Fesih olsa bile sgk’dan çıkış yapılmamışsa süreç geçerli olmaz#
konu ihtiyari arabuluculuk başvurusunun davalı işverence yapıldığı, davacının doğum izninde olduğu, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarında davacının işten ayrılış tarihinin 11.03.2023 olarak düzenlendiği ancak işten ayrılış bildirgesinin, ihtiyari arabuluculuk tarihi olan 13.03.2023 tarihinde SGK'ya bildirildiği, taraflar arasında 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu (6325 sayılı Kanun) 18/5 hükmü kapsamında bir anlaşmanın varlığından söz edebilmek için öncelikle bir uyuşmazlığın ortaya çıkmış olması ve bundan sonra arabulucuya başvurulmuş olması gerektiği ancak taraflar arasında uyuşmazlık doğmadan davalı işverence ihtiyari arabuluculuğa başvurulduğu, dinlenen tanıkların da bu hususları doğruladığı, davacının iradesinin fesada uğratıldığı, bu nedenle taraflar arasındaki davaya konu ihtiyari arabuluculuk görüşmesi ile sonrasında düzenlenen tutanağın yasal şartları haiz olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.1
SGK'ya Çıkış Bildirimi Yapılması Tek Başına Fesih Anlamına Gelmez#
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının dava dilekçesinde 07.09.2010 tarihinden iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği 31.01.2024 tarihine kadar aralıksız ve kesintisiz olarak makam şoförü olarak çalıştığını iddia ettiği, dosyaya sunulan ve iptali talep edilen ihtiyari arabuluculuk tutanağının ise sadece davalı nezdinde çalışılan süreyi kapsadığı, arabulucunun tanık olarak beyanında davalı Şirket vekili olduğunu ikrar ettiği, davacının iş sözleşmesinin feshedilmediği, sadece Sosyal Güvenlik Kurumuna çıkış bildiriminin yapıldığı, bunun da fesih anlamına gelmediği hususları dikkate alındığında arabuluculuk tutanağının geçerli olmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.2
Arabuluculuk Süreci Fesih Sürecinin Bir Parçası Olmamalıdır#
Arabuluculuğun iradi olma ve eşitlik ilkelerine de uygunluk arz etmemektedir. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş ve işlemlerden doğan uyuşmazlıklara ilişkin arabuluculuğun geçerliğinden söz edilebilmesi için arabuluculuk süreci, fesih sürecinin bir parçası olmamalı, fesih sürecinden bağımsız olarak, yukarıda yer verilen ilkelere uygun şekilde mevcut ve güncel bir uyuşmazlığın çözümüne ilişkin olmalıdır. İşveren feshinden önce gerçekleşen veya fesih sürecinin bir parçası olarak yürütülen arabuluculuk sürecinin hukuka uygunluğundan söz edilemeyecektir. Dava konusu arabuluculuk sürecinin, fesih süreciyle iç içe geçtiği, hatta fesihten daha evvel başlatıldığı arabuluculuk öncesinde işçiye kıdem tazminatı ödemesi yapılmadığı veya ödenecek kıdem tazminatı ile diğer alacak tutarlarının belirtilmediği, bu haliyle uyuşmazlığın henüz oluşmadığı anlaşıldığından, işe iade davasında bir ön mesele olarak görülen arabuluculuk tutanağının geçersizliği iddiasının kabulü gerekirken yazılı gerekçeyle arabuluculuk tutanağına itibar edilmesi hatalı olmuştur. Davacı tarafın istinafı bu gerekçeyle yerinde görülmüştür. 3
Kaynaklar