Vefat Eden Bekarın İleride Evlenme ve Çocuk Sahibi Olma İhtimali#
Zararlandırıcı olay tarihinde 18 yaşında ve bekar olan müteveffa sigortalı C.. P..'nın yaşamına devam etmesi halinde evlenebileceği, hatta çocuk sahibi olabileceği bu nedenle gelirinden davacılara ayrılan payın değişebileceği dikkate alınarak maddi zarar hesabı yapılması gerekirken, davacıların muhtemel yaşama süreleri boyunca desteğin gelirinden faydalanacaklarının kabul edilmesi doğru değildir.1
Dul Eş Hesaplama Şekli#
Dul kalan eşin yeniden evlenme şansının belirlenmesinde aile bağlarına, sosyal ve ekonomik durumuna, kişiliğine, çocuk sayısına, ülke şartlarına ve yörenin töresel koşullarına bakılarak bir sonuca varılması gerekir. Bu hususta, gerektiğinde konusunun uzmanı bilirkişilerin görüş ve düşüncesine de başvurulabilir. Uygulamada, dul eşin yeniden evlenme şansının belirlenmesinde daha çok, hazır tablolardan yararlanılmaktadır. En sık başvurulan ... tablosuyla Askeri Yüksek İdare Mahkemesi tarafından kullanılan tablodur. Moser'in Tablosu 1940'tan önceye ait olup, günümüz koşullarına ve ülkemiz şartlarına uyduğu söylenemez. Yine, ... kaynaklı ... / ... tablosu daha yakın tarihli ise de, bu tablonun da Türkiye koşulları dikkate alınarak hazırlanmadığı açıktır. Bu durumda, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi tarafından kullanılan tablonun mevcut koşullarda ülkemiz koşullarına daha çok uyumlu olduğu değerlendirilebilir. (Hukuk Genel Kurulunun 02.02.2011 gün; 2010/4-712 Esas, 2011/4 Kararı) Yukarıdaki yüzdeler, çocuksuz eşler için olup, AYİM uygulamasında 18 yaşından küçük her çocuk için %5 indirim yapılmaktadır. Yalnızca kadınlar için düzenlenmiş bu tabloların erkeklere uygulanmasında, DİE’nin (TÜİK’in) erkeklerin kadınlara oranla %77,13 daha fazla evlenme şansları olduğuna ilişkin saptamasından yararlanılmaktadır. Dul eşin yeniden evlenme olasılığı, olay tarihindeki yaşına göre değil, hüküm tarihine en yakın rapor tarihindeki yaşına göre saptanmalıdır.2
Dul Eş Hesaplama Şekli#
Dul kalan eşin yeniden evlenme şansının belirlenmesinde aile bağlarına, sosyal ve ekonomik durumuna, kişiliğine, çocuk sayısına, ülke şartlarına ve yörenin töresel koşullarına bakılarak bir sonuca varılması gerekir. Bu hususta, gerektiğinde konusunun uzmanı bilirkişilerin görüş ve düşüncesine de başvurulabilir. Uygulamada, dul eşin yeniden evlenme şansının belirlenmesinde daha çok, hazır tablolardan yararlanılmaktadır. En sık başvurulan ... tablosuyla Askeri Yüksek İdare Mahkemesi tarafından kullanılan tablodur. Moser'in Tablosu 1940'tan önceye ait olup, günümüz koşullarına ve ülkemiz şartlarına uyduğu söylenemez. Yine, ... kaynaklı ... / ... tablosu daha yakın tarihli ise de, bu tablonun da Türkiye koşulları dikkate alınarak hazırlanmadığı açıktır. Bu durumda, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi tarafından kullanılan tablonun mevcut koşullarda ülkemiz koşullarına daha çok uyumlu olduğu değerlendirilebilir. (Hukuk Genel Kurulunun 02.02.2011 gün; 2010/4-712 Esas, 2011/4 Kararı) Yukarıdaki yüzdeler, çocuksuz eşler için olup, AYİM uygulamasında 18 yaşından küçük her çocuk için %5 indirim yapılmaktadır. Yalnızca kadınlar için düzenlenmiş bu tabloların erkeklere uygulanmasında, DİE’nin (TÜİK’in) erkeklerin kadınlara oranla %77,13 daha fazla evlenme şansları olduğuna ilişkin saptamasından yararlanılmaktadır. Dul eşin yeniden evlenme olasılığı, olay tarihindeki yaşına göre değil, hüküm tarihine en yakın rapor tarihindeki yaşına göre saptanmalıdır.3
Dul Eş Hesaplama#
Destekten yoksun kalma tazminatında bilinmeyen dönem için farazi bazı kriterlere göre hesaplama yapılmakta ise de, dul eşin hesap tarihi itibari ile evlenip evlenmediği belirlenebilir bir veridir.
Somut olayda kazanın 04.05.2011 tarihinde gerçekleştiği ve desteğin de aynı tarihte öldüğü, davanın 19.09.2011 tarihinde açıldığı, destekten yoksun kalma tazminatı talep eden sağ kalan eş ...’ın 28.01.1972 doğumlu olduğu ve 13.07.1994 doğumlu bir çocuğunun bulunduğu, sağ kalan eşin bilirkişi raporunun alındığı 11.02.2013 tarihinde 41 yaşında, çocuğunun ise 19 yaşında olduğu ve eşin evlenmediği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda dul kalan eşin evlenme ihtimali tartışılmış ve dul kalan eşin evlenme ihtimali konusunda birçok faktörün rol oynadığı, dul kalan eşin yaşı, çocuk sayısı, fiziki durumu, eşin ölümü nedeniyle içine düştüğü sosyo- ekonomik durumu, ölen eşine bağlılık durumu gibi kişiye özel mahrem duyguların yanı sıra, mahalli örf ve âdetlerin de yeniden evlenme şansını etkileyecek hususlar olduğu, anılan ilkeler özellikle dul kalan eşin olay tarihinde 39, halen 41 yaşında ve çocuk sayısına nazaran yeniden evlenme ihtimalinin bulunmadığı belirtilmiştir.
AYİM tablosuna göre, 41-50 yaş aralığındaki dul eşin evlenme şansı % 2 olup, AYİM uygulamasında 18 yaşından küçük her bir çocuk için evlenme şansından % 5 indirim yapılması gerekir. Davacı dul eşin rapor tarihindeki yaşı, çocuk sayısı, AYİM tablosu, içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik durum ile ülke ve yöre koşulları dikkate alındığında, yeniden evlenme şansının bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında sağ kalan eşin evlenme ihtimalinin bir veri değil de tazminattan indirim nedeni olarak değerlendirilebileceği, hesaplamada muhtemel yaşam süreleri belirlenirken desteğin ölüm tarihinin esas alındığı, tüm unsurlarda desteğin ölüm tarihi esas alınırken evlenme şansının değerlendirilmesinde rapor tarihinin baz alınmasının bir çelişki olduğu, değerlendirmenin haksız fiilin meydana geldiği ve zararın doğduğu tarih olan ölüm tarihi itibari ile yapılması gerektiği, tazminatın belirlenmesindeki ilkelerin herkese eşit olarak uygulanması gerektiği, olay tarihindeki verilerin dikkate alınmaması durumunda aynı tarihte desteklerini yitiren, aynı konumda olan sağ kalan eşlere raporun alındığı tarihlerin farklı olmasına bağlı olarak başka başka indirimlerin uygulanabileceği yönünde görüş ileri sürülmüş ise de, bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.
Bu nedenle, davacı eşin rapor tarihindeki yaşına, çocuk sayısına, içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik durum ile ülke ve yöre koşullarına, rapor tarihine kadar geçen zamanda da evlenmemiş olmasına göre evlenme şansı bulunmadığı yönündeki bilirkişi raporunun hükme esas alınmak suretiyle tazminattan bir indirime gidilmesine yer olmadığına ilişkin direnme kararı yerindedir.4
Eşin Evlenmesi Durumu#
Mahkemece hükme esas alınan kusur raporunda, eş ... evlenmesi nedeni yapılan fiili ödemeler hesaplanması gerekirken tüm peşin sermaye değerli gelirlerin hesaplandığı, anne ... yönünden ise ilk peşin sermaye değerlerin dikkate alınmayarak tümünün hesaba dahil edildiği hal böyle olunca, Mahkemece bu husus gözetilmek suretiyle fiili ödemeler ve İlk peşin sermaye degerli gelirlerin dikkate alınarak yeniden hesap raporu alınmalı, varılacak sonuca göre karar verilmelidir. …
Sigortalının eşi olan ... evlenmesi İlk Peşin Sermaye değerli gelir ile fiili ödeme az olmakla bu kapsamda karar verilmesi gereğinin gözetilmemesi isabetsizdir.5
Dul Eş Hesaplama#
Destekten yoksun kalma tazminatında bilinmeyen dönem için farazi bazı kriterlere göre hesaplama yapılmakta ise de, dul eşin hesap tarihi itibari ile evlenip evlenmediği belirlenebilir bir veridir.
Somut olayda kazanın 04.05.2011 tarihinde gerçekleştiği ve desteğin de aynı tarihte öldüğü, davanın 19.09.2011 tarihinde açıldığı, destekten yoksun kalma tazminatı talep eden sağ kalan eş ...’ın 28.01.1972 doğumlu olduğu ve 13.07.1994 doğumlu bir çocuğunun bulunduğu, sağ kalan eşin bilirkişi raporunun alındığı 11.02.2013 tarihinde 41 yaşında, çocuğunun ise 19 yaşında olduğu ve eşin evlenmediği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda dul kalan eşin evlenme ihtimali tartışılmış ve dul kalan eşin evlenme ihtimali konusunda birçok faktörün rol oynadığı, dul kalan eşin yaşı, çocuk sayısı, fiziki durumu, eşin ölümü nedeniyle içine düştüğü sosyo- ekonomik durumu, ölen eşine bağlılık durumu gibi kişiye özel mahrem duyguların yanı sıra, mahalli örf ve âdetlerin de yeniden evlenme şansını etkileyecek hususlar olduğu, anılan ilkeler özellikle dul kalan eşin olay tarihinde 39, halen 41 yaşında ve çocuk sayısına nazaran yeniden evlenme ihtimalinin bulunmadığı belirtilmiştir.
AYİM tablosuna göre, 41-50 yaş aralığındaki dul eşin evlenme şansı % 2 olup, AYİM uygulamasında 18 yaşından küçük her bir çocuk için evlenme şansından % 5 indirim yapılması gerekir. Davacı dul eşin rapor tarihindeki yaşı, çocuk sayısı, AYİM tablosu, içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik durum ile ülke ve yöre koşulları dikkate alındığında, yeniden evlenme şansının bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında sağ kalan eşin evlenme ihtimalinin bir veri değil de tazminattan indirim nedeni olarak değerlendirilebileceği, hesaplamada muhtemel yaşam süreleri belirlenirken desteğin ölüm tarihinin esas alındığı, tüm unsurlarda desteğin ölüm tarihi esas alınırken evlenme şansının değerlendirilmesinde rapor tarihinin baz alınmasının bir çelişki olduğu, değerlendirmenin haksız fiilin meydana geldiği ve zararın doğduğu tarih olan ölüm tarihi itibari ile yapılması gerektiği, tazminatın belirlenmesindeki ilkelerin herkese eşit olarak uygulanması gerektiği, olay tarihindeki verilerin dikkate alınmaması durumunda aynı tarihte desteklerini yitiren, aynı konumda olan sağ kalan eşlere raporun alındığı tarihlerin farklı olmasına bağlı olarak başka başka indirimlerin uygulanabileceği yönünde görüş ileri sürülmüş ise de, bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.
Bu nedenle, davacı eşin rapor tarihindeki yaşına, çocuk sayısına, içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik durum ile ülke ve yöre koşullarına, rapor tarihine kadar geçen zamanda da evlenmemiş olmasına göre evlenme şansı bulunmadığı yönündeki bilirkişi raporunun hükme esas alınmak suretiyle tazminattan bir indirime gidilmesine yer olmadığına ilişkin direnme kararı yerindedir.6
Eş Evlenmişse Evlenme Tarihine Kadar Hesaplama Yapılmalıdır#
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, ölenin olayda kusurunun bulunmadığının anlaşılıp iş kazasının meydana gelmesinde kusuru bulunanlar arasındaki kusur dağılımının ilerde kendi aralarında açılabilecek rücu davasında yeniden değerlendirilmesinin mümkün bulunmasına, temyizin kapsam ve nedenlerine göre ilk derece mahkemesi kararında sair yönlerden bir yanlışlık yok ise de davacı eşin karar tarihinden önce 17/11/2018 tarihinde yeniden evlendiği, bu davacının maddi zararının ancak yeniden evlenme tarihine kadar hesaplanabileceği, diğer bir deyişle bilinen varken farazi duruma göre hesap yapılamayacağı dikkate alınmadan, bakiye ömür sonuna kadar murisin desteğinden faydalandırılması isabetsiz olduğu gibi somut olayın özelliğine göre eş yararına hüküm altına alınan manevi tazminat bir miktar fazla olmuştur.
Yapılacak iş, davacı eşin yeniden evlenmesi şeklindeki maddi vakıayı değerlendirmek, hükme esas alınan bilirkişi hesap raporundaki veriler kullanılarak davacı eşin maddi zararını ölüm tarihinden yeniden evlenme tarihine kadar hesaplatmak, somut olayın özellikleri dikkate alınarak davacı eş yararına hükmedilecek manevi tazminatı belirleyip oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.7
Kaynaklar
- 21. Hukuk Dairesi 2014/12723 E., 2014/24382 K. ↩
- 10. Hukuk Dairesi 2016/16563 E., 2019/2850 K. ↩
- 10. Hukuk Dairesi 2016/16563 E. , 2019/2850 K. ↩
- Hukuk Genel Kurulu 2017/2038 E., 2019/979 K. ↩
- 10. Hukuk Dairesi 2016/13519 E., 2019/1981 K. ↩
- Hukuk Genel Kurulu 2017/2038 E., 2019/979 K. ↩
- 10. Hukuk Dairesi 2020/8254 E., 2020/6194 K. ↩