İş Müfettişi Denetimine Karşı Açılacak Dava Usulü Dava Kimlere Açılmalıdır#
DAVA TÜRÜ : TESPİT
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen karar, duruşmalı olarak süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiş ise de; işin mahiyeti itibariyle duruşma isteminin reddine, incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiş olmakla; dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacı Şirkete ait işyerinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Müfettişleri .... ve ... tarafından 08.06.2016- 07.10.2016 tarihlerinde yapılan "Ulusal Ve Yerel Marketlerde Çalışma Koşullarının İyileştirilmesi Programlı Denetimi" teftişi sonrasında, adı geçen müfettişler tarafından müvekkili şirkete "Noksanlıklar/Aykırılıklar" konulu yazı ile teftiş sonucunun tebliğ edildiğini, aynı yazılı bildirim ile de noksanlıkların 30 gün içinde giderilmesini talep ettiklerini, iş müfettişleri tarafından yapılan işlemlerin iptali ve tesis edilen işlemlerle ilgili müvekkili şirketin borçlu olmadığının tespiti için davanın açıldığını, yapılan teftiş sonrasında müvekkil şirkete 14.10.2016 tarihinde tebliğ edilen ve giderilmesi istenen noksanlıkların yanlış tespitlere ve hatalı hukuki gerekçelere dayanmakta olduğunu, iş sözleşmelerinin bir örneğinin işçilere verildiğine ilişkin bir kayıt-belge bulunmadığı, müvekkili şirkette postalar halinde veya vardiyalı çalışma olduğunu, çalışma ve ara dinlenmelerin işçilere duyurulmadığı, 31 gün olan aylarda 30 gün ücret ödendiğinin iddia edildiği, işyerinde haftada 3 saat fazla mesai yapıldığı, 01,01.2015-30.09.2016 dönemi için 3 saat fazla mesai ücretlerinin işçilere ödenmesi gerektiği, özellikle yazlık mağazalarda çalışan işçilerin zaman zaman hafta tatili kullanmadan çalıştığı, hafta tatili kullandırılması gerektiği, genç işçilerle ilgili çalışma şartlarının düzenlemesi gerektiği, 13 engelli işçinin istihdamı için gerekli müracaatların yapılması gerektiği, yıllık izne hak kazanan işçilerin izinlerinin kullandırılması gerektiği hususlarının bildirildiğini, ancak müvekkili şirket bünyesinde sözleşmenin bir örneğinin işçiye verildiğini, haftanın 6 günü 08:30-18:00 saatleri arasında çalışıldığını, 1,5 saat yemek 15'er dakikadan iki kez çay molası olduğunu, pazar günleri hafta tatili kullanıldığını, işçilerin yaz saati uygulamasında ilk şifte gelenlerin 08:30-18:30, ikinci şifte gelenlerin 11:00-21:00 saatleri arasında, kış saati uygulamasında ise ilk şiftin 08:00-18:00, ikinci şiftin 10:30-20:30 saatleri arasında çalıştıklarını, ay kaç gün olursa olsun işçilerin sigorta primlerinin 30 gün üzerinden ödendiğini, işçilerin günde 7,5 haftada 45 saat çalıştıklarını, zaman zaman fazla mesai yapıldığında ücret bordrolarına %50 zamlı olarak tahakkuk ettirilerek ödendiğini, fazla çalışmalarla ilgili olarak düzenlenmesi gereken belgelerin ibraz edilmediğini, yıllık izinlerin işverenin iş şartlarına göre belirlediği zamanda kullanması gerektiğini, en son 11.10.2016 olmak üzere daha önceki talepleri İŞKUR tarafından karşılanmadığından engelli işçi istihdamı açığının oluştuğunu, işçilerin hafta tatillerini dönüşümlü kullandıklarını, her işçinin pazar günü hafta tatilini kullanmadığını, hafta içi de kullanılabildiğini, açıklanan nedenlerle 14.10.2016 tarihinde tebliğ edilen yazılı bildirimi ile tesis edilen işlemlerin iptali ile tesis edilen işlemlerle ilgili müvekkili şirketin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacı işyerinde yapılan tespitlerin, 14.10.2016 tarihli tutanak ile davacı işveren vekiline tebliğ edildiğini, davacıya ait zincir mağazalarda 01.01.2015-30.09.2016 dönemini kapsayan 08.06.2016-13.10.2016 tarihleri arasında müfettiş incelemesi yapıldığını, teftişin 1. aşamasına ilişkin tespitlerin hem iş müfettişleri ve hem de işveren vekili tarafından imzalanan 13.10.2016 tarihli tutanak ile yapıldığını, "Noksanlıklar/aykırılıklar" ın 14.10.2016 tarih ve 7249/05 sayılı yazı ile davacı işveren vekiline aynı tarihte tebliğ edildiğini, iş bu davanın da iş bu tebliğ üzerine açıldığını, ancak aynı yazı ile davacı şirkete eksikliklerin giderilmesi için 30 gün süre verildiğini, teftişe ara verilen süre sonunda tekrar inceleme yapılacağı ve teftişin bu incelemeden sonra tamamlanacağının tebliğ edildiğini, verilen süre bitiminde yapılacak olan teftiş sonucu nihai müfettiş raporunun düzenleneceğini, henüz süre sonundaki incelemeye ilişkin tutanak ve müfettiş raporu oluşturulmadığından tam bir savunma yapılamadığını, ayrıca nihai müfettiş raporunun düzenlenmesi sonucunda işçilerin fazla mesai ve eksik ücretlerinin ödenmediğinin tespiti halinde bundan işyerinde yararlanacak tarafın işçiler olduğunun aksinin tespiti halinde ise davacı işverenin yararlanacağını, buna göre esasen bu davanın menfi tespit davası olduğunu ve taraflarını da işçilerin ve işverenin oluşturduğunu, bu durumda Yüksek Mahkemenin içtihatlarında da kabil edildiği üzere davanın öncelikle husumet yönünden reddi gerektiğini, ayrıca, iş müfettişlerince tutulan tutanakların aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk Derece Mahkemesince, iş müfettişleri tarafından işçi alacaklarına ilişkin yapılan tespitlere karşı işçi ya da işveren tarafından açılacak davaların, yerine göre eda davası, yerine göre ise menfi tespit davası özelliği göstermekte olduğu ve her halükarda bu davaların taraflarının işçi ve işveren olduğu, somut davada Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığının husumeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu :
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu :
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
4857 sayılı İş Kanunu’nun 92. maddesine göre “91 inci madde hükmünün uygulanması için iş hayatının izlenmesi, denetlenmesi ve teftişiyle ödevli olan iş müfettişleri, işyerlerini ve eklentilerini, işin yürütülmesi tarzını ve ilgili belgeleri, araç ve gereçleri, cihaz ve makineleri, ham ve işlenmiş maddelerle, iş için gerekli olan malzemeyi 93. maddede yazılı esaslara uyarak gerektiği zamanlarda ve işçilerin yaşamına, sağlığına, güvenliğine, eğitimine, dinlenmesine veya oturup yatmasına ilişkin tesis ve tertipleri her zaman görmek, araştırmak ve incelemek ve bu Kanunla suç sayılan eylemlere rastladığı zaman bu hususta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından çıkarılacak İş Teftişi Tüzüğünde açıklanan şekillerde bu halleri önlemek yetkisine sahiptirler.
Teftiş, denetleme ve incelemeler sırasında işverenler, işçiler ve bu işle ilgili görülen başka kişiler izleme, denetleme ve teftişle görevli iş müfettişleri ve işçi şikayetlerini inceleyen bölge müdürlüğü memurları tarafından çağrıldıkları zaman gelmek, ifade ve bilgi vermek, gerekli olan belge ve delilleri getirip göstermek ve vermek; iş müfettişlerinin birinci fıkrada yazılı görevlerini yapmaları için kendilerine her çeşit kolaylığı göstermek, bu yoldaki isteklerini geciktirmeksizin yerine getirmekle yükümlüdürler.
Çalışma hayatını izleme, denetleme ve teftişe yetkili iş müfettişleri ile işçi şikayetlerini incelemekle görevli bölge müdürlüğü memurları tarafından tutulan tutanaklar aksi kanıtlanıncaya kadar geçerlidir. İş müfettişleri tarafından düzenlenen raporların ve tutulan tutanakların işçi alacaklarına ilişkin kısımlarına karşı taraflarca otuz gün içerisinde yetkili iş mahkemesine itiraz edilebilir”.
Anılan kanuni hükümler ile çalışma ilişkilerini korumak ve geliştirmek, ortam ve koşullarını denetlemek görevi iş müfettişlerine verilmiştir. Buna göre iş müfettişleri işyerinde genel, kontrol ve inceleme denetimi yaparlar.
İşyerinde işin yürütümü yönünden çalışma hayatı ile ilgili tüm mevzuat hükümlerine ve işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından ise; işçi sağlığı ve güvenliğine ilişkin mevzuat hükümlerinin uyulup uyulmadığının tespiti, genel denetimdir. Genel denetim ise yargısal faaliyet olarak nitelendirilemez.
Kontrol denetimi ise, genel denetim sonrası (işin yürütümü veya işçi sağlığı ve güvenliğine ilişkin) mevzuata aykırılık ve eksiklik olarak tespit edilen olguların, verilen süre içinde giderilip giderilmediğini kontrol edilmesidir.
İnceleme denetimi, bir kişinin ya da kurumun başvurusu üzerine yapılan denetimdir.
Dairemizce daha önce genel denetim sırasında yapılan müfettiş tespitlerine karşı taraflarca dava açılamayacağı yönünde uygulama yapılmakta idi. Ancak konunun yeniden değerlendirilmesi sonucunda, bu tür tespitlere karşı da dava açılmasında hukuki yararın bulunduğu sonucuna varılmıştır. Bu bağlamda genel denetim sonucu yapılan tespitlere karşı sadece Bakanlığa karşı; işçinin şikayeti üzerine yapılan denetim sonucu bir tespit yapılmışsa Bakanlık ile birlikte şikayette bulanan işçiye karşı dava açılması gerekir.
Somut olayda; dava konusu yapılan inceleme raporundaki tespitler genel denetim sonucu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş müfettişi tarafından yapılmış olmakla, davanın Bakanlık aleyhine açılabileceği ve somut dava bakımından davalı Bakanlığa husumet yöneltilebileceği dikkate alınarak işin esasına girilmesi gerekirken, yazılı şekilde husumet yokluğu sebebi ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ve bu karara karşı istinaf başvurusunu esastan reddeden Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin ise kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 20.06.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.1
Şikayet İsimsizse Denetim genele şamil yapılmışsa işçilere dava açmaya gerek yoktur#
Bu bağlamda genel denetim sonucu yapılan tespitlere karşı sadece Bakanlığa karşı; işçinin şikayeti üzerine yapılan denetim sonucu bir tespit yapılmışsa Bakanlık ile birlikte şikayette bulanan işçiye karşı dava açılması gerekir.
Somut olayda; dava konusu yapılan 04/11/2016 tarihli ve 9833/İNC-56 sayılı raporun davacı bankaya ait ... Şubesine ilişkin olduğu ve isimsiz olarak Alo 170 hattına işyerinde fazla çalışma yaptırıldığı iddiası sonucunda tanzim edildiği anlaşılmaktadır. Söz konusu raporda işyerindeki toplam 19 işçi için 01.03.2014-31.07.2016 arası döneme ait fazla çalışma yönünden inceleme yapıldığı ve sonuç bölümünde 6 işçi için fazla çalışma ücretlerinin ödenmesi gerektiği sonucuna varılmış ve bu husus davacı işverene yazılı olarak bildirilmiştir. İnceleme raporunun isimsiz olarak Alo 170 hattına yapılan şikayet sonucu ... İş Teftiş Kurulu tarafından tüm işyerine şamil olmak üzere tanzim edildiği ve şikayet sahibinin bilgilerinin bulunmadığı dikkate alındığında davalı Bakanlığa husumet yöneltilmesi yeterli olup, inceleme raporunda fazla çalışma ücreti ödenmesi gerektiği belirtilen işçilerin davaya dahil edilmesine gerek bulunmamaktadır. Bu itibarla Mahkemece davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş, husumet yöneltilen diğer davalı ... Müdürlüğünün raporu düzenleyen İş Teftiş Kurulunun bir organı olmayıp, ... teşkilatı içerisinde yer alan tüzel kişiliğe haiz, idari ve mali bakımdan özerk bir kamu kurumu olduğu ve davada taraf sıfatı bulunmadığı gözetilmek suretiyle bu davalı yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar vermek, diğer davalı ... yönünden ise işin esasına girilerek karar vermekten ibarettir. Eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.2
Müfettiş Denetiminde Kişiye Özgü Tespit Yapmalıdır#
DAVA : Davacı, iş müfettiş raporunun iptaline karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin red kararına karşı davacı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
... Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi davacı avukatının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
... Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nin kararı süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü - ... ve İş Kurumu İl Müdürlüğü'nün 12/08/2014 tarihli ... sayılı yazısı ile Bakanlık İş Müfettişince, müvekkili olan ... , ... ilçesi ve ... Şubelerinde ... tarihleri arasında inceleme yapıldığını, yapılan teftiş sonucunda 09/06/2014 tarih ve ... sayılı rapor düzenlendiğini, raporda banka çalışanlarının fazla çalışma yaptıklarının tespit edildiğini, tablo halinde belirtilen fazla çalışma ücretlerinin tahakkuk ettirilerek belirtilen çalışanlara ödenmesi gerektiğine ilişkin tespitin ve ekindeki tutanakların müvekkili bankaya tebliğ edildiğini, ancak gerçek durumu yansıtmadığını iddia ederek bu tespit ve tutanakların iptalini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davaya usul ve esas bakımından itiraz ettiğini, öncelikle müfettiş raporuna itirazların iş Kanunu ile yönetmeliklerde düzenlenmiş olup, işçi alacakları ile alakalı konularda itiraz süresinin 30 gün olduğunu, işçi alacakları ile ilgili olmayan konularda ise 6 gün olduğunu belirterek müfettiş raporuna itirazın bu itiraz süresi içerisinde değilse, öncelikle davanın süre yönünden reddini talep ettiğini, müfettişlerin iş yerinde ihbar üzerine denetim yaptıklarını, müfettiş raporuna istinaden kesilen idari para cezası ile ilgili itirazını ... Sulh Hukuk Hakimliği'ne ... değişik iş sayılı dosyası ile yaptığını, davacının işyerinde yapılan incelemede 4857 sayılı iş yasasının 63.maddesine aykırı davranıldığının tespitinin yapıldığını, tespit yapılırken kayıt ve belgelere göre yapıldığını, yapılan incelemenin tamamen muteriz kayıtlarına, işçi beyanlarına göre yapıldığını, müfettişlerin dayanağı olmayan bir iddiayı raporlarına yansıtmalarının mümkün olmadığını, ekte sunulan rapor incelendiğinde, işçilerin işyerinde 5 gün saat 09:00-18:00 saatleri arasında normal çalıştıklarını, işçi ifadeleri ve müfettişe sunulan evraklar üzerinde yapılan incelemelerde işçilerin hafta içi saat 20:00'ye kadar çalıştıklarını, hal böyle iken ortalama işçilerin günlük 2 saat haftalık 10 saat fazla çalıştıklarının açık olduğunu, işi biten bir çalışanın 1 veya 2 saat işyerinde beklemesinin mantıken izahının olmadığını, bu sebeple, müfettiş raporundan anlaşılacağı üzere yapılan incelemede herhangi bir noksanlığın bulunmadığını, davacı iş yerinde İş Kanununa aykırı işlemler yapıldığının açık olduğunu, raporun usulüne uygun olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk Derece Mahkemesince, iş müfettişi tespit yaparken alarm kuruluş ve çözülüş saatlerine bakarak ve işin niteliğini dikkate alarak çalışanların günde ortama olarak 2 saat haftalık 10 saat fazla mesai yaptığına kanaat getirerek tutanak ve rapor tuttuğu, ve bu raporun aksi ispatlanıncaya kadar geçerli olduğu, davacı Banka bu tutanakların aksini ispatlayamadığından, iş müfettişi ilgili bankaların güvenlik alarmlarının kuruluş ve çözülüş saatlerine bakarak tespit yaptığından ve iş müfettişi tutanaklarındaki tespitlerin bankaların fiili uygulamasına da uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
D)İstinaf başvurusu:
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
E)İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili istinaf başvurusunda; müvekkili Banka uygulamasına göre saat 18.00’dan sonra mesaiye kalınmasının yöneticilerin insiyatifinde olduğundan fazla mesai için önceden yöneticiden onay alınmasının gerektiğini iddia ederek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasını talep etmiştir.
F)Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı Bankanın ... Şubesindeki çalışma saatlerini, alarm kurulum ve çözülüm saatlerini gösterir kayıtlar ve şubede çalışanların kullandıkları bilgisayarların açılış ve kapanış saatlerini gösteren log kayıtları ile belirleyen iş müfettişi raporunun aksinin davacı tarafından kanıtlanmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Mahkemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
G)Temyiz başvurusu :
Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davacı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
H) Gerekçe:
Uyuşmazlık davalı işyerindeki vakî şikâyet üzerine başlatılan inceleme neticesinde Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü’nün 12.08.2014 tarihli yazısı ile tebliğ edilen fazla çalışma ücretine ilişkin tespit tutanağının iptaline ilişkindir.
Davacıya ait işyeri incelemesinde tutulan ve dava konusu olan tutanakta;
“Banka çalışanlarının haftanın beş gücü 09.00-18.00 saatleri arasında çalıştırıldıkları, 12.30-13:30 saatleri arasında Banka Şubesinin kapatılarak çalışanların ara dinlenmesi kullandığı ve işyerinden genel olarak saat 18.00'de ayrılamadıklarının tespit edildiği,
“Banka şubelerinde güvenlik şirketi tarafından tutulmakta olan alarm çözülüş ve kuruluş kayıtlarından şubelerin açılış, kapanış saatlerinin bulunduğu, şubenin işyerinden en son ayrılan çalışanın durumuna göre kapatıldığı, şube kapanış saatlerinin en erken 19.15 en geç de 23.51 olduğu, çalışanlara banka şubelerinden genel olarak saat 20.00'de ayrıldıkları,
“İşverenliğin 4857 sayılı İş Kanununun 63. maddesine dayanılarak hazırlanan İş Kanunu'na İlişkin Çalışma Süreleri Yönetmeliğinin 9 maddesi "İşveren, işçilerin çalışma sürelerini uygun araçlarla belgelemek zorundadır" hükmü bulunmasına ve Toplu İş Sözleşmesinin 25. maddesinde yapılan fazla çalışmanın saptanmasında işyeri devam cetvelinin esas alınacağı belirtilmesine rağmen işverenliğin böyle bir belge tanzim etmemesi nedeniyle işyerinde haftanın 5 günü 09.00-18.00 saatleri arasında 1 saat ara dinlenmesi kullandırılarak çalıştırıldığı, bu saatler haricinde çalışanların yaptığı işin gereği genel olarak saat 20.00'ye kadar çalıştırıldığı belirlendiğinden işçilerin haftanın 5 günü günde 2 saat ve haftada 10 saat fazla çalışma yaptığı, toplam fazla çalışma hesaplanmasında 1 yılda 52 hafta olduğu, işçinin yaklaşık 2 hafta izin kullandığı göz önünde bulundurulursa, işçinin ortalama yıllık 50 hafta çalıştığı, yıllık 500 saat fazla çalışma ücretinin ödenmesi gerektiği ancak yıllık en fazla 270 saate kadar olan fazla çalışma ücretinin ödendiği, çalışanların bir kısmına ise hak ettikleri halde yukarıda belirtilen 270 saatten daha az süreler için fazla çalışma ücreti ödendiği” tespiti yapılmış ve işyeri çalışanlarına ödenmesi gereken bakiye fazla çalışma ücretleri ile ödenecek işçinin ismi ile alması gereken miktarlar da belirtilmek suretiyle ekli listesinde gösterilmiştir.
Görüldüğü üzere, denetime konu banka şubelerinde dava dışı güvenlik şirketi tarafından tutulmakta olan alarm çözülüş ve kuruluş kayıtlarından hareketle şubenin açılış ve kapanış saatlerine göre ortalama çalışma saatleri belirlenmiş, yine buradaki her işçinin yaklaşık 2 haftalık izin süresi kullandığı kabul edilerek yıllık 50 hafta üzerinde fazla çalışma alacağı hesaplanmıştır.
Ancak yıllık izin süreleri işçilerin kıdemine göre değişmekte olup, her işçi için 2 haftalık izin süresi kullanıldığının kabulü ile sonuca ulaşılması, yine fazla çalışma işçinin pozisyonuna, işyeri ihtiyaç ve koşullarına göre değişkenlik göstermekte olup bu yönüyle kişiye özgü ispatın aranması nedeniyle genele teşmil edilemeyeceğinden işyeri açılış ve kapanış saatleri esas alınarak burada çalışan bütün işçiler için bir belirleme yapılması yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle davacı işverenin denetim neticesindeki fazla çalışmaya ilişkin yapılan tespite itirazı yerinde olup, davanın kabulü gerekirken yazılı şekilde reddi isabetsizdir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.01.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.3
Kaynaklar