Üst Düzey Yönetici Fazla Çalışma Ücreti Alabilir Mi?

4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi gereğince, bir işçinin iş güvencesi hükümlerinden faydalanabilmesi için işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ya da yardımcısı veya işyerinin bütününü yönetme yetkisine ve işe alma, işten çıkarma yetkisine sahip olmaması gerekmektedir. Bir işçi, işletmenin bütünü sevk ve idare ediyorsa ya da bu kişinin yardımcısı ise veya işyerinin bütününü yönetiyor ve aynı zamanda işçi alma ve işçi çıkarma yetkisine sahipse işveren vekili olarak tanımlanmakta, bu doğrultuda iş güvencesi hükümlerinden faydalanamamaktadır. İş güvencesinden yararlanamayan işveren vekili, üst düzey yönetici olarak kabul edilmektedir.

Aşçıbaşı Üst Düzey Yönetici Değildir

Taraflar arasında davacının üst düzey yönetici olup olmadığı ve fazla çalışma alacağına hak kazanıp kazanmadığı uyuşmazlık konusudur. Somut olayda, davalıya ait otelde mutfak ekibinden sorumlu aşçıbaşı olarak çalışan davacı, yedi gün 07.30-21.30 saatleri arasında çalıştığını fazla çalışma ücretinin ödenmediğini ileri sürmüş, davalı ise davacının fazla çalışma ücretlerinin bordroya yansıtılarak ödendiğini, ayrıca davacının üst düzey yönetici olduğunu savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince tanık anlatımları doğrultusunda davacının sezon olarak kabul edilen 01 Nisan -31 Ekim tarihleri arasındaki dönemde haftada 7 gün çalışarak 35 saat fazla çalışma yaptığı kabul edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacının işyerindeki konumu ve ücreti dikkate aldığında üst düzey yönetici olduğu sonucuna varılarak fazla çalışma ücretinin reddine karar verilmiştir.

Davacı ile davalı arasındaki sözleşmeye göre, davacının aşçıbaşı olarak görev yaptığı taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Davacı, her ne kadar mutfak ekibinin başı ve mutfak ekibinin çalışmasından sorumlu ise de, işyerinde ifa ettiği iş dikkate alındığında üst düzey yönetici olarak kabul edilmesi yerinde değildir. Ayrıca davacının işverenin emir ve talimatı altında ve işverence belirlenen çalışma saatlerinde çalıştığı dosya kapsamı ile sabittir. Bu halde, davacının üst düzey yönetici olduğu gerekçesiyle fazla çalışma ücreti talebinin reddine karar verilmesi hatalı olup, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.[1]

Kendisine Çalışma Yapması Konusunda Emir Veren Yoksa Kişi üst Düzey yöneticidir

İşyerinde üst düzey yönetici konumda çalışan işçi, görev ve sorumluluklarının gerektirdiği ücretinin ödenmesi durumunda, ayrıca fazla çalışma ücretine hak kazanamaz. Bununla birlikte üst düzey yönetici konumunda olan işçiye aynı yerde görev ve talimat veren bir başka yönetici ya da şirket ortağı bulunması halinde, işçinin çalışma gün ve saatlerini kendisinin belirlediğinden söz edilemeyeceğinden, yasal sınırlamaları aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti talep hakkı doğar. O halde üst düzey yönetici bakımından şirketin yöneticisi veya yönetim kurulu üyesi tarafından fazla çalışma yapması yönünde bir talimatın verilip verilmediğinin de araştırılması gerekir. İşyerinde yüksek ücret alarak görev yapan üst düzey yöneticiye işveren tarafından fazla çalışma yapması yönünde açık bir talimat verilmemişse, görevinin gereği gibi yerine getirilmesi noktasında kendisinin belirlediği çalışma saatleri sebebiyle fazla çalışma ücreti talep edemeyeceği kabul edilmelidir.

Somut olayda, davacının davalı işyerinde Bursa Bölge Müdürü olarak çalıştığı anlaşılmaktadır.Davacı tanığı … beyanında kendisinin genel müdür olarak çalıştığını,davacının amiri olarak çalışma saatlerini kendisinin düzenlediğini belirttiği,bölge adliye mahkemesince bu tanık beyanına göre davacının kendi mesaisini belirleyebilecek derecede üst düzey yönetici olmadığı gerekçesi ile fazla mesai ücreti alacağı hüküm altına alınmış ise de;tanık Metin’in genel müdür olarak İstanbulda çalıştığı,davacının bölge müdürü olarak Bursada görev yapması sebebiyle bulunduğu yerde üst düzey yönetici sıfatıyla çalışmış olduğu, yetki alanı gereğince çalışma düzenini kendisinin belirleyebilecek konumda olduğu anlaşılmakla, fazla mesai ücreti talebinin reddine karar verilmesi gerekirken,yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.[2]


[1] 9. Hukuk Dairesi 2019/6662 E., 2021/2385 K.

[2] 9. Hukuk Dairesi 2019/7000 E., 2020/16545 K.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir