İşverenin İşyerinde Arabuluculuk Yapılamaz#
Taraflar arasında, dava öncesinde ihtiyari arabuluculuk sürecinin usulüne uygun olarak tamamlanıp tamamlanmadığı, arabuluculuk anlaşma tutanağının geçerli olup olmadığı ve bağlayıcılığı noktalarında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Dava 20.11.2017 tarihide açılmış olup, dava tarihinden sonra 01.01.2018 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3/1.maddesinde "kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebi ile açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır" şeklinde düzenlemeye yer verilerek dava şartı olarak arabuluculuk öngörülmüştür. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinde ise "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır" şeklinde düzenlemeye yer verilerek dava şartı olarak arabuluculuk esasları belirlenmiştir. Davaya konu ihbar ve kıdem tazminatı ile yıllık izin ücretleri bakımından dava şartı olarak arabuluculuk sürecinin işletilmesi gerekli olmasa da ihtiyari olarak arabuluculuk sürecinin işletilip işletilmediği uyuşmazlık konusudur.
Dosyada yer alan arabuluculuk anlaşma belgesinde uyuşmazlık konusu, “iş ilişkisinin işçi tarafından istifa edilerek sonlandırılması nedeniyle iş ilişkisinden doğan alacak hakları ve miktarları” şeklinde gösterilmiştir.
Tutanakta, arabuluculuk görüşmelerinin .... adresinde yürütülmesinin taraflarca talep edildiği açıklanmıştır.
…
Uygulamanın üç yüz kadar işçi için aynı anda yapıldığı da dikkati çeken bir durumdur.
Arabuluculuk görüşmelerinin ..... adresinde yürütülmesi kararlaştırıldığı halde davacı vekili duruşmadaki beyanında, belgenin işyerinde ve personel müdürü tarafından imzalatılmak suretiyle hazırlandığını, arabulucunun aynı adreste olmadığını ve işveren yönetim kurulu üyesi ile hiçbir görüşme yapılmadığını ileri sürmüştür. Davalı vekili de aynı celsede, görüşmelerin şirket idari binasında yapıldığını, yaklaşık üç yüz işçi ile sırayla anlaşma tutanağı düzenlendiğini açıklamıştır.
Arabulucunun aynı zamanda davalı şirketin avukatı olduğu ileri sürülmüş olup, bu durum davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde doğrulanmıştır.
…
Dosya içindeki bilgi ve belgeler ile aynı mahiyette olan ve aynı gün temyiz incelemesine tabi tutulan dört dosya kapsamından, davacının arabulucuya usulüne uygun bir başvurusunun olmadığı, yapıldığı belirtilen görüşmelerin tutanakta geçen adresten farklı yerde gerçekleştiği, üç yüz kadar işçiye aynı şekilde sırayla işyerinde belgelerin imzalatıldığı, anlaşma metninde yer aldığı halde davacı işçinin istifasına dair belgenin bulunmadığı, anlaşma belgesinin içeriğinin işçinin istifa ettiği/kıdem ihbar tazminatına hak kazanmadığı/kıdem tazminatının ödeneceği şeklinde çelişkiler içerdiği, sadece kıdem tazminatı ödenmesi öngörüldüğü halde diğer tazminat ve işçilik alacakları bakımından hakkın gerçekleşmediği veya karşılığının zamanında tam olarak ödendiği şeklinde sözcüklere yer verilerek Türk Borçlar Kanunu’nun 420. maddesinde aykırı şekilde ibra etkisi kazandırılmaya çalışıldığı, kıdem tazminatı dışındaki tazminat ve alacaklarla ilgili olarak delil oluşturma ve dava açma yasağı oluşturma yönünde çaba içine girildiği anlaşılmaktadır.
Bütün bu işlemlerin davalı şirketin kayden avukatının arabuluculuğunda gerçekleştiği, arabulucunun davacı tarafı diğer tarafın avukatı olduğu konusunda bilgilendirdiğinin tespit edilemediği, emsal dosyalarda dinlenen tanık anlatımlarına göre, arabuluculuk görüşmelerinin hiç yapılmadığı, hatta arabulucunun da işçilerin imzaladığı aşamada işyerinde olmadığının beyan edilmesi karşısında; usulüne uygun bir arabuluculuk başvurusunun ve görüşmesinin yapılmadığı gibi mevzuat hükümleri çerçevesinde arabuluculuk anlaşma belgesinin düzenlenmediği sonucuna varılmaktadır.
Tüm bu tespitler karşısında; dava tarihi itibariyle taraflar arasında 6325 sayılı Kanun hükümleri dikkate alındığında, yapılan işlemler geçerli ihtiyari arabuluculuk faaliyeti olarak nitelendirilemez.
Kanun hükümlerine göre usulüne uygun bir başvuru olmadığı, arabuluculuk görüşmelerinin hiç yapılmadığı ve mevzuat hükümleri çerçevesinde usulüne uygun, geçerli bir tutanak düzenlenmediği ve dava tarihi itibari ile zorunlu arabuluculuk şartının henüz yürürlüğe girmediği de dikkate alınarak, davaya konu ihbar ve kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti yönünden işin esasına girilerek sonuca gidilmesi gerekirken, hukuken geçerli bir anlaşmanın varlığı kabul edilerek "arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılan konularda dava açılamayacağı" yönündeki gerekçeyle davanın usulden reddi hatalı olup, bu yönde ilk derece mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının BOZULMASINA karar vermek gerekmiştir.1
Taraf Vekili İle Arabulucunun Aynı Adreste Olması#
…davalı vekilinin bulunduğu aynı adreste bulunan bir avukatın davacı işçi bilgilendirilmeksizin Arabulucu olarak görüşmeleri sürdürmesi ve tutanağa bağlamış olması arabulucunun tarafsız olması ilkesini zedeleyeceğinden bu durumda usulüne uygun bir ihtiyari arabuluculuk başvurusunun ve görüşmesinin yapılmadığı gibi mevzuat hükümleri çerçevesinde arabuluculuk anlaşma belgesinin düzenlenmediği sonucuna varılmaktadır.2
Salt Arabuluculuk Görüşmesinin İşyerinde Yapılması Süreci Geçersiz Yapmaz
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; arabuluculuk belirleme, bilgilendirme, son tutanak ve anlaşma tutanağında davacının imzasının olduğu, arabuluculuk görüşmesinin işyerinde yapılmasının arabuluculuk tutanağını geçersiz hâle getirmeyeceği, irade fesadı hâllerinin ileri sürülmediği ve ispat edilemediği, 1 yıllık süre içerisinde dava açılmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.3
İşverenin işyerinde arabuluculuk yapılabilir#
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu arabuluculuk anlaşma belgesinin imzalanması sürecinde davacı ve arkadaşının 22.03.2021 tarihli dilekçe içeriğine göre, çıkış yasağının bulunduğu bir dönemde tazminatları ödenmek koşuluyla işten çıkışlarının yapılmasını talep ettikleri, bu talebin davalı tarafça arabuluculuk yoluyla sürecin tamamlanması şartıyla uygun görüldüğü ve davalı Şirketin protokol yaptığı belirtilen işveren sendikasınca arabulucu avukatın belirlendiği, davacının ya da arkadaşlarının arabulucu avukata yönelik bir itirazda bulunmadıkları, arabuluculuk görüşmelerinin davalı işyerinde yapıldığı ve arabuluculuk görüşmelerinin yapılacağı yer ile ilgili mevzuatta sınırlayıcı bir hüküm bulunmadığı, görüşmelerde arabulucu avukat tarafından arabuluculuk ile ilgili tarafların bilmesi gereken hususların taraflara sözlü olarak aktarıldığı, görüşmeler sırasında arabuluculuk belgesinde yazılı tazminat ve ücret miktarlarının taraflarca birlikte hesaplandığı ve tutanağa hesaplanan bu miktarların aktarıldığı, arabuluculuk anlaşma belgesinin düzenlenmesi ve arabuluculuk görüşmelerinin çok kısa bir sürede tamamlanmadığı aksine tanık beyanlarından anlaşıldığı kadarıyla uzun sürdüğü, dosyada davacının iradesinin fesada (hata, hile, cebir vb.) uğratılmasına ilişkin herhangi bir somut delil bulunmadığı, arabuluculuk belgesinin imzalanmasında iradenin fesada uğratılması iddiasının yöntemince ispatlanamadığı, yine davacı tarafça anlaşma belgesinin imzalanmaması hâlinde ücretsiz izne çıkarılacaklarının söylendiği iddia edilmişse de davacının bu hususu ispatlayamadığı, davalının davacıdan gelen işten ayrılma talebi sonrasında iş sözleşmesini arabuluculuk yoluyla sonlandırmak istemesinin işveren aleyhine değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, işyerindeki görevi itibariyle attığı imzanın sonuçlarını bilen davacının baskı ile tutanağın imzalatıldığı hususunu yöntemince ispatlayamadığı, sonuç itibarıyla 15.04.2021 tarihli arabuluculuk anlaşma belgesinin geçerli olduğu, üzerinde anlaşılan hususlara ilişkin dava açılamayacağı gerekçesiyle aynı taleplere ilişkin açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Dairenin 2022/3845 Esas sayılı dosyasında verilen hüküm ve bu hükme yönelik olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2023/6460 Esas, 2023/8714 Karar sayılı kararı ile taraf tanıklarının beyanları itibarıyla baskı iddiasının ispatlanmaması ve 15.04.2021 düzenleme tarihli arabuluculuk tutanağı da dikkate alındığında davacının istinaf sebeplerini ispat edemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.4
Toplu bir şekilde toplantı odasında arabuluculuk yapılamaz#
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tüm dosya kapsamı ve tanık beyanlarına göre işyerinde çalışan 15 işçiye işyerinde toplantı odasında arabuluculuk tutanaklarının imzalatıldığı, arabuluculuk görüşmeleri için herhangi bir davette bulunulmadığı, işçilerin arabuluculuk tutanaklarına belgenin ne olduğunu bilmeden imza attıkları, geçmişten gelen hakları ile ilgili evrak imzalatıldığının söylendiği, iptali istenen belgenin ibra niteliğinde olduğu, arabuluculuk sürecinin davacının hür iradesi ile gerçekleşmediği, davalılardan ...'in anlaşma belgesinin tarafı olmadığı gerekçesiyle davalı ... yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı Şirketler yönünden ise davanın kabulü ile 2021/341679 numaralı ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptaline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ibra hükümleri taşıyan her sözleşmenin ne isim altında yapılırsa yapılsın 6098 ... ... Borçlar Kanunu'nun (6098 ... Kanun) 420 nci maddesinde aranan şartları taşıması gerektiği, ... sözleşmesinin devamı sırasında işçilerden alınan ibra niteliğinde geçmiş dönemi tasfiye etmeyi amaçlayan arabuluculuk tutanağının irade fesadı nedeni ile geçersiz olduğu, usulüne uygun görüşmelere davet gerçekleşmeden davalı işyerinde arabuluculuk görüşmesi yapıldığı, arabuluculuk süreci ile ilgili bilgilendirmeler yapılmadan son tutanağın davacı tarafa imzalatıldığı anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalı Şirketlerin istinaf başvurularının esastan reddine arar verilmiştir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Şirketler vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.5
Arabulucu taraflarla ayrı ayrı veya birlikte görüşebilir, telefonla da görüşebilir#
6325 sayılı Kanun'da arabulucunun tarafların her biri ile ayrı ayrı veya birlikte görüşebileceği ve iletişim kurabileceği ifade edilmiştir. Görüldüğü gibi Kanun'da arabulucunun taraflarla aynı fiziki ortamda görüşmesi şeklinde bir zorunluluk öngörülmemektedir. Mevzuatta arabuluculuk faaliyetinin hangi iletişim araçlarıyla gerçekleştirilebileceğine yönelik bir sınırlama bulunmaması karşısında görüşmenin salt telefonla yapılmış olması faaliyetin usulüne uygun olmadığı şeklinde değerlendirilemez. Somut olayda, davacının arabulucu tarafından arandığı ve arabulucuyla telefonda görüşme yaptığı davacı tarafından da kabul edilmektedir. Davacının arabuluculuk faaliyeti sırasında ... sözleşmesinin sona ermesi ve hakları konusunda bilgilendirildiği dosya içinde mevcut arabuluculuk ilk oturum açılış tutanağı, anlaşma tutanağı ve son anlaşma tutanağından anlaşılmaktadır. Bu durumun aksi davacı tarafından usulüne uygun olarak ispat edilemediği gibi iradenin fesada uğratıldığı da ispat edilememiştir.6
Telekonferans#
Telekonferansla görüşme yapılırsa arabuluculuk geçerlidir#
İlk Derece Mahkemesinin 19.11.2022 tarihli kararıyla; arabuluculuk tutanaklarının incelenmesinde 2021/251502 arabuluculuk dosya numarası verilen arabuluculuk tutanaklarına göre sürecin 12.10.2021 tarihinde başlayıp aynı gün sona erdiği, davalının arabulucuyu görmediği, telefonla ya da bilgisayarla herhangi bir görüşmeye katılmadığı, yasal düzenleme gereği arabuluculuk sürecinin bizzat arabulucu tarafından yerine getirilmesi, görüşmelerin tarafsız bir yerde yapılması, arabulucunun tarafsızlığından şüphe edilmesini gerektiren bir durum varsa bunun taraflara açıklanması ve taraflar kabul ediyorsa görüşmelere devam edilmesi gerektiği, tutanaklarda arabuluculuk tutanaklarının düzenlendiği yerin arabulucunun adresi olarak gösterildiği, davacı ve dinlenen tanıkların arabuluculuk evrakının davalıya ait işyerinde imzalatıldığını beyan ettikleri; davacı iddiası, tanık beyanları ve davalı kabulü ile arabuluculuk tutanaklarının davalıya ait işyerinde imzalandığı, bu durumun arabuluculukta tarafsızlık ve eşitlik ilkesine aykırılık oluşturduğu, davacının arabuluculuk toplantısına davet edildiğine ve arabuluculuk süreci hakkında bilgilendirme yapıldığına dair herhangi bir tutanak olmadığı dava konusu arabuluculuk anlaşma belgesinde, arabuluculuk konusu çok sayıda alacak kalemi üzerinde anlaşmaya varıldığı belirtildiği hâlde, bu alacaklara karşılık herhangi bir miktar ödenmesi konusunda anlaşma sağlanmadığı, davacının genel olarak işverenden hak ve alacağı kalmadığına dair ifadelere yer verildiği, herhangi bir alacak konusunda miktar da içerecek şekilde anlaşma içermeyen ihtiyari arabuluculuk tutanaklarının geçerli kabul edilmesinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 420 nci maddesinde tanımlı ibranamenin şekil şartlarını bertaraf etme ve kanuna karşı hile teşkil eder nitelikte olduğu, dava konusu arabuluculuk anlaşma belgesinin usulüne uygun düzenlenmediğinin sabit olduğu gerekçeleri ile 12.10.2021 tarihli arabuluculuk anlaşma belgesinin iptaline karar verilmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 14.03.2023 tarihli kararıyla; dinlenen tanık anlatımları ve davacının Mahkeme huzurunda verdiği beyanı birlikte değerlendirildiğinde, arabuluculuk görüşmelerinin hiç yapılmadığı, arabulucunun iki gün önce davacı ile telefonda görüşerek alabileceği alacakları sayarak başka bir talep hakkının olmadığını bildirdiği, hatta arabulucunun da davacının tutanağı imzaladığı aşamada işyerinde olmadığı, usulüne uygun bir arabuluculuk görüşmesinin yapılmadığı, mevzuat hükümleri çerçevesinde arabuluculuk anlaşma belgesinin düzenlenmediği, yapılan işlemlerin geçerli ihtiyari arabuluculuk faaliyeti olarak nitelendirilemeyeceği, bu nedenle Mahkemenin tutanağın iptaline dair kararının yerinde olduğu, arabuluculuk sürecinin yasal usullere göre yapılmamış olması sebebiyle iptali dava konusu olduğundan arabuluculuk tutanağının ibraname hükümlerine göre değerlendirilmesine yönelik bu konuda bir değerlendirme yapılmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Dairemizin 23.10.2023 tarihli bozma ilâmı ile; davacının arabulucu tarafından arandığı ve arabulucuyla telefonda görüşme yaptığının davacı tarafından da kabul edildiği, arabuluculuk faaliyeti sırasında iş sözleşmesinin sona ermesi ve hakları konusunda bilgilendirildiği, bu durumun dosya içinde mevcut arabuluculuk ilk oturum açılış tutanağı, anlaşma tutanağı ve son anlaşma tutanağından anlaşıldığı, aksinin davacı tarafından usulüne uygun olarak ispat edilemediği gibi iradenin fesada uğratıldığının da ispat edilemediği, arabulucunun davalı Şirketin vekili olarak görev yaptığı ve tarafsız olmadığı iddiasına yönelik olarak gerekli araştırmanın yapıldığı ve davacı tarafından bu durumun da ispat edilemediği, Mahkemece ispatlanamayan davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçeleri ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek bozma kararıı doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.7
Yurtdışındaki İşçiyle Telekonferans Yoluyla Arabuluculuk Yapılabilir#
Somut uyuşmazlıkta davacı vekili tarafından, müvekkilinin ... sözleşmesinin davalı tarafından feshedilmesinden bir gün sonra baskı ve zorlama ile müvekkiline ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağı imzalatıldığı, bu süreçte iradesinin fesada uğratıldığı, arabuluculuk görüşmesinin önemi ve hukuki boyutu hakkında bilgilendirme yapılmadığı ileri sürülmüş; davalı tarafından ise davacının serbest iradesi ile arabuluculuk tutanaklarını imzaladığı savunulmuştur.
Dosya dinlenilen davacı ... soyut ve genel nitelikte beyanlarda bulunmuş olup davacının arabuluculuk görüşmelerine ve iddialarına ilişkin somut tanık anlatımı bulunmamaktadır. Dosyadaki bilgi ve belgeler ile davacı tanık beyanı ve ilâmın İlgili Hukuk kısmının (5) numaralı paragrafında belirtilen Daire kararları birlikte değerlendirildiğinde; davacının ihtiyari arabuluculuk tutanağına yönelik irade fesadı iddiasını usulüne uygun olarak ispat edemediği anlaşılmıştır.
Ayrıca davacının arabuluculuk faaliyeti sırasında arabuluculuğun esasları, süreci ve hukuki sonuçları konusunda bilgilendirildiği, dosyada mevcut arabuluculuk ilk oturum açılış tutanağı, anlaşma tutanağı, arabuluculuk son tutanağı ve arabulucu tarafından İlk Derece Mahkemesine gönderilen cevabi yazıdan anlaşılmaktadır. Bu durumun aksi de davacı tarafından ispat edilememiştir. O hâlde, Bölge Adliye Mahkemesince ispatlanamayan davanın reddi yerine yanılgılı değerlendirme ile kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.8
Telekonferans Yapılabilir#
arabulucunun yüz yüze toplantıları düzenlemesi esas olmakla birlikte görüşmenin telekonferans, telefon ve benzeri şekilde yapılmasına engel bir düzenleme bulunmadığı,9
İşçi İşverenin İşyerinde iken telekonferans yapılabilir#
Somut uyuşmazlıkta davacı vekili tarafından, müvekkilinin iş sözleşmesinin davalı tarafından feshedilmesinden sonra baskı ve zorlama ile müvekkiline ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağı imzalatıldığı, bu süreçte iradesinin fesada uğratıldığı, arabuluculuk görüşmesinin önemi ve hukuki boyutu hakkında bilgilendirme yapılmadığı ileri sürülmüş; davalı tarafından ise davacının serbest iradesi ile arabuluculuk tutanaklarını imzaladığı savunulmuştur. Dosyada dinlenilen davacı tanıkları soyut ve genel nitelikte beyanlarda bulunmuş olup davacının arabuluculuk görüşmelerine, sürece ve irade fesadı iddialarına ilişkin somut tanık anlatımı bulunmamaktadır. Davacının ihtiyari arabuluculuk tutanağına yönelik irade fesadı iddiasını usulüne uygun olarak ispat edemediği anlaşılmıştır. Ayrıca davacının arabuluculuk faaliyeti sırasında arabuluculuğun esasları, süreci ve hukuki sonuçları konusunda bilgilendirildiği, dosyada mevcut arabuluculuk ilk oturum açılış tutanağı, anlaşma tutanağı, arabuluculuk son tutanağından anlaşılmaktadır. Bu durumun aksi de davacı tarafından ispat edilememiştir. İlk Derece Mahkemesince ihtiyari arabuluculuk tutanağı geçerli kabul edilerek bu tutanağın iptaline ve talep edilen alacakların tahsiline yönelik davanın reddi yerine yanılgılı değerlendirme ile ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptaline ve dava konusu alacakların kısmen kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.10
İşçi işverenin işyerinde iken telekonferans yapılabilir#
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ihtiyari arabuluculukla anlaşma tutanağına göre davacının işçilik alacakları kapsamında tutanakta belirtilen ücreti tahsil ettiği, arabuluculuk görüşmelerinin davacının çalıştığı yer olan Kuveyt'te bilgisayar ile görüntülü olarak işverenin hakimiyet alanında gerçekleştirildiği, hatta dörder beşer kişilik gruplar hâlinde görüşme yapıldığı, imzalamayanlara da haklarının verilmeyeceği yönünde baskı kurulduğu, bu nedenlerle ihtiyari arabuluculuk tutanağının geçerli olmadığı, davalı işverence iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinin ispatlanamadığı, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, tanık beyanlarına göre fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil alacaklarının ispatlandığı, yıllık izin alacağının bulunmadığı gerekçesi ile ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptali ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu tazminat ve alacaklar yönünden arabuluculuk süreci başlamadan önce taraflar arasında uyuşmazlık bulunduğuna yönelik dosyada herhangi bir delil mevcut olmadığı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
İhtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin iptali talepli tespit davası ve işçilik alacakları istemli davanın birlikte görülemeyeceğini,
Tarafların dava konusu alacaklar üzerinde arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya vardığını, arabuluculuk anlaşma tutanağını imzaladıklarını, arabuluculuk tutanağı ile anlaşılan hususlar hakkında dava açılamayacağını,
Davacının ücretinin hatalı olarak hesaplandığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; arabuluculuk sürecinin kanuna uygun şekilde yürütülüp yürütülmediği, buna göre dava konusu ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının iptalinin gerekip gerekmediği ve sonucuna göre davacının dava konusu alacaklara hak kazanıp kazanmadığı noktasındadır.
Arabuluculuk anlaşma belgesi, borçlar hukuku anlamında bir maddi hukuk sözleşmesi olup bu sözleşmenin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/5 hükmü bağlamında geçerli olmadığı ileri sürülebilir. Böyle bir durumda, arabuluculuk faaliyetinin hiç yapılmadığı veya usulüne uygun yapılmadığı ya da irade fesadı iddiası ileri sürüldüğünde; ispat yükü davacıya aittir.
Somut uyuşmazlıkta davacı vekili tarafından, müvekkilinin iş sözleşmesinin davalı tarafından feshedilmesinden sonra baskı ve zorlama ile müvekkiline ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağı imzalatıldığı, bu süreçte iradesinin fesada uğratıldığı, arabuluculuk görüşmesinin önemi ve hukuki boyutu hakkında bilgilendirme yapılmadığı ileri sürülmüş; davalı tarafından ise davacının serbest iradesi ile arabuluculuk tutanaklarını imzaladığı savunulmuştur.
Dosyada dinlenilen davacı tanıkları soyut ve genel nitelikte beyanlarda bulunmuş olup davacının arabuluculuk görüşmelerine, sürece ve irade fesadı iddialarına ilişkin somut tanık anlatımı bulunmamaktadır. Dosyadaki bilgi ve belgeler ile davacı tanıklarının beyanları ve Daire kararları birlikte değerlendirildiğinde; davacının ihtiyari arabuluculuk tutanağına yönelik irade fesadı iddiasını usulüne uygun olarak ispat edemediği anlaşılmıştır.
Ayrıca davacının arabuluculuk faaliyeti sırasında arabuluculuğun esasları, süreci ve hukuki sonuçları konusunda bilgilendirildiği, dosyada mevcut arabuluculuk ilk oturum açılış tutanağı, anlaşma tutanağı, arabuluculuk son tutanağından anlaşılmaktadır. Bu durumun aksi de davacı tarafından ispat edilememiştir. O hâlde, İlk Derece Mahkemesince ihtiyari arabuluculuk tutanağı geçerli kabul edilerek bu tutanağın iptaline ve talep edilen alacakların tahsiline yönelik davanın reddi yerine yanılgılı değerlendirme ile ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptaline ve dava konusu alacakların kısmen kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.11
İşyerinde Yapılması Tek Başına Geçersizlik Sebebi Değildir; Ancak Görüşme Saati ve Süresi Yazılmamışsa Süreç Geçersizdir#
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekilince sunulan belgelerden arabuluculuk görüşmelerinin davalı işverenliğe ait işyerinde yapılmış olması arabuluculuk tutanağını geçersiz hâle getirmeyeceği anlaşılmakta ise de; dava konusu geçersizliği ve iptali istenen ihtiyari arabuluculuk belirleme tutanağının ve son tutanağının 11.10.2022 tarihinde düzenlendiği, arabuluculuk görüşmelerine başlanıldığı ve görüşmenin bittiği saatin yazılı olmadığı, görüşmenin ne kadar sürdüğünün anlaşılamadığı, dinlenen tanık beyanlarından arabulucu ile hiç görüşmenin yapılmadığının anlaşıldığı, işçilik haklarının arabuluculuğa taşındığı, faaliyetin ne olduğu, nelerin müzakere edildiği, işçilik alacaklarının miktarları ve anlaşmaya varamadıkları hususların neler olduğu açıklanmadan, yine arabuluculuğun hukuki sonuçları konusunda davacı tarafa bilgilendirme yapılmadan arabuluculuk son tutanağının davacı tarafa imzalatıldığı, arabuluculuk belirleme tutanağının ve son tutanağının aynı gün olduğu, bu itibarla davalı işverenin arabuluculuk görüşmesi öncesinde davacı ile tartışmaksızın tüm evrakları önceden hazırladığı, davacının görüşme, düzenlenen tutanak içeriği ve süreç hakkında yeterince aydınlatılmadığı kanaatine varıldığı, arabuluculuk sürecinin davacının hür iradesi ile gerçekleşmediği, tutanağın imzalanmaması hâlinde tazminatlarını alamayacakları yönünde beyanda bulunulduğundan bu şekilde yapılan arabuluculuk tutanağının usulüne uygun geçerli bir tutanak vasfını haiz olmadığı, tutulan arabuluculuk tutanağının yasanın aradığı koşullara uygun olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Değerlendirme ve Gerekçe: Uyuşmazlık, dava konusu ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin iptalinin gerekip gerekmediğine ilişkindir
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.12
Kaynaklar
- Yargıtay 9. HD 2019/3694 E. 2019/1304 K. ↩
- Ankara BAM 9. HD 2023/6 E., 2023/935K., ↩
- Yargıtay 9. HD 2022/15997 E., 2023/874 K. ↩
- Yargıtay 9. HD 2024/1071 E. 2024/4042 K. ↩
- Yargıtay 9. HD 2023/15031 E. 2024/90 K. ↩
- Yargıtay 9. HD 2023/10079 E. 2023/15580 K. ↩
- Yargıtay 9. HD, 2024/7383 E. 2024/9149 K. ↩
- Yargıtay 9. HD, 2023/10503 E. 2023/17832 K. ↩
- Yargıtay 9. HD 2023/590 E., 2023/6703 K. ↩
- Yargıtay 9. HD 2025/5152 E., 2025/8447 K. ↩
- Yargıtay 9. HD 2025/5152 E., 2025/8447 K. ↩
- Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 2025/4772 E., 2025/5584 K., 30.06.2025 ↩