden yapılan hesaba itibar edilerek karar verildiği anlaşılmıştır.Birden çok kimsenin birlikte neden oldukları zarardan sorumluluklarını düzenleyen 6098 sayılı TBK'nun 61. maddesi uyarınca (818 sayılı B.K.’nun 50 ve 51. Maddesi) ve aynı Yasanın 163. (818 sayılı B.K.’nun 142.) maddesi hükmüne dayanarak davacı, zararının tümünü müteselsil sorumlulardan biri aleyhine açacağı bir dava ile isteyebileceği gibi, sorumluların hepsi aleyhine açacağı bir dava ile de talep edebilir. Ancak, aynı Yasanın 163. (BK 141) maddesi gereğince teselsül, ister yasadan, ister sözleşmeden doğmuş olsun, bu kuraldan yararlanma hakkı sadece zarara uğrayanın, daha geniş bir deyim ile alacaklınındır. Öte yandan, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 165.maddesi (818 sayılı BK'nun 144. maddesi) hükmüne göre, Kanun veya sözleşme ile aksi belirlenmedikçe, borçlulardan biri kendi davranışıyla diğer borçluların durumunu ağırlaştıramaz. 166. maddesi(818 sayılı BK'nun 145. maddesi) hükmüne göre, sorumlulardan birinin zararı ödemesi halinde, diğerleri bu oranda borçtan kurtulurlar. Ancak, müteselsil borçluların borçtan tamamen veya kısmen kurtulabilmeleri, alacaklının bilfiil tatmin edilmiş olması halinde söz konusudur.Somut olayda, davacının davalı işverene karşı açtığı davanın müteselsil sorumluluk hükümlerine dayalı olması nedeniyle, dava harici usta başı ... ’ın kusurundan da davalı işverenin sorumlu olduğu, davacının ise kusursuz olduğu gözetilerek %100 kusur üzerinden davalının sorumluluğunun tespiti gerekirken; dava harici usta başı ... ’a yüklenen %10 oranındaki kusurun hesap harici bırakılarak, sadece davalı işverene yüklenen %90 oranındaki kusur üzerinden yapılan hesabın hükme esas alınması hatalı olmuştur.Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece yapılacak iş; %100 kusur üzerinden davalının sorumlu olduğu yeni bir hesap raporu almak ve fakat alınacak bu raporda hükme esas teşkil eden hesap raporundaki doneleri dikkate almak ve taraflar lehine oluşan usulü kazanılmış haklara riayet edilerek rapor neticesine göre bir karar vermekten ibarettir. 3
Artan Maluliyette Hesap Şekli#
Mahkemece 23.02.2016 tarihinde ilk kez verilen karar, peşin sermaye değerli gelirin, gelir başlangıç tarihi (01.07.2009) itibarıyla, artan iş göremezlik oranına (%44,2) göre belirlenmesi; yeni oran üzerinden belirlenmiş olan bu peşin sermaye değerli gelirden, gelir başlangıç (01.07.2009) tarihinden sürekli iş göremezlik derecesinin yükseldiği (02.04.2013) tarihe kadar ödenen gelirin, düşük iş göremezlik oranı ile artan iş göremezlik oranı arasındaki fark iş göremezlik oranına (%13) karşılık gelen miktarının mahsubu gerekecektir. Öte yandan başlangıçtaki gelir onay tarihinin esas alınması gereği de dikkate alınmalıdır denilerek Dairemizin 04.10.2016 tarihli 2016/8971-2016/12018 sayılı kararı ile bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyulmuş ve bilirkişi tarafından sigortalıya bağlanan gelirin başlangıçtaki peşin sermaye değeri tespit edilmiş ise de, gelir miktarının Kurumdan getirtilmesi gerekmektedir. Bu nedenle davalı Kurumdan gelir başlangıç tarihi (01.07.2009) itibarıyla diğer gelir bağlama hesap doneleri sabit kalmak kaydıyla artan işgöremezlik oranına (%44,2) göre tespit edilecek olan ilk peşin değerli gelir celp edildikten sonra gönderilmek üzere4
Kaynaklar