Mahkemece yapılan incelemede iptali istenen ihtiyari arabuluculuk tutanağında görüşmenin başladığı tarihin 02.03.2020, bittiği tarihin de 02.03.2020 olduğu, bu kapsamda arabuluculuk görüşmelerine başlanıldığı ve görüşmenin bittiği saatin yazılı olmadığı, görüşmenin ne kadar sürdüğünün anlaşılamadığı bu şekilde yapılan arabuluculuk tutanağının usulüne uygun geçerli bir tutanak vasfını haiz olmadığı, yine tutanakta tüm alacak kalemleri karşılığında bir ücret tespiti yapıldığı, hangi alacak kaleminin hangi ücrete ilişkin olarak değerlendirildiğinin belirli olmadığı, bu şekilde yapılan arabuluculuk tutanağının usulüne uygun geçerli bir tutanak vasfını taşımadığı, usule uygun ihtiyari arabuluculuk tutanağının düzenlenmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile tutanağın iptaline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının iş sözleşmesinin 02.03.2020 tarihinde sona erdiği, taraflar arasındaki ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin de aynı tarihte düzenlendiği, arabulucu belirleme tutanağında davacı işçinin arabulucuya başvurduğu belirtilmesine rağmen, arabulucu tarafından Ankara 51. İş Mahkemesinin 2021/759 Esas sayılı dosyasında 02.05.2023 tarihli oturumda tanık olarak beyanında, davalı işyerinde alışveriş sırasında tarafların kendisi ile görüştüklerini, işyerinin pazartesi günü sakin olması nedeniyle işyerine giderek arabuluculuk dosyasını açtığını belirtilmesi göz önüne alındığında, arabulucu belirleme tutanağının geçerliliğinin şüpheli hâle geldiği, ayrıca işveren tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna sunulan işten ayrılış bildirgesinde iş sözleşmesinin 02.03.2020 tarihinde (kod 03) istifa nedeniyle sona erdiğinin belirtildiği, aynı tarihte gerçekleşen fesih ve arabuluculuk süreçlerinden hangisinin daha önce gerçekleştiğinin tespit edilemediği, evrak içeriklerinden fesih ve arabuluculuk süreçlerinin birlikte yürütüldüğü, arabuluculuk sürecine başvuru öncesinde iş sözleşmesinin sona erdiği mevcut belgelere göre kesin olarak tespit edilemediğinden taraflar arasında arabuluculuk faaliyeti başlamadan önce herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı, böyle bir durumda 02.03.2020 tarihli anlaşma belgesinde yer alan, sözleşmenin sona ermesine bağlı olan kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin alacağı yönünden taraflar arasında bir uyuşmazlık çıktığından söz edilemeyeceği bu durumda gerçekte bir fesih söz konusu olmadığı hâlde işçiye ihbar ve kıdem tazminatı adı altında bir ödemenin arabulucu önünde yapılan anlaşma ile kararlaştırılmış olmasının ödemenin avans niteliğini ortadan kaldırmayacağı aynı şekilde iş sözleşmesi sona ermediği hâlde yıllık ücretli izin hakkının arabuluculuk anlaşma belgesi ile paraya tahvil edilmesinin de kabul edilemeyeceği keza, iş sözleşmesinin arabuluculuk sürecinden önce sona erdiği kanıtlanamadığından feshe bağlı alacakların hukuki sonuçları bakımından bir anlaşmadan da söz edilemeyeceğinden bu hususta taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunduğuna dair herhangi bir emare bulunmamasına rağmen arabuluculuk son tutanağında ve anlaşma belgesinde bu hususta da anlaşıldığının belirtilmesinin arabuluculuk belgesinin geçersizliğine yol açacak ağırlıkta olduğu, işveren ve işçi arasında, işçilik alacakları konusundaki uyuşmazlığa ilişkin arabuluculuk tutanağının düzenlendiği tarih dikkate alındığında, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri bir zamanda uyuşmazlık konusu olmadan ve işçinin başvurusu bulunmadan arabuluculuk tutanağı düzenlendiği, tanıklarca anlaşma belgesinin imzalanması sırasında arabulucunun olmadığı, işten ayrılırken formalite gereği imza atmalarının istenildiği, 500,00 TL tutarın ise o aya ilişkin prim alacağı olduğunun beyan edildiği, arabuluculuk görüşmelerinin davalı işyerinin adresinde gerçekleştirilmesi, arabulucu belirleme tutanağında arabulucuya başvurduğu belirtilen davacının, arabulucunun adresi yerine belirtilen işyeri adresinde başvuru yapılması göz önüne alındığında, 02.03.2020 tarihli anlaşma belgesinin geçerli bir arabuluculuk anlaşma belgesi niteliğinde olmadığı, davacının arabulucuya usulüne uygun bir şekilde başvurusu bulunmadığı, usulüne uygun bir şekilde arabuluculuk sürecinin yürütülmediği değerlendirilerek tutanağın geçerli olmadığı kanaati ile davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 10.10.2024 tarihli ve 2024/10147 Esas, 2024/13332 Karar; 31.10.2022 tarihli ve 2022/11077 Esas, 2022/13780 Karar; 08.05.2023 tarihli ve 2023/7438 Esas, 2023/6717 Karar; 07.02.2022 tarihli ve 2021/12911 Esas, 2022/1387 Karar sayılı ilâmlarında ortaya koyulan ilke ve esasların da bu yönde olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
….
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,1
Kaynaklar
- Yargıtay 9. HD, 2025/4284 E., 2025/5662 K., ↩