davaya konu iş akdinin feshine sebep olan 07.06.2015 tarihli olayda, davacının 18.10.1998 doğumlu oğlu ...'ın bayanlar hamamını çatıya çıkarak gözetlediği, çıkan tartışma neticesinde kaplıca güvenlik görevlileri tarafından durumun tespiti ile buna ilişkin tutanak tutulduğu, akabinde 03.07.2015 tarihli tebliğ belgesi ile, davacının 03.07.2015 tarihinden itibaren Destek Hizmetleri Bünyesindeki görevinden alınarak, aynı unvanla Temizlik İşleri Bünyesine 06.07.2015 tarihinde görevlendirildiği fakat davacının tebliğden imtina ettiği, ikamet ettiği köyde çalışmak istediğini aksi halde işten çıkartılmasını talep ettiğinine dair tutanak tutulduğu görülmüştür. Söz konusu olayda davacının bir kusuru olmasa dahi, sorumlu olduğu aile üyelerinden oğlunun hamam gibi kişilerin özel hayat ve özellikle vücut bütünlüğüne yönelik hassas davranılmak zorunda olunan bir ortamda, tutanakla ve tanık beyanları ile gerçekleştiği sabit olan olay neticesinde, ... gibi küçük bir ilçenin köyünde gerçekleşen olayın duyulmaması hayatın ve de küçük bir köydeki alışılagelen yaşam tarzı düşünüldüğü takdirde mümkün değildir. Dolayısı ile Belediye tesisinin hamam kısmında yaşanan olay sonrası gerek hamamdan faydalanan ve faydalanacak olan kişilerin rahat hareket edebilmesi, gerekse iş disiplini gereği davacının aynı işyerinde aynı görevle kalması etik değildir. Davaya konu olayda davacının yaptığı bir eylem olmadığı için kendisine yönelik disiplin soruşturması veyahut cezai soruşturma yapılması hukuken imkansızdır. Dolayısı ile bu sebeple soruşturma başlatılmadığından bahisle işverenin sorumlu tutulması mümkün değildir. Davacı vekilinin; "olayın henüz reşit bile olmayan bir çocuğun çatıya çıkıp orada sıkışan topu araması olayının kötü bir amaca alet edilmesinden ibarettir." şeklindeki beyanı ise, gerek davacı ve davalı ortak tanığı ...'nın, "2015 yılının yaz ayında bir takım tartışmalar üzerine dışarı çıktığımda kaplıcadan faydalanan kişilerin davacıların oğlunun bayanlar bölümünün çatı kısmına çıkarak gözetlediğini söylediler. O gün davacıların çalışma günü değildi ancak davacılar aynı köyde ikamet ettikleri için ve oğulları yanlarına gelip gittiği için çocuğun kaplıca civarında dolaşmasını yadırgayamayız. Bende davacının oğlu ile görüştüğümde, bana çatıya çıktığını ama kimseyi gözetlemediğini söyledi. Bunun üzerine davacıların oğlunu çatıda görenlerin gözetlediği hususunda itirazlarını devam ettirmeleri üzerine tutanak düzenledik." beyanı ve hayatın olağan akışı değerlendirildiğinde, mahkememizde aksi yönde kanaat oluşmuştur. Somut olayda dikkat edilmesi gereken husus böyle bir olayın küçük bir yerde bulacağı yankı ve işverenin bu hususta şüphe feshi hakkı ile hareket edebileceğidir. Şüphe feshi Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin 05.10.2009 tarih, 44383/25774 E.K. Sayılı kararında; "İş ilişkisinin devamı için gerekli olan güveni yıkmaya elverişli objektif olay ve vakıalara dayanan güçlü bir şüphenin mevcut olması..." şeklinde izah edilmiştir. İşverenin bu konuda davacının oğluna soruşturma başlatmaması ve şüphe feshi kapsamında işçinin iş akdine son vermeyerek, aynı unvanla görev değişikliği teklifinde bulunması, davacının görevlendirildiği işi makul sebep olmaksızın kabul etmemesi, görevlendirme yazısını tebliğden imtina ederek, imtina sebebine yönelik gerekçede belirtmeksizin kendi insiyatifi ile hareket etmesi göz önüne alınarak işverenin feshin son çare olma ilkesine uygun hareket ettiği ve iş akdinin geçerli nedenle feshedildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
4857 sayılı İş Kanunu'nun 19. maddesi uyarınca aynı yasanın 18. maddesi kapsamında kalan işçinin iş sözleşmesinin geçerli nedenle feshetmek isteyen işveren, fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. Yazılı fesih bildiriminin de, fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde içermesi zorunludur.
Yine aynı yasanın 109. maddesine göre, bu kanunda öngörülen bildirimlerin ilgiliye imza karşılığı ve yazılı olarak yapılması gerekmektedir.
Somut uyuşmazlıkta, davacının iş akdi geçerli nedenle feshedilmekle birlikte yazılı bir fesih bildirimi bulunmadığından yapılan feshin geçersiz olduğu anlaşılmakla davanın kabulü yerine reddine karar vermek hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.1
Kaynaklar
- 9. Hukuk Dairesi 2018/1819 E., 2018/3768 K. ↩